Sedat YALÇIN
Belleðimiz kimliðimizdir
Hayat bir öyküye benzer, önemli yaný eserin uzun olmasý deðil iyi olmasýdýr. Seneca
Yeryüzünde doðan her çocuða bir kimlik verir. Ýlkel toplumlarda gayet tabidir ki yazýlý kimlik söz konusu deðildir. Onlarda da her çocuðun bir ismi vardýr ve bu isim onun kimliðidir. Günümüzde kimliksiz kalmanýn ne denli problemler yarattýðý hepimizce bilinmektedir. En basitinde kimliðinizi kaybettiðiniz zaman, kim olduðunuzu kanýtlamak oldukça zordur. Acaba kimliðimiz sadece bize verilen isim ve nüfus kaðýdýndan mý ibarettir?
Belleðimiz kimliðimizdir ya da kimliðimiz belleðimizdir. Doðduðumuz andan itibaren, belleðimize her þey kaydedilmeye baþlar. Ýstesek de istemesek de belleðimize girdiler, girer de girer. Muhteþem bir depolama sistemine sahip olan belleðimiz, zamaný geldiðinde, gereksinim duyduðu anda, bu bilgileri ya olduðu gibi ya da üzerinde deðiþimler yaparak daha baþka bilgiler üreterek kullanýr. Bu kullanma sonucu çeþitli davranýþlar gösteririz. Bir süre sonra, davranýþlarýmýz belli bir tarzda sergilenmeye baþlanýr. Nasýl düþünüyorsak, o þekilde davranýrýz. Bizler yaptýðýmýz þeylerizdir. Yaptýðýmýz bu þeyler – her ne olursa olsun- artýk bizi tanýmlar. Biz yaptýðýmýz þeylerizdir artýk, yaptýðýmýz þeyler belleðimizin ürünüdür. Düþünceler ve davranýþlarýmýz bizim kimliðimizi yansýtýr. Hatýrladýðýmýz þeyler ise bizim kim olduðumuzu bize anýmsatýr, bizi adeta tanýmlar.
Belleðimizdekilerin silindiðini veya karýþtýðýný, zaman ve mekân kavramýný yitirdiði zaman ne olur dersiniz? Biyolojik olarak yaþarsýnýz, ama artýk size ait bir belleðiniz yoktur. Bellek karman çormandýr! Kim olduðunuzu bilemezsiniz. Bu durumda, varlýðýnýz ölümünüzden önce sona ermiþ olmuyor mu? Bellek yitim durumunda, yakýnlarýmýz tarafýndan hâlâ o kiþiye ait anýlarýmýzla ona kimlik saðlama gayreti içerisine giriyoruz. Böylelikle o kiþinin hâlâ aramýzda olduðu yanýlgýsý ile sanal bir reddediþ sergilemeye çalýþýyoruz. Ancak hep kendimizi aldatmadayýzdýr..
Korkuyorum! Belleðimi, kimliðimi kaybetmekten korkuyorum. Evde her gün babamý ziyaret ederken, sen kimlerdensin söyle bakayým diyen babam olmaktan korkuyorum. Hâlâ kendini lise son sýnýfta zanneden annem olmaktan korkuyorum. Bunamanýn çelik kýskaçlarý arasýna düþünce, karýsýna aðza alýnmayacak cinsel fantezileri döküp saçmaya baþlayan, aslýnda son derece kibar meslektaþým olmaktan korkuyorum. Bir kanepenin ardýna geçip, pantolonunu indirerek tuvaletini yapan amcam olmaktan kokuyorum. Saðlýðýnda çok kibar, titiz bir beyefendi olan, kaldýðý bakýmevinde hastabakýcýnýn ziyaretçilerin önünde, bezinin deðiþtirilme vaktinin geldiðini söylediði zaman, gözlerindeki o utanç ve korku karýþýmý beliren iþ arkadaþým olmaktan korkuyorum. Kim olduðumu ve ne yaptýðýmý bilememenin kaderinden korkuyorum. Kendi varoluþumdan emin olmak istiyorum. Ancak, belleksiz, varoluþumun bir anlamý da kalmýyor ne yazýk ki. Bizler öyle bir yaþam istiyoruz ki, konuþamazsak da, iþitemezsek de, göremezsek de sonuna kadar hep kendimiz olarak kalmak istiyoruz.
