Iþýk Teoman
Chios’uzonuza…
Reçelinden dondurmasýna, pastasýndan, içkisine kadar aklýnýza gelebilecek tüm gýdalarýn içinde yiyeceklere lezzet katan sakýz aðacýndan adýný alan bu adaya ikinci gidiþim.
On yýl önce de Sakýz Belediyesi ile birlikte karþýlýklý olarak “Barýþa pedal” bisiklet þenliði düzenlemiþtik. Önce onlar bize gelmiþ, sonra da biz onlara gidip pedal çevirmiþtik. Ada halký bize çok büyük ilgi göstermiþ ve çok sýcak bir þekilde konuk etmiþlerdi. O günün anýsýna Ýzmir’den iki beyaz güvercin bir de zeytin aðacý götürmüþtük. Güvercinleri etkinlik sýrasýnda uçurmuþ, aðacý da Sakýz’ýn en büyük meydanýnda yer alan parkýn içine dikmiþtik.
Bu kez, on yýl sonra zeytin aðacý devasa boyutlara gelmiþtir düþüncesiyle meydana gittim. Düþlerim paramparça oldu. Meydaný düzenlemiþler salaþ görüntüsü gitmiþ. Meydanýn tam ortasýna fýskiyeli havuz yapmýþlar, gölgelikler yerleþtirmiþler, o zaman ahþap sandalyeler vardý; onlarýn yerinde yeller esiyor. Meydanda bir gazete büfesi satýþ yapýyordu. 5-6 büfe yerleþtirilmiþ ve meydan, meydanlýktan çýkmýþ. Bizim zeytin aðacýna gelince; onu da sanýyorum düzenlemeler arasýnda söküp atmýþlar.

Adaya iki firma yolcu taþýyor
Gelelim Sakýz macerasýna, bu adaya gitmek isteyenlere bazý önerilerim olacak. Adalar genellikle özgürlüklerin yaþandýðý yerler. Ýnsanlar özgür, yaþamlar özgür, sokaklar özgür, kimse kimse ile ilgilenmiyor. Kimse kimseye dönüp bakmýyor bile. Yunanlýlar gelenekleriyle ve yemekleriyle bizim gibi ama sosyal yaþantýlarýyla bir Avrupalý gibi yaþýyorlar.
Adaya cumartesi gitmekle çok büyük hata ettik. Ama en azýndan yolculuðumuzu çok saðlýklý ve güvenli bir firma ile yaptýk. Adaya Çeþme’den Ertürk ve Ege Birlik karþýlýklý olarak seferler düzenliyor. Ertürk dönüþü 16.00 da yapýyor, hareket saatleri birbirine yakýn ancak Ege Birlik’in dönüþ saati 17.00, tatilde bir saat çok önemli. Çünkü hareketten bir saat önce gitmek gerekiyor.

130 Euro kar ettik
Seyahat etmek isteyenler Çeþme’de sadece Ertürk firmasýný bildiði için yolculuk çok kalabalýk geçiyor. Bizim seyahat ettiðimiz RoRo gemisi 6 adet TIR alabilecek kapasitede ve yolcular için her türlü konfor düþünülmüþ. Ben gitmeden önce araþtýrdým ve bu firmayý internetten buldum. Mesai arkadaþlarým Engin-Tülin Çetin ve yakýþýklý ve bir o kadar da karizmatik oðullarý Berkin, Fersan Ýþbitiren’in tatlý ama fotoðraf çekilmeyi hiç mi hiç sevmeyen kýzý Zeynep ve benim fotoðraf çektirmek için can atan kýzým Adasu Bertina ile birlikte yedi kiþinin biletini almak için firmanýn Alsancak semtindeki ofisine gittim. Beni güler yüzü ile rezervasyonlardan sorumlu olan Filiz Akçýlpýnar Türközü karþýladý. Kýsa sürede iþlemlerim tamamlandý ve yedi kiþi için 150 Euro bedel ödedim. Ertürk fýrmasý ile bu yolculuðu yapsaydým ödeyeceðim rakam yedi kiþi için 280 Euro olacaktý. 130 Euro kazançlýyýz.

