Sedat YALÇIN
Fedakârlýk ve Yardým Üzerine ...
Yardým almaya alýþanlar, emir almaya da alýþýrlar. IV. Murat.
Gerek ilkel, gerekse modern yaþam tarzlarýnda yardým, belki de olmazsa olmazlarýmýzdandýr yaþamýmýzda. Yardým her konuda olabilir. Yardým etmek veya yardým almak, yaþantýmýz boyunca karþýlaþtýðýmýz bir olgudur. Gerek yardým etmek, gerekse yardým almak, hep bir karþýlýk bekleme arzusunu da yanýnda taþýr. Nedense yardým etme olayý ulvi bir davranýþ olarak düþünülür hep. Acaba öyle mi? Gelin bu konu üzerinde biraz derinleþelim.
Küçüklüðümüzden beri, anne ve babamýz, yakýn çevremiz tarafýndan, gerektiði zaman insanlara yardým etmemizin insani bir görev olduðu söylenegelmiþtir. Ýnsan tek baþýna, her þeyi tam anlamý ile yapabilecek kapasiteye sahip deðildir, doðal olarak. Her þeyi bilmesi de olanaksýzdýr. Bu nedenle baþkalarýndan yardým almamýz doðal bir olaydýr. Aldýðýmýz bu yardým asla karþýlýksýz deðildir. Günü geldiðinde, aldýðýmýz bu yardýmýn karþýlýðý bizden talep edilir. Zaten biz, baþka birine yardým ederken, empati kurarýz yardým ettiðimiz kiþiyle. Bu kiþinin yerinde biz de olabilirdik, düþüncesi bilinçaltýmýzda canlanýr. Biz yardým edersek, bize de yardým edilecek fikri uyanýr zihnimizde.
Biraz örneklerle olayý somut hale getirmek daha iyi olacaktýr sanýrým. Bir arkadaþýmýzýn, maddi konuda bir sýkýntýsý var ve bizden yardým istediðini varsayalým. Biz yardým ederiz, ama karþýlýðýný da bekleriz; ne kadar belli etmemeye çalýþsak da gerçek böyledir. Hatta yardým ettiðimiz bu arkadaþýmýzýn, bize borçlu olduðu anlayýþý, bilinçaltýmýza adeta kazýnmýþtýr. Kabul etmesek dahi, onun yanýnda kendimizi daha bir güçlü hissederiz. Yardým aldýðýmýz kiþiye karþý ise, minnettarlýk hisleri beslemeye baþlarýz. Bu his bizi rahatsýz etmeye baþlar bir süre sonra. Bir an önce aldýðýmýz yardýmýn karþýlýðýný verme düþüncesi zihnimizi kurcalamaya baþlar. Kendimizi rahatsýz hissederiz; ta ki borcumuzu ödeyene kadar. Yolda araba ile giderken, kaza yapmýþ bir araç görürüz. Aman bulaþmayalým der geçer gideriz. Ancak biraz gidince, içimizi bir sýkýntý sarar. Ayný durumda biz de olabilirdik deriz kendi kendimize. Eðer þimdi yardým etmezsek, bize de yardým edilmez fikri zihnimizde belirir. Dönüp, kaza yerine gideriz ve kazazedelere yardým ederiz. Dahasý, yardým etmenin, kiþiye sevap kazandýracaðý, bunun sonucunda da Allah tarafýndan mükafatlandýracaðý inancý, küçük yaþlardan itibaren zihinlere kazýnýr. Görüleceði gibi, yardým etme olayý, bir karþýlýðýnýn olmasý hesabý ile yapýlmaktadýr. Yani öyle ulvi bir tarafý falan yoktur. Al gülüm, ver gülüm atasözü burada da geçerliliðini korur.
