Hamidiye Türkan Kurt 38’inci kişisel yağlı boya resim sergisini Salihli’de açtı
4 Mayýs 2016 tarihinde Salihli Belediyesi Zafer Keskiner Tiyatro ve Sergi Salonu’nda düzenlenen kokteyl ve açýlýþa Salihli Belediye Baþkan Yardýmcýsý Mahmut Süreyya Karaoðlu, Kültür Müdürü Mehmet Bilgi’nin yanýnda Köy Enstitülü Yazar Huriye Saraç ve çok sayýda davetli ve sanatsever katýldý.
Karaoðlu, Hamidiye Kurt’un daha önce 30 yýl Salihli’de yaþadýðýný, þu an Foça’da ikamet ediyor olsa da kendisini hemþeri olarak görmeye devam ettiklerini belirtti ve 10 yýl aradan sonra böyle özel ve anlamlý bir günde kendisini misafir etmekten mutlu olduklarýný söyledi.
Açýlýþ kurdelesini sanatçýyla birlikte iki küçük izleyici ve Baþkan Yardýmcýsý Mahmut Süreyya Karaoðlu kesti. Sergideki eserleri beðeniyle izleyen Karaoðlu, Hamidiye Kurt ile sürekli temas halinde kalarak kendisinden çalýþmalarý hakkýnda bilgiler aldý.
Ressam – Heykeltraþ Hamidiye Türkan Kurt, çalýþmalarýnda Anadolu kadýnýný ve köy yaþantýsýný, çocukluðunu, ne pahasýna olursa olsun çocuklarýný koruyan, onlar için yapamayacaðý hiçbir þey olmayan analarýmýzý resmettiðini; ayrýca her resminde Anadolu kilim motiflerini yaþatmaya çalýþtýðýný, kendisinin de bir Anadolu kadýný olduðunu ifade ederek “Ýþte bunlar biziz, biz bu resimlerde gördüðünüz kadýnlarýz. Çocuklarýmýzý sýrtýmýza alarak derinliðini göremediðimiz sulardan geçiririz. Gerekirse sýrtýmýza alýr, tarla bahçe yollarýna düþer; çocuklarýmýz sýrtýmýzda bütün gün güneþin alnýnda çalýþýrýz. Ýþte bu resimdeki Anadolu kadýný gibi, gerekirse bayraðýmýzý alýr Cumhuriyetimizi koruruz.” diyerek resimlerini hangi hislerle oluþturduðunu ifade etti.
31 yaðlýboya eserin yer aldýðý sergi, Anneler Günü’ne denk gelen 8 Mayýs 2016 tarihine kadar Salihli Zafer Keskiner Sergi Salonu’nda izleyicilere açýk olacak.
Bu vesileyle Salihli Belediyesi Þehir Tiyatrosu’ndan Oyuncu – Þair Adnan Sungur, Anneler Günü için özel olarak düzenlenen bu sergide kendisinin Anneler Günü için kaleme aldýðý yazýyý arkadaþý Hamidiye Kurt ile paylaþtý.
ANNEM ÖLÜNCE ÇOCUKLUÐUM DA ÖLDÜ
Annemin öldüðü gün çocukluðumu gördüm.
Evin içinde sessiz kalabalýk fýsýltý halinde konuþmalar, üzgün aðlamaklý boþ bakýþlar.
Çocukluðum odanýn kapýsýndan bakýyordu. Gözlerinde uyku mahmurluðu...
Küçük elleriyle gözlerini ovuþturup bana bakýyor. Þaþkýn vaziyette olanlarý çocuk aklýyla anlamaya çalýþýyordu. O an kimse bir þey söylemedi. Aðlýyordu ama neye aðladýðýnýn farkýnda deðildi.
Çocukluðum bir bana bakýyor bir de anneme. Bir kenara gidip oturdu.
Baþýný önüne eðdi. Parmaklarýyla yere bir þeyler yazýp çiziyormuþ gibi kendince dalgýn yüz ifadesiyle oynuyordu.