Düþüncelerimiz duygularýmýzýn da yaratýcýsýdýr. Düþünce sisteminin bozulmasý, yani bellek yitimi, duygularýn da yitimi demekse, duygusuz bir canlý haline gelen insaný, ne kadar insan olarak tanýmlayabiliriz? Düþüncelerine hâkim olmayanlar, davranýþlarýna da hâkim olamazlar. Bunun sonucunda akla hayale gelmeyen davranýþlar yapmanýn dayanýlmaz acýsý. Ancak bu acý, belleksiz olan kiþi için bir anlam taþýmaz, onu tanýyan yakýnlarý, dostlarý tarafýndan hissedilir.
Ýþin garibi, bu þekilde bir bellek kaybýna her yaþta yakalanabiliriz. Ve maalesef bir tedavisi de, geri dönüþü de yok. Korkmakta haksýz mýyým? Herkesin hepimiz korkuyoruz dediðinden eminim. Bu þekilde bir yaþamýn, yani belleksiz, yani kimliksiz bir yaþamýn sürdürülmesi gerekli midir? Ýnanýþlar ne derse desin, ne kadar karþý çýkarsa çýksýn, belleksiz bir yaþam, yaþam deðildir. Sonlandýrýlmasý gerekir. Ýnsanlar düþünceleri ile insandýrlar. Düþünce yani bellek yitimi, ayný zamanda kimlik yitimidir. Sadece biyolojik iþlevlerini yerine getiren bir robottur. Dünyaya isteðimiz dýþýnda geliyoruz. Hiçbirimiz dünya yaþamý için dilekçe vermedik. Bari, belleksiz ve kimliksiz olarak kaldýðýmýz zaman, bu dünyadan ayrýlma zamaný hakkýnda izin verin, saðlýðýmýzda verdiðimiz kararlar, uygulansýn. Bu dünyada, düþüncesi ile tüm canlýlardan üstün olduðunu iddia eden insanoðlundan, düþünme, bellek yetisinin kaybolduðu, dolayýsý ile insani özelliklerinin geri dönülmez bir biçimde yok olduðu zaman, bu özgürlüðü ona tanýyalým. Yukarýdaki Seneca’ya ait veciz cümleyi tekrarlamakta yarar var; “Hayat bir öyküye benzer, önemli yaný eserin uzun olmasý deðil iyi olmasýdýr”.
Sedat YALÇIN
syalcin50@yahoo.com
Hayat bir öyküye benzer, önemli yaný eserin uzun olmasý deðil iyi olmasýdýr. Seneca
Yeryüzünde doðan her çocuða bir kimlik verir. Ýlkel toplumlarda gayet tabidir ki yazýlý kimlik söz konusu deðildir. Onlarda da her çocuðun bir ismi vardýr ve bu isim onun kimliðidir. Günümüzde kimliksiz kalmanýn ne denli problemler yarattýðý hepimizce bilinmektedir. En basitinde kimliðinizi kaybettiðiniz zaman, kim olduðunuzu kanýtlamak oldukça zordur. Acaba kimliðimiz sadece bize verilen isim ve nüfus kaðýdýndan mý ibarettir?
Belleðimiz kimliðimizdir ya da kimliðimiz belleðimizdir. Doðduðumuz andan itibaren, belleðimize her þey kaydedilmeye baþlar. Ýstesek de istemesek de belleðimize girdiler, girer de girer. Muhteþem bir depolama sistemine sahip olan belleðimiz, zamaný geldiðinde, gereksinim duyduðu anda, bu bilgileri ya olduðu gibi ya da üzerinde deðiþimler yaparak daha baþka bilgiler üreterek kullanýr. Bu kullanma sonucu çeþitli davranýþlar gösteririz. Bir süre sonra, davranýþlarýmýz belli bir tarzda sergilenmeye baþlanýr. Nasýl düþünüyorsak, o þekilde davranýrýz. Bizler yaptýðýmýz þeylerizdir. Yaptýðýmýz bu þeyler – her ne olursa olsun- artýk bizi tanýmlar. Biz yaptýðýmýz þeylerizdir artýk, yaptýðýmýz þeyler belleðimizin ürünüdür. Düþünceler ve davranýþlarýmýz bizim kimliðimizi yansýtýr. Hatýrladýðýmýz þeyler ise bizim kim olduðumuzu bize anýmsatýr, bizi adeta tanýmlar.
