Bedriye KORKANKORKMAZ
SÖYLEÞÝ
Tümay Çobanoðlu: Edebiyat okurlarý, seni geçen yýlsonunda yayýmlanan “Yaþamak Çocuðum” adlý þiir kitabýnla tanýdý. Bu isim; hayata, insana dair umutlar çaðrýþtýrýyor hemen. Kitabýn ilk þiiri olan “Yaþamak Çocuðum”u okumaya baþladýðýmýzda da, senin sevgiye, insanlýða, uygarlýða, bilime, görkemli adalete olan sarsýlmaz inancýný hissediyoruz. Bu inancý, umudu diri tutabilmek konusunda neler söylemek istersin?
Bedriye Korkankorkmaz: Sevgili Tümay, bu sorun beni çok duygulandýrdý. Demek ki, þiirde kendimi ifade edebilmiþim ki, sen hiçbir yanlýþ anlaþýlmaya meydan býrakmadan bana bu soruyu soruyorsun. Bu duygu kendimi iyi hissetmemi saðladý. Yürekten teþekkür ederim. Benim kiþiliðimi belirleyen en belirgin özellik insan sevgisi ile savaþçý yanýmdýr. Ýyiye, doðruya, güzelliklere olan sarsýlmaz inancýmdýr. Ýnsanýn çýkarlarý karþýsýnda da onurlu bir duruþ sergilemesi gerektiðini düþünüyorum. Sanatçý olmanýn bana yüklediði insana dolayýsýyla da insanlýða dair sorumluluðum her geçen gün deðiþen koþullara göre artýyor. Kendime yakýn olmamýn kendimi kazanmamýn olmazsa olmasýdýr bu sorumluluk duygum. Küçük hesaplara dayanan sadece bireyin çýkarlarýný koruyan/ kollayan kazanýmlara itibar etmiyorum. Savunduklarým ile yaþadýklarýmýn arasýnda mesafe olmadýðýný sýnamamýn yolu evrensel erdemlere olan inancýmý diri tutmamdan geçiyor. Daha fazla insanlaþmak için kendi içimi/beynimi sürekli temizliyorum. Söz konusu sevgiye, insanlýða, uygarlýða, bilime, barýþa, görkemli adalete… olan inancým salt yüreðimde deðil beynimde de alýnteri gibi hak ettiði yerini almýþ. Hayat bir tercihler dizgesidir. Ve insan neyi beslerse o duygu ve düþünce geliþir dal budak sarar sarmaþýk çiçekleri gibi içinde. Bazen kendimi de þaþýrtýyorum bu inancýmla. Ýçinde yaþadýðým toplumun bir üyesi olarak beyaz yalanlarý söylerken bile hâlâ yüzüm kýzarýyor. Sanki hiç kimse bana yalan söylememiþ, sanki hiç kimse güvenime ihanet etmemiþ, sanki hiç kimse iyiliðe, güzelliðe olan inancýmý kendi çýkarlarý için bozuk para gibi harcamamýþ… Küreselleþmenin tüm acýmasýzlýðýyla hüküm sürdüðü çaðýmýzda içtenlikle itiraf ediyorum ki, dünyanýn içine düþtüðü her türlü deðer yozlaþmasýnda payýma düþeni almadým/almama konusunda da kararlýyým. Hâlâ bana yalan söylendiðinde bir çocuðun masum þaþkýnlýðý içinde kendimi buluyorum. Darmadaðýn oluyorum. Her türlü olumsuzluða raðmen baskýlarýn, iþkencelerin, gelir daðýlýmýndaki adaletsizliðin insanlýk tarihinden silinip yerine hayatta en kutsal varlýk olan insanýn onuruna yakýþan yarýnlarýn geleceðine duyumsadýðým o büyük özlemden alýyorum bu gücü. Güç ve güçsüzlük, baþarý ile baþarýsýzlýk kavramlarýna bakýþýmdaki farklýlýk/farkýndalýk da sözünü ettiðim inancýmý diri tutmamda hatýrý sayýlýr katký saðlýyor bana. Ýlkelerinden ödün vermiþ insaný kendisi olmaktan uzaklaþtýrmýþ tüm yapay baþarýlara yalnýz sýrtýmý deðil yüreðimi de döneli yýllar oldu. Bir insanýn kendisinden baþka bir insan olmasý kiþiliðinden ve inaklarýndan ödün vermesiyle baþlayan bir sürecin dayattýðý bir sonuçtur. Kendime sadece kendime benzemeyi ve içimdeki güzellikleri korumak adýna ödediðim bedelleri seviyorum. Bu yüzden acýlarýma ve yalnýzlýðýma ithaf ettim kitabýmý. Benim gibi yalnýzlýðýna ve acýlarýna kitap ithaf eden kaç þair vardýr bilmiyorum ama ben minnet duyuyorum acýlarýma, yalnýzlýðýma, beni tüm kusurlarýyla ben yapan zaaflarýma… Ve acýlarým ve yalnýzlýðýmdan öðrendiðim en büyük erdemin insanlarý benim Tanrýmý sevme zorunluluklarý olmadan, kendi Tanrýlarý ile birlikte sevmeyi… Dolayýsýyla insaný sadece ve sadece insan olduðu için seviyorum. Ýnsana; insan onurunu koruyan/ kollayan/ yücelten bir yaþam yakýþtýðý için de insaný insan yapan erdemlere sýmsýký baðlýyým. Whitman’ýn þu haklý saptamasýný anýmsarým sýk sýk: "Ýdealler gulyabanidirler. Onlarýn peþine düþersen seni yoldan çýkarýr bataklýða sürüklerler. Ancak sana kendi istekleriyle gelmelerine izin verirsen, gerçek dostlarýn olur".
Tümay: Doðup büyüdüðün yer Bingöl. Sert ve uzun kýþlarýný, yüce daðlarýný, güçlü sularýný çoðu kiþinin bilmediði gizli kalmýþ bir köþe. Þimdi geriye dönüp baktýðýnda, gerek fiziksel, gerek sosyal ve kültürel ortamýyla Bingöl’ün senin edebi kiþiliðinin oluþmasýnda ne gibi etkileri olduðunu düþünüyorsun?
B.Korkankorkmaz: Doðup büyüdüðüm Bingöl’ün kiþiliðimin biçimlenmesinde hatýrý sayýlýr katkýsý oldu. Babamýn olaðanüstü zengin bir kitaplýðý olmasý baþlý baþýna büyük þanstý benim için. Ýlkokul üçüncü sýnýfta Victor Hugo’nun Sefiller’ini okudum. Beþinci sýnýfta Fuzuli’nin, Pir Sultan Abdal’ýn, Karacaoðlan’ýn, Ruhi Su’nun… sanat ve yaþama felsefelerine dair kendime dair düþüncelerim oluþmuþtu beynimde. Bu düþüncelerimin sistem içerisinde neden hak ettiði yeri almadýðýný sorguluyordum. Bu düþün üretkenliðim sayesinde yaþadýðým kentte eðitim eþitsizliðini algýlamýþtým çocukken. Derslerimiz boþ geçerdi öðretmensizlikten. Sýralarýmýz yoktu. Bir sýrada üç kiþi bazen de dört kiþi oturduðumuzu anýmsýyorum ilkokulda. Mahrumiyet bölgesinde kýþýn köylerin yollarý altý ay kapalý olduðu için kýzaklarla Bingöl’e doðum yapmak için getirilirken kan kaybýndan ölen kadýnlarýn, çocuklarýn yaslarýný tutmayý öðrenmiþtim oyuncak bebeklerle oynamak yerine. Gerek fiziksel, gerek sosyal ve gerekse kültürel ortamýn zenginliðinden mahrumdu Bingöl. Haritalarda adý olan ama sosyal yaþamda yeri olmayan bu kentte büyümek büyük kentlerin aksine insan iliþkilerinde daha sýcak, daha iç içe geçmiþ, daha gerçekçi iliþkiler geliþtirmemi saðladý. Ölümlerde, hastalýklarda her türlü felaketlerin karþýsýnda dayanýþmanýn önemini kavradým. Ýnsana dair her acýnýn ve mutluluðun ortaðý olma yürekliliðini öncelikle üyesi olduðum ailedeki yetiþme biçiminden öðrendim.