Ne düþünüyordu acaba sormaya çekindim. Ya cevap veremezsem, ya her cümle boðazýma takýlýp düðümlenirse… Gözyaþlarýmý elimle silip baþýmý çevirip gözlerimi kaçýrdým ondan çocukluðum kalkýp kapýnýn kenarýnda durdu. Baþýný uzatýp bana baktý. Git artýk dedim git yat artýk. Çocukluðum kapýda, yavaþ yavaþ aðlayan sesi kaybolup gitti. Sonra tek tek parmaklarý elleri, sonra bakýþlarý kayboldu.
Gözleri bakýþsýzdý gözleri kaybolup gitti. Giderek aðlayan yüzü kayboldu gözyaþlarýyla birlikte. Kollarý, gövdesi, ayaklarý hepsi erimiþ gibi kaybolup gittiler.
Kapýda ellerinin izi kalmýþ yerde kilimin üzerinde de ayak izleri.
Duvarda kurþun kalemle yazýlmýþ bir kaç kelime vardý. Gözüm takýldý kalktým yerimden ne yazýyor diye baktým duvara... Benim annem öldü...
Evet benim annem ölmüþtü.
O an bulutlar gökyüzünden silindi, yýldýzlar göç edip gitmiþ güneþin de benzi sararmýþ elim ayaðým buz gibi.
Sonra derin bir uykudaymýþ gibi yatan anneme baktým. Yanýnda çocukluðum baþýný annemin koluna yaslamýþ yatýyor.
Annem bana bakýp bir elinin iþaret parmaðýný dudaklarýna götürüp gülümseyerek þiþþþttt sus diyordu, kimse görüp anlamasýn.
Çocukluðumun baþýný okþayýp öpüyordu annem. Çocukluðumda annemin koynuna biraz daha sokuluyordu tatlý bir gülümsemeyle.
Ýkisini de kefen yerine bembeyaz bulutlara sardým. Annemle birlikte çocukluðumu taþýyordum bir tabutta. Ýkisini birden topraða yatýrdýk.
Anne burasý çok derin deðil mi? Ýki eliyle baþýmý baðrýna basýp: “Oðlum bundan sonra evimiz burasý.” dedi.
Dokuz tahta hasýr ve toprakla örttük üzerlerini.
Mezarlýkta bir aðaç dalýnda salýncak çocukluðum sallanýyordu.
Annem beni sallýyordu gökyüzüne uçururcasýna. Tut diyordu; bulutlarý tut, güneþin ýþýklarýný tut, yýldýzlarý tut.
Annemin öldüðü gün çocukluðum da öldü.
Anneler,
Her gün anneler gününüz kutlu olsun.
Karaoðlu, Hamidiye Kurt’un daha önce 30 yýl Salihli’de yaþadýðýný, þu an Foça’da ikamet ediyor olsa da kendisini hemþeri olarak görmeye devam ettiklerini belirtti ve 10 yýl aradan sonra böyle özel ve anlamlý bir günde kendisini misafir etmekten mutlu olduklarýný söyledi.
Açýlýþ kurdelesini sanatçýyla birlikte iki küçük izleyici ve Baþkan Yardýmcýsý Mahmut Süreyya Karaoðlu kesti. Sergideki eserleri beðeniyle izleyen Karaoðlu, Hamidiye Kurt ile sürekli temas halinde kalarak kendisinden çalýþmalarý hakkýnda bilgiler aldý.
Ressam – Heykeltraþ Hamidiye Türkan Kurt, çalýþmalarýnda Anadolu kadýnýný ve köy yaþantýsýný, çocukluðunu, ne pahasýna olursa olsun çocuklarýný koruyan, onlar için yapamayacaðý hiçbir þey olmayan analarýmýzý resmettiðini; ayrýca her resminde Anadolu kilim motiflerini yaþatmaya çalýþtýðýný, kendisinin de bir Anadolu kadýný olduðunu ifade ederek “Ýþte bunlar biziz, biz bu resimlerde gördüðünüz kadýnlarýz. Çocuklarýmýzý sýrtýmýza alarak derinliðini göremediðimiz sulardan geçiririz. Gerekirse sýrtýmýza alýr, tarla bahçe yollarýna düþer; çocuklarýmýz sýrtýmýzda bütün gün güneþin alnýnda çalýþýrýz. Ýþte bu resimdeki Anadolu kadýný gibi, gerekirse bayraðýmýzý alýr Cumhuriyetimizi koruruz.” diyerek resimlerini hangi hislerle oluþturduðunu ifade etti.