Belleðimizdekilerin silindiðini veya karýþtýðýný, zaman ve mekân kavramýný yitirdiði zaman ne olur dersiniz? Biyolojik olarak yaþarsýnýz, ama artýk size ait bir belleðiniz yoktur. Bellek karman çormandýr! Kim olduðunuzu bilemezsiniz. Bu durumda, varlýðýnýz ölümünüzden önce sona ermiþ olmuyor mu? Bellek yitim durumunda, yakýnlarýmýz tarafýndan hâlâ o kiþiye ait anýlarýmýzla ona kimlik saðlama gayreti içerisine giriyoruz. Böylelikle o kiþinin hâlâ aramýzda olduðu yanýlgýsý ile sanal bir reddediþ sergilemeye çalýþýyoruz. Ancak hep kendimizi aldatmadayýzdýr..
Korkuyorum! Belleðimi, kimliðimi kaybetmekten korkuyorum. Evde her gün babamý ziyaret ederken, sen kimlerdensin söyle bakayým diyen babam olmaktan korkuyorum. Hâlâ kendini lise son sýnýfta zanneden annem olmaktan korkuyorum. Bunamanýn çelik kýskaçlarý arasýna düþünce, karýsýna aðza alýnmayacak cinsel fantezileri döküp saçmaya baþlayan, aslýnda son derece kibar meslektaþým olmaktan korkuyorum. Bir kanepenin ardýna geçip, pantolonunu indirerek tuvaletini yapan amcam olmaktan kokuyorum. Saðlýðýnda çok kibar, titiz bir beyefendi olan, kaldýðý bakýmevinde hastabakýcýnýn ziyaretçilerin önünde, bezinin deðiþtirilme vaktinin geldiðini söylediði zaman, gözlerindeki o utanç ve korku karýþýmý beliren iþ arkadaþým olmaktan korkuyorum. Kim olduðumu ve ne yaptýðýmý bilememenin kaderinden korkuyorum. Kendi varoluþumdan emin olmak istiyorum. Ancak, belleksiz, varoluþumun bir anlamý da kalmýyor ne yazýk ki. Bizler öyle bir yaþam istiyoruz ki, konuþamazsak da, iþitemezsek de, göremezsek de sonuna kadar hep kendimiz olarak kalmak istiyoruz.
Düþüncelerimiz duygularýmýzýn da yaratýcýsýdýr. Düþünce sisteminin bozulmasý, yani bellek yitimi, duygularýn da yitimi demekse, duygusuz bir canlý haline gelen insaný, ne kadar insan olarak tanýmlayabiliriz? Düþüncelerine hâkim olmayanlar, davranýþlarýna da hâkim olamazlar. Bunun sonucunda akla hayale gelmeyen davranýþlar yapmanýn dayanýlmaz acýsý. Ancak bu acý, belleksiz olan kiþi için bir anlam taþýmaz, onu tanýyan yakýnlarý, dostlarý tarafýndan hissedilir.
Ýþin garibi, bu þekilde bir bellek kaybýna her yaþta yakalanabiliriz. Ve maalesef bir tedavisi de, geri dönüþü de yok. Korkmakta haksýz mýyým? Herkesin hepimiz korkuyoruz dediðinden eminim. Bu þekilde bir yaþamýn, yani belleksiz, yani kimliksiz bir yaþamýn sürdürülmesi gerekli midir? Ýnanýþlar ne derse desin, ne kadar karþý çýkarsa çýksýn, belleksiz bir yaþam, yaþam deðildir. Sonlandýrýlmasý gerekir. Ýnsanlar düþünceleri ile insandýrlar. Düþünce yani bellek yitimi, ayný zamanda kimlik yitimidir. Sadece biyolojik iþlevlerini yerine getiren bir robottur. Dünyaya isteðimiz dýþýnda geliyoruz. Hiçbirimiz dünya yaþamý için dilekçe vermedik. Bari, belleksiz ve kimliksiz olarak kaldýðýmýz zaman, bu dünyadan ayrýlma zamaný hakkýnda izin verin, saðlýðýmýzda verdiðimiz kararlar, uygulansýn. Bu dünyada, düþüncesi ile tüm canlýlardan üstün olduðunu iddia eden insanoðlundan, düþünme, bellek yetisinin kaybolduðu, dolayýsý ile insani özelliklerinin geri dönülmez bir biçimde yok olduðu zaman, bu özgürlüðü ona tanýyalým. Yukarýdaki Seneca’ya ait veciz cümleyi tekrarlamakta yarar var; “Hayat bir öyküye benzer, önemli yaný eserin uzun olmasý deðil iyi olmasýdýr”.
Sedat YALÇIN
syalcin50@yahoo.com
"Sedat YALÇIN" bütün yazýlarý için týklayýn...
