ISSN 1308-8483
Gezip Görülecek Yerler

Gezip Görülecek Yerler



Foça'ya gelmişsiniz yada geleceksiniz;

Şunu yapın bunu yapmayın, şunu yiyin bunu yemeyin yada bunu görün onu görmeyin diyemeyiz! Ben şahsen bu tür yönlendirmelerden hoşlanmam, lakin ille de yönleneceğim veya yönlenmeyeceğim fakat yan canibimde dursun diyenlerdenseniz ona lafım yok!

Vardır bir bildiğiniz elbet.

Yollara çıkarak, yeni keşiflere yelken açan insanlara saygım sonsuzdur. Gezginler; özgürlükçü ruhlarını da beraberlerinde taşırlar oradan oraya. Vardır bir bildikleri, bilecekleri diyerek alalım sözün kösteğini...

Sürprizlerdir yaşamı akışkan kılan. Desem ki size Foça'nın meşhur yoğurtlu kupa balığını mutlaka yemelisiniz, olur mu? Ya, siz klasik ızgara levrek çipura hastasıysanız ve yoğurt sevmiyorsanız!

Desem ki; Radika veya hardal otu, turp otu salatası yemeden dönülmez Foça'dan, otçu değilseniz, etten başka hiçbir şey sizin damak zevkinize hitap etmiyorsa! Yine olmadı işte…

Desem ki; Siren kayalıkları ve fokların mağaraları görülmeden zinhar dönmeyin. Ya sizi deniz tutuyorsa? Ya batıl itikatlarınız varsa (efsanedeki gibi, sirenlerin büyülü sesini kulaklarınızdan söküp atamayacağınıza inanıyorsanız!)

Antik çağda, kentin doğusundaki tepeler üzerinden geçen surlar; Athena Tapınağı’nın bulunduğu yarımadayı da kuşatıyordu. Hem antik hem de onun üzerinde bulunan bugünkü Foça bu surların çevrelediği alanın içerisinde kalmaktadır.

Ortaçağdan kalma, şehrin etrafını çevreleyen surların en iyi korunmuş bölümleri, yarımada üzerindeki Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerine ait onarımlardır. Şimdi kısmen tahrip olmuş mazgallı ve kuleli bir surdur. Yan yana dizili beş kapı bulunan bölümü şehre giriş için kullanılırdı. Beşkapılar yöresindeki yazıta göre, Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1538-1539 yıllarında bir onarım görmüştür. Kulenin bu bölümü 1983 yılında restore edilmiştir.

Desem ki; İlla da Beşkapılar’ı da görün! Göreceksiniz zaten kaçarı yok. Çünkü; Foça’nın en göz alıcı sahiline inci gerdanlık gibi dizilmiş beş adet tarihi kapı ve kale müştemilatından ibarettir. Kybele Açık Hava Tapınağı’nın önünden Beşkapılar’a doğru yürüyüş, herkesin günlük ritüelidir.

Yine desem ki, aman ne yapıp edin ve Akkayalar mevkiindeki dede yatırlarını görmeden hiçbir yere gitmeyin! Ya siz dedelere yatırlara itibar etmiyorsanız, etmediğiniz gibi hatta kızıyorsanız! Abesle iştigal bir durum olurdu bu.

O yüzden Akkayalar mevkiindeki dede enflasyonunu size önermemde herhangi bir ekstralık olamaz.

Oysa ki; Akkayalar mevki geçmişte bol miktarda keramet gösteren zaat-ı muhterem yetiştirmiştir. Horoz Dede, Süt Dede, Makarna Dede (Çıplak Dede) bunlardan en önemlileridir. İlgili ve meraklısı zaten dedelere ulaşacak manevi bir yol bulacaktır!

Sonra desem ki; ne yapıp edip Şeytan Hamamı'nı da görün. İsmiyle hiç ilgisi olmayan, M.Ö. 4. yüzyılın sonunda yapılmış bir mezardır. Niçin Şeytan Hamamı denir bilinmez!