31 yaðlýboya eserin yer aldýðý sergi, Anneler Günü’ne denk gelen 8 Mayýs 2016 tarihine kadar Salihli Zafer Keskiner Sergi Salonu’nda izleyicilere açýk olacak.
Bu vesileyle Salihli Belediyesi Þehir Tiyatrosu’ndan Oyuncu – Þair Adnan Sungur, Anneler Günü için özel olarak düzenlenen bu sergide kendisinin Anneler Günü için kaleme aldýðý yazýyý arkadaþý Hamidiye Kurt ile paylaþtý.
ANNEM ÖLÜNCE ÇOCUKLUÐUM DA ÖLDÜ
Annemin öldüðü gün çocukluðumu gördüm.
Evin içinde sessiz kalabalýk fýsýltý halinde konuþmalar, üzgün aðlamaklý boþ bakýþlar.
Çocukluðum odanýn kapýsýndan bakýyordu. Gözlerinde uyku mahmurluðu...
Küçük elleriyle gözlerini ovuþturup bana bakýyor. Þaþkýn vaziyette olanlarý çocuk aklýyla anlamaya çalýþýyordu. O an kimse bir þey söylemedi. Aðlýyordu ama neye aðladýðýnýn farkýnda deðildi.
Çocukluðum bir bana bakýyor bir de anneme. Bir kenara gidip oturdu.
Baþýný önüne eðdi. Parmaklarýyla yere bir þeyler yazýp çiziyormuþ gibi kendince dalgýn yüz ifadesiyle oynuyordu.
Ne düþünüyordu acaba sormaya çekindim. Ya cevap veremezsem, ya her cümle boðazýma takýlýp düðümlenirse… Gözyaþlarýmý elimle silip baþýmý çevirip gözlerimi kaçýrdým ondan çocukluðum kalkýp kapýnýn kenarýnda durdu. Baþýný uzatýp bana baktý. Git artýk dedim git yat artýk. Çocukluðum kapýda, yavaþ yavaþ aðlayan sesi kaybolup gitti. Sonra tek tek parmaklarý elleri, sonra bakýþlarý kayboldu.
Gözleri bakýþsýzdý gözleri kaybolup gitti. Giderek aðlayan yüzü kayboldu gözyaþlarýyla birlikte. Kollarý, gövdesi, ayaklarý hepsi erimiþ gibi kaybolup gittiler.
Kapýda ellerinin izi kalmýþ yerde kilimin üzerinde de ayak izleri.
Duvarda kurþun kalemle yazýlmýþ bir kaç kelime vardý. Gözüm takýldý kalktým yerimden ne yazýyor diye baktým duvara... Benim annem öldü...
Evet benim annem ölmüþtü.
O an bulutlar gökyüzünden silindi, yýldýzlar göç edip gitmiþ güneþin de benzi sararmýþ elim ayaðým buz gibi.
Sonra derin bir uykudaymýþ gibi yatan anneme baktým. Yanýnda çocukluðum baþýný annemin koluna yaslamýþ yatýyor.
Annem bana bakýp bir elinin iþaret parmaðýný dudaklarýna götürüp gülümseyerek þiþþþttt sus diyordu, kimse görüp anlamasýn.
Çocukluðumun baþýný okþayýp öpüyordu annem. Çocukluðumda annemin koynuna biraz daha sokuluyordu tatlý bir gülümsemeyle.
Ýkisini de kefen yerine bembeyaz bulutlara sardým. Annemle birlikte çocukluðumu taþýyordum bir tabutta. Ýkisini birden topraða yatýrdýk.
Anne burasý çok derin deðil mi? Ýki eliyle baþýmý baðrýna basýp: “Oðlum bundan sonra evimiz burasý.” dedi.
Dokuz tahta hasýr ve toprakla örttük üzerlerini.
Mezarlýkta bir aðaç dalýnda salýncak çocukluðum sallanýyordu.
Annem beni sallýyordu gökyüzüne uçururcasýna. Tut diyordu; bulutlarý tut, güneþin ýþýklarýný tut, yýldýzlarý tut.
Annemin öldüðü gün çocukluðum da öldü.
Anneler,
Her gün anneler gününüz kutlu olsun.
