AYDAN AY VE “HEMDEM ÖYKÜLERİ”
Yavru kuþ yuvada gördüðünü yaparmýþ. Aydan Ay’ýn son kitabý “Hemdem Öyküleri”, bu atasözünü hatýrlattý bana. Çünkü Aydan Ay, otuz yýla yakýn Cumhuriyet Gazetesi’nde köþe yazarlýðý yapmýþ olan öykü ve roman yazarý Behzat Ay’ýn kýzýdýr. Behzat Ay’ýn öykülerindeki içtenlik ve duygu yoðunluðu, Aydan Ay’ýn öykülerine yansýmýþ sanki. Ýster istemez, “Babasýnýn DNA’sýný taþýyor” dedim kendi kendime. “Hemdem” sözcüðü, “Çok iyi dost, can dost” anlamýna geliyor. Kitaptaki öykülerin duygulu ve gizemli dünyasýna adým atmadan önce, Aydan Ay’ýn kýsa özgeçmiþinden söz etmek istiyorum.
Aydan Ay, anne ve babasýnýn görevleri nedeniyle Samsun’da doðdu. Çocukluk yýllarý Samsun, Ankara ve Siirt’te geçti. O yýllarda Ýsmet Kemal Karadayý, Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Talip Apaydýn, Mahmut Makal, Halit Çelenk ve aileleriyle sýk sýk bir araya geldiler. Okuma yazmayý, öðretmen annesinden öðrendi. Ýlkokula Siirt’te baþladý. Köy enstitülü olan babasýnýn kýþ ortasýnda sürülmesiyle Erzincan’a yerleþtiler. Burada, Kemah Cumhuriyet savcýsý ve yazar olan Þiar Yalçýn ve eþi ile ailece görüþtüler. Þiar Yalçýn’ýn eþi Remide Haným, derslerine yardýmcý olurken ayrýca ona Fransýzca öðretmeye baþladý. 1989 yýlýnda gittiði Paris’te Fransýzca ve Fransýz Edebiyatý üzerine eðitim aldý. 2010 yýlýnda Ýstanbul’a döndükten sonra, çeþitli dergi ve gazetelerde yazmaya baþladý. Yaklaþýk sekiz yýl, Cemal Süreyya Kültür Derneðinin yönetim kurulunda bulundu. Aydan Ay, halen anýlan derneðin baþkan yardýmcýsýdýr. Ýlk kitabý “Gidemediðin Yol Senin Deðildir”, 2014 yýlýnda yayýmlandý. Ardýndan “Bay Daktilodan Mektuplar”, “Renkli Buzlar”, “Zühal ile Cemal” ve Yusuf Arslan ile birlikte yazdýðý “Çino’nun Günlükleri” adlý iki roman geldi.
“Hemdem Öyküleri”, Aydan Ay’ýn altýncý kitabý. Kapak tasarýmý Þafak Özgü tarafýndan yapýlan ve Klaros Yayýnlarý’ndan çýkan kitap yüzaltmýþ sayfa. Birbirine çok yabancý olmayan ondört öyküden oluþuyor. Öykülerin beþinde, insanla hayvanýn dostluklarýna yer verilmiþ. Gerçek yaþamdan izler taþýyan öyküler, hayal dünyasýnda yeniden þekillenmiþ. Öykülerini yalýn bir dille yazan Aydan Ay, okurunu yormuyor. Zaman zaman, yaþanmýþ bir çocukluðun ve gençliðin izlerini görüyoruz. Doða betimlemeleri, doða ve hayvan sevgisi önemli bir yer tutuyor. Toplumun ahlak kurallarý ve toplumsal baskýlar, eleþtiri oklarýnýn yöneltildiði konular arasýnda. Kadýn kahramanlarýn, iç dünyalarýnýn dýþa yansýmalarý ve toplumla olan çatýþmalarý baþarýlý bir þekilde verilmiþ. Öykülerde, yazarýn okuru bilgilendirdiði de oluyor. Örneðin “Sahibinden Satýlýk Radyo”da, dünya genelinde kýrk dört bin radyo istasyonu olduðunu öðreniyoruz. Ayrýca, edebiyatýn önemli isimlerinin adlarýna ve sözlerine de sýk sýk rastlýyoruz. Yaþanmýþlýklar sözcüklere yansýmýþ. Yani öyküler, o kadar sahici.