Etrafýmýzda yardým almayý, alýþkanlýk haline getirmiþ kiþiler oldukça fazladýr. Onlar için, sadece yardým almak, bir þeylerden yararlanmak yaþamlarýnýn tek amacýdýr sanki. Dördüncü Murat’ýn dediði gibi, “yardým almaya alýþanlar, emir almaya da alýþýrlar”, atasözü tam da bu kiþiler için söylenmiþtir sanki. Bu kiþiler için sadece yardým almak fikri zihinlerine kazýnmýþtýr. Asla yardým etmek gibi bir husus onlarýn karakterlerinde bulunmaz. Bu kiþiler için yardýmýn kaynaðý hiç önemli deðildir. Yardým, kiþilerden olduðu gibi, kurumlardan, devletten de alýnabilir. Bu kiþiler yardým aldýklarý zaman, asla ve asla yardým edene karþý bir minnettarlýk hissetmezler. Ve asla aldýklarý yardýmý, iade etmek gibi bir düþünceye sahip deðillerdir. Bu kiþiler için, yardým edenin tüm isteklerine boyun eðmek, onlar için bir sorun teþkil etmez. Onlar için yardým eden taraf yolunacak bir kazdýr. Halkýmýz arasýnda “devlet malý deniz, yemeyen domuz”, deyiþi o kadar yaygýndýr ki, bu tip insan sayýsýnýn sayýlamayacak kadar az olmadýðý rahatlýkla söylenebilir. Bu kiþileri “yardýmkolik” olarak tanýmlayabiliriz (Yardýmkolik, yardým alamadan yapamayan kiþiler için kullanýlmýþtýr). Alkoliklerin bile tedavisi olanaklý olmasýna karþýn, yardýmkoliklerin tedavisi maalesef yoktur. Bu kiþilerin, yardým almaksýzýn yaþamlarýný sürdürmeleri neredeyse imkansýzdýr.
Karþýlýk beklemeden yapýlana ise, yardým deðil fedakârlýk denir. Fedakârlýk, bambaþka bir olaydýr; yüce bir davranýþ þeklidir. Hiçbir karþýlýk talep etmez fedakârlýk. Fedakârlýk, yeri ve zamaný geldiði zaman yapýlýr ve orda biter. Fedakârlýk yapýlýrken asla bir art düþünce yoktur zihinde. Yapýlýr ve unutulur. Asla karþýlýk beklenmez. Fedakârlýk yapýlýrken, alýnacak olan risk asla dikkate alýnmaz. Belki ölüm bile gerçekleþebilir, fedakârlýk yapýlýrken. Ama en ufak bir tereddüt dahi gösterilmez bu iþlem öncesi ve sýrasýnda. Örneklersek eðer; anne ve babalarýn çocuklarý için, çok yakýn arkadaþlarýn, sevgililerin, birbiri için, veya kiþinin çok deðer verdiði bir olgu (vataný- milleti...) için yaptýklarý sayýlabilir. Hatta sonu ölüm dahi olsa, fedakârlýk asla yapýlmamazlýk edilemez. Bu konuda yazýlmýþ, yaþanmýþ yüzlerce örnek verilebilir.
Yardým etmenin de bir sýnýrý vardýr. Bu sýnýr kiþiden kiþiye deðiþir. Ýþin garibi böyle bir sýnýr olduðu hiçbir zaman ifade edilmez. Ancak kiþilerin zihinlerinde, bilinçaltýnda, yardým etmenin sýnýrý sanki belirlenmiþtir. Yardým, gerek maddi gerekse maddi konular dýþýnda (manevi, psikolojik...) olabilir. Yardým sýrasýnda bu sýnýra yaklaþýldýkça, insanlarýn ilk anlarda gösterdikleri arzu yavaþ yavaþ azalma eðilimi göstermeye baþlar. Ýçsel bir çatýþmanýn eþiðindedir artýk. Yardým etme veya etmeme arasýnda gidip gelir düþünceleri. Fedakârlýkta ise kesinlikle böyle bir sýnýrdan bahsetmek mümkün deðildir.
