GÜZEL BAKAN, GÜZEL GÖRÜR; GÜZEL GÖREN, GÜZEL DÜÞÜNÜR... / Senem ÖZKUL
Senem ÖZKUL

Senem ÖZKUL

GÜZEL BAKAN, GÜZEL GÖRÜR; GÜZEL GÖREN, GÜZEL DÜÞÜNÜR...



Çok heyecanlýyým çok!

Belki de pek çok Alman’a sýradan gelebilecek bir ana ilk kez tanýk olabilme þansýna sahip olduðumdan içim içime sýðmýyor.

Arabadan inerken soðuk bir kýþ akþamý karþýlýyor beni büyük meydanda. Hýzlý adýmlarla arnavut kaldýrýmýn üstünde sekerek kilisenin kapýsýna yaklaþýyorum. Önce derin bir nefes alýyorum; çünkü, yaþayacaklarýmýn o nefesi kesercesine beni etkileyeceðine ve iç dünyamýn derinliklerine götüreceðine eminim…

Aðýr tahta kapý ince bileklerimi zorluyor. Hemen sonra, kalýn ve viþne çürüðü bir perde aralanýyor. Ne çok insan var, tüm sýralar saðlý sollu dolu. Görkemli mihrap, yeni yýl ayinini andýran renklere bürünmüþ. Boþ bulduðum ilk yere oturuyorum hemen. Çevremle ilgili en ufak ayrýntýyý kaçýrmayacaðýmdan emin olduðum sakin bir köþe burasý. Ýliklerime kadar iþleyen soðuk, nefeslerin sýcaklýðýyla etkisini azaltýyor yavaþ yavaþ. Gözlerimi kapýyorum ve insanlarýmýn sesini dinliyorum. Sanki her gün kiliseye geliyorlarmýþ ve alýþagelmiþ bir atmosferi paylaþýyormuþuzcasýna sakinler. Oysa ben büyüklerimizin, „Tabaðýnda yemek býrakma, Allah taþ eder sonra!“ „Sofrada çok konuþulmaz, Allah evin bereketini keser!“ „Camiye abdestsiz girme, Allah çarpar!“ gibi korkutmalarýn hâlâ düþüncesizce kol gezdiði; dine saygýnýn küçüklükten itibaren çoðunlukla korkutma yoluyla aþýlandýðý bir ortamdan geldiðim için tam anlamýyla bir hoþgörü sarhoþluðundayým.

Böyle daha kaç olaya þahitlik etmiþ yaþlý kiliseyi derin bir sessizlik kaplýyor. Ani bir alkýþ kopuyor ve huzurlarýnýzda TRT Türk Sanat Müziði korosu...

Ýste orada! Tam orada, geçen hafta yakýn arkadaþlarýmdan birinin çocuðunun vaftiz töreni sýrasýnda rahibin konuþmasýný yaptýðý yerde koro þefi duruyor. Ses sanatçýlarý ise vaazlarýn verildiði yüksek basamaklarda sýralanmýþlar. Þef, yakýn geçmiþe damgasýný vuran modern bir þarkýyla baþlatýyordu konseri .

„Çalsýn sazlar, çalsýn bu gece, alaturka baþlasýn,
Vur usta tamburun tellerine hanendeler çaðlasýn”

Önce anlam veremediðim karmaþýk duygularla tüylerim diken diken oluyor. Ardýndan, anneannemin eski evindeki asma çardaðýn altýnda yaptýðým kahvaltýlarýn huzuru doluyor içime. Bir bardak çay, zeytinyaðlý çökelek, taþ fýrýn ekmeði ve illa ki TRT radyosundan yükselen sanat müziði þarkýlarýnýn yankýsý. Bu ezgileri bir gün ülkemden çok uzaklarda akla gelmesi mümkün olmayacak bir ortamda dinleyebileceðimi hiç düþünür müydüm? Ve ne düþünürdü ünlü besteci rahmetli Saadettin Kaynak, kutsal bir çatý altýnda þarkýlarýna hep bir aðýzdan eþlik eden insanlarý görseydi? Güzel bakan, güzel görür; güzel gören, güzel düþünür...

Dinî duygularýn þarkýlarla, ilahîlerle en müstesna þekilde dile getirildiði bir mekân, þimdi baþka bir müziðe ev sahipliði yapýyordu. Orada, konserden çok daha fazlasýna tanýk olduðunun farkýnda olan kaç izleyici var diye düþündüm kendi kendime. Kutsal bir atmosferin sanata, dahasý kendi dininden olmayan sanat severlerin manevi ihtiyaçlarýna, verdiði deðer ve gösterdiði incelik kaç kiþiyi etkilemiþti?

12.08.2008 Münih


Senem ÖZKUL




28 Aðustos 2008 Perþembe / 3690 okunma



"Senem ÖZKUL" bütün yazýlarý için týklayýn...