Yaþam ve uðraþý / Sedat YALÇIN
Sedat YALÇIN

Sedat YALÇIN

Yaþam ve uðraþý



Aristo’nun þu deyiþi ne kadar yerindedir; ”Yaþam, devinim içinde vardýr”. Vücudumuza bakalým; biz farkýnda olmasak da devamlý bir faaliyet içerisinde. Her bir organýmýzýn hiç durmaksýzýn çalýþmasý biyolojik ve týbbý açýdan inkar edilemez. Bu devinim sayesinde yaþam mümkün olabilmekte. Bu dur durak bilmez etkinlik sadece fiziksel yaþamýmýzla mý sýnýrlý? Zihinsel yaþamýmýz da sürekli bir uðraþ içerisinde deðil mi? Düþünmeden bir an kalabiliyor muyuz? Denemek çok kolay; sadece düþünmemeye çalýþýn. Adeta olanaksýz olduðunu göreceksiniz (Ancak eðer kýsa süre için dahi düþünceyi durdurmayý becerebilirseniz ne mutlu size).

Þöyle bir etrafýmýza bakalým. Sürekli bu devinimi rahatlýkla gözleyebiliriz. Herhangi bir þeyle uðraþmayan bir kimsenin otururken ellerine bakýn. Ellerinin muhakkak bir þeyle meþgul olduðunu göreceksiniz. Ya kalemle oynar, ya tespih ile, sigara içiyorsa çakmak veya sigarasý ile, hiçbir þey bulamazsa parmaklarý ile trampet çalar. Bu küçük örnekler bile yaþamýn temelinin sürekli bir devinim olduðunun kanýtýdýr.

Tüm evren devinim üzerine kurulmuþtur. Sabit hiçbir þey yoktur. Devinim geliþmenin þartýdýr. Geliþme ve devinim sýnýrsýzdýr. Bunun sonucunda da hiçbir zaman mükemmelliðe ulaþýlamaz. Sýnýr olmasý olanaksýzdýr. Eðer bir son olsaydý, devinimin de sona erdiði bir nokta olmasý gerekecekti ki bu da yaþamýn sonu demekti. Yaþam sonsuzdur. Sonsuz olan bir evrenin bir parçasý olan insanoðlunda da boþluk diye bir olgu yoktur. ”Tüm alem her an bir oluþ üzerinedir” (Kuraný Kerim’de geçen bir ayete göre). Dini açýdan bakýnca da ayný sonuca varýlmasý ilginçtir.

Uðraþmak, bu uðraþý sýrasýnda zorluklara mücadele etmek önemli bir gereksinimdir. Engelleri aþmak insanoðluna büyük bir haz verir. Eðer insan kendine uygun nezih bir uðraþý bulamazsa zihnin bu ihtiyacý olumsuz davranýþlarla doldurulur. Ýliþkilerde hep mücadeleyi seçer, hatta kavga dahi çýkarmaktan çekinmez. Entrikalar çevirmek, dolandýrýcýlýk... vs dahil birçok kötülüklere imzasýný rahatlýkla atabilir.

Bu nedenle tamamen uðraþýsýz kalmak bizde can sýkýntýsýna yol açar. Devamý halinde katlanýlamaz bir hale gelir. Bu yüzden meþgul olmak dürtümüzün muhakkak doyurulmasý gerekir. Etkinlik fiziksel olduðu gibi düþünsel de olabilir. Amaç bir þeyle meþgul olmaktýr; ister resim yapýn, ister örgü örün, ister çiçek yetiþtirin, ister bir yazý yazýn, ister bir dil öðrenin veya herhangi baþka bir þey öðrenin. Uðraþ insanýn mutluluðu için adeta olmazsa olmazýdýr. Yabancýlarýn deyimiyle “Hobby”, güzel Türkçe’mizdeki karþýlýðý olarak yapmaktan zevk duyduðunuz bir þeyle uðraþýn.