Erken kalkan yol alýr
Sabah erkenden Adasu’yu uyandýrdým, Üçkuyular’da Fersan ile buluþtuk. Çeþmealtý’nda anneannesinin yanýnda tatil yapan Zeynep’i de aldýktan sonra otoyoldan ilerleyip kýsa sürede Çeþme’ye ulaþtýk. Aracýmýzý uygun bir yere park ettikten sonra gümrükten giriþ yapmak için kuyruða girdik. Türk gümrük memurlarý o kadar kýsa sürede iþlemleri tamamlýyorlar ki, onlarca insan çok kýsa sürede onay alýyor. Teknemizin limana yanaþmasýný beklerken, Sakýz adasýndan gelen feribotlardan çok sayýda Yunan hafta sonu tatillerini geçirmek için Çeþme’ye akýn ediyordu. Saat 10.00’da kalkmasý gereken feribotlar her nedense yarým saat rötarlý kalkýþ yaptýlar.

Cumartesi kapanan kepenkler pazartesi açýlýyor
Bizim feribot önde Ertürk arkada 50 dakikalýk bir yolculuðun ardýndan Sakýz limanýna giriþ yaptýk. Her iki feribottan inen yolcu sayýsý tahminime göre yüz civarýndaydý. Saat 11.30’da baþlayan iþlemler tembel bir gümrük memuru yüzünden saat 13.30’da tamamlanabildi. Bir de günübirlik vizesiz turlardan söz ediyorlar. Böyle bir uygulamanýn gerçekleþtirildiðini düþünün. Saat 13.30’da adaya giriþ yap. Sonra gümrükten çýk, çarþýyý gezebilirsen gez, tekrar gümrük kapýsýna dön, iþkence gibi… Bu seferlerin daha saðlýklý yapýlabilmesi için bir kere öncelikle hareket sabah saat 08.30 gibi olmalý. Adaya erkenden gidilmeli ve zaman en güzel þekilde deðerlendirilmeli. Çünkü çalýþmayý pek sevmeyen komþumuz cumartesi günü dükkanlarýn kepenklerini saat 13.30’da indiriyor ve pazartesi sabahýna kadar bir daha açmýyor.

Dönüþ daha geç olmalý
Adadan dönüþ saati de çok erken. Gezinizin en güzel anýnda apar topar toplan, otele git valizlerini al ve limana yetiþ. Neyse ki bizim teknemiz saat 17.00’de hareket etti. Bizi Karfas plajýndan saat 16.15’te alan taksi otele saat 16.30’da vardý. Limana geldiðimizde saat 16.45 idi. Limandan ayrýlýþ saatimiz ise saat 17.15’i buldu. Onun için bu tatil hafta içinde yapýlmalý ve en az iki gece kalýnmalý diye düþünüyorum. Bir de mutlaka adaya gelmeden önce internet üzerinden araç kiralama iþlemleri yapýlmalý. Çünkü hafta sonu kiralýk araç bulmak mümkün deðil. Ölü sezonda 25 Euro olan günlük kiralama bedeli rakamý karþýmýza 90 Euro olarak çýktý. Parayý sokakta bulmadýðýmýz için doðal olarak kiralamadýk ve belediye otobüsü ile Pirgi’ye ve Mano Plajý’na gitmek zorunda kaldýk. Ama iyi de oldu. Çünkü otobüs Pirgi’ye giderken ayrý köylerden, dönerken de baþka köylerden geçtik, tur gibi geldi bize.