Çan tepesinin eteklerinde askeri alan içinde yer alan bu yer, antik çağda kayalara oyularak yapılmış bir aile mezarıdır.

Desem ki; Pazar gezmeyi sever misiniz? Tarihi kalıntılardan uzaklaşıp bugüne buyur etsek sizi…

Salı günleri kurulur Foça’nın pazarı. Her türlü yeşilliğin bolca satıldığı, mefruşat, zücaciye, baharattan tutun da, yufkacı, hurdacı ayakkabıcıların ve bilumum esnafın tezgah açtığı oldukça zengin bir pazarı vardır Foça’nın. Hele yaz mevsiminde öyle kalabalıktır ki, iğne atsanız düşmez yere.

Nurdan ÇAKIR TEZGİN




Foça Tarihi Merkezi

Foça Tarihi Merkezi, geçmişten günümüze Foça’da gündelik yaşamı içeren ve kolay ulaşılabilen kapsamlı bir bilgi ve materyal bankası oluşturmak ve giderek bunları bir kent arşivi müzesine dönüştürmek amacıyla 23 Nisan 2013 tarihinde açılmıştır.

115. sokak üzerinde Belediye Dükkanları’nın ikinci katında yer almaktadır. (Demokrasi meydanına yakındır.)

Foça Tarihi Merkezi, hafta içi her gün (Pazartesi - Cuma) mesai saatleri arasında ziyaret edilebilir.



TC Dz.K.K. Denizciliği Tanıtma, Sevdirme ve Yaygınlaştırma Merkezi

Aşıklar caddesinin Büyükdeniz kıyısında yer alan Denizciliği Tanıtma, Sevdirme ve Yaygınlaştırma Merkezi’nde Türk Deniz Kuvvetleri’nde kullanılan alet ve teçhizatların yanı sıra 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan görünümler ve elde edilen askeri malzemeler de sergileniyor. Merkez, zaman zaman farklı konulardaki sergilere de ev sahipliği yapmaktadır.

Merkez, hafta içi 10.00 - 21.00, hafta sonları 10.00 – 20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaretçilere açıktır.



Surlar ve Beşkapılar Kalesi

Antik çağda kentin doğusundaki tepeler üzerinden geçen surlar, Athena Tapınağı’nın bulunduğu yarımadayı da kuşatıyordu. Hem antik hem de onun üzerinde bulunan bugünkü Foça bu surların çevrelediği alanın içerisinde kalmaktadır.

Ortaçağdan kalma, şehrin etrafını çevreleyen surların en iyi korunmuş bölümleri, yarımada üzerindeki Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerine ait onarımlardır. Kısmen restore edilmiş mazgallı ve kuleli bir surdur. Yan yana dizili beş kapı bulunan bölümü şehre giriş için kullanılırdı. Beşkapılar yöresindeki yazıta göre, Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1538-1539 yıllarında bir onarım görmüştür.



Kybele Açık Hava Tapınağı

MÖ 580 yıllarına tarihlenmiştir. Çeşitli büyüklüklerdeki beş nişte tanrıça Kybele’nin heykelleri ve kabartmaları yer alıyordu. Kayaya oyulmuş adak havuzu ile denizci fenerlerinin konulması için yapılan küçük nişler denizden gelenlerin burada tapındıklarını ortaya koymuştur. Kutsal alanın yaslandığı kayalık üzerindeki sur duvarları; duvarların dört ayrı dönemini göstermektedir. Bunlar arkaik surlar harçsız, Roma dönemi surlarında kireç harcı, Ceneviz ve Osmanlı dönemi surlarında ise kireç harcı, kum, tuğla parçası ve kiremit tozlarından oluşan Horasan harcı kullanılmıştır. Yukarıda, eski ortaokul binasının altında Athena Tapınağı bulunmaktadır. Her ikisi de tanrıçadır. Athena, Babilli kraliçe Izdar’a kadar gider. Kybele ise Anadolu’nun tanrıçasıdır. Her iki tanrıçanın altlı, üstlü bulunması da önemli bir olaydır. Kybele arkaik dönemden itibaren Phokaia’da çok saygı görmüştür. Yeldeğirmenli tepe ile İncir adasında da Tanrıça Kybele’ye ait kutsal alanlar mevcuttur.



