Azime AKBAÞ YAZICI
Gözgü
Ne var ? Neden deniz titriyor gözlerinde çocuklarýn.
Kadýn ikinci kapýnýn arkasýnda konuþmasýný sürdürürken diline dolanan sorulara ve sorunlara raðmen yaðmurlu ve soðuk bir Mart akþamýný düþledi…
Bütün çocuklar aynada sevdi kendisini.
Soluksuz gecelerin, ruhu arýnmýþ masalýndan geçti kediler. Ne sýcak ve ne sarýydýlar. Kapý gýcýrdadý, aralandý…
Dýþarýda fýrtýna iyiden iyiye çýldýrdý, yaðmur olanca hýzýyla cama vurdukça iri ve yeþil gözlerini bitimsiz düþlerine ilikledi. Çýðlýk çýðlýða bin defa vazgeçmek istedi yalanlarýndan, yapamadý.
Daha iyiyim…
Þimdi susmayý öðrenen, ölüm kokulu görevinden istifa etmenin vaktiydi. Orasý çelik ve demir takvimiydi. Ansýzýn alýþýk olmadýðý seviþmelerin ertesinde kapanan çiçeklere bir gülüþ býraktý. Bir kez daha titredi deniz, çocuklarýn gözlerinde…
Birinci kapýyý neden atlamýþtý, sýzý veren akide þekerlerinin altýn yaldýzlý kaðýtlarýný süpürdüðü için mi!? Yoksa kýpkýzýl bir gülün çürümesine tanýk olmak istemediðinden mi?
Zamanýn en orta yerinde uyuyarak geçirdiði günlerini doladý diline. Ýkindi nöbetlerinin sancýsýný limana dönen yorgun gemiler gibi öteledi bir kez daha. Yavaþ yavaþ kýrýk bir çocukluktan geçti. Boyalarý dökülmüþ, ýslak gözlerini uyuþana kadar açýk tuttu. Elma aðacýnýn gölgesinde unuttuðu akik düþlerine mendilinden üç karanfil düþürdü.
Bir, iki, üç…
Caný yanýyor, aðýr aksak uykular pamuk ipliði ölümlerin üzerine kurþun gibi tüyler indiriyordu. Baþýný yastýða koydu, yýldýz tozu dökülmüþ ay güzeli gamzelerinde kanatlandý serçeler…
Þimdi daha iyiyim…
Gecenin öyle bir yerinde gök gürledi ki , perdelerde gölge oyunu resimler Kuðu Gölü Balesinden fýrlayýp gelen balerindiler. Yýldýzlar döküldü okunmamýþ mektuplardan. Çözüldüler…
Ay, yorgun bir hüzün müdür?
Anlatabilsen keþke. Hiçbir renkte deðildi. Hiçbir yerdeydi…
Dalýnda kýrýlan çiçeklerin en zorlu direnmesiydi insanýn yirmili yaþlarý. Mayýs türkülerinden geçen, deli sular gibiydi gözleri. Perdede köþe kapmaca oynayan gölgelerin içinden geçti. Çöllerden, daðlardan, akbabalardan…
Nefesini tut, hadi…
Yorgun ay bitkilerin ve kuþlarýn, suyun ve topraðýn þiirini okuyacak kulaðýna. Sesi kýrýlacak son dizelerin. Esneyecek kedi. Ardýndan hastalýktan kalkar gibi iz býrakacak ay ninnisi.
Kadýn daha güzel rüyalarýn kendisini uykusunda sardýðýný düþünerek ürkek bir öpücük diledi rüzgârdan…
Uçurumun kenarýndan iyiden iyiye uzaklaþtýðýnda, ölü dallarý temizledi içinden. Varlýðýnýn cömert bir sevgiyle evrene kýpkýzýl bir ay sunacaðýný, hayata gözlerinden yaðmurlar akýtacaðýnýn sevinciyle sustu.
Ýkinci kapýnýn arkasýnda sonsuzlukla sohbetini bölen tekirin týrnaðý kýrmýzý bir leke býraktý sað elinin üzerinde.
Kendini benden üstün görme kedi, sana uzun ve hastalýklý bir ömrün geriye kalan çizgilerinden dona kalmýþ masallar anlatýyorum. Dile gelen ruhumun boðazýma týkadýðý sürüklenmelerimi üstlenme, sadece dinle.