Herkes kendi kapýsýnýn önünü süpürüyor
Sakýz adasýnda bir þey dikkatimi çekti. Sokaklarda trafik polisine, zabýta memuruna ve süpürgecilere hiç rastlamadýk. Çünkü herkes kendi kapýsýnýn önünü süpürüyor ve konteynerlere atýlan çöpler kamyonlar tarafýndan sessizce alýnýp götürülüyor. Adanýn sahil bölümünde boydan boya sýralanmýþ barlar ve alýþveriþ merkezleri bulunuyor. Adaya gümrük memurlarý yüzünden geç giriþ yaptýðýmýz için çarþýya yetiþemedik. Gece kapalý dükkanlara öylesine göz attýk. Þimdi sýký durun, Ýzmir’den hareket etmeden önce bir arkadaþýmdan taverna adresi almýþtým. Hotzas Taverna (Hoca restoran diye biliniyor) Biz adrese ulaþmak için meydandan bir tarif aldýk. Epeyce yürüdük. Þöyle diyebilirim. Mezarlýkbaþý’ndan Kadifekale kadar yürüdük. Ama keyifli sokaklardan geçerek gidiyoruz. Eski evler, dar sokaklar, feri sönmüþ sokak lambalarýný geride býrakýp Hoca restoraný bulduk; iyi ki bulduk.

Ahtapot yemeði muhteþem
1882 yýlýndan bugüne kadar hizmet veren restoran yeþillikler içinde. Tahta masalar ve ahþap sandalyeler, salaþ bir ortam. Yer bulmak sorun. Gördüðümüz kadarýyla bu restoranýn keyfini Yunanlýlar önceden rezervasyon yaparak çýkarýyorlar. Bize zor da olsa yedi kiþilik bir masa ayarladýlar. Masalarýn hepsi dolu. Ýnsanlar en iyi giysilerini giyip gelmiþler, aðýrlýklý olarak kýrmýzý þarap içiliyor. Bizim gibi yemekleri aceleye getirmiyorlar, yavaþ yavaþ ve sohbet ederek yiyorlar. Biz de onlarý örnek almaya çalýþtýk. Yemekler çok lezzetli ve damak tadýmýza uygun. Ahtapot yemeði ýsmarladýk. Ve biz bu yaþýmýza geldik böyle bir lezzet tatmadýk. Ardýndan iki tabak daha ýsmarladýk.

Yedi kiþi 105 Euro
Fava muhteþem, dereotu ile marine edilmiþ mantar yemeðinin hoþ kokusu hala burnumda tütüyor. Tüm bu yemeklere doðal olarak Uzo eþlik etti. Raký gibi ama hemen beyazlamýyor. Çok az su katmak gerekiyor içine, doðal olarak uzonun içinde yine sakýz var ve bu ayrý lezzet katýyor içkiye. Yemeðin sonunda yedi kiþilik masanýn hesabýný isterken her kafadan farklý fiyatlar söylendi. Kýsa bir süre sonra etrafýmýzda pervane olan sarý saçlý minyon bayan garson hesap pusulasýný uzattý: 105 Euro…
Hem lezzetli, hem kaliteli, hem hesaplý hem de özel bir yemek ve karþýlýðý öyle bir ortamda gerçekten çok ucuz… Ýlk günümüz çok keyifli geçti. Yemek dönüþü sahildeki onlarca bardan birine uðradýk, soðuk biralarýmýzý yudumladýk ve günü kapattýk.

Zamanla yarýþtýk
Ertesi gün teknemiz saat 17.00’de hareket ediyor. Zamanla yarýþýyoruz. Araç da kiralayamadýðýmýz için kýsa sürede bir yerlere gidip gezmek istiyoruz. Kaldýðýmýz Kyma Oteli’n sevimli, güler yüzlü, sýcak bakýþlý sahibi Teodor, bu arada eþi Güher Haným Türk, o da baþka bir sahil kasabasýnda otel iþletiyor. Teodor, nefis bir kahvaltý hazýrlamýþ. Açýk büfe süt, bal, çeþitli reçeller, mis gibi ekmekler, yumurta, her türlü meyve, çay ve kahve…
Otelimiz 1922 yýlýnda yani Cumhuriyet ilan edilmeden bir yýl önce iþletmeye açýlmýþ. Kahvaltý ettiðimiz mutfaðýn tavaný renkli ve süslü iþlemeler ile dolu ve insan kahvaltý ederken gözünü alamýyor. Bizim Birinci Kordon gibi deniz kenarýnda konumlanan otelimiz dört katlý ve balkonlarý denize bakýyor. Kaldýðýmýz odalardan balkona çýkýlýyor ve karþýmýzda Çeþme Çiftlik ile burun buruna geliyor insan. O kadar yakýn ki, hava temiz ve açýk olduðu için binalar çok net bir þekilde görülebiliyor.

