KENDÝ HAPÝSHANEMÝZ !... / Sedat YALÇIN
Sedat YALÇIN

Sedat YALÇIN

KENDÝ HAPÝSHANEMÝZ !...



Sorgulamayan insan cahildir, sorgulatmayan ise zalim...


Psikolog ve Psikiyatr’larýn anlattýklarýna göre; bunalýmdaki insanlarda gözlemlediðimiz ilk þey, bu insanlarýn zihinlerinde kendilerine adeta bir hapishane yarattýklarýdýr. Bu insanlar zihinlerinde görünmez bir duvar inþaa etmiþlerdir ve bu duvarýn yýkýlmasýna asla izin vermezler.

Psikolojik bozukluk olarak adlandýrdýðýmýz durumdaki kiþilerin, belli kalýplar içerisinde sürekli kalarak, ayný davranýþý sergilediklerini izleyebiliriz. Sabit fikir, hep ayný düþünce sistemi üzerinde çalýþýr. Sürekli kendini tekrar etmekle meþguldür. Bu kýsýr döngü kiþileri intihara kadar sürükleyebilir.

Tüm insanlýk bu halde deðil midir? Kendimizi belli duvarlar içerisine hapsetmiyor muyuz? Gelin beraberce bu konuyu biraz irdeleyelim.

“Yaþam devinim içerinde vardýr” der Aristo. Yani duraðan hiçbir þey yoktur mikro ve makro evrende. Atomaltýndakilerden, gökadalara (galaksi) kadar her þey hareket halinde deðil midir. Duraklama diye bir olgu bulunmaz tüm evrende. Hareket, ayný zamanda deðiþim demektir. Deðiþim yaþamýn olmazsa olmazlarýndandýr. Burada J.Krisnamurti’den (*) aldýðým bir örneði sizinle paylaþmak istiyorum.

Gürül gürül akan bir ýrmak adeta yaþam doludur. Sürekli bir hareket ve deðiþim söz konusudur. Ýçinde balýklarý görebilirsiniz. Irmaðýn kenarýnda, ýrmaktan barikatlarla ayrýlmýþ küçük su birikintilerine rastlarsýnýz. Bunlar tamamen hareketsiz, üzeri adeta pislikten kabuk baðlamýþ, duraðan, kokuþmuþ bir haldedir. Etrafýný çevreleyen barikatlar onu ýrmaðýn canlýlýðýndan ayýrýrlar. Küçük su birikintisinde her þey kontrol altýndadýr. Diðer bir deyiþle her þey güven altýndadýr. Halbuki ýrmak sürekli hareket, deðiþim halindedir, her an her þey olabilir. Diðer bir deyiþle kesinlikle güven altýnda deðilsinizdir. Bazen hýzlanýr, bazen yavaþlarsýnýz, önünüze bir kaya parçasý çýkar ona çarparsýnýz, onu aþmak için çabalarsýnýz. Etrafýný dolaþýr, veya üzerinden aþar geçip yeni yerlere doðru seyahatinize devam edersiniz.

Ýþte yaþam da böyle deðil mi? Önümüzde iki yol var; ya ýrmak gibi akacaðýz, ya da su birikintisi gibi olacaðýz.

Ýnsanlýk ikinci yolu seçmiþ gibi görünüyor. Çünkü zihnimiz durmadan deðiþen ortamdan huzursuzluk duyuyor, bir tehdit olarak algýlýyor. Kendimizi güvende hissetmek ana hedef olarak seçildiðinden etrafýmýzý adeta duvarlarla çevreliyoruz. Bu duvarlarý gelenekler, dini, toplumsal, siyasal kavramlar oluþturuyor çoðu kez.

Etrafýmýzdaki duvarlarý nasýl aþacaðýz. Ýþte temel sorun burada. Bu konuda vereceðim örnek sanýrým sorunun çözümüne fayda saðlayabilecektir. Ýçi kirli su ile dolu bir kovamýz olsun. Kovadaki suyu nasýl temizleyebiliriz? En kolay yöntem, sanýrým içi pis su dolu kovayý, temiz su akan bir musluðun altýnda yeterli bir süre tutmaktýr. Pis suyun üzerine akan su kovayý taþýracak, sürekli taþma olayý gerçekleþtiði zaman yavaþ, yavaþ kovadaki su da temizlenmiþ olacaktýr.