Tekir esnedi ve ayaklarýnýn dibine kývrýldý. Tüylerini yalayarak patileriyle yüzünü ovuþturdu, uyudu.
Bizi koyup giden çocukluðumuzun kokusunda boþ yere arar dururuz horoz þekerlerini, macun tablalarýný. Basma entarimizin desenlerini seçtiðimiz Sümerbank kokusunu. Tekir gerindi, etrafýný kýsýk gözleriyle þöyle bir taradý ve baþýný ellerinin arasýna gömdü.
Ölesiye özlediðiniz bir þeyler var mý?
Yarým kalmýþ þiirlerden baþka…
Durmadan kendini iyi hissetmeye çalýþmasý kendine ve deðiþimine yetiþememesinden miydi?...
Yaþamak bir sanattý ve bunu en iyi þekliyle yapmalýydý. Fazla kaçýrdýðý her þey için piþmanlýk duymamalý, dünyayý tersine çevirmeye çalýþmamalýydý. Durmadan kendisini gözetleyen korkularýnýn üzerine gitmesi gerektiðini biliyordu. Ýçinde, yüzüp aþmasý gereken derin ve lacivert okyanusun dalgalarýyla savaþmalý, geniþ ovalarýn bahar çiçeklerine ulaþmalýydý.
Uyuklamamalý ve yeni sular görmeliydi. Çocukluðunu tam olarak yaþayamamýþ, olgunlaþmadan topraða düþen ham bir meyve gibi kaldýðý hayatýn içinde sürekli yaralanýr olmuþtu. Sudan suya koþarken, aydan düþen ýþýklarý tutamamýþ her þeye yabancýlaþmýþ, kendini tanýma peþinde uçurum kýyýlarýnda açmýþtý gözlerini. Süslü konuþmalarýndan sýkýlmýþtý bilgiç insanlarýn. Örtülü sözlerin gizini çözememiþ, sus olmuþtu kendine.
Ýsterseniz býrakýrým bütün kapýlarý size…
Kelebeklerimi salarým öykülerinize…
Uzak denizlere rüzgâr vurduðunda, elbet saçlarým kavrulacaktýr benim de…
Buradayým ey aþk, gücünü göster. Tut ellerimden, soluksuz kaldýðým bu odayý çek al görüntümden. Sevgi ektiðim topraklarýmda biten kaktüsler batýyor gözlerime, kanýyor her yaným. Yenilmeyeceðim yalnýzlýða…
Yüzünü ellerinin arasýna aldý ve gökyüzünün sonsuz maviliðinde ruhunu özgür kýlmak istedi.
Kadýn kendisiyle savaþmaktan yorulduðunda, terini topraða akýtýr parmaklarý kanayana kadar uðraþýrdý tohumlarla, köklerle. Uzak bahçelerin köpeklerinin havlamalarý karýþýrdý gün doðumu nöbetlerine. Ayaðýna geçirdiði lastik çizmesi ve eski giysileri içinde onu kendinden geçmiþ bir þekilde toprakla uðraþýrken görürdü köylüler. Kendilerinden farklý olduðunu bilirler ama kim olduðunu merak etmezlerdi.
Gözlerini pencereden bulutlara çevirdi, kanayan bir yaný vardý anýlarýnýn, kýzýný özlediðini fark etti.
Kocasý sýk sýk arkadaþlarýný yemeðe getirir ve önceden haber verme gereði bile duymazdý. Eþinin sorumsuzluklarýna sesini çýkarmaz içten içe bir þeyleri eksiltirdi derinlerinde. Görevi olduðu üzere sofrayý hazýrlar, aklýný yeni yeþeren fidelerinde býrakarak konuklarýn içki ve mezelerini hýzla masaya yerleþtirirdi. Bu arada eþi de sevgili dostlarýný bahçede gezdirir onlara yeni arabasýnýn özelliklerini anlatýrdý.
Bir gün mutlaka benim de kanatlarým olacak diye geçirdi içinden ekmek kýrýntýlarýný serçelere atarken…
Ada nerelerdeydi acaba, neler yapýyordu. Çok özlemiþti onunla sohbetlerini, kahkahalarýný. Esmeyi anlatmasýný özlemiþti en çok… Beyaz bir kuþ anýsýna sözü vardý özgür günleri anlatmaya…
Aþk adýna söz verdiðim geçmiþimin alnýndan öpmeliyim. Türkü dolu ömrümün renk bulaþmýþ gözlerinin ferinden akan tutuk çocukluðuma dönmeliyim…
Kadýn, kapýyý çekip çoktan içkinin etkisiyle kendilerinden geçip gecenin sessizliðini yýrtan(,) erkek seslerinden hýzla kaçarak bahçesinin en kuytu köþesine çekildi. Arap peþi sýra onu takip ederken bir þeyler olacaðýný hissetmiþti.