Toplu olarak yaþayan her canlý türü, þu veya bu þekilde birbirleri ile iliþki halindedir. Zaten, yaþamda bu iliþkiler yumaðýndan ibaret deðil midir. Ýliþki sýrasýnda karþýlýklý olarak, almak veya vermek olayý söz konusudur. Bunlardan bazýlarý, içgüdüsel, bazýlarý da, bilinçli olarak yapýlýr. Ýnsanoðlu kendini düþünen varlýk olarak tanýmlýyor. Yani, iliþkiler sýrasýnda yardým etme veya alma olayý, bilinçli bir þekilde yapýlmaktadýr, diyerekten kendini yüceltme çabasý içerisine girmektedir. Ancak, yardým, eðer karþýlýk beklemeden yapýlýrsa bir anlamý vardýr ki, yukarýda da bahsettiðimiz gibi, her yardýmýn bir karþýlýk beklentisi vardýr. Yani insaný yüceltecek bir anlam taþýmamaktadýr. Fedakârlýk ise , yardým dan çok farklý bir þeydir. Fedakârlýk tamamen içimizden gelmekte, muhakkak yapýlmasý gerektiði inancý tüm benliðimizi kaplamýþtýr sanki. Adeta sabit fikir gibi, zihnimize odaklanýr. Sonucunun ne olabileceði düþünülmez bile. Sonucun yüzdeyüz çok kötü olacaðý bilinse dahi, asla tereddüt gösterilmez, asla piþmanlýk duyulmaz. Kanýmca fedakârlýk, düþünülerek yapýlmamakta, sanki içgüdüsel olarak devreye girmektedir.
Sonuç olarak toplu halde yaþayan insanoðlu birbirine muhtaçtýr. Bu zorunluluk, yaþamýn olmazsa olmazlarýndandýr. Yardým ve fedakârlýk bu zorunluluklardan bazýlarýdýr. Yardým etmenin, bir sýnýrý, zamaný ve bir karþýlýk beklentisini de içerdiðini bilmemizde yarar var sanýrým. Nedense zihnimiz yardýmda bulunmanýn, içimizi rahatlattýðý duygusu içerisindedir hep. Rahatlatýr, doðrudur! Çünkü yardým edersek eðer, bize de yardým edileceði kanýsý içerisinde olan zihin, bu yolla kendini kandýrýr adeta. Yardým etme ile fedakârlýðý birbiri ile sýk sýk karýþtýrdýðýmýzý da unutmamalýyýz.
Sedat YALÇIN
syalcin50@yahoo.com
Yardým almaya alýþanlar, emir almaya da alýþýrlar. IV. Murat.
Gerek ilkel, gerekse modern yaþam tarzlarýnda yardým, belki de olmazsa olmazlarýmýzdandýr yaþamýmýzda. Yardým her konuda olabilir. Yardým etmek veya yardým almak, yaþantýmýz boyunca karþýlaþtýðýmýz bir olgudur. Gerek yardým etmek, gerekse yardým almak, hep bir karþýlýk bekleme arzusunu da yanýnda taþýr. Nedense yardým etme olayý ulvi bir davranýþ olarak düþünülür hep. Acaba öyle mi? Gelin bu konu üzerinde biraz derinleþelim.
Küçüklüðümüzden beri, anne ve babamýz, yakýn çevremiz tarafýndan, gerektiði zaman insanlara yardým etmemizin insani bir görev olduðu söylenegelmiþtir. Ýnsan tek baþýna, her þeyi tam anlamý ile yapabilecek kapasiteye sahip deðildir, doðal olarak. Her þeyi bilmesi de olanaksýzdýr. Bu nedenle baþkalarýndan yardým almamýz doðal bir olaydýr. Aldýðýmýz bu yardým asla karþýlýksýz deðildir. Günü geldiðinde, aldýðýmýz bu yardýmýn karþýlýðý bizden talep edilir. Zaten biz, baþka birine yardým ederken, empati kurarýz yardým ettiðimiz kiþiyle. Bu kiþinin yerinde biz de olabilirdik, düþüncesi bilinçaltýmýzda canlanýr. Biz yardým edersek, bize de yardým edilecek fikri uyanýr zihnimizde.