Batý’dan tayin nedeniyle Bingöl’e gelen insanlarýn Bingöl’de yaþamak zorunda olduklarý için yüzlerine yansýyan korkuyu ve o korkunun neden olduðu o karanlýk öfkeyi görmenin acýsýný duyumsuyordum çocuk yüreðimde. Ne ki, görsel güzelliði olmayan Doðu’nun bu minik çocuðu, daðlarýnýn eteðindeki heybetli karýn aksine misafirperverliðiyle korkarak gelenleri aðlayarak yolcu etmenin sevincini yaþýyordu. Coðrafyanýn insan kiþiliði üzerindeki etkilerini, insanlarý birbirine yaþadýklarýnýn yaklaþtýrdýðýný, yaþamadýklarýnýn ise uzaklaþtýrdýðý gerçeðini çocukluðumda fark etmem bundandýr. Bingöl’ün sert iklimi kiþiliðimde deðer verdiðim ve savunduðum ilkelere sýký sýkýya baðlý olmamý saðladý. Özellikle umarsýzlýklarýn insan üzerindeki o silinmez izlerini okuyarak deðil bizzat yaþayarak hissettim yüreðimde. Nerede bir insan aðlýyorsa o gözlerden akan yaþýn benim yanaðýmdan süzüldüðünü derinden algýlamam bu yüzden. Olanaklarýndan dolayý insanlar karþýsýnda boyun eðmemeyi, birey olmanýn önemini, düþüncelerimi her türlü baský ve zulme raðmen özgürce ifade etmeyi önce ailemin özellikle de babamýn yetiþtirme biçiminden, bir de doðduðum kentten dolayý karþýlaþtýðým haksýzlýklara karþý verdiðim mücadeleden öðrendim. Kürt sorununun ülkenin gündeminde yer aldýðý dönemde lisede okuyordum. Arkadaþlarýmýn silah taþýdýðýna ve sýnýfta öðretmene silah çektiðine tanýk oldum. Can güvenliðimiz yoktu. Lisedeyken katý bir Kemalist’tim. Atatürk’e olan hayranlýðým ve devrimlerinin gerekliðine dair düþüncelerim tüm saygýnlýðýyla sosyalist düþünceyi benimsememe karþýn bugün de geçerliliðini koruyor. Atatürk çocuðu olmaktan dün nasýl gurur duyuyorsam bugün de ayný gururu duyuyorum. Atatürk’ü ne sosyalistlerin ne saðcýlarýn ne ülkücülerin ne de bilumum Cumhuriyetçilerin doðru algýladýðýný düþünüyorum. Atatürk’ün yaktýðý aydýnlýk meþalesine bugün dünden de daha fazla ihtiyacýmýzýn olduðuna olan inancým tamdýr. Dolayýsýyla da Atatürk’ün dehasýnýn da týpký Nietzsche’nin dehasý gibi günümüzde yeterince algýlanmadýðýný düþünüyorum. Sevgi ve insan olma bilinciyle yetiþtirdi ailem beni. Bu konuda aileme sonsuz þükran duyuyorum. Doðduðum kentten dolayý beni yargýlayanlarýn sýð düþüncelerinden hiçbir insanýn dini, dili, ýrký, mezhebi yüzünden ayrým gözetmeksizin sadece ve sadece insan olduðu için sevebilme yürekliliðini öðrendim. Beni gerçekten toplumsal acýlar büyüttü. Her gün omuzlarda taþýnan genç insanlarýn tabutlarýný gördüm doða manzarasý yerine. Bingöl de senin de bildiðin üzere Olaðanüstü Hal ilan edilen illerdendi. Bu yüzden devlet köylere karakollar kurmuþtu. Köylü evinde radyosunu dinlemek için ihtiyacý olan pil için, alacaðý bir torba un, kýsacasý hayatýný idame ettirmesi için gereken tüm gereksinimlerini karþýlayabilmesi karakoldan alacaðý onaya baðlýydý. Bu türden baskýlarýn, tehditlerin, kuþ sesi yerine silah seslerinin duyulduðu bir coðrafyada yaþayan insanlarýn acýlarýna tanýklýk etmek o acýlarý yaþayan insanlardan daha derinden sarsýyor insaný… Yakýlan okullar, boþaltýlan saðlýk ocaklarý, bellerinde silah taþýyan çocuklar… görmenin ruhumda yarattýðý fýrtýna dinmeyecek yaþadýðým sürece. Nerede bir çocuk görsem farkýndan olmadan eline ya bir kitap ya bir defter ya da bir kalem veriyorum. Tüm bu somut gerçekler beni çocuk olmadan büyüttü. Yazýk ki, yaþýtlarým gibi benim de bir çocukluðum olmadý. Çocuk olmanýn kayýtsýzlýðý içinde kýrlarda özgürce koþmadým, kendim için aðlamayý bu gerçekler içinde unuttum…
Tümay: Baban uzun yýllar Bingöl’ün Kýðý ilçesinde gazete çýkarmýþtý. Türkiye’nin ve bölgenin bütün çalkantýlarýný yaþayan bu küçük doðu þehrinde bir gazeteci kýzý olarak yaþamak, ilginç deneyimler yaþatmýþ olmalý sana. Ne dersin?
B. Korkankorkmaz: Babamýn gerçek mesleði gazetecilikti. Ölene dek yapmaktan zevk aldýðý tek meslekti gazetecilik. Babamýn Bingöl’ün Kiðý ilçesinde çýkardýðý tek gazetesiyle bana göre bugün için bile örnek alýnmasý gereken bir gazetecilik baþarýsýna imza atarak bir gazetecinin sistem üzerinde onurlu duruþuyla ne tür farklýlýklar yaratacaðýný belirtmesi açýsýndan oldukça önemli bulduðum bir dizi deneyimlerin içinde sadece bir örnek vermek istiyorum. Babamým matbaasý vardý ve evi matbaadan gelen para ile geçindirmek zorundaydý. Gazetemizin yaptýðý haberlerden dolayý devletten almasý gereken resmi ilaný alamýyordu Bu da babamýn hem gazetenin giderlerini hem de evin giderlerini karþýlamasýný zorlaþtýrdý. Açlýðýn sýnýrýna dayandýrdý bizi onun hayalindeki gazeteci yazarlýðýný hayata geçirmesi evde. Bir gün matbaayý yanýnda çalýþan iþçiye armaðan etti ve ceketini alarak gazeteden çýktý babam. Çünkü babam yaþamý boyunca önce toplum mutluluðu, sonra aile mutluluðu dedi. Babamýn bu yaklaþýmý ailesine aðýr bedeller ödetti. Ben babamý ödediðim bedellerle sevdim. Bir insaný sevmek onun önceliklerini de sevmektir. Ýlçeye Kemal Katýtaþ adýnda genç bir kaymakam atanmýþ. Kaymakamýn ne halkla ne de basýnla arasý iyi. Kaymakam kapýsýný halka kapatmýþtý. Babam gazetesinde bu olayý manþetten veriyormuþ. Ne genç kaymakamýn tavrý, ne de babamýn olayý manþetten haber olarak vermesi deðiþmiyormuþ. Bir gün babamla genç kaymakam karþýlaþmýþlar. Önce tartýþmýþlar; sonra durum deðerlendirmesi yapmýþlar. O günden sonra kaymakam kapýsýný halka açmýþ. Kaymakamla görüþmek isteyen her vatandaþ evinin kapýsýný açar gibi Kiðý Kaymakamý’nýn kapýsýný açmýþ ve sorunlarýný kaymakamlarýyla paylaþmýþlar. Kiðý’nýn genç kaymakamý Kemal Katýtaþ’ýn bu davranýþý babamýn haber anlayýþýna þöyle yansýyor: “Ýmparatorumuz kapýsýný da gönlünü de halka açtý! Babamýn- Ýmparatorumuz -baþlýðýyla yaptýðý haberler, Kiðý Kaymakamý Kemal Katýtaþ’a dönemin Ýçiþleri Bakaný tarafýndan “ÝMPARATOR” unvaný verilmesine neden oluyor. 1987 yýlýnda Konya Valisi iken ablamla ziyaretine gittiðimiz Kemal Katýtaþ bana “Ýmparator Belgesi”nin öyküsünü böyle anlatmýþtý. Babam için de þunlarý söylemiþti: “Baban yürekliliðiyle bana hayatýmý geri verdi. O günden sonra krallarýn masasýnda halký hiç unutmadým,” dedi. Babam uzun yýllar Bingöl gazetesinde köþe yazarlýðý yaptý. Onun gazetecilik ve köþe yazarlýðý deneyimlerinden her türlü baský ve tehdide raðmen yazdýðýn bir yazýnýn arkasýnda durmanýn ne anlama geldiðini öðrendim. Ve büyümenin gerçekte insan kiþiliði üzerindeki gerçek yerini ve o yerin büyülü anlamýný böyle böyle içselleþtirdim.
Tümay: Bildiðim kadarýyla Metin Altýok, lisede felsefe öðretmenindi. Öyle deðil mi? Metin Altýok’u, onunla olan dostluðunuzu, edebiyatla iliþkine katkýlarýný anlatýr mýsýn bize?
-
- B.Korkankorkmaz: Þair Metin Altýok benim Bingöl Lisesi’nde okurken felsefe öðretmenimdi. Onunla dostluðumuz þöyle baþladý: Metin Altýok bir hafta raporluydu. Rapor sonrasý derse kaldýðý yerden devam etmek için sýnýfa, "Arkadaþlar içinizde düzenli defter tutma alýþkanlýðý olan arkadaþýnýz var mý?” diye sordu. Sýnýf bir aðýzdan "Bedriye" dedi. Öðretmenim defterimi istedi. Götürdüm. Ders sonrasý, sýnýftan çýkarken öðretmenim; “Bedriye seninle konuþmak istiyorum," dedi ve koridorda birlikte yürüdük. Bana "Þiirini okudum. Þiiri sen yazdýn deðil mi?” diye sordu. Yanýt yok. O gün öðretmenimin kollarýný bütün sevecenliðiyle omzuma atýp "Bedriye þiiri býrakma e mi?” deyiþiyle bana ne söylemeye çalýþtýðýný anlayamamýþtým. Metin Altýok insana dair güzel dünyasýyla, olgunluðuyla, iyi bir dinleyici olmasýyla, arkaný yaslayacaðýn yüzyýllýk bir çýnar olduðunu insana hissettirmesiyle, insaný yüreðinde yüceltmesiyle sadece benim deðil, güzelliði seven ve insani olan güzelliklere tutkun olan her insanýn kadim dostuydu. Metin Altýok’tan bana geriye ne kaldý diye sordum kendime. Þimdilerde onun insan yanýnýn þiir üzerindeki aðýrlýðýný daha iyi algýlýyorum. Yýllardýr yazýnýn ve yazýnýn içindeyim. Þairlerin büyüklüklerinin ödüllerle ölçüldüðü, þiirin öldüðü söylemlerinin ortalýklarda hortlaklar gibi dolaþtýðý, sanal ortamýn þiiri kuþatma altýna aldýðý bir ortamda yaþýyoruz. Bir þair iyi þiirler yazabilir ama her iyi þiir yazan þair “güzel insan” olmaz. Altýok, þiirleri ve kiþiliðiyle güzelliklerin insanýydý. O yüzden insana dair her acýnýn onun yüreðinde karþýlýðý vardý. Onun en önemli özelliði þiirlerinde olduðu gibi, davranýþlarýnda da samimi olmasýdýr. Önce insan sonra þairdi. Acýya kiracý deðildi, acýya ev sahipliði yaparak ayrýldý aramýzdan. Kabullenemiyorum sevmeyi bilmeyen insanlarýn onu sevdiklerinden uzaklaþtýrmalarýný… Kadim dostum, ortak üretim ve ortak tüketim ilkelerine inandýðý için yakýldý. Katillerinden daha doðru, daha soylu bir insan olarak ölen þair Metin Altýok’un insanlýk tarihine armaðan ettiði yaþam eserinin, þiir kitaplarýnýn önünde saygýyla eðiliyorum. Kadim dostumun yüreðimde yokluðuyla býraktýðý boþluk dolmuyor… Dinmiyor sýzýsý yüreðimin… Hiç unutmuyorum onunla Karaman’daki ilk görüþmemizde bana “Bismiþah” diyerek imzaladýðý “Ýpek ve Kýlabtan” adlý þiir kitabýný verdiði o aný… Merakla sordum: “Bismiþah’ýn anlamý nedir?” Sorumu gülerek yanýtladý. “Bedriye, yeryüzünde insancýl deðer ve güzellikleri temsil ettiðine inandýðýmýz bir Þah varsa o þahýn baþý sensin.” Kitaba çizdiði avuç içinde gözü olan kadýn figürüne açýklýk getirmedi. Onunla olan dostluðumuzda ikimiz de kendimizdik. Beni þiir yazabileceðime dedemden sonra yüreklendiren tek insandýr. Babam þiir yazmanýn zorluðunu çok iyi bildiði için bana bu zorluðu hiçbir zaman aþamayacaðým yönünde farkýnda olmadan psikolojik baský yapmýþtý. Bu baský yakamý bugün de býrakmadý. Çok az insan benim kendimi gönül rahatlýðý içinde þair sýfatýný yakýþtýrdýðýma þahit olmuþtur. Bu konudaki ürkekliðim her geçen gün artýyor, eksilmiyor. Benim þiir yazamayacaðýma olan sarsýlmaz inancýmý fark etmesi ve bu olumsuz inancý yüreðimde silmeyi önemsemesi, bunun için mücadele etmesi onunla hiçbir þey paylaþmamýþ olsaydýk da yüreðimde ölümsüz bir yer edinmesi için yeterliydi.
