Ayvalýk Setur Marina’da, þehre gelenleri Ayvalýkzade’nin terasýndan selamlýyor: Zeytin Kadýn / Iþýk Teoman
Iþýk Teoman

Iþýk Teoman

Ayvalýk Setur Marina’da, þehre gelenleri Ayvalýkzade’nin terasýndan selamlýyor: Zeytin Kadýn



Demir sac, kýzýl bir ateþle yumuþar; ardýndan ustanýn örs üzerindeki darbeleriyle adeta yeniden yaþam bulur. Her vuruþta, çekiç sesleri metale verilen ritmi ve hayatý simgeler. Atýlan her darbe, sanatçýnýn ruhundan çýkan bir imza deðil midir? Sýcak dövme bu yüzden yalnýzca bir teknik deðil, ayný zamanda duygularýn ve hayallerin somutlaþmasýdýr. Ýþte heykeltýraþ Muhittin Karakuþ, demir sactan sýcak dövme tekniðiyle üç ay süren, zorlu ama keyifli bir çalýþmanýn sonunda, 1000 derece ateþin ve çekiç darbelerinin eþliðinde “Zeytin Kadýn” heykelini tamamladý. Zeytin Kadýn heykeli aralarýnda þair, yazar, gazeteci ve tiyatro oyuncusu Sunay Akýn gibi isimlerin de yer aldýðý ziyaretçilerle dolup taþýyor.
Iþýk Teoman


Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Teknikerliði Bölümü’nde eðitimine baþlayan ancak bu bölümden keyif almadýðýný fark eden Ayvalýklý heykeltýraþ Muhittin Karakuþ ile, babasýnýn demir atölyesinde “ateþle yoðrulan sanat” dediði heykeltýraþlýk serüvenini konuþtuk.

Üniversiteyi býrakýp Ayvalýk’a döndükten sonra, okul yýllarýnda yaz tatillerinde yardým ettiði babasý Mehmet Karakuþ’un atölyesinde sürekli çalýþmaya baþladý. “Babam iþini çok seven, çalýþkan, demire hayat veren nadide zanaatkârlardandý. 2009 yýlýnda emekli olup atölyeyi bana devretti. Ancak ben daha sanatsal, daha estetik, daha farklý iþlerin peþindeydim” diyen Muhittin Karakuþ, yaptýðý iþi þöyle tarif ediyor:

“Demir, ateþ ve insan emeði… Bu üç unsurun birleþmesiyle ortaya çýkan sýcak dövme, yalnýzca bir metal iþleme yöntemi deðil, ayný zamanda bir yaratým sanatýdýr. Özellikle demir sac, ustalarýn elinde ateþle yoðrularak hem sertliðini hem de zarifliðini ayný anda sergileyen eserler haline gelir.”

Atölyede çalýþmaya baþladýðý yýllarý “Öyle mutlu olacaðýmý, iþimi zevkle yapacaðýmý bilmiyordum” sözleriyle anlatan Karakuþ, demirle buluþmanýn, sýcaklýðý hissetmenin, zarafeti tasarlamanýn inceliklerini þöyle aktarýyor:



Demirden ve taþtan heykel denemeleri

“Öncelikle atölyenin adýný deðiþtirip “Karakuþ Tasarým Atölyesi” koydum. Atölyede iþ seçmeye, bana keyif veren iþleri almaya ve donanýmlý mimarlarla çalýþmaya özen gösteriyordum. Sonra mimar olmaya karar verdim; fakat atölyenin yoðun temposu Ayvalýk dýþýna gidip eðitim almama izin vermiyordu. Bu sebeple ilk adým olarak Balýkesir Üniversitesi Ayvalýk Meslek Yüksekokulu Mimari Restorasyon Bölümü’nü kazandým. 2023 yýlýnda okul birincisi olarak mezun oldum. Atölyede demir iþlerinin yanýnda mimari restorasyon çalýþmalarý yaparak Ayvalýk’ýn tarihi dokusuna katký sunmaya baþladým. Bu arada resim karalamalarým çoktan üç boyutlu hâle gelmiþti. Demirden ve taþtan heykel denemeleri yapýyordum.”

Sanatýn her alanýnda denemeler

Bugüne dek sanatýn neredeyse her alanýnda denemeler çalýþtýðýný, özellikle resmi hiç býrakmadýðýný söyleyen Karakuþ, her fýrsatta karalamalar yaptýðýný belirtiyor. 1985 Ayvalýk doðumlu olan sanatçý, uzun yýllar boyunca Ayvalýk Halkevi’nde, okul kulüplerinde ve çeþitli derneklerde oyunculuk deneyimleri olduðunu; ayrýca amatör olarak müzikle ilgilendiðini ve zaman buldukça fotoðraf çektiðini anlatýyor.


