PYGMALION VE ESTETÝK / Gürbüz SEZGÝN
Gürbüz SEZGÝN

Gürbüz SEZGÝN

PYGMALION VE ESTETÝK



Uygarlýðýn geliþmesiyle, kavramlarýn, kuramlarýn didik didik edilmesiyle birlikte kullanýlan sözcüklerin sayýsýnda da büyük bir artýþ gözlenir. Artan, duyarlýlýk, duygular, hazlar deðil, bunlarýn ifade ediliþ biçimleridir. Sözcüklerin yetersiz kaldýðý durumlarda bazen beden dili, bazen sanat devreye girer. Olgularýn ifade edilmesinde bunlar da yetmeyebilir. Antik Yunan'da önce doðanýn, sonra duygularýn ifadesinde tanrý ve tanrýçalar kiþileþtirilmiþtir. Olgular için de mitler yaratýlmýþtýr. Pygmalion miti estetik kuramlarýn açýmlandýðý bir mit olarak karþýmýza çýkýyor. Öykü söyle:

Kýbrýslý, kadýn düþmaný bekar bir heykeltýraþ olan Pygmalion, fildiþinden bir kadýn heykeli yontar. Zamanla onu öylesine sever ki, sevdiðinin cansýz bir heykel olduðunu kendisine bile itiraf etmekten kaçýnarak onu öpüyor, kokluyor, kollarý arasýnda sýkýyor, hatta onunla konuþuyordu. Kimi zaman onu giydirir, boynuna kýr çiçekleri, deniz kabuðundan gerdanlýklar takýyor, kulaðýna inci küpeler, parmaklarýna deðerli taþlardan yüzükler geçiriyordu. Aphrodite bayramlarý kutlanýrken o da yalvardý tanrýçaya: "Ey tanrýlar, tanrýçalar, her þeyi baðýþlamaya gerçekten gücünüz yetiyorsa, benim dileðimi de getirin yerine! Þu fildiþinden yapýlma kýza benzeyen bir eþim olsun benim." "Þu fildiþi kýz benim eþim olsun!" diyecekti ama cesaret edememiþti o kadarýna. Evine döndüðünde yine öper, koklar heykelini. Bu kez ona sarýldýðýnda fildiþi sertliðin yumuþadýðýný hisseder Pygmalion. Tanrýça yakarýsýna yanýt vermiþ, canlandýrmýþtýr heykeli. Pygmalion yapýtýyla evlenir, hatta Paphos adýnda bir oðlu da olur.

Estetik kuramlarý, taklit, ifade ve imgelem kuramý olarak üç bölüme ayýrdýðýmýz da, öyküyü de üç bölüme ayýrmak gerek. Ýlk olarak Pygmalion'un kafasýndaki ideal kadýný oluþturmasý, ikincisi, bu ideali yapýtýnda somutlaþtýrmasý ve sonunda heykeline aþýk olmasý. Ayrýca, fildiþi yapýta bir sanatsal estetik nesne, yapýt Aphrodite tarafýndan canlandýrýldýktan sonra da ona doðal estetik nesne olarak bakabiliriz. Herakleitos'un devinim çemberini doðrularcasýna, doðal estetiðin sanatsal estetiðe, sanatsal estetiðin de doðal estetiðe dönüþmesiyle (ilkinde bir sanatçý eli, diðerinde bir tanrýçanýn eliyle) evrensel bir estetik kuramý tamamlanmýþ olur. Taklit, bir þeyin daha gerçek olduðu düþünülen bir baþka þeyle iliþkilendirilme yoludur. Pygmalion, çevresinde yaþayan kadýnlarýn olumsuzluklarýný bir yana atarak, olumluluklarý zihninde ideal bir kadýnda toplamýþtýr. Bu kadýn imgesi tamamen doðaldýr, yani insanidir. Ona hiçbir doðaüstü bir nitelik yüklememiþtir. Diðer bir deyiþle, yaþamda varolabilecek, imkansýz olmayan bir kadýn imgesidir bu. Ýdeal nesne, fiziksel nesne konumuna indirgenmiþtir. Fildiþi heykeli kadýn ideasýyla iliþkilendirdiðimizde bir taklitle karþý karþýya gelinmiþtir. Heykel, kadýn ideasýnýn kendisi deðil, onun sanatsal bir taklididir ve ideal olaný daha da gerçek kýlmýþtýr.

Ortada iki tanrý vardýr: sanatsal yaratýsýyla ölümlü bir tanrý, Pygmalion ve simgesel tanrý, cinselliðin simgesi tanrýça Aphrodite. Pygmalion, doðada varolan fildiþi nesnesinde sanatsal bir kadýn idealini somutlaþtýrmýþ, Aphrodite ise bu sanatsal yaratýya bir can, bir soluk katarak gerçek bir kadýn yaratmýþtýr. Doðanýn mý sanatý, sanatýn mý doðayý taklit ettiði sorunu iki estetiðin de yüceltilmesiyle nesnel bir tavýr alýnmýþtýr. Ýnsanýn zihinsel geliþiminin, doðayý ve doðal iliþkileri algýlayýþýyla oluþuyorsa ve sanatýn da bu algýlarýn estetik üretime dönüþmesiyse, Pygmalion, sanatýn doðayý taklit ettiði taraftadýr. Aphrodite, üretilmiþ sanat yapýtýný doðal bir nesneye dönüþtürmesiyle doðanýn sanatý taklit ettiði taraftadýr. Doðal güzelliðin gerçekten bir estetik nesne olup olmadýðý tartýþmasý da bir Olympos tanrýsýnýn devreye girmesiyle þimdilik halledilmiþ görünüyor.

