BÝLGÝ ÇAÐI’MI, DÜÞÜNME ÇAÐI’MI ? / Sedat YALÇIN
Sedat YALÇIN

Sedat YALÇIN

BÝLGÝ ÇAÐI’MI, DÜÞÜNME ÇAÐI’MI ?



Hakikat iki kiþiye muhtaçtýr; biri onu dillendiren, diðeri onu anlayan.
Halil Cibran


Çaðýmýzýn bilgi çaðý olduðu söyleniyor. Bence deðil! Günümüzde bilgiye ulaþmak çok kolay. Eskisi gibi ciltlerce kitaplara sahip olmak gerekmiyor. Bir tuþla her türlü bilgiye eriþebiliyoruz. Günümüzde teknoloji, hamallýðý ortadan kaldýrmýþtýr; gerek fiziksel, gerekse zihinsel hamallýðý. Dünyanýn bir ucuna yorulmadan gidebiliyoruz. Bir tuþla her türlü bilgiye eriþebiliyoruz. O halde, bilgi, elde etmesini bilenler için kolayca eriþilebilecek bir konumda. Önemli olan bu bilgiyi kullanabilmek. Yani DÜÞÜNMEK. Zamanýmýz “Bilgi Çaðý” deðil “Düþünme/irdeleme” çaðýdýr. Ancak, farklý düþünme yöntemleri ile yeni bilgilere eriþebiliriz.

Elimizdeki bilgileri kullanmak madem düþünme ile mümkün, zihin, düþünme iþlevini mükemmel olarak ancak ana dili ile gerçekleþtirebilir. Anadiline vakýf olmakta onu iyi kullanma ile mümkün olur. Ýþte, burada Anadilde okumak ve yazmak vazgeçilmez bir öðe olarak belirmektedir. Yabancý dil, bilgiye eriþmede bir aracýdýr. Hatta birkaç yabancý dil bilmek bu eriþilmeyi daha da kolaylaþtýrýr. Ancak, eriþilen bu bilgilerin zihin tarafýndan kullanýlmasý, ancak ve ancak anadilde düþünme ile gerçekleþir. Siz, ben yabancý dili anadilim kadar biliyorum derseniz; anadil, anadil olmaktan çýkar o zaman. Zihinsel kayýt ancak anadilde gerçekleþtiðine göre, hepimiz Türkçe’ye gerekli önemi vermek zorundayýz. Özellikle eðitim kurumlarýmýzda artýk yabancý dil hegomnyasýna bir son vermek gereklidir. Maalesef günümüzde yabancý dil ile eðitim bir moda halini aldý. Özellikle tüm fen ve matematik derslerinin yabancý dil ile okutulmasý tam bir fiyaskodur. Düþünmeye dayalý olan bu derslerde öðrenciler yeterince düþünme ve irdeleme iþlevini yerine getiremezler. Çünkü zihin tüm karþýlaþtýrmalarý, irdelemeleri anadil ile yapar. Eðitimi yabancý dil ile veren okullarda eðitim seviyesinin düþüklüðü de bunun açýk bir göstergesi deðil midir.

Orta öðretim kurumlarýnda fen ve matematik derslerinin, Ýngilizce verilmesinden daha acýsý ise bazý üniversitelerde sosyal derslerin de Ýngilizce verilmesidir. Örnek olarak ismini Fatih Sultan Mehmet’ten alan Fatih Üniversitesi’nin sitesine girip bakýn lütfen. Tarih, Coðrafya, Felsefe... gibi tüm dallarda eðitimin Ýngilizce verildiðini görebilirsiniz. Ellerinden gelse, yapabilseler Türk Dili ve Edebiyatý derslerini de Ýngilizce verecekler. Neden diye sorarsanýz yetkililere aldýðýnýz cevap daha vahimdir. “Amacýmýz Ýngilizce’yi iyice öðreterek, yabancý yayýnlarý kolayca takibedebilmesini saðlamak olacaktýr” cevabý. Yani ana amaç üniversite branþýndaki eðitim deðil, Ýngilizce dilini öðretmektir. Amaç Ýngilizce öðretmek ise hazýrlýk sýnýfýndaki süreyi iki yýla çýkararak Ýngilizce’yi öðretebilirsiniz. Ýþin korkunç boyutunu görebiliyor musunuz, üniversite eðitiminin düþünmeye, araþtýrmaya dayalý bir sistem olmasý gerekirken, düþünme devre dýþý býrakýlmýyor mu bu durumda. Yukarýdaki paragraflarda düþünme iþlevinin ancak anadili ile gerçekleþtirilebileceði irdelenmiþti. Fatih Sultan Mehmet’in kemikleri sýzlamýyor mudur þimdi acaba, kendi adýný alan bir üniversitede kendi dili ile eðitim yapýlmamasý karþýsýnda. Takdirlerinize sunuyorum.