-
Beni sürekli þiir yazacaðým konusunda yüreklendirdi. Yazdýðý þiirleri bana okuduktan sonra okuduðu þiirdeki hatalarý bulmamý isterdi benden. Taslak þiir ile bitmiþ bir þiir arasýndaki farký görmemi saðlardý böylelikle. Benim þiire olan sevgimi þiir birikimiyle tamamlamam için bana önce Karaman’da sonra da Ankara’da eþiyle birlikte yaþamamý önerdi. Teklifini ailevi sorumluluklarýmdan dolayý kabul etmeyince ona ýsrarla þu sözü vermemi istedi benden: “Bir gün olur da bu fani dünyadan ayrýlýrsam þiir yazacaðýna dair bana söz vermemi istiyorum” dedi. Benim þiiri karþýlýksýz sevme biçimim düþündüðümün aksine þiire hakaret etmeyeceðime dair bana güvence verdi. O benim açýk yürekliliðimi ve dürüstlüðümü, riyakârlýða tahammülümün olmadýðýný biliyordu. Yalnýzlýðýma dostluðuyla hayatým boyunca istese de ortak olamayacaðýný bildiði için þiire sarýlmamý istiyordu benden. Benim zamanla þiirde kendimi ifade ederek beni hiçbir koþulda terk etmeyen kadim bir dosta kavuþturmak istediði için þiir yazmamý ýsrarla istediðini bugün daha iyi anlýyorum. Ben de 2 Temmuz’dan sonra þiir yazmaya baþlayarak ona verdiðim sözü tuttum/ tutuyorum. Onun þiirim üzerindeki etkisini böyle özetleyebilirim sanýyorum.Ýzin verirsen Metin Altýok hakkýnda bir açýklama yapmak daha istiyorum sorunun dýþýnda. Ben hiçbir zaman hiçbir dergiye kendi kendime dostluðumuzu anlatan yazý yazýp yayýmlanmasý için göndermedim. Benden yazmam istendiði için yazdým. Sevgili Zeynep’in hazýrladýðý Gölgesi Yýldýz Dolu adlý kitapta da Afrodisyas dergisinde de yazmam istendiði için yazdým. Her þey bir yana bir dostun yokluðuyla insanýn yüreðinde býraktýðý acý ne türden bir acýdýr bunu ben yaþadým/yaþýyorum. Babam da kadim dostumdu benim. O da 19 Þubat’ta beni býraktý. Onun da yokluðuyla yüreðimde býraktýðý acýnýn altýnda ezilmeden durmak için kendi kendimi acýlarla sýnýyorum. Babamý kaybettiðim gün acýyý yeniden sorgulamaya baþladým. Acý, yaþadýðýmýz olaylarýn büyüklüðüyle deðil, acýlar karþýsýndaki duruþumuzla ilintili…
Tümay: Þiir senin için nedir, diye sormak istiyorum. Þiir anlayýþýndan bahseder misin?
B.Korkankorkmaz: Þiir benim yaþama nedenim ve ruh aynam. O aynadan gördüklerime bakarak hâlâ kendime ait olup olmadýðýmý araþtýrýyorum. Þiirle yazýn dünyasýnýn derinliðini algýlamaya baþladým. Þiirlerimin bana özgü bir nitelik taþýmasýný kendi baþýna bir varlýk/bir buyruk olmasýný çok istiyorum. Elbette bu konuda çok yaya kaldýðýmý, çok yol kat etmem gerektiðini biliyorum. Þiirlerimden de anlaþýlacaðý gibi duygu ve düþüncelerimi direkt kendi içime yöneltiyorum. Þiirde kendimi deðil; kendimde þiirlerimi yaratmayý istiyorum. Þiirlerim kiþiliðimin ruh aynasýdýr. Onlarý yazarken içimi deþiyorum. Ýçimin derinliklerinden ele geçirdiðim duygu ve düþünce üzerinde yoðunlaþýyorum. Þiirin yüzeydeki yapýsýndan çok derinlerdeki yapýsýyla ilgileniyorum. Derinliðin, beni kavradýðý gibi þiirlerimi de kavramasýný istiyorum.
Kendi yaþantýmdan yola çýkarak yazdýðým þiirlerimde yaþamýn güncel gerçeklerini irdeliyorum. Þiirlerim insanlýktan yana yitirdiðimiz deðerleri imliyor. Dolayýsýyla geçiciliðin deðil; kalýcýlýðýn sýnýrlarýný zorluyor. Kendi özdünyamýn derinliklerine gömülmüþ þiirleri günýþýðýna çýkarmak için didiniyorum yýllardýr. Þiirime yabancýlaþmamaya özen gösteriyorum. Bu yüzden kendimi ve yaþadýklarýmý sorguluyorum ve sorguladýklarýmý þiire yansýtýyorum. Þiirlerimle karþýlýklý olarak birbirimizin gerçeðini anlayacak/ kavrayacak düzeye geleceðim günün özlemini duyuyorum. Ben þiirlerimin mercek altýna aldýðý birisiyim. Kendimi þiirlerime ne kadar etkili anlatýrsam þiirlerimin de beni okuyucuya o denli etkili anlatacaðýna inanýyorum. Gerçekte þiir okuyucusundan içinde gizlediði kendisini ona anýmsatýyor, ondan da içinde gizlediði kendisine sahip çýkmasýný istiyor. Þiirlerimde genellikle somut imgelerle hüzünlü bir direniþ hâkim. Yazarlýðým ve þairliðimden okuyucusunu seçme ayrýcalýðýný öyle sahiplendim ki umarým Yaþamak Çocuðum'u da okuyucularý öyle sahiplenir. Büyük bir þair olma gibi hýrsý yok kelimelerle büyüyen bu çocuðun. Ama Yaþamak Çocuðum’un sevenlerinin zamanla azýmsanmayacak bir çoðunluk yaratacaðýna inanýyorum. Okuyucunun Yaþamak Çocuðum'u incelenmeye ille de okunmaya deðer bir eser olarak algýlamalarýný çok istiyorum. Ýnsan hayatýndaki tüm kesitlerde yaþamýþ ve yaþamýþlýklarý kendince dile getirmiþ Yaþamak Çocuðum yaþayan þiirlerin kitabýdýr. Adý Yaþamak olan çocuk, yaþamý ve yaþadýklarýmýzýn karþýsýndaki duruþumuzu sorgulayarak hayatýn aslýnda tercihlerden ibaret olduðunu tüm çýplaklýðýyla bize anýmsatýyor.
Þiirlerim tarifsiz yalnýzlýk ile tarifsiz acýlarýn þiiridir. Ve hepsi de topluma dairdir; yani çoðuldur. Þiirim yaþama beslediði inancýný okuyucusundan alýyor. Okuyucusuyla el ele yürüdüðü yaþam yolculuðunda yaþama, dolayýsýyla da insana katkýlarýyla daha büyük bir kiþiye/kiþilere dönüþeceðine inanýyorum sözcüklerin kundaðýna sarýlan bu çocuðun…
Þiirlerimden her biri ilkin duygu/düþünce ve izlenimlerimden ibarettir. Dile getirilmeyen usumun ulaþýlmazlýðýnda olgunlaþtýktan sonra sabýrla “anlam derinliði” ile “kavrama derinliðine” ulaþacaðý doðru zamaný bekliyor. Þiirlerimde þiirsel inceliðe, dizelerin özgür/özgünleþtirilmesine, söylediklerimin yalýn olmasýna, okuyucusunu derin uçurumlara götürmemesine; bununla beraber bilinçaltýnda algýda seçiciliði devreye sokarak okuyucuyu gereksiz duygu/düþünce karmaþasýndan kurtarmasýna özen gösteriyorum.
Þiir kitabým yayýmlanarak benden çýkmýþ, insanlýðýn kütüphanesine dolayýsýyla da insana mal olmuþtur. Yaþamak Çocuðum’un, evrensel yalnýzlýklarý/evrensel haksýzlýklarý/evrensel barýþý/evresel kardeþliði/ evrensel düþünce özgürlüðünü… kucakladýðý sürece ermeyi hayal ettiði yalnýzlýðýna zamanla kavuþacaðýna, geçmiþin geleceði olma yolunda kararlý adýmlarla ilerleyeceðine dair umutlarým var. Þiir kitabýmýn okuyucuya beni unutturacaðýna, kendi deðerlerini sahiplenerek toplumu deðiþtirme ve dönüþtürme sürecinde yer alacaðýna inanmak istiyorum. Ýnsan kendisi olduðu sürece insanlýðýn da bir parçasýdýr. Yaþamak Çocuðum da insanlýðýn bir parçasý olmayý baþarmak adýna eksileri ve artýlarýyla kendisidir. Okuyucuyu belli beklentilere boðmadan, her koþulda belli sonuçlar almaya okuyucuyu þartlandýrmadan, ‘birey’ olmanýn yaþam karþýsýndaki toplam gücünü bize anýmsatacaðýný umuyorum Yaþamak Çocuðum’un.
Tümay: Þiirlerinin satýr aralarýnda, çaðýna karþý sorumlu bir insanýn sesi var. .../çalsam oynasam/ dert etmesem aç çocuklarý/ diyorsun örneðin. Sokak çocuklarýna þiirler ithaf ediyorsun. / kumsala vuran dalgalar gibi üzerime geliyor/ tutsak ülkelerin özgürlük özlemleri/ diyorsun baþka yerde. .../acýlarý bölüþsek/ kardeþlik ve eþitlik hasretimiz/...ya da .../senin coðrafyan benim coðrafyam/ benim sütüm senin kanýn/ ekmeðin ve aþkýn ortak ülkeleri/... Ýnsanlýðýn çektiði acýlar, barýþa özlem, sana þiir yazdýrýyor. Þiirini harekete geçiren þeyler üzerine neler söylemek istersin?