Karfas Plajý Ilýca gibi
Sýký bir kahvaltýnýn ardýndan Teodor, kocaman fincan içinde Türk kahvesi ýsmarladý. Valizlerimizi hazýrladýk. Ýki taksi çaðýrdýk. Yaklaþýk 7 kilometre uzaklýktaki Karfas plajýna attýk kendimizi. Attýk diyorum, çünkü hava o kadar sýcak ve nemli ki, dayanýlýr gibi deðil. Nefis bir plaj, bizim Çeþme’nin Ilýcasý gibi. Kum yapýsý ve denizin rengi çok benziyor. Serin sulara býraktýk kendimizi. Bol bol yüzdük. Saat 16.15’de taksilerimiz tam zamanýnda geldiler. 15 dakikalýk bir yolculuðun ardýndan otelden valizlerimizi aldýk, taksinin bagajýna yerleþtirirken, Teodor yanýma gelip Zeynep’in odada unuttuðu kolyesini teslim etti.

Sihirli bir güç yönetiyor adayý
Adada ilginç olan ne var biliyor musunuz? Hiç hýrsýzlýk olmuyor. Çünkü çalan adamýn adadan kaçma þansý hiç yok. O nedenle ortalýkta polis falan yok. Sanki sihirli bir el yaþamý yürütüyor adada, görünmeyen bir güç yönetiyor adayý ve düzen öyle kurulmuþ ki, týkýr týkýr iþliyor, bir saat gibi… Gönlümüz Sakýz Adasý’nda kaldý. Çünkü araç kiralayamadýðýmýz için pek çok yere gidemedik. Ben on yýl önce adada iyi bir tur attým. Ama gezi arkadaþlarýmýn aklý gidilmedik yerlerde kaldý. Olsun ada yakýn, artýk her þey internet ortamýnda ve dünya bir tuþ kadar yakýn. Týklayýn otel ayarlayýn, týklayýn araç kiralayýn, týklayýn biletinizi ayýrtýn…
































Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
Reçelinden dondurmasýna, pastasýndan, içkisine kadar aklýnýza gelebilecek tüm gýdalarýn içinde yiyeceklere lezzet katan sakýz aðacýndan adýný alan bu adaya ikinci gidiþim.
On yýl önce de Sakýz Belediyesi ile birlikte karþýlýklý olarak “Barýþa pedal” bisiklet þenliði düzenlemiþtik. Önce onlar bize gelmiþ, sonra da biz onlara gidip pedal çevirmiþtik. Ada halký bize çok büyük ilgi göstermiþ ve çok sýcak bir þekilde konuk etmiþlerdi. O günün anýsýna Ýzmir’den iki beyaz güvercin bir de zeytin aðacý götürmüþtük. Güvercinleri etkinlik sýrasýnda uçurmuþ, aðacý da Sakýz’ýn en büyük meydanýnda yer alan parkýn içine dikmiþtik.
Bu kez, on yýl sonra zeytin aðacý devasa boyutlara gelmiþtir düþüncesiyle meydana gittim. Düþlerim paramparça oldu. Meydaný düzenlemiþler salaþ görüntüsü gitmiþ. Meydanýn tam ortasýna fýskiyeli havuz yapmýþlar, gölgelikler yerleþtirmiþler, o zaman ahþap sandalyeler vardý; onlarýn yerinde yeller esiyor. Meydanda bir gazete büfesi satýþ yapýyordu. 5-6 büfe yerleþtirilmiþ ve meydan, meydanlýktan çýkmýþ. Bizim zeytin aðacýna gelince; onu da sanýyorum düzenlemeler arasýnda söküp atmýþlar.
Adaya iki firma yolcu taþýyor
Gelelim Sakýz macerasýna, bu adaya gitmek isteyenlere bazý önerilerim olacak. Adalar genellikle özgürlüklerin yaþandýðý yerler. Ýnsanlar özgür, yaþamlar özgür, sokaklar özgür, kimse kimse ile ilgilenmiyor. Kimse kimseye dönüp bakmýyor bile. Yunanlýlar gelenekleriyle ve yemekleriyle bizim gibi ama sosyal yaþantýlarýyla bir Avrupalý gibi yaþýyorlar.