Biraz örneklerle olayý somut hale getirmek daha iyi olacaktýr sanýrým. Bir arkadaþýmýzýn, maddi konuda bir sýkýntýsý var ve bizden yardým istediðini varsayalým. Biz yardým ederiz, ama karþýlýðýný da bekleriz; ne kadar belli etmemeye çalýþsak da gerçek böyledir. Hatta yardým ettiðimiz bu arkadaþýmýzýn, bize borçlu olduðu anlayýþý, bilinçaltýmýza adeta kazýnmýþtýr. Kabul etmesek dahi, onun yanýnda kendimizi daha bir güçlü hissederiz. Yardým aldýðýmýz kiþiye karþý ise, minnettarlýk hisleri beslemeye baþlarýz. Bu his bizi rahatsýz etmeye baþlar bir süre sonra. Bir an önce aldýðýmýz yardýmýn karþýlýðýný verme düþüncesi zihnimizi kurcalamaya baþlar. Kendimizi rahatsýz hissederiz; ta ki borcumuzu ödeyene kadar. Yolda araba ile giderken, kaza yapmýþ bir araç görürüz. Aman bulaþmayalým der geçer gideriz. Ancak biraz gidince, içimizi bir sýkýntý sarar. Ayný durumda biz de olabilirdik deriz kendi kendimize. Eðer þimdi yardým etmezsek, bize de yardým edilmez fikri zihnimizde belirir. Dönüp, kaza yerine gideriz ve kazazedelere yardým ederiz. Dahasý, yardým etmenin, kiþiye sevap kazandýracaðý, bunun sonucunda da Allah tarafýndan mükafatlandýracaðý inancý, küçük yaþlardan itibaren zihinlere kazýnýr. Görüleceði gibi, yardým etme olayý, bir karþýlýðýnýn olmasý hesabý ile yapýlmaktadýr. Yani öyle ulvi bir tarafý falan yoktur. Al gülüm, ver gülüm atasözü burada da geçerliliðini korur.
Etrafýmýzda yardým almayý, alýþkanlýk haline getirmiþ kiþiler oldukça fazladýr. Onlar için, sadece yardým almak, bir þeylerden yararlanmak yaþamlarýnýn tek amacýdýr sanki. Dördüncü Murat’ýn dediði gibi, “yardým almaya alýþanlar, emir almaya da alýþýrlar”, atasözü tam da bu kiþiler için söylenmiþtir sanki. Bu kiþiler için sadece yardým almak fikri zihinlerine kazýnmýþtýr. Asla yardým etmek gibi bir husus onlarýn karakterlerinde bulunmaz. Bu kiþiler için yardýmýn kaynaðý hiç önemli deðildir. Yardým, kiþilerden olduðu gibi, kurumlardan, devletten de alýnabilir. Bu kiþiler yardým aldýklarý zaman, asla ve asla yardým edene karþý bir minnettarlýk hissetmezler. Ve asla aldýklarý yardýmý, iade etmek gibi bir düþünceye sahip deðillerdir. Bu kiþiler için, yardým edenin tüm isteklerine boyun eðmek, onlar için bir sorun teþkil etmez. Onlar için yardým eden taraf yolunacak bir kazdýr. Halkýmýz arasýnda “devlet malý deniz, yemeyen domuz”, deyiþi o kadar yaygýndýr ki, bu tip insan sayýsýnýn sayýlamayacak kadar az olmadýðý rahatlýkla söylenebilir. Bu kiþileri “yardýmkolik” olarak tanýmlayabiliriz (Yardýmkolik, yardým alamadan yapamayan kiþiler için kullanýlmýþtýr). Alkoliklerin bile tedavisi olanaklý olmasýna karþýn, yardýmkoliklerin tedavisi maalesef yoktur. Bu kiþilerin, yardým almaksýzýn yaþamlarýný sürdürmeleri neredeyse imkansýzdýr.
Karþýlýk beklemeden yapýlana ise, yardým deðil fedakârlýk denir. Fedakârlýk, bambaþka bir olaydýr; yüce bir davranýþ þeklidir. Hiçbir karþýlýk talep etmez fedakârlýk. Fedakârlýk, yeri ve zamaný geldiði zaman yapýlýr ve orda biter. Fedakârlýk yapýlýrken asla bir art düþünce yoktur zihinde. Yapýlýr ve unutulur. Asla karþýlýk beklenmez. Fedakârlýk yapýlýrken, alýnacak olan risk asla dikkate alýnmaz. Belki ölüm bile gerçekleþebilir, fedakârlýk yapýlýrken. Ama en ufak bir tereddüt dahi gösterilmez bu iþlem öncesi ve sýrasýnda. Örneklersek eðer; anne ve babalarýn çocuklarý için, çok yakýn arkadaþlarýn, sevgililerin, birbiri için, veya kiþinin çok deðer verdiði bir olgu (vataný- milleti...) için yaptýklarý sayýlabilir. Hatta sonu ölüm dahi olsa, fedakârlýk asla yapýlmamazlýk edilemez. Bu konuda yazýlmýþ, yaþanmýþ yüzlerce örnek verilebilir.