B.Korkankorkmaz: Bu doðru tespitin için seni kutlamak istiyorum izin verirsen. A.Gide’in belirttiði gibi "Sanat sürekli bir baskýnýn ürünüdür... büyük sanatçý, güçlüðün coþturduðu engeli kendisine sýçrama tahtasý yapan adamdýr.” Beni yazmaya, üretmeye iten temel iç dürtü acý çeken, haksýzlýða uðramýþ, yoksul olduðu için kendini umarsýz hissetmiþ… insanlarý görmek ve onlara yardým edememek… Ýnsanýn insana kulluk etmesini kabullenemiyorum ben. Hayatým boyunca dünyayý kötülüklerden, haksýzlýklardan, gelir daðýtýmýnýn eþitsizliðinden kurtaracak gücümün olduðuma inandým. Ve bu gücümü doðru ve yerinde kullanmadýðým için de insanlarýn dolayýsýyla da insanlýðýn acýlar içinde kývrandýðýný düþünerek tarifi imkânsýz acýlar azaplar ýstýraplar içinde kývrandým durdum. Bu acýlarý, ýstýraplarý… þiir yazarak sarmak istiyorum. Bu konuda kendime karþý çok acýmasýzým. Bana göre herkes üzerine düþeni yapsa bu dünyayý yaþanýlabilir bir dünya olarak çocuklara býrakabiliriz. Benim kendimle baþlattýðým savaþýn altýnda yatan asýl neden þu: Dünyayý bulduðumdan daha güzel bir þekilde bizden sonrakilere býrakma sorumluluðum… Bu boyumu aþan sorumluluðun altýnda ezilip yok olmamak için de sürekli içimi çapalýyorum sürekli… Zamanýn beni yaþadýklarýmla olgunlaþmýþ biçimde bulmak istediðini düþünüyorum hep. Ve ben de zamaný beni hayal ettiði bir þekilde karþýlamasý için yaþadýðýma inanýyorum.
Her þeye karþýn merhamet duygum acýlarýmdan daha güçlü olmasaydý ayakta duramazdým herhalde. Þefkat içimi kötülüklerden arýndýrýyor. Bana kötülük/haksýzlýk etmiþ bir insanýn yardýmýma ihtiyacý olduðunda hiç düþünmeden onun yanýnda buluyorum kendimi. Öyle anlarda onun içinde bulunduðu sýkýntýdan kurtulmasýndan baþka hiçbir þey beni mutlu etmiyor.
Bireysel olarak barýþ, özgürlük de dâhil olmak üzere bir insan hayatýný belirleyen tüm kavramlarý hayatýmda yeri yok. Biz olma duygusu benliðimi istila etmiþ. Ýflah olmak da istemiyorum. Toplumsal acýlar karþýsýnda kendimi koruma içgüdüm sýfýr. Bu yüzden hayatý kolay kýlacak yeteneklerden yoksunum. Bu yüzden hayatým boyunca savunduðum ilkelerin yazdýðým her kelimenin bedelini ödedim/ ödüyorum. Rahat bir hayat sürmeyi hayal edemiyorum bireysel olarak ama çoðulcu olarak rahat bir hayat sürdürme inancým söz konusu olduðunda aslan kesiliyorum bir anda.
Tümay: Kýrýlgan ama dirençli bir ses yükseliyor þiirlerinden. .../yýlanlarýn ýsýrdýðý kalbim acýyor/... veya .../ülkelerin ülkesi kalbim/ incinen duygularda atýyor/... derken alabildiðine incinmiþ, .../kendimi yargýladýðým davalarý kazanýyorum/... derken sorgulayýcý, .../yol yorgunu deðilim bilesiniz/... ve .../ gücümü yitirmedim/ ruhumun derisini soyan dille sesleniyorum/... derken acýlara, yokluklara direnmeye karar vermiþ bir sesle çýkýyorsun karþýmýza.
B.Korkankorkmaz: Çok haklýsýn bu tespitinde. O kadar kýrýlgan, o kadar alýnganým ki… Sürekli kanayan bir yüreðim ve düþüncelerim var. Caným sürekli acýyor. Bu acýlarýn yüreðimdeki karþýlýðý ne kadar derinden hissediyorsam yüreðimde acýlar karþýsýndaki duruþumda o denli dirençli oluyor. Yüreðimin ve düþüncelerimin o güçlü bir haykýrýþý karþýsýnda acýlar heybetini yitiriyor yerini yaþama sevincine býrakýyor. Yaþama sevincim de özünde barýndýrdýðý bilgeliðiyle beni içimde çoðaltýyor. Görünürde tek bir Bedriye olarak görünsem de içimde sayýsýz Bedriye’ler doðuruyorum her gece içimde. Ýþte bu tür sorgulamalardan geçerek dünyaya geliyor yeni Bedriyeler…
Tümay: Dikkatli okuyucular seni diðer dergilerden ve inceleme yazýlarýndan da hatýrlayacaklardýr. Söyleþi yaptýðýmýz bir þair; düzyazýnýn, þiire nefes aldýrmak için bir ihtiyaç olduðunu söylemiþti. Sence de düzyazý böyle bir ihtiyaç mý? Yoksa .../seviniyorum bilmediklerimin çoðalmasýna/... dizesinde de yazdýðýn gibi; öðrenmek, araþtýrmak senin vazgeçemediðin bir parçan mý?
B.Korkankorkmaz: Ben düzyazýnýn þiire nefes aldýrmasýndan dolayý inceleme yazýlarý yazmýyorum. Ben, ne kiþiliklerine ne de eserlerine yabancýlaþmamýþ þair sanatçý ve düþünürlerin düþün ve duygu dünyalarýna yolculuk ederek bilmediklerimi çoðaltmayý seviyor ve seçiyorum. Benim inceleme yazým senin de bildiðin gibi diðer inceleme yazýlarýndan özü itibarýyla farklý. Ben eserlerini incelediðin sanatçýlarýn ruhsal analizlerini de yapýyorum metin üzerinde. Ýncelemenin denemesini yazýyorum dersem yanlýþ ifade etmiþ olmam sanýyorum. Oscar Wilde incelememden anlaþýldýðý gibi. Wilde’ýn cinsel tercihini farklýlaþtýrmasýnýn altýnda yatan nedeni derinlemesine irdeliyorum. Böyle bir tercihin onun sanatý ve kiþiliði üzerindeki etkilerinden yola çýkarak annesiyle, kýz ile erkek kardeþiyle iliþkisini kiþiliði üzerinde olumlu/ olumsuz yansýmalarýný önemsiyorum. Özellikle de yasadýþý bir çocuk olduðunu öðrenmesiyle yüreðinde kabaran isyan eserlerinin ne kadarýný kuþatma altýna aldý? Bu kuþatmanýn etkisiyle dünyayý boþ vermiþliðin ona kazandýrdýðý sýnýrsýz özgürlüðü, o özgürlükten aldýðý güçten yola çýkarak ölçüsüz yaþamý tercih etmesinin nedenlerini... Sevdiklerinin hatalarý sonucunda üzüntüden öldürdüðünü düþünmeseydi Oscar acý ve ýstýrap içinde aþaðýda alýntýladýðým þiir dizelerini yazabilir miydi?
“Kulak verin sözlerime iyice
Herkes öldürebilir sevdiðini
Kimi bir bakýþýyla yapar bunu
Kimi dalkavukça sözlerle/ Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kýlýç darbeleriyle!”
Ne zaman masanýn baþýna bir inceleme yazýsý yazmak için otursam André Gide’in þu haklý tespitini anýmsýyorum: “Bütün büyük þairler sonunda tabiatýyla eleþtirmen olurlar. Yalnýz içgüdülerinin ardýndan giden þairlere acýrým; bence onlar tam deðildirler. Eleþtirmen olan þairlerin fikir hayatýnda bir buhranýn baþ göstermesi mukadderdir, bu buhran içinde sanatlarý ortaya çýkar. Ben sadece incelediðim sanatçýnýn yaþadýðý çaða tanýklýk etmek istemiyorum. Sanatçýnýn hayat felsefesini edebiyat birikimi ile sentezlemeyi önemsiyorum. Böylelikle doðduðu andan baþlayarak yazýn serüveninin izini sürerek ölüm anýna dek yaþadýklarý her ana tanýklýk etme olanaðýný zorluyorum. Böyle böyle o sanatçýnýn iç dünyasýný içten içe -Sevgili kuþatabileceðimi düþünüyorum. Ve incelediðim sanatçýnýn önce insan sonra da sanatçý dehasýný derinlemesine tanýmasýný önemsiyorum okuyucunun. Bu türden incelemelerimi bir kitapta toplamayý düþünüyorum. Þartlar ve koþullar olgunlaþýrsa.
Tümay: Severek okuduðun þairleri sorsam...
B.Korkankorkmaz: Severek okuduðum þairler o kadar çok ki… Metin Altýok, Melih Cevdet Anday, Oktay Rýfat, Fuzuli, Ahmet Haþim, Nâzým Hikmet, Sabri Altýnel, Ahmet Arif, Attila Ýlhan, Ece Ayhan, Turgut Uyar, Behçet Necatigil, Rilke, Verlaine, Rimbaud, Emily Dickinson, O.Wilde, vs. vs.
Tümay: Lacivert adýna teþekkür ederim.
B.Korkankorkmaz: Bana duygu ve düþüncelerimi ifade etme olanaðýný verdiðiniz için baþta sen olmak üzere dergiye emeði geçen tüm sanatçý arkadaþlara yürekten teþekkür ederim. Çalýþmalarýnýzda baþarýlarýnýzýn devamýný temenni ederim. Ve dergi çizgisini deðiþtirmeden sürdürmesinde baþta sen olmak üzere emeði geçen tüm sanatçý arkadaþlarýnýzý izin verirsen kutlamak istiyorum. Ýçten sevgilerimle.
* ilk Yayým: Lacivert Dergisi. Temmuz-Aðustos 2011.s.112-120.
Bedriye KORKANKORKMAZ
"Bedriye KORKANKORKMAZ" bütün yazýlarý için týklayýn...