Adaya cumartesi gitmekle çok büyük hata ettik. Ama en azýndan yolculuðumuzu çok saðlýklý ve güvenli bir firma ile yaptýk. Adaya Çeþme’den Ertürk ve Ege Birlik karþýlýklý olarak seferler düzenliyor. Ertürk dönüþü 16.00 da yapýyor, hareket saatleri birbirine yakýn ancak Ege Birlik’in dönüþ saati 17.00, tatilde bir saat çok önemli. Çünkü hareketten bir saat önce gitmek gerekiyor.
130 Euro kar ettik
Seyahat etmek isteyenler Çeþme’de sadece Ertürk firmasýný bildiði için yolculuk çok kalabalýk geçiyor. Bizim seyahat ettiðimiz RoRo gemisi 6 adet TIR alabilecek kapasitede ve yolcular için her türlü konfor düþünülmüþ. Ben gitmeden önce araþtýrdým ve bu firmayý internetten buldum. Mesai arkadaþlarým Engin-Tülin Çetin ve yakýþýklý ve bir o kadar da karizmatik oðullarý Berkin, Fersan Ýþbitiren’in tatlý ama fotoðraf çekilmeyi hiç mi hiç sevmeyen kýzý Zeynep ve benim fotoðraf çektirmek için can atan kýzým Adasu Bertina ile birlikte yedi kiþinin biletini almak için firmanýn Alsancak semtindeki ofisine gittim. Beni güler yüzü ile rezervasyonlardan sorumlu olan Filiz Akçýlpýnar Türközü karþýladý. Kýsa sürede iþlemlerim tamamlandý ve yedi kiþi için 150 Euro bedel ödedim. Ertürk fýrmasý ile bu yolculuðu yapsaydým ödeyeceðim rakam yedi kiþi için 280 Euro olacaktý. 130 Euro kazançlýyýz.
Erken kalkan yol alýr
Sabah erkenden Adasu’yu uyandýrdým, Üçkuyular’da Fersan ile buluþtuk. Çeþmealtý’nda anneannesinin yanýnda tatil yapan Zeynep’i de aldýktan sonra otoyoldan ilerleyip kýsa sürede Çeþme’ye ulaþtýk. Aracýmýzý uygun bir yere park ettikten sonra gümrükten giriþ yapmak için kuyruða girdik. Türk gümrük memurlarý o kadar kýsa sürede iþlemleri tamamlýyorlar ki, onlarca insan çok kýsa sürede onay alýyor. Teknemizin limana yanaþmasýný beklerken, Sakýz adasýndan gelen feribotlardan çok sayýda Yunan hafta sonu tatillerini geçirmek için Çeþme’ye akýn ediyordu. Saat 10.00’da kalkmasý gereken feribotlar her nedense yarým saat rötarlý kalkýþ yaptýlar.
Cumartesi kapanan kepenkler pazartesi açýlýyor
Bizim feribot önde Ertürk arkada 50 dakikalýk bir yolculuðun ardýndan Sakýz limanýna giriþ yaptýk. Her iki feribottan inen yolcu sayýsý tahminime göre yüz civarýndaydý. Saat 11.30’da baþlayan iþlemler tembel bir gümrük memuru yüzünden saat 13.30’da tamamlanabildi. Bir de günübirlik vizesiz turlardan söz ediyorlar. Böyle bir uygulamanýn gerçekleþtirildiðini düþünün. Saat 13.30’da adaya giriþ yap. Sonra gümrükten çýk, çarþýyý gezebilirsen gez, tekrar gümrük kapýsýna dön, iþkence gibi… Bu seferlerin daha saðlýklý yapýlabilmesi için bir kere öncelikle hareket sabah saat 08.30 gibi olmalý. Adaya erkenden gidilmeli ve zaman en güzel þekilde deðerlendirilmeli. Çünkü çalýþmayý pek sevmeyen komþumuz cumartesi günü dükkanlarýn kepenklerini saat 13.30’da indiriyor ve pazartesi sabahýna kadar bir daha açmýyor.