Athena Tapınağı

Baş tanrıça Athena’nın tahtadan heykelinin yer aldığı, İon dünyasının en eski tapınağı, surların içinde, körfeze ve kente hakim kayalık düzlükte yer alıyordu. Bu kayalık alanda aynı zamanda Anadolu’nun ana tanrıçası olan Kybele de saygı görüyordu. 1993 kazıları sırasında ortaya konulan Kybele açık hava tapınağı bunu gösterir. 1952-1970 yılları arasında aralıklı olarak Ord. Prof. Dr. Ekrem AKURGAL tarafından yapılan kazılar, 1998 yılından itibaren JTI (Japan Tobacco International) Türkiye’nin desteğiyle yeniden ele alındı. Tapınağın bir podium üzerine oturduğu anlaşıldı. Kazılar halen devam etmektedir.



Yel Değirmenleri ve Ana Tanrıça Kutsal Alanı

18. veya 19. yüzyıla ait olan ve kısmen korunmuş bu üç yeldeğirmeninin bulunduğu tepenin üzerinde antik çağda Ana Tanrıça Kybele’nin kutsal alanı bulunmaktaydı. Bu alana, tepenin güneybatısındaki kayalara oyulmuş merdivenlerle ulaşılmaktaydı. Bu çevrede kayalara oyulmuş 150 kadar adak nişi bulunmaktadır. Bu nişlerin bazıları kabartmalı olarak yapılmıştır. İçleri düz olanlara ise mermer kabartmalar konuyordu. Bu nişler, Arkaik, Klasik ve Hellenistik dönemlerde (MÖ 7. - l. yüzyıllar) kayalara oyulmuştur.



İlk yerleşim alanı – Oval yapı

Foça’nın güneyinde, İmbat caddesi üzerindedir. MÖ. 3. bin yıla ait parçalar bulunmuştur. Geç Tunç Çağı’nın erken evresine ait oval bir yapı açığa çıkarılmıştır. Demirci atölyesinin üstüne inşa edilen II. nolu oval ev, MÖ. 11. yy’a tarihlenmektedir.



Siren Kayalıkları

Sirenler ve siren kayalıkları, ilk defa Homeros'un Odysseia destanı ile karşımıza çıkar.

Sirenler, geniş kanatlarıyla kuş vücutlu ve çok güzel kadın başlı yaratıklardır. Esrarengiz sesleri, en güzel müzik mırıltıları ve şehvetli inlemeleriyle erkeklerin akıllarını başlarından alırlar.

Siren Kayalıkları Orak Adası'nın batısında yer almakta ve sadece deniz yolu ile ulaşılabilmektedir.



Pers Mezar Anıtı (Taş Ev - Taş Kule)

Foça’nın 7 km. kadar doğusunda, kuru bir dere yatağı kenarında MÖ 4. yy’a tarihlenen Lydia / Lykia geleneğinde Pers etkisi altında kalınarak yapılmış bir mezar anıtıdır. 2000 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları 2001 yılında tamamlanarak ziyarete açılmıştır.

Bu yapı bir mezar anıtı olup, büyük bir kaya kütlesinin oyulmasıyla oluşturulmuştur. İki katlı olan anıtta, mezar odası alt katta bulunmaktadır. Lykia, Lydia, Phrygia'daki mezar anıtları gibi kayadan oyulmuş bu mezar anıtı, kuvvetli Pers özellikleri göstermektedir. Anadolu'daki Pers egemenliği (MÖ 546-334) sırasında yapılmıştır.