Tümay Çobanoðlu: Edebiyat okurlarý, seni geçen yýlsonunda yayýmlanan “Yaþamak Çocuðum” adlý þiir kitabýnla tanýdý. Bu isim; hayata, insana dair umutlar çaðrýþtýrýyor hemen. Kitabýn ilk þiiri olan “Yaþamak Çocuðum”u okumaya baþladýðýmýzda da, senin sevgiye, insanlýða, uygarlýða, bilime, görkemli adalete olan sarsýlmaz inancýný hissediyoruz. Bu inancý, umudu diri tutabilmek konusunda neler söylemek istersin?
Bedriye Korkankorkmaz: Sevgili Tümay, bu sorun beni çok duygulandýrdý. Demek ki, þiirde kendimi ifade edebilmiþim ki, sen hiçbir yanlýþ anlaþýlmaya meydan býrakmadan bana bu soruyu soruyorsun. Bu duygu kendimi iyi hissetmemi saðladý. Yürekten teþekkür ederim. Benim kiþiliðimi belirleyen en belirgin özellik insan sevgisi ile savaþçý yanýmdýr. Ýyiye, doðruya, güzelliklere olan sarsýlmaz inancýmdýr. Ýnsanýn çýkarlarý karþýsýnda da onurlu bir duruþ sergilemesi gerektiðini düþünüyorum. Sanatçý olmanýn bana yüklediði insana dolayýsýyla da insanlýða dair sorumluluðum her geçen gün deðiþen koþullara göre artýyor. Kendime yakýn olmamýn kendimi kazanmamýn olmazsa olmasýdýr bu sorumluluk duygum. Küçük hesaplara dayanan sadece bireyin çýkarlarýný koruyan/ kollayan kazanýmlara itibar etmiyorum. Savunduklarým ile yaþadýklarýmýn arasýnda mesafe olmadýðýný sýnamamýn yolu evrensel erdemlere olan inancýmý diri tutmamdan geçiyor. Daha fazla insanlaþmak için kendi içimi/beynimi sürekli temizliyorum. Söz konusu sevgiye, insanlýða, uygarlýða, bilime, barýþa, görkemli adalete… olan inancým salt yüreðimde deðil beynimde de alýnteri gibi hak ettiði yerini almýþ. Hayat bir tercihler dizgesidir. Ve insan neyi beslerse o duygu ve düþünce geliþir dal budak sarar sarmaþýk çiçekleri gibi içinde. Bazen kendimi de þaþýrtýyorum bu inancýmla. Ýçinde yaþadýðým toplumun bir üyesi olarak beyaz yalanlarý söylerken bile hâlâ yüzüm kýzarýyor. Sanki hiç kimse bana yalan söylememiþ, sanki hiç kimse güvenime ihanet etmemiþ, sanki hiç kimse iyiliðe, güzelliðe olan inancýmý kendi çýkarlarý için bozuk para gibi harcamamýþ… Küreselleþmenin tüm acýmasýzlýðýyla hüküm sürdüðü çaðýmýzda içtenlikle itiraf ediyorum ki, dünyanýn içine düþtüðü her türlü deðer yozlaþmasýnda payýma düþeni almadým/almama konusunda da kararlýyým. Hâlâ bana yalan söylendiðinde bir çocuðun masum þaþkýnlýðý içinde kendimi buluyorum. Darmadaðýn oluyorum. Her türlü olumsuzluða raðmen baskýlarýn, iþkencelerin, gelir daðýlýmýndaki adaletsizliðin insanlýk tarihinden silinip yerine hayatta en kutsal varlýk olan insanýn onuruna yakýþan yarýnlarýn geleceðine duyumsadýðým o büyük özlemden alýyorum bu gücü. Güç ve güçsüzlük, baþarý ile baþarýsýzlýk kavramlarýna bakýþýmdaki farklýlýk/farkýndalýk da sözünü ettiðim inancýmý diri tutmamda hatýrý sayýlýr katký saðlýyor bana. Ýlkelerinden ödün vermiþ insaný kendisi olmaktan uzaklaþtýrmýþ tüm yapay baþarýlara yalnýz sýrtýmý deðil yüreðimi de döneli yýllar oldu. Bir insanýn kendisinden baþka bir insan olmasý kiþiliðinden ve inaklarýndan ödün vermesiyle baþlayan bir sürecin dayattýðý bir sonuçtur. Kendime sadece kendime benzemeyi ve içimdeki güzellikleri korumak adýna ödediðim bedelleri seviyorum. Bu yüzden acýlarýma ve yalnýzlýðýma ithaf ettim kitabýmý. Benim gibi yalnýzlýðýna ve acýlarýna kitap ithaf eden kaç þair vardýr bilmiyorum ama ben minnet duyuyorum acýlarýma, yalnýzlýðýma, beni tüm kusurlarýyla ben yapan zaaflarýma… Ve acýlarým ve yalnýzlýðýmdan öðrendiðim en büyük erdemin insanlarý benim Tanrýmý sevme zorunluluklarý olmadan, kendi Tanrýlarý ile birlikte sevmeyi… Dolayýsýyla insaný sadece ve sadece insan olduðu için seviyorum. Ýnsana; insan onurunu koruyan/ kollayan/ yücelten bir yaþam yakýþtýðý için de insaný insan yapan erdemlere sýmsýký baðlýyým. Whitman’ýn þu haklý saptamasýný anýmsarým sýk sýk: "Ýdealler gulyabanidirler. Onlarýn peþine düþersen seni yoldan çýkarýr bataklýða sürüklerler. Ancak sana kendi istekleriyle gelmelerine izin verirsen, gerçek dostlarýn olur".
Tümay: Doðup büyüdüðün yer Bingöl. Sert ve uzun kýþlarýný, yüce daðlarýný, güçlü sularýný çoðu kiþinin bilmediði gizli kalmýþ bir köþe. Þimdi geriye dönüp baktýðýnda, gerek fiziksel, gerek sosyal ve kültürel ortamýyla Bingöl’ün senin edebi kiþiliðinin oluþmasýnda ne gibi etkileri olduðunu düþünüyorsun?
B.Korkankorkmaz: Doðup büyüdüðüm Bingöl’ün kiþiliðimin biçimlenmesinde hatýrý sayýlýr katkýsý oldu. Babamýn olaðanüstü zengin bir kitaplýðý olmasý baþlý baþýna büyük þanstý benim için. Ýlkokul üçüncü sýnýfta Victor Hugo’nun Sefiller’ini okudum. Beþinci sýnýfta Fuzuli’nin, Pir Sultan Abdal’ýn, Karacaoðlan’ýn, Ruhi Su’nun… sanat ve yaþama felsefelerine dair kendime dair düþüncelerim oluþmuþtu beynimde. Bu düþüncelerimin sistem içerisinde neden hak ettiði yeri almadýðýný sorguluyordum. Bu düþün üretkenliðim sayesinde yaþadýðým kentte eðitim eþitsizliðini algýlamýþtým çocukken. Derslerimiz boþ geçerdi öðretmensizlikten. Sýralarýmýz yoktu. Bir sýrada üç kiþi bazen de dört kiþi oturduðumuzu anýmsýyorum ilkokulda. Mahrumiyet bölgesinde kýþýn köylerin yollarý altý ay kapalý olduðu için kýzaklarla Bingöl’e doðum yapmak için getirilirken kan kaybýndan ölen kadýnlarýn, çocuklarýn yaslarýný tutmayý öðrenmiþtim oyuncak bebeklerle oynamak yerine. Gerek fiziksel, gerek sosyal ve gerekse kültürel ortamýn zenginliðinden mahrumdu Bingöl. Haritalarda adý olan ama sosyal yaþamda yeri olmayan bu kentte büyümek büyük kentlerin aksine insan iliþkilerinde daha sýcak, daha iç içe geçmiþ, daha gerçekçi iliþkiler geliþtirmemi saðladý. Ölümlerde, hastalýklarda her türlü felaketlerin karþýsýnda dayanýþmanýn önemini kavradým. Ýnsana dair her acýnýn ve mutluluðun ortaðý olma yürekliliðini öncelikle üyesi olduðum ailedeki yetiþme biçiminden öðrendim.