Ýnsanoðlunun mutlu olmasýný engelliyen baþlýca iki düþmaný vardýr; açlýk, acý, ýstýrap, yoksunluk ve can sýkýntýsý. Hayat bu iki uç arasýnda gider gelir. Bunlardan birincisi olan açlýk, ýstýrap, acý, yoksunluk dýþsal; can sýkýntýsý ise içseldir. Ýnsan temel ihtiyaçlarýný karþýlayamadýðý sürece acý, ýstýrap içerisinde bocalayacaktýr. Her türlü yoksunluk ona acý getirecektir. Bu gereksinimlerini karþýlamak için devamlý bir savaþ halindedir. Ancak insanoðlu ihtiyaçlarýndan fazlasýna sahip olmaya baþladýðý andan itibaren ikinci faktör devreye girer; can sýkýntýsý. Can sýkýntýsý varlýklý kimselerin can düþmanýdýr diyebiliriz. Can sýkýntýsý içsel bir dürtüdür. Kurtuluþu da içsel olmak zorundadýr. Can sýkýntýsýndan kurtulmak için insanýn hemen ilk yaptýðý þey kalabalýða karýþmaktýr. Kalabalýk ile kastettiðim her türlü toplantýlara katýlmak, seyahatlere çýkmak... vs. Can sýkýntýsý içsel olduðundan bu dýþsal etkenler çare olamayacaktýr. Diðer bir deyiþle ruhsal boþluk can sýkýntýsýnýn ana nedenidir. Yukarýdaki paragraflarda bir þeyle meþgul olunmasý gerektiðini söylemiþtik. Bu tür meþguliyetlerde bir yere kadar insaný mutlu edecektir. Bunlar kýsa süreli, yüzeysel hazlardan ibaret olup içsel boþluðumuzu tam anlamýyla dolduramayacaktýr.

O halde tam anlamýyla mutlu olabilmemiz içsel zenginliðimiz ile mümkündür. Diðer bir ifadeyle mutlu insan içsel zenginliði kendine yeterli olan, dýþarýya fazlaca baðýmlý olmayan insandýr. Çünkü ithal ürünler pahalýdýr ve baðýmlýlýk yaparlar, sonuçta tehlikelidirler ve sýkýntý yaratýrlar. Ýçsel zenginliðimiz ne kadar zenginse yalnýz kalmaktan o denli korkmayýz. Yani dýþa olan baðýmlýlýðýmýz en alt düzeydedir. Yalnýz kalmaktan korkmayalým. Onunla yüzleþelim. Herkesin kendi kendine yeterliliðinin ortaya çýktýðý yalnýzlýkta, kendinde sahip olduðu þey gün ýþýðýna çýkar. Ýçsel zenginlikten yoksun biri ne kadar debdebe içerisinde olursa olsun yoksun kiþiliðinin yükü altýnda inim inim inler. Bu yükü üzerinden atamaz. Belki maskelerle etraftan saklar ama kendinden asla kaçamaz. Hep bir boþluk içerisindedir. Ýçsel zenginlik özneldir .Nesnelere gereksinim duymaz. Ýçsel zenginliðimizi geliþtirmek de düþünsel gücümüzü kullanmakla çoðalýr. Çünkü düþünce dünyasý, sýnýrsýzdýr.

Sonuç olarak can sýkýntýsýný gidermek için iki yoldan birini seçeceðiz. Ya dýþsal bir uðraþ ile uðraþacaðýz ki tam olarak mutlu etmese de bizi bir süre idare edebilir. Ne kadar nesneler bizi oyalasa da -kendi kendimize itiraf etmekten bile kaçýndýðýmýz- hep bir eksiklik duygusu ile yaþayacaðýz. Ancak iyice yaþlandýðýmýz zaman bu dýþsal etkinliklerle oyalanmak için yeterli bedensel güce sahip olamayacaðýmýz da bir gerçektir. Yaþlýlýkta mutluluk verdiðini sandýðýmýz dýþsal etkiler artýk kolaylýkla eriþim alaný içerisinde deðillerdir (Sahip olduðumuz dostlarýmýzý ölüm elimizden almýþtýr, çoðu zaman aþk sona ermiþtir, seyahat arzusu ve toplantýlar artýk ilgimizi çekmez olmuþtur). Kýsacasý bizi terketmeyen tek þey sadece kendimizde olan içimizdeki güçtür. Ya da içsel zenginliðimize baþvuracaðýz. Tamamen özümüzden gelen öznel, zihinsel, içsel gücümüzü kullanmalýyýz. En ideali belki de hem dýþsal hem de içsel meþguliyet içerisinde bulunabilmektir.

Ne mutlu hayatý içsel ve dýþsal dolu dolu yaþayabilenlere.


Sedat YALÇIN

syalcin50@yahoo.com



20 Kasým 2009 Cuma / 2174 okunma



"Sedat YALÇIN" bütün yazýlarý için týklayýn...