Dış Kale

Foça’nın güney batısındaki Kale Burnu’nda Dış Kale ya da Ceneviz Kalesi diye anılan kale, kaynaklara göre 1678 yılında bölgeyi korumak için stratejik bir noktada, Osmanlılar tarafından, bir “Boğazkesen” olarak yapılmıştır. İç kısımda Türk hamamı kalıntıları görülür.



Şeytan Hamamı

Çan tepesinin eteklerinde askeri alan içinde yer alan bu yer, antik çağda kayalara oyularak yapılmış bir aile mezarıdır. Mezar uzun bir yol ve iki mezar odasından oluşmuştur. Her odanın içinde tabana oyuk olarak yapılmış ikişer mezar bulunmaktadır. Bazı Lydia mezarlarına benzeyen bu mezarda Prof. Dr. Ekrem AKURGAL’ın yapmış olduğu kazılar sırasında mezarda bulunan Hellen seramiği, mezarın MÖ 4. yüzyılın sonunda yapılmış olduğunu göstermektedir.



Tiyatro

MÖ 340 - 330 yıllarına tarihlenen tiyatro son dönem kazılarında bulunmuştur. Anadolu’nun en eski tiyatrosudur.

Kazı iki ayrı bölümde yapılmış olup, birinci bölümde Analemna duvarı iyi korunmuş halde ortaya çıkarılmıştır. 4.5 m. yüksekliğindedir.

Mersinaki caddesinden İzmir yoluna dönülen ve yel değirmenlerinin alt yamaçlarında yer alan ve görülebilen ikinci bölümde ise dört ayrı basamak ortaya konmuştur. Basamaklarda “Fuyte Oyta” yazısına rastlanmıştır. Buradan her mahallenin ayrı bir bölümde oturduğu ortaya konulmuştur. MS 1. yy’da seramik çöplüğü 2. yy’da da nekropolis olarak (mezarlık) kullanılmıştır.

Dayanıklı bir taş türü olmayan ve yörede “Foça taşı” olarak anılan tufadan yapılmıştır.

Roma döneminde bir etkinlik göstermemesinde bu dönemde kentte başka bir tiyatro olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak yeri henüz saptanamamıştır.



Arkaik Sur Duvarı ve Kent Kapısı

Son dönem kazıları Foça’nın arkaik dönemde 5 km. uzunluğunda surlara sahip olduğunu ortaya çıkardı. MÖ 590-580 yıllarına tarihlenen sur duvarlarının bir bölümü, Maltepe Tümülüsü tepesinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Tarihçi Herodot’un bu sur duvarlarından sıkça bahsetmesi nedeniyle Herodot duvarı adı da kullanılmaktadır. Payanda duvarın yanında yer alan 4 m. genişliğindeki boşluğun kent kapısı olduğu saptanmıştır. Kapının her iki yanında bulunan 5 m. genişliğinde kuleler ahşap hatıllarının yangın nedeniyle kömürleşmiş olduğu görüldü. Ele geçirilen Pers ok ve mızrak uçları, kırık amforalar ve bilinen eski mancınık güllesi MÖ 546’da büyük bir savaş olduğunu göstermiştir. Pers komutanı Harpagosun ordusu ile Foçalılar arasındaki savaş Foçalıların yenilgisi ile sona ermişti.

Nekropol ve Sunak Alanları

Atatürk Mahallesi, Sevgi Caddesi’nde yapılan kanalizasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkmıştır. MÖ 6. yy‘dan, MS 3. yy’a dek kullanım gören alan çok sayıda mezar içermektedir. Söz konusu mezarlarda çok sayıda eser ele geçmiştir.