Dönüþ daha geç olmalý
Adadan dönüþ saati de çok erken. Gezinizin en güzel anýnda apar topar toplan, otele git valizlerini al ve limana yetiþ. Neyse ki bizim teknemiz saat 17.00’de hareket etti. Bizi Karfas plajýndan saat 16.15’te alan taksi otele saat 16.30’da vardý. Limana geldiðimizde saat 16.45 idi. Limandan ayrýlýþ saatimiz ise saat 17.15’i buldu. Onun için bu tatil hafta içinde yapýlmalý ve en az iki gece kalýnmalý diye düþünüyorum. Bir de mutlaka adaya gelmeden önce internet üzerinden araç kiralama iþlemleri yapýlmalý. Çünkü hafta sonu kiralýk araç bulmak mümkün deðil. Ölü sezonda 25 Euro olan günlük kiralama bedeli rakamý karþýmýza 90 Euro olarak çýktý. Parayý sokakta bulmadýðýmýz için doðal olarak kiralamadýk ve belediye otobüsü ile Pirgi’ye ve Mano Plajý’na gitmek zorunda kaldýk. Ama iyi de oldu. Çünkü otobüs Pirgi’ye giderken ayrý köylerden, dönerken de baþka köylerden geçtik, tur gibi geldi bize.
Herkes kendi kapýsýnýn önünü süpürüyor
Sakýz adasýnda bir þey dikkatimi çekti. Sokaklarda trafik polisine, zabýta memuruna ve süpürgecilere hiç rastlamadýk. Çünkü herkes kendi kapýsýnýn önünü süpürüyor ve konteynerlere atýlan çöpler kamyonlar tarafýndan sessizce alýnýp götürülüyor. Adanýn sahil bölümünde boydan boya sýralanmýþ barlar ve alýþveriþ merkezleri bulunuyor. Adaya gümrük memurlarý yüzünden geç giriþ yaptýðýmýz için çarþýya yetiþemedik. Gece kapalý dükkanlara öylesine göz attýk. Þimdi sýký durun, Ýzmir’den hareket etmeden önce bir arkadaþýmdan taverna adresi almýþtým. Hotzas Taverna (Hoca restoran diye biliniyor) Biz adrese ulaþmak için meydandan bir tarif aldýk. Epeyce yürüdük. Þöyle diyebilirim. Mezarlýkbaþý’ndan Kadifekale kadar yürüdük. Ama keyifli sokaklardan geçerek gidiyoruz. Eski evler, dar sokaklar, feri sönmüþ sokak lambalarýný geride býrakýp Hoca restoraný bulduk; iyi ki bulduk.
Ahtapot yemeði muhteþem
1882 yýlýndan bugüne kadar hizmet veren restoran yeþillikler içinde. Tahta masalar ve ahþap sandalyeler, salaþ bir ortam. Yer bulmak sorun. Gördüðümüz kadarýyla bu restoranýn keyfini Yunanlýlar önceden rezervasyon yaparak çýkarýyorlar. Bize zor da olsa yedi kiþilik bir masa ayarladýlar. Masalarýn hepsi dolu. Ýnsanlar en iyi giysilerini giyip gelmiþler, aðýrlýklý olarak kýrmýzý þarap içiliyor. Bizim gibi yemekleri aceleye getirmiyorlar, yavaþ yavaþ ve sohbet ederek yiyorlar. Biz de onlarý örnek almaya çalýþtýk. Yemekler çok lezzetli ve damak tadýmýza uygun. Ahtapot yemeði ýsmarladýk. Ve biz bu yaþýmýza geldik böyle bir lezzet tatmadýk. Ardýndan iki tabak daha ýsmarladýk.