Batý’dan tayin nedeniyle Bingöl’e gelen insanlarýn Bingöl’de yaþamak zorunda olduklarý için yüzlerine yansýyan korkuyu ve o korkunun neden olduðu o karanlýk öfkeyi görmenin acýsýný duyumsuyordum çocuk yüreðimde. Ne ki, görsel güzelliði olmayan Doðu’nun bu minik çocuðu, daðlarýnýn eteðindeki heybetli karýn aksine misafirperverliðiyle korkarak gelenleri aðlayarak yolcu etmenin sevincini yaþýyordu. Coðrafyanýn insan kiþiliði üzerindeki etkilerini, insanlarý birbirine yaþadýklarýnýn yaklaþtýrdýðýný, yaþamadýklarýnýn ise uzaklaþtýrdýðý gerçeðini çocukluðumda fark etmem bundandýr. Bingöl’ün sert iklimi kiþiliðimde deðer verdiðim ve savunduðum ilkelere sýký sýkýya baðlý olmamý saðladý. Özellikle umarsýzlýklarýn insan üzerindeki o silinmez izlerini okuyarak deðil bizzat yaþayarak hissettim yüreðimde. Nerede bir insan aðlýyorsa o gözlerden akan yaþýn benim yanaðýmdan süzüldüðünü derinden algýlamam bu yüzden. Olanaklarýndan dolayý insanlar karþýsýnda boyun eðmemeyi, birey olmanýn önemini, düþüncelerimi her türlü baský ve zulme raðmen özgürce ifade etmeyi önce ailemin özellikle de babamýn yetiþtirme biçiminden, bir de doðduðum kentten dolayý karþýlaþtýðým haksýzlýklara karþý verdiðim mücadeleden öðrendim. Kürt sorununun ülkenin gündeminde yer aldýðý dönemde lisede okuyordum. Arkadaþlarýmýn silah taþýdýðýna ve sýnýfta öðretmene silah çektiðine tanýk oldum. Can güvenliðimiz yoktu. Lisedeyken katý bir Kemalist’tim. Atatürk’e olan hayranlýðým ve devrimlerinin gerekliðine dair düþüncelerim tüm saygýnlýðýyla sosyalist düþünceyi benimsememe karþýn bugün de geçerliliðini koruyor. Atatürk çocuðu olmaktan dün nasýl gurur duyuyorsam bugün de ayný gururu duyuyorum. Atatürk’ü ne sosyalistlerin ne saðcýlarýn ne ülkücülerin ne de bilumum Cumhuriyetçilerin doðru algýladýðýný düþünüyorum. Atatürk’ün yaktýðý aydýnlýk meþalesine bugün dünden de daha fazla ihtiyacýmýzýn olduðuna olan inancým tamdýr. Dolayýsýyla da Atatürk’ün dehasýnýn da týpký Nietzsche’nin dehasý gibi günümüzde yeterince algýlanmadýðýný düþünüyorum. Sevgi ve insan olma bilinciyle yetiþtirdi ailem beni. Bu konuda aileme sonsuz þükran duyuyorum. Doðduðum kentten dolayý beni yargýlayanlarýn sýð düþüncelerinden hiçbir insanýn dini, dili, ýrký, mezhebi yüzünden ayrým gözetmeksizin sadece ve sadece insan olduðu için sevebilme yürekliliðini öðrendim. Beni gerçekten toplumsal acýlar büyüttü. Her gün omuzlarda taþýnan genç insanlarýn tabutlarýný gördüm doða manzarasý yerine. Bingöl de senin de bildiðin üzere Olaðanüstü Hal ilan edilen illerdendi. Bu yüzden devlet köylere karakollar kurmuþtu. Köylü evinde radyosunu dinlemek için ihtiyacý olan pil için, alacaðý bir torba un, kýsacasý hayatýný idame ettirmesi için gereken tüm gereksinimlerini karþýlayabilmesi karakoldan alacaðý onaya baðlýydý. Bu türden baskýlarýn, tehditlerin, kuþ sesi yerine silah seslerinin duyulduðu bir coðrafyada yaþayan insanlarýn acýlarýna tanýklýk etmek o acýlarý yaþayan insanlardan daha derinden sarsýyor insaný… Yakýlan okullar, boþaltýlan saðlýk ocaklarý, bellerinde silah taþýyan çocuklar… görmenin ruhumda yarattýðý fýrtýna dinmeyecek yaþadýðým sürece. Nerede bir çocuk görsem farkýndan olmadan eline ya bir kitap ya bir defter ya da bir kalem veriyorum. Tüm bu somut gerçekler beni çocuk olmadan büyüttü. Yazýk ki, yaþýtlarým gibi benim de bir çocukluðum olmadý. Çocuk olmanýn kayýtsýzlýðý içinde kýrlarda özgürce koþmadým, kendim için aðlamayý bu gerçekler içinde unuttum…
Tümay: Baban uzun yýllar Bingöl’ün Kýðý ilçesinde gazete çýkarmýþtý. Türkiye’nin ve bölgenin bütün çalkantýlarýný yaþayan bu küçük doðu þehrinde bir gazeteci kýzý olarak yaþamak, ilginç deneyimler yaþatmýþ olmalý sana. Ne dersin?
B. Korkankorkmaz: Babamýn gerçek mesleði gazetecilikti. Ölene dek yapmaktan zevk aldýðý tek meslekti gazetecilik. Babamýn Bingöl’ün Kiðý ilçesinde çýkardýðý tek gazetesiyle bana göre bugün için bile örnek alýnmasý gereken bir gazetecilik baþarýsýna imza atarak bir gazetecinin sistem üzerinde onurlu duruþuyla ne tür farklýlýklar yaratacaðýný belirtmesi açýsýndan oldukça önemli bulduðum bir dizi deneyimlerin içinde sadece bir örnek vermek istiyorum. Babamým matbaasý vardý ve evi matbaadan gelen para ile geçindirmek zorundaydý. Gazetemizin yaptýðý haberlerden dolayý devletten almasý gereken resmi ilaný alamýyordu Bu da babamýn hem gazetenin giderlerini hem de evin giderlerini karþýlamasýný zorlaþtýrdý. Açlýðýn sýnýrýna dayandýrdý bizi onun hayalindeki gazeteci yazarlýðýný hayata geçirmesi evde. Bir gün matbaayý yanýnda çalýþan iþçiye armaðan etti ve ceketini alarak gazeteden çýktý babam. Çünkü babam yaþamý boyunca önce toplum mutluluðu, sonra aile mutluluðu dedi. Babamýn bu yaklaþýmý ailesine aðýr bedeller ödetti. Ben babamý ödediðim bedellerle sevdim. Bir insaný sevmek onun önceliklerini de sevmektir. Ýlçeye Kemal Katýtaþ adýnda genç bir kaymakam atanmýþ. Kaymakamýn ne halkla ne de basýnla arasý iyi. Kaymakam kapýsýný halka kapatmýþtý. Babam gazetesinde bu olayý manþetten veriyormuþ. Ne genç kaymakamýn tavrý, ne de babamýn olayý manþetten haber olarak vermesi deðiþmiyormuþ. Bir gün babamla genç kaymakam karþýlaþmýþlar. Önce tartýþmýþlar; sonra durum deðerlendirmesi yapmýþlar. O günden sonra kaymakam kapýsýný halka açmýþ. Kaymakamla görüþmek isteyen her vatandaþ evinin kapýsýný açar gibi Kiðý Kaymakamý’nýn kapýsýný açmýþ ve sorunlarýný kaymakamlarýyla paylaþmýþlar. Kiðý’nýn genç kaymakamý Kemal Katýtaþ’ýn bu davranýþý babamýn haber anlayýþýna þöyle yansýyor: “Ýmparatorumuz kapýsýný da gönlünü de halka açtý! Babamýn- Ýmparatorumuz -baþlýðýyla yaptýðý haberler, Kiðý Kaymakamý Kemal Katýtaþ’a dönemin Ýçiþleri Bakaný tarafýndan “ÝMPARATOR” unvaný verilmesine neden oluyor. 1987 yýlýnda Konya Valisi iken ablamla ziyaretine gittiðimiz Kemal Katýtaþ bana “Ýmparator Belgesi”nin öyküsünü böyle anlatmýþtý. Babam için de þunlarý söylemiþti: “Baban yürekliliðiyle bana hayatýmý geri verdi. O günden sonra krallarýn masasýnda halký hiç unutmadým,” dedi. Babam uzun yýllar Bingöl gazetesinde köþe yazarlýðý yaptý. Onun gazetecilik ve köþe yazarlýðý deneyimlerinden her türlü baský ve tehdide raðmen yazdýðýn bir yazýnýn arkasýnda durmanýn ne anlama geldiðini öðrendim. Ve büyümenin gerçekte insan kiþiliði üzerindeki gerçek yerini ve o yerin büyülü anlamýný böyle böyle içselleþtirdim.
Tümay: Bildiðim kadarýyla Metin Altýok, lisede felsefe öðretmenindi. Öyle deðil mi? Metin Altýok’u, onunla olan dostluðunuzu, edebiyatla iliþkine katkýlarýný anlatýr mýsýn bize?
-
- B.Korkankorkmaz: Þair Metin Altýok benim Bingöl Lisesi’nde okurken felsefe öðretmenimdi. Onunla dostluðumuz þöyle baþladý: Metin Altýok bir hafta raporluydu. Rapor sonrasý derse kaldýðý yerden devam etmek için sýnýfa, "Arkadaþlar içinizde düzenli defter tutma alýþkanlýðý olan arkadaþýnýz var mý?” diye sordu. Sýnýf bir aðýzdan "Bedriye" dedi. Öðretmenim defterimi istedi. Götürdüm. Ders sonrasý, sýnýftan çýkarken öðretmenim; “Bedriye seninle konuþmak istiyorum," dedi ve koridorda birlikte yürüdük. Bana "Þiirini okudum. Þiiri sen yazdýn deðil mi?” diye sordu. Yanýt yok. O gün öðretmenimin kollarýný bütün sevecenliðiyle omzuma atýp "Bedriye þiiri býrakma e mi?” deyiþiyle bana ne söylemeye çalýþtýðýný anlayamamýþtým. Metin Altýok insana dair güzel dünyasýyla, olgunluðuyla, iyi bir dinleyici olmasýyla, arkaný yaslayacaðýn yüzyýllýk bir çýnar olduðunu insana hissettirmesiyle, insaný yüreðinde yüceltmesiyle sadece benim deðil, güzelliði seven ve insani olan güzelliklere tutkun olan her insanýn kadim dostuydu. Metin Altýok’tan bana geriye ne kaldý diye sordum kendime. Þimdilerde onun insan yanýnýn þiir üzerindeki aðýrlýðýný daha iyi algýlýyorum. Yýllardýr yazýnýn ve yazýnýn içindeyim. Þairlerin büyüklüklerinin ödüllerle ölçüldüðü, þiirin öldüðü söylemlerinin ortalýklarda hortlaklar gibi dolaþtýðý, sanal ortamýn þiiri kuþatma altýna aldýðý bir ortamda yaþýyoruz. Bir þair iyi þiirler yazabilir ama her iyi þiir yazan þair “güzel insan” olmaz. Altýok, þiirleri ve kiþiliðiyle güzelliklerin insanýydý. O yüzden insana dair her acýnýn onun yüreðinde karþýlýðý vardý. Onun en önemli özelliði þiirlerinde olduðu gibi, davranýþlarýnda da samimi olmasýdýr. Önce insan sonra þairdi. Acýya kiracý deðildi, acýya ev sahipliði yaparak ayrýldý aramýzdan. Kabullenemiyorum sevmeyi bilmeyen insanlarýn onu sevdiklerinden uzaklaþtýrmalarýný… Kadim dostum, ortak üretim ve ortak tüketim ilkelerine inandýðý için yakýldý. Katillerinden daha doðru, daha soylu bir insan olarak ölen þair Metin Altýok’un insanlýk tarihine armaðan ettiði yaþam eserinin, þiir kitaplarýnýn önünde saygýyla eðiliyorum. Kadim dostumun yüreðimde yokluðuyla býraktýðý boþluk dolmuyor… Dinmiyor sýzýsý yüreðimin… Hiç unutmuyorum onunla Karaman’daki ilk görüþmemizde bana “Bismiþah” diyerek imzaladýðý “Ýpek ve Kýlabtan” adlý þiir kitabýný verdiði o aný… Merakla sordum: “Bismiþah’ýn anlamý nedir?” Sorumu gülerek yanýtladý. “Bedriye, yeryüzünde insancýl deðer ve güzellikleri temsil ettiðine inandýðýmýz bir Þah varsa o þahýn baþý sensin.” Kitaba çizdiði avuç içinde gözü olan kadýn figürüne açýklýk getirmedi. Onunla olan dostluðumuzda ikimiz de kendimizdik. Beni þiir yazabileceðime dedemden sonra yüreklendiren tek insandýr. Babam þiir yazmanýn zorluðunu çok iyi bildiði için bana bu zorluðu hiçbir zaman aþamayacaðým yönünde farkýnda olmadan psikolojik baský yapmýþtý. Bu baský yakamý bugün de býrakmadý. Çok az insan benim kendimi gönül rahatlýðý içinde þair sýfatýný yakýþtýrdýðýma þahit olmuþtur. Bu konudaki ürkekliðim her geçen gün artýyor, eksilmiyor. Benim þiir yazamayacaðýma olan sarsýlmaz inancýmý fark etmesi ve bu olumsuz inancý yüreðimde silmeyi önemsemesi, bunun için mücadele etmesi onunla hiçbir þey paylaþmamýþ olsaydýk da yüreðimde ölümsüz bir yer edinmesi için yeterliydi.