Ýfade kuramlarý, bireysel aklý, nesneler, düþünceler ve yaþantýlar dünyasýyla iliþkilendirir. Mitler, tanrý ve tanrýçalarýn adlarýyla doðal nesnelerin, felsefi ya da psikolojik olgularýn ifade edilmesidir. Öyküdeki Pygmalion adýndaki sanatçýnýn yaþamýþ olmadýðý muhakkak. Dolayýsýyla Pygmalion bir sanatçýnýn, Aphrodite cinselliðin, fildiþi heykel de ideal bir kadýnýn. simgesidir. Eðer bir yerde simge varsa, bu simgeler aracýlýðýyla bir düþüncenin ifadesi var demektir. Taklit kuramýna simgelerin mantýðýný ilave ettiðimizde ifade kuramýna ulaþýrýz. Diðer bir deyiþle, bireysel aklýn, nesneler, düþünceler ve yaþantýlar dünyasýyla iliþkilendirilmesine. Bu iliþki, bir aklýn baþka bir akýlla iliþkisidir. Estetik nesne ise bu iliþkilendirmede sadece bir araçtýr.

Öyküde ifade kuramýný bulmak için Pygmalion'un aklýna baþvurmamýz kaçýnýlmazdýr. Aklý oluþturan insan bilgisi ve zevk olarak duyumsadýklarýysa, Pygmalion'un hangi duygu ve düþünceleri öncelediðini saptamamýz gerekecek. Zira düþüncelerin oluþumu psikolojik temele dayanýr ve böylece psikolojik durumlar nesnelerin önüne geçer. Heykeline baktýðýmýzda onun sevme ve sevilme gibi sosyal, cinsellik gibi biyolojik gereksinimlerden doðan ideal kadýn zevkini ve bunun yanýnda ideal kadýný ifade etmesinden aldýðý sanatsal zevki açýkça görürüz. Hem duygusal hem de akýlsal zevki dýþavurulmuþtur. Pygmalion heykelini yontarken adeta duygularýna biçim vermiþ, ideal kadýn düþüncesi estetik deneyiminde somutlaþmýþtýr. Aphrodite de bu estetik deneyimi psikolojik varlýða dönüþtürerek Pygmalion'un metafizik aþkýný fiziksel hale getirmiþtir.

Taklit kuramýnda estetik nesnenin kendisi, ifade kuramýnda da sanatçýnýn aklý kutsanýrken, imgelem kuramýnda yeni biçimler yaratma gücü kutsanýr. Bu güç, imgelemin kuramsal olmayan gücüdür. Pygmalion'un kadýn ideali en son ideal deðildir. Aklý, bu ideali yaratýrken doðada gördükleriyle ve düþünce alanýyla sýnýrlanmýþtýr. Yarattýðý heykel de Pygmalion'un en son estetik yaratýmý deðildir. Dolayýsýyla somutlaþtýrma daima sýnýrlý kalmaya zorunludur. Oysa imgelemin sýnýrlarý çizilemez. Zira imgelem, bir sanatçý aracýlýðýyla dile gelen bir tür çýlgýnlýk veya delilikle ortaya çýkar. Pygmalion'un heykeline duyduðu aþk, onun imgelem gücünün yansýmasýdýr. Çoðu insan ona deli diyecektir. Onun bu "deliliði" beklenmedik olasýlýklara açýk olduðunun göstergesidir. Nitekim, Aphrodite'in yardýmýyla beklenmedik olan gerçekleþir. Ýmgelem, yasalarla, bilinçle açýklanamaz, ancak, aklýn özgür býrakýlýþýyla kendini gösterir. Aklýn bu bilinçdýþý oyunu sanatsal yaratýmýnda veya düþlerde somutlaþýr.

Hiçbir sanat yapýtý tüm estetik kuramlarý kolay kolay bünyesinde toplayamazken Pygmalion miti bunu baþarmýþtýr. Antik yunan mitolojisinin halen yaþayan bir kültür oluþunda etken olan, fiziksel, felsefi, yazýnsal, psikolojik kuram ve kavramlara bir temel oluþturmasýdýr. Pygmalion miti, estetik kuramlarýn ifadesi olmasýnýn yaný sýra, kendisi de salt estetik bir sanattýr. Bir taþla iki kuþ vurmak gibi.


Gürbüz SEZGÝN

anteros59@hotmail.com



11 Aralýk 2007 Salý / 2315 okunma



"Gürbüz SEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...