Öykülerin bazýlarýnda yer alan Selamiçeþme, Kurbaðalýdere, Gümüþsuyu, Bahariye ve Bostancý gibi semtler ile sardunyalar, güller, hanýmelleri, küpe çiçeði, fesleðenler ve menekþeler rengarenk bir yerden, Kadýköy’den bahsediyor. Eski Türk filmlerinden birini izliyor gibiyiz. Hüzünlü ve çarpýcý, beklenmedik sonlar iz býrakýyor. Örnek vermek gerekirse “Sahibinden Satýlýk Radyo”da olduðu gibi, birden fazla film konusu çýkacak kadar ilginç öykü var kitapta.
Þimdi gelelim “Hemdem Öyküleri”ne... “Karadut”, kitabýn ilk öyküsü. Yazar, çok sevdiði karadut meyvesinin hayatýnda býraktýðý izleri anlatýyor. Bu arada, Tispe ve Piremus’un ölümsüz aþkýný öðrenmiþ oluyoruz. “Cahide” baþlýklý öyküde, kýrýlgan ve gururlu mizacýyla Cahide Sonku’ya benzeyen bir kedi var. Öykünün sonunda, “Ýnsanlar mý daha nankör, yoksa hayvanlar mý? Ýnsanlar mý daha duygusal, yoksa hayvanlar mý?” sorularýna yanýt arýyoruz. “Saat”te, yazarýn babasýna hediye ettiði saat ön planda. Dönüp dolaþýp, yýllar sonra yine yazarý buluyor. En küçük yaþam kýrýntýsýnýn bile deðerlendirilmesi gerektiðini anlýyoruz. “Sandal” da, bir aþkýn doðuþu ve yazarýn ifadesiyle Aþkistan’a doðru yapýlan yolculuk anlatýlýyor. “Fesleðenin Ölümü”nde, intiharý düþünen Halide’nin hüzünlü sonu okurun içini burkuyor. “Asya Robot”, adýndan belli bir robot. Yer yer insaný gülümsetmesi ve günümüze yönelik göndermeleri dikkat çekiyor. “Sahibinden Satýlýk Radyo”da Aliye, kýzýna doðum günü hediyesi ararken eski bir radyoya alýcý oluyor. Rastlantý bu ya, radyoyu satan kiþi, yuvalarýnýn yýkýlmasýna neden olan kadýndýr. Bu kadýn, babasýnýn son eþidir. “Karýnca ile Adam”da, yalnýzlýk çeken bir adamýn karýncayla sohbetine tanýk oluyoruz. Karýnca, insanlardan çok þikayetçi... “Divane Angut”ta zaman, av mevsimi. Ýnsanlýðýný kaybeden aþýklar, eti yenmeyen Angut kuþunu vurmasýyla olay geliþiyor. “Çýrýlçýplak Kaldým Aþka”, yarým kalan duygulu bir aþk hikayesi. Þiirsel anlatýmý nedeniyle, þiire sýzan bir öykü okuyormuþ hissine kapýlýyorsunuz. “Hey Taksim Hey”, eski ve yeni Taksim’i anlatýyor. Beton çölüne dönen Taksim, dile gelip yazarla dertleþiyor. “Mavi” adlý öykünün kahramaný bir köpek. Sahibi ölünce bir balýkçýya sýðýnýyor. Ancak balýkçý, geçimini zor saðlayan biridir. Ya Mavi’yi ya sahiplendirecek ya da barýnaða verecek. “Mavi’nin Dönüþü”nde yazar, kendisi terk eden Mavi’nin peþine düþünce acý gerçeði öðreniyor... “Virüsle Beþ Çayý” konusuyla ilginç bir öykü. Korona virüsüyle yapýlan çay sohbetini anlatýyor.
“Hemdem Öyküleri”ndeki karakterlere gelince... Boþ insan deðil onlar, boþ boþ konuþmuyorlar. Sözleriyle, okuru düþüncelere sevk ediyorlar. Örnek mi?
“Özgürlük mücadelesinde kararlý davranmayan bazý yazarlarýn, sanatçýlarýn içki masasýndaki konuþmalarýndan oluþan öykü ‘aydýn’ kavramýný sorgular.” (Saat).
“Denizden hep balýk çýkmaz ki, tanrý misafiri de çýkar.” (Sandal).
“Uyku ölüm gibi bir þey! Niye buna izin vereyim ki? Zaten bir gün öleceðiz.” (Fesleðenin Ölümü).
“Bir robot, robot olduðunun farkýnda olmalýdýr. Ýnsan olmaya özenmemelidir.” (Asya Robot).
“Bir kadýnýn hayatý, doðurduðu çocuklardan ve evlendiði adamlardan ibaret olamaz ki...” (Sahibinden Satýlýk Radyo).