Arkaik döneme ait mezarlarda yakarak gömme görünmektedir. Roma dönemine ait mezarlarda ise hem doğrudan gömü, hem de yakarak gömme söz konusudur. Lahit mezarlar ise dikdörtgen formlu ve yerel tüf taşından yapılmadır. Bu alanda ayrıca MÖ 6. yy başlarına ait iki adet yapı ortaya çıkarılmıştır. Dikdörtgen planlı yapılar dinsel amaçlıdırlar. Sunak veya ölü kültü ile ilgili merasim yada cenaze işlerinin yapıldığı binalardır. At nalı planlı bu yapıların ön cepheleri boydan boya merdivenlidir. Kazı çalışmalarının tamamlanması nedeniyle üzeri kapatılarak caddeye işlerlik verilmiştir.

Maltepe Höyüğü

Eski Foça kentinin içerisinde, yarımadanın 700 m. doğusunda kalan bu tepe, bir höyük görünümündedir. Yapılan çalışmalara göre, Maltepe'de Hellenistik ve Roma dönemlerine ait geniş bir iskânın bulunduğu anlaşılmıştır. Elde edilen seramik buluntular, bu tepede Arkaik döneme ait kültür tabakalarının varlığını göstermektedir.

Mozaikler

Son dönem kazılarında Foça’da Arkaik, Klasik, Helenistik ve Roma dönemine ait yerleşim katları ortaya çıkarılmıştır. 1993 yılı kazılarında ortaya çıkarılan MS 4. yy sonları 5. yy başlarına tarihlenen Roma dönemi villasının taban mozaiğinin bir kısmı bulunmuştur. Bir kısmı yan taraftaki apartmanın foseptik çukuru açılırken tahrip edilmiştir. Sağlam kısmı restore edilerek yerinden kaldırılmış olup, İzmir Arkeoloji Müzesi’nde teşhir edilmektedir.

Su Kemeri

Su kemeri Felix Sartiaux’ya göre Orta çağda yapılmıştır. Bu su kemeri yirminci yüzyılın başlarına kadar kullanılmış ve Foça’nın içme suyu ihtiyacının büyük bir kısmını temin etmektedir. Le Bruyn 1678’de 180 kemer saymıştır. Çok büyük kısmı halen sağlamdır.

Fatih Camisi

Kentin Osmanlı dönemine ait en önemli yapısıdır. Yapıda iki kitabe vardır. Avlu kapısındaki kitabe 1531 tarihlidir. Kitabeye göre avlu kapısı Mustafa Ağa adlı bir kişi tarafından yaptırılmıştır. Ana giriş üzerindeki kitabeye göre de Kanuni Sultan Süleyman’ın emri ile yeniden inşa ettirilmiştir. Kitabelerden, camiinin Foça’nın fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılarak, 1531 yılında bir avluyla çevrelendiği, daha sonra Kanuni Sultan Süleyman’ın emri ile ancak onun ölümünden sonra 1569-1570 yılında yeniden inşa edildiği anlaşılmaktadır. Cami günümüzde halen kullanılmaktadır.

Kayalar Camisi

Fatih camiinin 200 m. Kuzey doğusundadır uzunlamasına dikdörtgen planlı, düz tavanla örtülü bir camiidir. 15. yy’ın ilk yarısı veya 16. yy’a aittir. Minaresi 19. yy’a aittir. Yapıda Bizans dönemine ait devşirme malzeme kullanılmıştır. Üzerini örten ahşap tavan yenilenmiştir. Cami günümüzde halen kullanılmaktadır.

Hafız Süleyman Mescidi

Giriş açıklığı üzerindeki kitabeye göre 1548 tarihinde Foça kalesi dizdarı Kurt Hacı Mustafa tarafından inşa ettirilmiştir. Günümüzdeki şeklini 18. veya 19. yy‘da almıştır. 1917’de ibadete kapanan yapı, 1992’de yeniden ibadete açılmıştır. Kare planlı ve düz tavanla örtülüdür.