Herkes þarkýlarýmý vurdu Ada, sesim çýkmýyor duygudan yana… Yarýn bir küçük valizle kapýný çalacaðým bekle beni…
Sabah gün doðarken düþtü yola, ilk geçen minibüse atladýðýnda henüz gün yeni doðuyordu…Geride asla ismini koyamadýðý bir ömür býrakýyor ve kekeme diline takýlan þarkýlarý haykýrarak söylüyordu.
Ardýçlara tohum getiren kuþ ben demedim mi sana gecikme diye. Demedim mi yeþillenmez sonra aðaçlarým…
Bir aþk masalýndan geçmez rüzgârlar sonra. Karanlýklara gizlenir çocuklarýn ninnileri. Kumrular nakýþ nakýþ iþlemez olur gülleri etaminlere. Ah benim kara mý kara gözlü kuþlarým, tüylerini öpe koklaya uðurlayan kuþlarým. Boynu bükük gecelerde dili kan, gagasý lâl kuþlarým…
Sürgün yaþamýn güneþe hasret sabahlarýnda, kýyýsýz gözlerini güneþlendiren kuþlarým. Yazmadan edemediðim mavi düþlerim, yýldýzlý gecelerin tarif edilmez hasretiydiniz.
Dizeydiniz dilime, þiirime. Yeþillendiniz kuþlarým. Niceleri geldi de siz neredeydiniz ardýç kuþlarým…
_ Adam mý !...
Hiçbir zaman anlayamadýðý Toprak için serçeleri besliyordu son kez…
Kapý kapandý. Gözgüde bir gölgeydi kadýn…
*KUM Edebiyat Dergisi Sayý:51 2009
Azime AKBAÞ YAZICI
www.azimeayazici.blogspot.com
Ne var ? Neden deniz titriyor gözlerinde çocuklarýn.
Kadýn ikinci kapýnýn arkasýnda konuþmasýný sürdürürken diline dolanan sorulara ve sorunlara raðmen yaðmurlu ve soðuk bir Mart akþamýný düþledi…
Bütün çocuklar aynada sevdi kendisini.
Soluksuz gecelerin, ruhu arýnmýþ masalýndan geçti kediler. Ne sýcak ve ne sarýydýlar. Kapý gýcýrdadý, aralandý…
Dýþarýda fýrtýna iyiden iyiye çýldýrdý, yaðmur olanca hýzýyla cama vurdukça iri ve yeþil gözlerini bitimsiz düþlerine ilikledi. Çýðlýk çýðlýða bin defa vazgeçmek istedi yalanlarýndan, yapamadý.
Daha iyiyim…
Þimdi susmayý öðrenen, ölüm kokulu görevinden istifa etmenin vaktiydi. Orasý çelik ve demir takvimiydi. Ansýzýn alýþýk olmadýðý seviþmelerin ertesinde kapanan çiçeklere bir gülüþ býraktý. Bir kez daha titredi deniz, çocuklarýn gözlerinde…
Birinci kapýyý neden atlamýþtý, sýzý veren akide þekerlerinin altýn yaldýzlý kaðýtlarýný süpürdüðü için mi!? Yoksa kýpkýzýl bir gülün çürümesine tanýk olmak istemediðinden mi?
Zamanýn en orta yerinde uyuyarak geçirdiði günlerini doladý diline. Ýkindi nöbetlerinin sancýsýný limana dönen yorgun gemiler gibi öteledi bir kez daha. Yavaþ yavaþ kýrýk bir çocukluktan geçti. Boyalarý dökülmüþ, ýslak gözlerini uyuþana kadar açýk tuttu. Elma aðacýnýn gölgesinde unuttuðu akik düþlerine mendilinden üç karanfil düþürdü.