-
Beni sürekli þiir yazacaðým konusunda yüreklendirdi. Yazdýðý þiirleri bana okuduktan sonra okuduðu þiirdeki hatalarý bulmamý isterdi benden. Taslak þiir ile bitmiþ bir þiir arasýndaki farký görmemi saðlardý böylelikle. Benim þiire olan sevgimi þiir birikimiyle tamamlamam için bana önce Karaman’da sonra da Ankara’da eþiyle birlikte yaþamamý önerdi. Teklifini ailevi sorumluluklarýmdan dolayý kabul etmeyince ona ýsrarla þu sözü vermemi istedi benden: “Bir gün olur da bu fani dünyadan ayrýlýrsam þiir yazacaðýna dair bana söz vermemi istiyorum” dedi. Benim þiiri karþýlýksýz sevme biçimim düþündüðümün aksine þiire hakaret etmeyeceðime dair bana güvence verdi. O benim açýk yürekliliðimi ve dürüstlüðümü, riyakârlýða tahammülümün olmadýðýný biliyordu. Yalnýzlýðýma dostluðuyla hayatým boyunca istese de ortak olamayacaðýný bildiði için þiire sarýlmamý istiyordu benden. Benim zamanla þiirde kendimi ifade ederek beni hiçbir koþulda terk etmeyen kadim bir dosta kavuþturmak istediði için þiir yazmamý ýsrarla istediðini bugün daha iyi anlýyorum. Ben de 2 Temmuz’dan sonra þiir yazmaya baþlayarak ona verdiðim sözü tuttum/ tutuyorum. Onun þiirim üzerindeki etkisini böyle özetleyebilirim sanýyorum.Ýzin verirsen Metin Altýok hakkýnda bir açýklama yapmak daha istiyorum sorunun dýþýnda. Ben hiçbir zaman hiçbir dergiye kendi kendime dostluðumuzu anlatan yazý yazýp yayýmlanmasý için göndermedim. Benden yazmam istendiði için yazdým. Sevgili Zeynep’in hazýrladýðý Gölgesi Yýldýz Dolu adlý kitapta da Afrodisyas dergisinde de yazmam istendiði için yazdým. Her þey bir yana bir dostun yokluðuyla insanýn yüreðinde býraktýðý acý ne türden bir acýdýr bunu ben yaþadým/yaþýyorum. Babam da kadim dostumdu benim. O da 19 Þubat’ta beni býraktý. Onun da yokluðuyla yüreðimde býraktýðý acýnýn altýnda ezilmeden durmak için kendi kendimi acýlarla sýnýyorum. Babamý kaybettiðim gün acýyý yeniden sorgulamaya baþladým. Acý, yaþadýðýmýz olaylarýn büyüklüðüyle deðil, acýlar karþýsýndaki duruþumuzla ilintili…
Tümay: Þiir senin için nedir, diye sormak istiyorum. Þiir anlayýþýndan bahseder misin?
B.Korkankorkmaz: Þiir benim yaþama nedenim ve ruh aynam. O aynadan gördüklerime bakarak hâlâ kendime ait olup olmadýðýmý araþtýrýyorum. Þiirle yazýn dünyasýnýn derinliðini algýlamaya baþladým. Þiirlerimin bana özgü bir nitelik taþýmasýný kendi baþýna bir varlýk/bir buyruk olmasýný çok istiyorum. Elbette bu konuda çok yaya kaldýðýmý, çok yol kat etmem gerektiðini biliyorum. Þiirlerimden de anlaþýlacaðý gibi duygu ve düþüncelerimi direkt kendi içime yöneltiyorum. Þiirde kendimi deðil; kendimde þiirlerimi yaratmayý istiyorum. Þiirlerim kiþiliðimin ruh aynasýdýr. Onlarý yazarken içimi deþiyorum. Ýçimin derinliklerinden ele geçirdiðim duygu ve düþünce üzerinde yoðunlaþýyorum. Þiirin yüzeydeki yapýsýndan çok derinlerdeki yapýsýyla ilgileniyorum. Derinliðin, beni kavradýðý gibi þiirlerimi de kavramasýný istiyorum.
Kendi yaþantýmdan yola çýkarak yazdýðým þiirlerimde yaþamýn güncel gerçeklerini irdeliyorum. Þiirlerim insanlýktan yana yitirdiðimiz deðerleri imliyor. Dolayýsýyla geçiciliðin deðil; kalýcýlýðýn sýnýrlarýný zorluyor. Kendi özdünyamýn derinliklerine gömülmüþ þiirleri günýþýðýna çýkarmak için didiniyorum yýllardýr. Þiirime yabancýlaþmamaya özen gösteriyorum. Bu yüzden kendimi ve yaþadýklarýmý sorguluyorum ve sorguladýklarýmý þiire yansýtýyorum. Þiirlerimle karþýlýklý olarak birbirimizin gerçeðini anlayacak/ kavrayacak düzeye geleceðim günün özlemini duyuyorum. Ben þiirlerimin mercek altýna aldýðý birisiyim. Kendimi þiirlerime ne kadar etkili anlatýrsam þiirlerimin de beni okuyucuya o denli etkili anlatacaðýna inanýyorum. Gerçekte þiir okuyucusundan içinde gizlediði kendisini ona anýmsatýyor, ondan da içinde gizlediði kendisine sahip çýkmasýný istiyor. Þiirlerimde genellikle somut imgelerle hüzünlü bir direniþ hâkim. Yazarlýðým ve þairliðimden okuyucusunu seçme ayrýcalýðýný öyle sahiplendim ki umarým Yaþamak Çocuðum'u da okuyucularý öyle sahiplenir. Büyük bir þair olma gibi hýrsý yok kelimelerle büyüyen bu çocuðun. Ama Yaþamak Çocuðum’un sevenlerinin zamanla azýmsanmayacak bir çoðunluk yaratacaðýna inanýyorum. Okuyucunun Yaþamak Çocuðum'u incelenmeye ille de okunmaya deðer bir eser olarak algýlamalarýný çok istiyorum. Ýnsan hayatýndaki tüm kesitlerde yaþamýþ ve yaþamýþlýklarý kendince dile getirmiþ Yaþamak Çocuðum yaþayan þiirlerin kitabýdýr. Adý Yaþamak olan çocuk, yaþamý ve yaþadýklarýmýzýn karþýsýndaki duruþumuzu sorgulayarak hayatýn aslýnda tercihlerden ibaret olduðunu tüm çýplaklýðýyla bize anýmsatýyor.
Þiirlerim tarifsiz yalnýzlýk ile tarifsiz acýlarýn þiiridir. Ve hepsi de topluma dairdir; yani çoðuldur. Þiirim yaþama beslediði inancýný okuyucusundan alýyor. Okuyucusuyla el ele yürüdüðü yaþam yolculuðunda yaþama, dolayýsýyla da insana katkýlarýyla daha büyük bir kiþiye/kiþilere dönüþeceðine inanýyorum sözcüklerin kundaðýna sarýlan bu çocuðun…
Þiirlerimden her biri ilkin duygu/düþünce ve izlenimlerimden ibarettir. Dile getirilmeyen usumun ulaþýlmazlýðýnda olgunlaþtýktan sonra sabýrla “anlam derinliði” ile “kavrama derinliðine” ulaþacaðý doðru zamaný bekliyor. Þiirlerimde þiirsel inceliðe, dizelerin özgür/özgünleþtirilmesine, söylediklerimin yalýn olmasýna, okuyucusunu derin uçurumlara götürmemesine; bununla beraber bilinçaltýnda algýda seçiciliði devreye sokarak okuyucuyu gereksiz duygu/düþünce karmaþasýndan kurtarmasýna özen gösteriyorum.
Þiir kitabým yayýmlanarak benden çýkmýþ, insanlýðýn kütüphanesine dolayýsýyla da insana mal olmuþtur. Yaþamak Çocuðum’un, evrensel yalnýzlýklarý/evrensel haksýzlýklarý/evrensel barýþý/evresel kardeþliði/ evrensel düþünce özgürlüðünü… kucakladýðý sürece ermeyi hayal ettiði yalnýzlýðýna zamanla kavuþacaðýna, geçmiþin geleceði olma yolunda kararlý adýmlarla ilerleyeceðine dair umutlarým var. Þiir kitabýmýn okuyucuya beni unutturacaðýna, kendi deðerlerini sahiplenerek toplumu deðiþtirme ve dönüþtürme sürecinde yer alacaðýna inanmak istiyorum. Ýnsan kendisi olduðu sürece insanlýðýn da bir parçasýdýr. Yaþamak Çocuðum da insanlýðýn bir parçasý olmayý baþarmak adýna eksileri ve artýlarýyla kendisidir. Okuyucuyu belli beklentilere boðmadan, her koþulda belli sonuçlar almaya okuyucuyu þartlandýrmadan, ‘birey’ olmanýn yaþam karþýsýndaki toplam gücünü bize anýmsatacaðýný umuyorum Yaþamak Çocuðum’un.
Tümay: Þiirlerinin satýr aralarýnda, çaðýna karþý sorumlu bir insanýn sesi var. .../çalsam oynasam/ dert etmesem aç çocuklarý/ diyorsun örneðin. Sokak çocuklarýna þiirler ithaf ediyorsun. / kumsala vuran dalgalar gibi üzerime geliyor/ tutsak ülkelerin özgürlük özlemleri/ diyorsun baþka yerde. .../acýlarý bölüþsek/ kardeþlik ve eþitlik hasretimiz/...ya da .../senin coðrafyan benim coðrafyam/ benim sütüm senin kanýn/ ekmeðin ve aþkýn ortak ülkeleri/... Ýnsanlýðýn çektiði acýlar, barýþa özlem, sana þiir yazdýrýyor. Þiirini harekete geçiren þeyler üzerine neler söylemek istersin?