Rahmetli Ressam Arif Buz ve Muhittin Karakuþ

Ressam Arif Buz ile geçen yýllar

Kendisini neredeyse çocuk yaþlarýndan beri tanýyan, zamansýz kaybettiðimiz Ressam Arif Buz ile dostluðunun yýllar içinde aðabey–kardeþ iliþkisine dönüþtüðünü dile getiren Karakuþ, o günleri duygu yüklü bir þekilde þöyle anýyor:

Ýlk heykeller ve ilk heyecan

“Her fýrsat bulduðumda, benim için bir ‘Akademi’ olan Arif Buz’un atölyesine giderdim. Atölye gerçekten bir okul gibiydi. Ayvalýk’ta yaþayan ya da tatil için gelen pek çok deðerli sanatçý orada buluþurdu. Saatler süren fikir alýþveriþleri, tartýþmalar ve etkileþim bizlerin ufkunu açardý. Sevgili Arif aðabeyimin sanat yolculuðumda çok emeði vardýr. Pandemi döneminin o karanlýk günlerinde birlikte atölyeme kapanýp günlerce üretim yaptýk. O günlerden çok güzel iþler çýktý. Ýlk sergimi, 2020 Eylül’ünde Sanayi’deki atölyemde Arif Buz ile birlikte açtým. Ýlk heykellerim, ilk heyecanýmdý.”



Arif Buz’dan ilham

Aklýna gelen, çizdiði ya da tasarladýðý her þeyi yapmak isteyen Karakuþ, hayatýn kýyýsýnda köþesinde kalmýþ, yükü altýnda ezilmiþ insanlarý konu alan bir sergi açtýðýný hatýrlatýyor:

“Arif Buz’un kendisini anlatýrken söylediði çok güzel bir sözü vardý: ‘Ben ötekilerin ressamýyým.’ Sanýrým ben de ondan etkilendim.”

Ayný sergiyi daha sonra Ayvalýk Belediyesi Orhan Peker Sanat Galerisi’nde sergilediklerini belirten Karakuþ, “2022’de Arif Buz’un zamansýz gidiþi beni derinden yaraladý. Uzun süre toparlanamadým, heykel çalýþmadým. Son bir yýldýr farklý tarzlarda denemeler yapýyorum; yakýn zamanda bir sergi açmayý planlýyorum” diyor.



Zeytin aðacýna dönüþen kadýn heykeli

Son dönemde Ayvalýk Setur Marina’da, Ayvalýkzade’nin kurucularý Serkan Aziz Ceyhan ve Serdar Asaf Ceyhan’dan özel bir teklif aldýðýný söyleyen Karakuþ, o süreci þöyle aktarýyor:

“Ceyhan kardeþler, açacaklarý mekâna Ayvalýklý bir sanatçýdan Ayvalýk’ý anlatan bir heykel istiyorlardý. Daha ilk cümlelerinden itibaren kafamda canlanmaya baþlamýþtý. Ayvalýk denilince akla zeytin gelir. O dönemde gündemde olan ve daha sonra kabul gören zeytin yasasý da zeytin aðacý figürünü netleþtirdi. Mitolojiden bugüne kadar zeytin; bereketin, barýþýn, verimliliðin, direncin, üretkenliðin simgesi olmuþtur. Bu özellikleri baþka bir canlýda aradýðýmýzda karþýmýza kadýn çýkar. Ýþte o anda aðzýmdan ‘Zeytin kadýndýr’ cümlesi döküldü. Heykelin ne sadece zeytin aðacý ne de sadece kadýn gibi görünmesini istiyordum. Çünkü ikisi de birbirinin aynasýydý; bu yüzden iç içe geçmeliydi. Demir saçtan sýcak dövme tekniðiyle üç ay süren, zorlu ama keyifli bir çalýþmanýn sonunda, 1000 derece ateþin ve çekiç darbelerinin eþliðinde heykeli tamamladým. Bugün Ayvalýk Setur Marina’da, Ayvalýkzade’nin terasýnda þehre gelenleri selamlýyor. Bu çalýþma benim ustalýk eserim oldu diyebilirim. Kentimize gelenlerin heykelimi keyifle izlemesi, hatta onunla fotoðraf çektirmesi beni çok mutlu ediyor. Þimdi düþünüyorum da, yaþamýmda çok önemli bir yeri olan rahmetli ustam Arif Buz bu günleri görseydi kesinlikle þöyle derdi: ‘Sen ötekilerin heykeltýraþýsýn.’ Ustam huzur içinde uyusun; onu anmadýðýmýz, hatýrlamadýðýmýz bir an yok. Ýnanýyorum ki, “Zeytin Kadýn” bir gün bu kentin sembolü olacak.”






















Iþýk Teoman

isikteoman@gmail.com



17 Eylül 2025 Çarþamba / 800 okunma



"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...