Bir, iki, üç…
Caný yanýyor, aðýr aksak uykular pamuk ipliði ölümlerin üzerine kurþun gibi tüyler indiriyordu. Baþýný yastýða koydu, yýldýz tozu dökülmüþ ay güzeli gamzelerinde kanatlandý serçeler…
Þimdi daha iyiyim…
Gecenin öyle bir yerinde gök gürledi ki , perdelerde gölge oyunu resimler Kuðu Gölü Balesinden fýrlayýp gelen balerindiler. Yýldýzlar döküldü okunmamýþ mektuplardan. Çözüldüler…
Ay, yorgun bir hüzün müdür?
Anlatabilsen keþke. Hiçbir renkte deðildi. Hiçbir yerdeydi…
Dalýnda kýrýlan çiçeklerin en zorlu direnmesiydi insanýn yirmili yaþlarý. Mayýs türkülerinden geçen, deli sular gibiydi gözleri. Perdede köþe kapmaca oynayan gölgelerin içinden geçti. Çöllerden, daðlardan, akbabalardan…
Nefesini tut, hadi…
Yorgun ay bitkilerin ve kuþlarýn, suyun ve topraðýn þiirini okuyacak kulaðýna. Sesi kýrýlacak son dizelerin. Esneyecek kedi. Ardýndan hastalýktan kalkar gibi iz býrakacak ay ninnisi.
Kadýn daha güzel rüyalarýn kendisini uykusunda sardýðýný düþünerek ürkek bir öpücük diledi rüzgârdan…
Uçurumun kenarýndan iyiden iyiye uzaklaþtýðýnda, ölü dallarý temizledi içinden. Varlýðýnýn cömert bir sevgiyle evrene kýpkýzýl bir ay sunacaðýný, hayata gözlerinden yaðmurlar akýtacaðýnýn sevinciyle sustu.
Ýkinci kapýnýn arkasýnda sonsuzlukla sohbetini bölen tekirin týrnaðý kýrmýzý bir leke býraktý sað elinin üzerinde.
Kendini benden üstün görme kedi, sana uzun ve hastalýklý bir ömrün geriye kalan çizgilerinden dona kalmýþ masallar anlatýyorum. Dile gelen ruhumun boðazýma týkadýðý sürüklenmelerimi üstlenme, sadece dinle.
Tekir esnedi ve ayaklarýnýn dibine kývrýldý. Tüylerini yalayarak patileriyle yüzünü ovuþturdu, uyudu.
Bizi koyup giden çocukluðumuzun kokusunda boþ yere arar dururuz horoz þekerlerini, macun tablalarýný. Basma entarimizin desenlerini seçtiðimiz Sümerbank kokusunu. Tekir gerindi, etrafýný kýsýk gözleriyle þöyle bir taradý ve baþýný ellerinin arasýna gömdü.
Ölesiye özlediðiniz bir þeyler var mý?
Yarým kalmýþ þiirlerden baþka…
Durmadan kendini iyi hissetmeye çalýþmasý kendine ve deðiþimine yetiþememesinden miydi?...
Yaþamak bir sanattý ve bunu en iyi þekliyle yapmalýydý. Fazla kaçýrdýðý her þey için piþmanlýk duymamalý, dünyayý tersine çevirmeye çalýþmamalýydý. Durmadan kendisini gözetleyen korkularýnýn üzerine gitmesi gerektiðini biliyordu. Ýçinde, yüzüp aþmasý gereken derin ve lacivert okyanusun dalgalarýyla savaþmalý, geniþ ovalarýn bahar çiçeklerine ulaþmalýydý.
Uyuklamamalý ve yeni sular görmeliydi. Çocukluðunu tam olarak yaþayamamýþ, olgunlaþmadan topraða düþen ham bir meyve gibi kaldýðý hayatýn içinde sürekli yaralanýr olmuþtu. Sudan suya koþarken, aydan düþen ýþýklarý tutamamýþ her þeye yabancýlaþmýþ, kendini tanýma peþinde uçurum kýyýlarýnda açmýþtý gözlerini. Süslü konuþmalarýndan sýkýlmýþtý bilgiç insanlarýn. Örtülü sözlerin gizini çözememiþ, sus olmuþtu kendine.
Ýsterseniz býrakýrým bütün kapýlarý size…
Kelebeklerimi salarým öykülerinize…
Uzak denizlere rüzgâr vurduðunda, elbet saçlarým kavrulacaktýr benim de…
Buradayým ey aþk, gücünü göster. Tut ellerimden, soluksuz kaldýðým bu odayý çek al görüntümden. Sevgi ektiðim topraklarýmda biten kaktüsler batýyor gözlerime, kanýyor her yaným. Yenilmeyeceðim yalnýzlýða…
Yüzünü ellerinin arasýna aldý ve gökyüzünün sonsuz maviliðinde ruhunu özgür kýlmak istedi.