“Bu dünyada hayvanlara yaþatýlan onca eziyet dönüp dolaþýp insanlara, özellikle de ezilen sýnýf insanlarýna yaþatýlýyor. (Karýnca ile Adam).
“Hemdem Öyküleri”ni oluþturan ondört öyküyü okuduktan sonra, “Belleðimde bir iz kaldý mý?” diye sordum kendime. Evet kaldý. Bu okunmaya deðer kitabý, kitapseverlere öneriyorum. Piþman olmayacaksýnýz.
Kalemine saðlýk Aydan Ay...
Aydan Ay, anne ve babasýnýn görevleri nedeniyle Samsun’da doðdu. Çocukluk yýllarý Samsun, Ankara ve Siirt’te geçti. O yýllarda Ýsmet Kemal Karadayý, Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Talip Apaydýn, Mahmut Makal, Halit Çelenk ve aileleriyle sýk sýk bir araya geldiler. Okuma yazmayý, öðretmen annesinden öðrendi. Ýlkokula Siirt’te baþladý. Köy enstitülü olan babasýnýn kýþ ortasýnda sürülmesiyle Erzincan’a yerleþtiler. Burada, Kemah Cumhuriyet savcýsý ve yazar olan Þiar Yalçýn ve eþi ile ailece görüþtüler. Þiar Yalçýn’ýn eþi Remide Haným, derslerine yardýmcý olurken ayrýca ona Fransýzca öðretmeye baþladý. 1989 yýlýnda gittiði Paris’te Fransýzca ve Fransýz Edebiyatý üzerine eðitim aldý. 2010 yýlýnda Ýstanbul’a döndükten sonra, çeþitli dergi ve gazetelerde yazmaya baþladý. Yaklaþýk sekiz yýl, Cemal Süreyya Kültür Derneðinin yönetim kurulunda bulundu. Aydan Ay, halen anýlan derneðin baþkan yardýmcýsýdýr. Ýlk kitabý “Gidemediðin Yol Senin Deðildir”, 2014 yýlýnda yayýmlandý. Ardýndan “Bay Daktilodan Mektuplar”, “Renkli Buzlar”, “Zühal ile Cemal” ve Yusuf Arslan ile birlikte yazdýðý “Çino’nun Günlükleri” adlý iki roman geldi.
“Hemdem Öyküleri”, Aydan Ay’ýn altýncý kitabý. Kapak tasarýmý Þafak Özgü tarafýndan yapýlan ve Klaros Yayýnlarý’ndan çýkan kitap yüzaltmýþ sayfa. Birbirine çok yabancý olmayan ondört öyküden oluþuyor. Öykülerin beþinde, insanla hayvanýn dostluklarýna yer verilmiþ. Gerçek yaþamdan izler taþýyan öyküler, hayal dünyasýnda yeniden þekillenmiþ. Öykülerini yalýn bir dille yazan Aydan Ay, okurunu yormuyor. Zaman zaman, yaþanmýþ bir çocukluðun ve gençliðin izlerini görüyoruz. Doða betimlemeleri, doða ve hayvan sevgisi önemli bir yer tutuyor. Toplumun ahlak kurallarý ve toplumsal baskýlar, eleþtiri oklarýnýn yöneltildiði konular arasýnda. Kadýn kahramanlarýn, iç dünyalarýnýn dýþa yansýmalarý ve toplumla olan çatýþmalarý baþarýlý bir þekilde verilmiþ. Öykülerde, yazarýn okuru bilgilendirdiði de oluyor. Örneðin “Sahibinden Satýlýk Radyo”da, dünya genelinde kýrk dört bin radyo istasyonu olduðunu öðreniyoruz. Ayrýca, edebiyatýn önemli isimlerinin adlarýna ve sözlerine de sýk sýk rastlýyoruz. Yaþanmýþlýklar sözcüklere yansýmýþ. Yani öyküler, o kadar sahici.
Öykülerin bazýlarýnda yer alan Selamiçeþme, Kurbaðalýdere, Gümüþsuyu, Bahariye ve Bostancý gibi semtler ile sardunyalar, güller, hanýmelleri, küpe çiçeði, fesleðenler ve menekþeler rengarenk bir yerden, Kadýköy’den bahsediyor. Eski Türk filmlerinden birini izliyor gibiyiz. Hüzünlü ve çarpýcý, beklenmedik sonlar iz býrakýyor. Örnek vermek gerekirse “Sahibinden Satýlýk Radyo”da olduðu gibi, birden fazla film konusu çýkacak kadar ilginç öykü var kitapta.