Gelelim asýl konumuza. Madem günümüz düþünme/irdeleme çaðýdýr. Bilgi dogma olmaktan çýkmýþ, bir araç haline gelmiþtir. Üzerinde düþünülerek yeni bilgilere, kavramlara eriþmek sahip olduðumuz bilgileri ancak kullanmakla mümkün olabilir. Bu döngü sonsuzdur. Yani bilgilerin geçerlilikleri, yeni bilgilerin elde edileceði süreye kadar geçen zamandýr. Diðer bir deyiþle, bilgiler devamlý deðiþime uðramak zorundadýr. Çocukluðumuzdan beri anne, baba, yakýn çevremizdekiler, okul tarafýndan bize hap halinde adeta yutturulan toplumsal, siyasi, dinsel bilgilerin de ne derece doðru olduðu tartýþmaya açýktýr. Ýþte burada düþünme/irdeleme devreye girmek zorundadýr.

Bilgi deyince sadece bilim dünyasý anlaþýlmamalýdýr. Özellikle dini bilgilere de artýk herkes kolaylýkla eriþebilmektedir. Her yaþtan insan , özellikle gençler, internet ortamýnda kutsal kitabýmýzýn her mealini okuyabilmekte, her türlü dini bilgiye ulaþabilmekte, tartýþabilmektedir. Her dine ait bilgilere dahi ulaþmak artýk çocuk oyuncaðý haline gelmiþtir. Keza internet ortamýnda her türlü tartýþmayý izleyebilmekte, olaylara daha geniþ bir açýdan bakabilmektedirler. Diðer bir deyiþle, artýk baþkalarýnýn aðzýna bakmaktan kurtulmuþ, kendisi okuyarak, az veya çok üzerinde düþünebilme özerkliðine kavuþmuþtur.

Eskiden, bilgiye eriþmenin kitaplarla sýnýrlý olduðu dönemlerde, bu bilgilere sahip olanlar kendilerini adeta, o alanda bir otorite olarak görme eðiliminde idiler. Tabi ki, toplumda bu özellikleri ile saygýn bir yer almaktaydýlar. Günümüzde ise bu kesimlerin otoriteleri sarsýlmaya baþlamýþtýr. Bu durum bazý kesimleri rahatsýz etse de, yapabilecekleri fazla bir þey bulunmamaktadýr.

Bilgi hamallýðýndan kurtulma ancak bilgilerin bir araç olduðu kabulü ile mümkündür. Zihnimiz buna karþý gelecektir hemen. Çünkü zihin tembeldir. Alýþýlmýþ þeyleri tekrar kolaydýr onun için. Halbuki eðer irdelemeye baþlarsa çocukluktan beri ehlileþtirilen zihin birdenbire altüst olacaktýr. Tüm sistem çökecektir. Zihin böyle bir duruma düþmek istemez ve alýþtýðý eski kýsýr döngüyü devam ettirmek ister hep. Bunu için de çeþitli bahaneler bulmaya çalýþýr. Bu bilgiler bize atalarýmýzdan gelmiþ yýllarýn birikimidir iddiasýnýn arkasýna saklanýr. Ve bu iddiasýnda da baþarýlý olur çoðu kez. Çok az insan bu döngüyü kýrabilir. Onlar da insanlýk tarihine yön vermiþ olan bilim/ilim adamlarý ve peygamberlerdir.

Sonuç olarak günümüz bilgi çaðý deðil, düþünme çaðýdýr. Düþünmek için ise anadilimizi çok iyi öðrenmeli, öðretmeli ve de kullanmalýyýz. Çocuklarýmýza verebileceðimiz en büyük hediye Türkçe’mizi onlara tam anlamýyla öðretmektir.


Sedat YALÇIN

syalcin50@yahoo.com



27 Nisan 2010 Salý / 2219 okunma



"Sedat YALÇIN" bütün yazýlarý için týklayýn...