Yardým etmenin de bir sýnýrý vardýr. Bu sýnýr kiþiden kiþiye deðiþir. Ýþin garibi böyle bir sýnýr olduðu hiçbir zaman ifade edilmez. Ancak kiþilerin zihinlerinde, bilinçaltýnda, yardým etmenin sýnýrý sanki belirlenmiþtir. Yardým, gerek maddi gerekse maddi konular dýþýnda (manevi, psikolojik...) olabilir. Yardým sýrasýnda bu sýnýra yaklaþýldýkça, insanlarýn ilk anlarda gösterdikleri arzu yavaþ yavaþ azalma eðilimi göstermeye baþlar. Ýçsel bir çatýþmanýn eþiðindedir artýk. Yardým etme veya etmeme arasýnda gidip gelir düþünceleri. Fedakârlýkta ise kesinlikle böyle bir sýnýrdan bahsetmek mümkün deðildir.
Toplu olarak yaþayan her canlý türü, þu veya bu þekilde birbirleri ile iliþki halindedir. Zaten, yaþamda bu iliþkiler yumaðýndan ibaret deðil midir. Ýliþki sýrasýnda karþýlýklý olarak, almak veya vermek olayý söz konusudur. Bunlardan bazýlarý, içgüdüsel, bazýlarý da, bilinçli olarak yapýlýr. Ýnsanoðlu kendini düþünen varlýk olarak tanýmlýyor. Yani, iliþkiler sýrasýnda yardým etme veya alma olayý, bilinçli bir þekilde yapýlmaktadýr, diyerekten kendini yüceltme çabasý içerisine girmektedir. Ancak, yardým, eðer karþýlýk beklemeden yapýlýrsa bir anlamý vardýr ki, yukarýda da bahsettiðimiz gibi, her yardýmýn bir karþýlýk beklentisi vardýr. Yani insaný yüceltecek bir anlam taþýmamaktadýr. Fedakârlýk ise , yardým dan çok farklý bir þeydir. Fedakârlýk tamamen içimizden gelmekte, muhakkak yapýlmasý gerektiði inancý tüm benliðimizi kaplamýþtýr sanki. Adeta sabit fikir gibi, zihnimize odaklanýr. Sonucunun ne olabileceði düþünülmez bile. Sonucun yüzdeyüz çok kötü olacaðý bilinse dahi, asla tereddüt gösterilmez, asla piþmanlýk duyulmaz. Kanýmca fedakârlýk, düþünülerek yapýlmamakta, sanki içgüdüsel olarak devreye girmektedir.
Sonuç olarak toplu halde yaþayan insanoðlu birbirine muhtaçtýr. Bu zorunluluk, yaþamýn olmazsa olmazlarýndandýr. Yardým ve fedakârlýk bu zorunluluklardan bazýlarýdýr. Yardým etmenin, bir sýnýrý, zamaný ve bir karþýlýk beklentisini de içerdiðini bilmemizde yarar var sanýrým. Nedense zihnimiz yardýmda bulunmanýn, içimizi rahatlattýðý duygusu içerisindedir hep. Rahatlatýr, doðrudur! Çünkü yardým edersek eðer, bize de yardým edileceði kanýsý içerisinde olan zihin, bu yolla kendini kandýrýr adeta. Yardým etme ile fedakârlýðý birbiri ile sýk sýk karýþtýrdýðýmýzý da unutmamalýyýz.
Sedat YALÇIN
syalcin50@yahoo.com
"Sedat YALÇIN" bütün yazýlarý için týklayýn...