Þimdi gelelim “Hemdem Öyküleri”ne... “Karadut”, kitabýn ilk öyküsü. Yazar, çok sevdiði karadut meyvesinin hayatýnda býraktýðý izleri anlatýyor. Bu arada, Tispe ve Piremus’un ölümsüz aþkýný öðrenmiþ oluyoruz. “Cahide” baþlýklý öyküde, kýrýlgan ve gururlu mizacýyla Cahide Sonku’ya benzeyen bir kedi var. Öykünün sonunda, “Ýnsanlar mý daha nankör, yoksa hayvanlar mý? Ýnsanlar mý daha duygusal, yoksa hayvanlar mý?” sorularýna yanýt arýyoruz. “Saat”te, yazarýn babasýna hediye ettiði saat ön planda. Dönüp dolaþýp, yýllar sonra yine yazarý buluyor. En küçük yaþam kýrýntýsýnýn bile deðerlendirilmesi gerektiðini anlýyoruz. “Sandal” da, bir aþkýn doðuþu ve yazarýn ifadesiyle Aþkistan’a doðru yapýlan yolculuk anlatýlýyor. “Fesleðenin Ölümü”nde, intiharý düþünen Halide’nin hüzünlü sonu okurun içini burkuyor. “Asya Robot”, adýndan belli bir robot. Yer yer insaný gülümsetmesi ve günümüze yönelik göndermeleri dikkat çekiyor. “Sahibinden Satýlýk Radyo”da Aliye, kýzýna doðum günü hediyesi ararken eski bir radyoya alýcý oluyor. Rastlantý bu ya, radyoyu satan kiþi, yuvalarýnýn yýkýlmasýna neden olan kadýndýr. Bu kadýn, babasýnýn son eþidir. “Karýnca ile Adam”da, yalnýzlýk çeken bir adamýn karýncayla sohbetine tanýk oluyoruz. Karýnca, insanlardan çok þikayetçi... “Divane Angut”ta zaman, av mevsimi. Ýnsanlýðýný kaybeden aþýklar, eti yenmeyen Angut kuþunu vurmasýyla olay geliþiyor. “Çýrýlçýplak Kaldým Aþka”, yarým kalan duygulu bir aþk hikayesi. Þiirsel anlatýmý nedeniyle, þiire sýzan bir öykü okuyormuþ hissine kapýlýyorsunuz. “Hey Taksim Hey”, eski ve yeni Taksim’i anlatýyor. Beton çölüne dönen Taksim, dile gelip yazarla dertleþiyor. “Mavi” adlý öykünün kahramaný bir köpek. Sahibi ölünce bir balýkçýya sýðýnýyor. Ancak balýkçý, geçimini zor saðlayan biridir. Ya Mavi’yi ya sahiplendirecek ya da barýnaða verecek. “Mavi’nin Dönüþü”nde yazar, kendisi terk eden Mavi’nin peþine düþünce acý gerçeði öðreniyor... “Virüsle Beþ Çayý” konusuyla ilginç bir öykü. Korona virüsüyle yapýlan çay sohbetini anlatýyor.
“Hemdem Öyküleri”ndeki karakterlere gelince... Boþ insan deðil onlar, boþ boþ konuþmuyorlar. Sözleriyle, okuru düþüncelere sevk ediyorlar. Örnek mi?
“Özgürlük mücadelesinde kararlý davranmayan bazý yazarlarýn, sanatçýlarýn içki masasýndaki konuþmalarýndan oluþan öykü ‘aydýn’ kavramýný sorgular.” (Saat).
“Denizden hep balýk çýkmaz ki, tanrý misafiri de çýkar.” (Sandal).
“Uyku ölüm gibi bir þey! Niye buna izin vereyim ki? Zaten bir gün öleceðiz.” (Fesleðenin Ölümü).
“Bir robot, robot olduðunun farkýnda olmalýdýr. Ýnsan olmaya özenmemelidir.” (Asya Robot).
“Bir kadýnýn hayatý, doðurduðu çocuklardan ve evlendiði adamlardan ibaret olamaz ki...” (Sahibinden Satýlýk Radyo).
“Bu dünyada hayvanlara yaþatýlan onca eziyet dönüp dolaþýp insanlara, özellikle de ezilen sýnýf insanlarýna yaþatýlýyor. (Karýnca ile Adam).
“Hemdem Öyküleri”ni oluþturan ondört öyküyü okuduktan sonra, “Belleðimde bir iz kaldý mý?” diye sordum kendime. Evet kaldý. Bu okunmaya deðer kitabý, kitapseverlere öneriyorum. Piþman olmayacaksýnýz.
Kalemine saðlýk Aydan Ay...