B.Korkankorkmaz: Bu doðru tespitin için seni kutlamak istiyorum izin verirsen. A.Gide’in belirttiði gibi "Sanat sürekli bir baskýnýn ürünüdür... büyük sanatçý, güçlüðün coþturduðu engeli kendisine sýçrama tahtasý yapan adamdýr.” Beni yazmaya, üretmeye iten temel iç dürtü acý çeken, haksýzlýða uðramýþ, yoksul olduðu için kendini umarsýz hissetmiþ… insanlarý görmek ve onlara yardým edememek… Ýnsanýn insana kulluk etmesini kabullenemiyorum ben. Hayatým boyunca dünyayý kötülüklerden, haksýzlýklardan, gelir daðýtýmýnýn eþitsizliðinden kurtaracak gücümün olduðuma inandým. Ve bu gücümü doðru ve yerinde kullanmadýðým için de insanlarýn dolayýsýyla da insanlýðýn acýlar içinde kývrandýðýný düþünerek tarifi imkânsýz acýlar azaplar ýstýraplar içinde kývrandým durdum. Bu acýlarý, ýstýraplarý… þiir yazarak sarmak istiyorum. Bu konuda kendime karþý çok acýmasýzým. Bana göre herkes üzerine düþeni yapsa bu dünyayý yaþanýlabilir bir dünya olarak çocuklara býrakabiliriz. Benim kendimle baþlattýðým savaþýn altýnda yatan asýl neden þu: Dünyayý bulduðumdan daha güzel bir þekilde bizden sonrakilere býrakma sorumluluðum… Bu boyumu aþan sorumluluðun altýnda ezilip yok olmamak için de sürekli içimi çapalýyorum sürekli… Zamanýn beni yaþadýklarýmla olgunlaþmýþ biçimde bulmak istediðini düþünüyorum hep. Ve ben de zamaný beni hayal ettiði bir þekilde karþýlamasý için yaþadýðýma inanýyorum.
Her þeye karþýn merhamet duygum acýlarýmdan daha güçlü olmasaydý ayakta duramazdým herhalde. Þefkat içimi kötülüklerden arýndýrýyor. Bana kötülük/haksýzlýk etmiþ bir insanýn yardýmýma ihtiyacý olduðunda hiç düþünmeden onun yanýnda buluyorum kendimi. Öyle anlarda onun içinde bulunduðu sýkýntýdan kurtulmasýndan baþka hiçbir þey beni mutlu etmiyor.
Bireysel olarak barýþ, özgürlük de dâhil olmak üzere bir insan hayatýný belirleyen tüm kavramlarý hayatýmda yeri yok. Biz olma duygusu benliðimi istila etmiþ. Ýflah olmak da istemiyorum. Toplumsal acýlar karþýsýnda kendimi koruma içgüdüm sýfýr. Bu yüzden hayatý kolay kýlacak yeteneklerden yoksunum. Bu yüzden hayatým boyunca savunduðum ilkelerin yazdýðým her kelimenin bedelini ödedim/ ödüyorum. Rahat bir hayat sürmeyi hayal edemiyorum bireysel olarak ama çoðulcu olarak rahat bir hayat sürdürme inancým söz konusu olduðunda aslan kesiliyorum bir anda.
Tümay: Kýrýlgan ama dirençli bir ses yükseliyor þiirlerinden. .../yýlanlarýn ýsýrdýðý kalbim acýyor/... veya .../ülkelerin ülkesi kalbim/ incinen duygularda atýyor/... derken alabildiðine incinmiþ, .../kendimi yargýladýðým davalarý kazanýyorum/... derken sorgulayýcý, .../yol yorgunu deðilim bilesiniz/... ve .../ gücümü yitirmedim/ ruhumun derisini soyan dille sesleniyorum/... derken acýlara, yokluklara direnmeye karar vermiþ bir sesle çýkýyorsun karþýmýza.
B.Korkankorkmaz: Çok haklýsýn bu tespitinde. O kadar kýrýlgan, o kadar alýnganým ki… Sürekli kanayan bir yüreðim ve düþüncelerim var. Caným sürekli acýyor. Bu acýlarýn yüreðimdeki karþýlýðý ne kadar derinden hissediyorsam yüreðimde acýlar karþýsýndaki duruþumda o denli dirençli oluyor. Yüreðimin ve düþüncelerimin o güçlü bir haykýrýþý karþýsýnda acýlar heybetini yitiriyor yerini yaþama sevincine býrakýyor. Yaþama sevincim de özünde barýndýrdýðý bilgeliðiyle beni içimde çoðaltýyor. Görünürde tek bir Bedriye olarak görünsem de içimde sayýsýz Bedriye’ler doðuruyorum her gece içimde. Ýþte bu tür sorgulamalardan geçerek dünyaya geliyor yeni Bedriyeler…
Tümay: Dikkatli okuyucular seni diðer dergilerden ve inceleme yazýlarýndan da hatýrlayacaklardýr. Söyleþi yaptýðýmýz bir þair; düzyazýnýn, þiire nefes aldýrmak için bir ihtiyaç olduðunu söylemiþti. Sence de düzyazý böyle bir ihtiyaç mý? Yoksa .../seviniyorum bilmediklerimin çoðalmasýna/... dizesinde de yazdýðýn gibi; öðrenmek, araþtýrmak senin vazgeçemediðin bir parçan mý?
B.Korkankorkmaz: Ben düzyazýnýn þiire nefes aldýrmasýndan dolayý inceleme yazýlarý yazmýyorum. Ben, ne kiþiliklerine ne de eserlerine yabancýlaþmamýþ þair sanatçý ve düþünürlerin düþün ve duygu dünyalarýna yolculuk ederek bilmediklerimi çoðaltmayý seviyor ve seçiyorum. Benim inceleme yazým senin de bildiðin gibi diðer inceleme yazýlarýndan özü itibarýyla farklý. Ben eserlerini incelediðin sanatçýlarýn ruhsal analizlerini de yapýyorum metin üzerinde. Ýncelemenin denemesini yazýyorum dersem yanlýþ ifade etmiþ olmam sanýyorum. Oscar Wilde incelememden anlaþýldýðý gibi. Wilde’ýn cinsel tercihini farklýlaþtýrmasýnýn altýnda yatan nedeni derinlemesine irdeliyorum. Böyle bir tercihin onun sanatý ve kiþiliði üzerindeki etkilerinden yola çýkarak annesiyle, kýz ile erkek kardeþiyle iliþkisini kiþiliði üzerinde olumlu/ olumsuz yansýmalarýný önemsiyorum. Özellikle de yasadýþý bir çocuk olduðunu öðrenmesiyle yüreðinde kabaran isyan eserlerinin ne kadarýný kuþatma altýna aldý? Bu kuþatmanýn etkisiyle dünyayý boþ vermiþliðin ona kazandýrdýðý sýnýrsýz özgürlüðü, o özgürlükten aldýðý güçten yola çýkarak ölçüsüz yaþamý tercih etmesinin nedenlerini... Sevdiklerinin hatalarý sonucunda üzüntüden öldürdüðünü düþünmeseydi Oscar acý ve ýstýrap içinde aþaðýda alýntýladýðým þiir dizelerini yazabilir miydi?
“Kulak verin sözlerime iyice
Herkes öldürebilir sevdiðini
Kimi bir bakýþýyla yapar bunu
Kimi dalkavukça sözlerle/ Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kýlýç darbeleriyle!”
Ne zaman masanýn baþýna bir inceleme yazýsý yazmak için otursam André Gide’in þu haklý tespitini anýmsýyorum: “Bütün büyük þairler sonunda tabiatýyla eleþtirmen olurlar. Yalnýz içgüdülerinin ardýndan giden þairlere acýrým; bence onlar tam deðildirler. Eleþtirmen olan þairlerin fikir hayatýnda bir buhranýn baþ göstermesi mukadderdir, bu buhran içinde sanatlarý ortaya çýkar. Ben sadece incelediðim sanatçýnýn yaþadýðý çaða tanýklýk etmek istemiyorum. Sanatçýnýn hayat felsefesini edebiyat birikimi ile sentezlemeyi önemsiyorum. Böylelikle doðduðu andan baþlayarak yazýn serüveninin izini sürerek ölüm anýna dek yaþadýklarý her ana tanýklýk etme olanaðýný zorluyorum. Böyle böyle o sanatçýnýn iç dünyasýný içten içe -Sevgili kuþatabileceðimi düþünüyorum. Ve incelediðim sanatçýnýn önce insan sonra da sanatçý dehasýný derinlemesine tanýmasýný önemsiyorum okuyucunun. Bu türden incelemelerimi bir kitapta toplamayý düþünüyorum. Þartlar ve koþullar olgunlaþýrsa.
Tümay: Severek okuduðun þairleri sorsam...
B.Korkankorkmaz: Severek okuduðum þairler o kadar çok ki… Metin Altýok, Melih Cevdet Anday, Oktay Rýfat, Fuzuli, Ahmet Haþim, Nâzým Hikmet, Sabri Altýnel, Ahmet Arif, Attila Ýlhan, Ece Ayhan, Turgut Uyar, Behçet Necatigil, Rilke, Verlaine, Rimbaud, Emily Dickinson, O.Wilde, vs. vs.
Tümay: Lacivert adýna teþekkür ederim.
B.Korkankorkmaz: Bana duygu ve düþüncelerimi ifade etme olanaðýný verdiðiniz için baþta sen olmak üzere dergiye emeði geçen tüm sanatçý arkadaþlara yürekten teþekkür ederim. Çalýþmalarýnýzda baþarýlarýnýzýn devamýný temenni ederim. Ve dergi çizgisini deðiþtirmeden sürdürmesinde baþta sen olmak üzere emeði geçen tüm sanatçý arkadaþlarýnýzý izin verirsen kutlamak istiyorum. Ýçten sevgilerimle.
* ilk Yayým: Lacivert Dergisi. Temmuz-Aðustos 2011.s.112-120.
Bedriye KORKANKORKMAZ
"Bedriye KORKANKORKMAZ" bütün yazýlarý için týklayýn...