Kadýn kendisiyle savaþmaktan yorulduðunda, terini topraða akýtýr parmaklarý kanayana kadar uðraþýrdý tohumlarla, köklerle. Uzak bahçelerin köpeklerinin havlamalarý karýþýrdý gün doðumu nöbetlerine. Ayaðýna geçirdiði lastik çizmesi ve eski giysileri içinde onu kendinden geçmiþ bir þekilde toprakla uðraþýrken görürdü köylüler. Kendilerinden farklý olduðunu bilirler ama kim olduðunu merak etmezlerdi.
Gözlerini pencereden bulutlara çevirdi, kanayan bir yaný vardý anýlarýnýn, kýzýný özlediðini fark etti.
Kocasý sýk sýk arkadaþlarýný yemeðe getirir ve önceden haber verme gereði bile duymazdý. Eþinin sorumsuzluklarýna sesini çýkarmaz içten içe bir þeyleri eksiltirdi derinlerinde. Görevi olduðu üzere sofrayý hazýrlar, aklýný yeni yeþeren fidelerinde býrakarak konuklarýn içki ve mezelerini hýzla masaya yerleþtirirdi. Bu arada eþi de sevgili dostlarýný bahçede gezdirir onlara yeni arabasýnýn özelliklerini anlatýrdý.
Bir gün mutlaka benim de kanatlarým olacak diye geçirdi içinden ekmek kýrýntýlarýný serçelere atarken…
Ada nerelerdeydi acaba, neler yapýyordu. Çok özlemiþti onunla sohbetlerini, kahkahalarýný. Esmeyi anlatmasýný özlemiþti en çok… Beyaz bir kuþ anýsýna sözü vardý özgür günleri anlatmaya…
Aþk adýna söz verdiðim geçmiþimin alnýndan öpmeliyim. Türkü dolu ömrümün renk bulaþmýþ gözlerinin ferinden akan tutuk çocukluðuma dönmeliyim…
Kadýn, kapýyý çekip çoktan içkinin etkisiyle kendilerinden geçip gecenin sessizliðini yýrtan(,) erkek seslerinden hýzla kaçarak bahçesinin en kuytu köþesine çekildi. Arap peþi sýra onu takip ederken bir þeyler olacaðýný hissetmiþti.
Herkes þarkýlarýmý vurdu Ada, sesim çýkmýyor duygudan yana… Yarýn bir küçük valizle kapýný çalacaðým bekle beni…
Sabah gün doðarken düþtü yola, ilk geçen minibüse atladýðýnda henüz gün yeni doðuyordu…Geride asla ismini koyamadýðý bir ömür býrakýyor ve kekeme diline takýlan þarkýlarý haykýrarak söylüyordu.
Ardýçlara tohum getiren kuþ ben demedim mi sana gecikme diye. Demedim mi yeþillenmez sonra aðaçlarým…
Bir aþk masalýndan geçmez rüzgârlar sonra. Karanlýklara gizlenir çocuklarýn ninnileri. Kumrular nakýþ nakýþ iþlemez olur gülleri etaminlere. Ah benim kara mý kara gözlü kuþlarým, tüylerini öpe koklaya uðurlayan kuþlarým. Boynu bükük gecelerde dili kan, gagasý lâl kuþlarým…
Sürgün yaþamýn güneþe hasret sabahlarýnda, kýyýsýz gözlerini güneþlendiren kuþlarým. Yazmadan edemediðim mavi düþlerim, yýldýzlý gecelerin tarif edilmez hasretiydiniz.
Dizeydiniz dilime, þiirime. Yeþillendiniz kuþlarým. Niceleri geldi de siz neredeydiniz ardýç kuþlarým…
_ Adam mý !...
Hiçbir zaman anlayamadýðý Toprak için serçeleri besliyordu son kez…
Kapý kapandý. Gözgüde bir gölgeydi kadýn…
*KUM Edebiyat Dergisi Sayý:51 2009
Azime AKBAÞ YAZICI
www.azimeayazici.blogspot.com
"Azime AKBAÞ YAZICI" bütün yazýlarý için týklayýn...