Yedi kiþi 105 Euro
Fava muhteþem, dereotu ile marine edilmiþ mantar yemeðinin hoþ kokusu hala burnumda tütüyor. Tüm bu yemeklere doðal olarak Uzo eþlik etti. Raký gibi ama hemen beyazlamýyor. Çok az su katmak gerekiyor içine, doðal olarak uzonun içinde yine sakýz var ve bu ayrý lezzet katýyor içkiye. Yemeðin sonunda yedi kiþilik masanýn hesabýný isterken her kafadan farklý fiyatlar söylendi. Kýsa bir süre sonra etrafýmýzda pervane olan sarý saçlý minyon bayan garson hesap pusulasýný uzattý: 105 Euro…
Hem lezzetli, hem kaliteli, hem hesaplý hem de özel bir yemek ve karþýlýðý öyle bir ortamda gerçekten çok ucuz… Ýlk günümüz çok keyifli geçti. Yemek dönüþü sahildeki onlarca bardan birine uðradýk, soðuk biralarýmýzý yudumladýk ve günü kapattýk.
Zamanla yarýþtýk
Ertesi gün teknemiz saat 17.00’de hareket ediyor. Zamanla yarýþýyoruz. Araç da kiralayamadýðýmýz için kýsa sürede bir yerlere gidip gezmek istiyoruz. Kaldýðýmýz Kyma Oteli’n sevimli, güler yüzlü, sýcak bakýþlý sahibi Teodor, bu arada eþi Güher Haným Türk, o da baþka bir sahil kasabasýnda otel iþletiyor. Teodor, nefis bir kahvaltý hazýrlamýþ. Açýk büfe süt, bal, çeþitli reçeller, mis gibi ekmekler, yumurta, her türlü meyve, çay ve kahve…
Otelimiz 1922 yýlýnda yani Cumhuriyet ilan edilmeden bir yýl önce iþletmeye açýlmýþ. Kahvaltý ettiðimiz mutfaðýn tavaný renkli ve süslü iþlemeler ile dolu ve insan kahvaltý ederken gözünü alamýyor. Bizim Birinci Kordon gibi deniz kenarýnda konumlanan otelimiz dört katlý ve balkonlarý denize bakýyor. Kaldýðýmýz odalardan balkona çýkýlýyor ve karþýmýzda Çeþme Çiftlik ile burun buruna geliyor insan. O kadar yakýn ki, hava temiz ve açýk olduðu için binalar çok net bir þekilde görülebiliyor.
Karfas Plajý Ilýca gibi
Sýký bir kahvaltýnýn ardýndan Teodor, kocaman fincan içinde Türk kahvesi ýsmarladý. Valizlerimizi hazýrladýk. Ýki taksi çaðýrdýk. Yaklaþýk 7 kilometre uzaklýktaki Karfas plajýna attýk kendimizi. Attýk diyorum, çünkü hava o kadar sýcak ve nemli ki, dayanýlýr gibi deðil. Nefis bir plaj, bizim Çeþme’nin Ilýcasý gibi. Kum yapýsý ve denizin rengi çok benziyor. Serin sulara býraktýk kendimizi. Bol bol yüzdük. Saat 16.15’de taksilerimiz tam zamanýnda geldiler. 15 dakikalýk bir yolculuðun ardýndan otelden valizlerimizi aldýk, taksinin bagajýna yerleþtirirken, Teodor yanýma gelip Zeynep’in odada unuttuðu kolyesini teslim etti.
Sihirli bir güç yönetiyor adayý
Adada ilginç olan ne var biliyor musunuz? Hiç hýrsýzlýk olmuyor. Çünkü çalan adamýn adadan kaçma þansý hiç yok. O nedenle ortalýkta polis falan yok. Sanki sihirli bir el yaþamý yürütüyor adada, görünmeyen bir güç yönetiyor adayý ve düzen öyle kurulmuþ ki, týkýr týkýr iþliyor, bir saat gibi… Gönlümüz Sakýz Adasý’nda kaldý. Çünkü araç kiralayamadýðýmýz için pek çok yere gidemedik. Ben on yýl önce adada iyi bir tur attým. Ama gezi arkadaþlarýmýn aklý gidilmedik yerlerde kaldý. Olsun ada yakýn, artýk her þey internet ortamýnda ve dünya bir tuþ kadar yakýn. Týklayýn otel ayarlayýn, týklayýn araç kiralayýn, týklayýn biletinizi ayýrtýn…
Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...