Osmanlı Mezarlığı

Osmanlı mezarlığında yapılan incelemelerde en eski kitabe tarihinin Sultan Süleyman (1520-1566) dönemine ait olduğu saptanmıştır.

16. yy‘dan başlayarak 19. yy sonuna kadar uzanan bir zaman dilimi içerisinde gömüye açık olduğu anlaşılmaktadır. Mezarlıkta mezar taşlarında, Hz. Muhammed’in sembolü olan gül, güzellik ve zarafetin sembolü olan lale olmak üzere sürekli yeşil kalmasıyla ebedi olanı simgeleyen selvi ağacı, bolluk ve bereketi simgeleyen üzüm salkımları, nar, cenneti simgeleyen hurma ve birçok stilize edilmiş bitkisel motif yer almıştır. Motifler kadın ve erkek mezar taşlarına göre üslup açısından farklılık göstermemekle birlikte kadın mezar taşlarının daha yoğun ve çeşitli süsleme içerdiği dikkat çekmektedir.

Hamamlar

Osmanlı döneminden günümüze iki hamam gelebilmiştir. Her ikisi de Atatürk mahallesinde yer almaktadır. 115. ve 116. sokakların kesiştiği köşede bulunan hamam, ortası kubbeli, enine sıcaklıklı, çifte halvetli Türk hamamı sınıfına girer. Soyunmalık bölümü tümüyle yıkılmıştır. 118 nolu sokakta yer alan diğer hamam ise oldukça harap durumdadır. Bilinen Türk hamamlarından farklı bir mimariye sahip olup, diğerinden daha sonra yapıldığı sanılmaktadır.

Foça Evleri

Geleneksel Foça evleri; Kule evler, Bitişik Düzen Evler, Tek Ev Tipi olmak üzere başlıca üç grupta sınıflanabilir. Kule evler; Foça'nın dışında dağınık durumda bulunurlar. Yüksekliklerinin cephe genişliğinden daha fazla olması nedeniyle 'kule ev' diye adlandırılırlar. Bitişik Düzen Evler; bu evler bir sokak içerisinde karşılıklı ve bitişik düzende yan yana yapılmışlardır. Bitişik düzen evlerde ön bahçe yoktur, yapılar doğrudan sokağa açılır. Tek Ev Tipi; ayrık düzende, sıvasız yığma taş yapılardır.

Fatih Sultan Mehmet Valide Camii (Yenifoça)

Eskiden kilise olarak inşa edilmiş olan bina Fatih Sultan Mehmet zamanında camiye dönüştürülmüştür. Avlusuna bir taş minare ve medrese yaptırılmıştır. Caminin içinde Romalılardan kalan yekpare işlenmiş, kurban kesilen büyük bir mermer taş bulunmaktadır. Daha sonra bu mermer taş vaizlere kürsü görevini yapmıştır. Cami avlusunda ise Helenistik döneme ait mezar, şadırvan görevini görmektedir. Zaman içinde restore edilmiş olan cami günümüzde de kullanılmaktadır.



Salı Pazarı

Salı, Foçalıların en hareketli günüdür. Haftada bir gün kurulan Salı pazarı sebebiyle yediden yetmişe herkes sokaktadır o gün. Yaz kış sokakta oturmayı, yüzünü güneşe dönmeyi pek seven Foçalılar, Salı günleri sanki daha bir coşkulu, daha bir hayat dolu olurlar.

Yaz mevsimi Foça pazarında bulundunuz mu hiç? Bulunmalısınız. Zengin sebze meyve ve hububatın yanı sıra, elbiseden, terlik, havlu mefruşata, ağaç fidanından karpuz kavuna, şambali tatlıcısından, gevrek ve soğuk buzlu su satıcısına, yufkacı, peynirci, zeytinci ve baharatçısına kadar her türlü ihtiyacın karşılanabildiği bir pazardır.






  Yayın Tarihi: 18.3.2008    

140805





   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)