Demek istediðim þu; kendimizi koruma altýna aldýðýmýz yanýlgýsýný oluþturan belli düþünce kalýplarý üzerine, farklý düþünce sistemlerinin, fikirlerin girmesine izin vermeliyiz. Ayný musluk altýndaki kova gibi, yeterli miktarda yeni fikirler zihin kalýplarýmýz üzerine eklenirse, zihnimizdeki kokuþmuþluk yerini, daha canlý, daha tekdüze olmayan, daha yaratýcý, daha hoþlanacaðýmýz bir yapýya býrakýr. Sürekli deðiþim, yaþamýn olmazsa olmazý deðil midir? Tüm evren sürekli deðiþim halindedir. Deðiþimin gerçekleþmesi ise sabit düþünce kalýplarýndan kurtulmakla mümkündür. Ýnsanoðlunun düþtüðü durumdan tek çýkýþ yolu bu olsa gerek.

Altý milyar insanýn yaþadýðý gezegenimizde insanlýk acý içerisinde, mutsuz ve de umutsuz halde yaþam dediði süreyi tamamlamaya çalýþmýyor mu? Tabii buna yaþam denirse! Irmaðýn kenarýndaki kokuþmuþ su birikintisinden ne farkýmýz var. Yaþam ýrmaðý gürül, gürül hýzla köpürdeyerek akarken, bizler kýsýr bir döngü içerisinde kendi hapishanemize kendimizi mahkum etmiþsek ; buna da yaþamak diyorsak, kendimizi kandýrmýyor muyuz acaba? Yaþam ýrmaðý o kadar hýzlý akýp gidiyor ki; ona yetiþmekten vazgeçtim, hiç olmazsa su birikintimize, ara sýrada olsa, yaþam ýrmaðýnýn sularýnýn girmesine izin verebilsek, hayatýmýz daha anlamlý bir hale gelebilir. Ancak zihnimiz alýþýlmýþýn dýþýna çýkmayý kendisi için bir tehdit olarak algýlar. Kýsýr döngü kalýplarý dýþýna çýkmak istemez. Aslýnda, toplum, insanlarýn etrafýna duvar örmekte çok ustadýr. Çeþitli yöntemlerle bu duvarlarý, pekiþtirir; adeta kaleleri koruyan surlar haline getirir. Hatta bu surlar, katmanlar halinde arka arkaya sýralanmýþlardýr. En çok kullanýlan yöntem örf ve adetler ile dinsel sýnýrlamalardýr. Bizler ana babalarýmýzdan, atalarýmýzdan böyle gördük, bunlarýn tartýþýlmasý bile olmaz gerekçesinin arkasýna sýðýnýrýz.

Yazýmýzýn baþýnda, ruhsal bunalýmdaki kiþilerin, zihinlerinde yarattýklarý sanal duvarlarýn içinden asla çýkamadýklarý, bu duvarlarýn içine girilmesine de izin vermediklerinden söz edilmiþti. Gayet tabidir ki zihinde yaratýlan bu sanal duvar, davranýþlara ve iliþkilere de etki etmekte kiþileri kendi yarattýklarý hapishane içerisinde çürümelerine sebep olmaktadýr. Aslýnda tüm insanlýk ayný durumda deðil mi? Hepimiz kendi hapishanelerimiz içinde çýrpýnýp duruyoruz. Diðer bir deyiþle ruhsal bir bozukluk içerisindeyiz, ama hepimiz ayný durumda olduðumuzdan bu durum bize çok normalmiþ gibi gelmektedir. Ne yazýk ki bunun bilincinde de deðiliz, bunu seslendirenlere de hoþ gözle bakmýyoruz. Çevremiz tarafýndan tenkit edileceðimiz, belki de azarlanacaðýmýz korkusuyla, ya da yalnýz kalacaðýmýz korkusuyla kendi hapishanemizde yaþamaya devam ediyoruz. Çünkü bu durumdan kurtulmak büyük bir zekaya ve cesarete ihtiyaç gösterir.
---------------
(*) Kriþnamurti, Ýç Özgürlük, yol yayýnlarý 1988,beþinci basým,s.143


Sedat YALÇIN

syalcin50@yahoo.com



19 Ocak 2011 Çarþamba / 2216 okunma



"Sedat YALÇIN" bütün yazýlarý için týklayýn...