Güzin TÜMER
Portekiz... Portekiz... Portekiz...
Belki de en çok sevdiðim ülkelerden biri.. Ýki yýl önce Lizbon'a üç günlüðüne gitmiþtim. Döndükten sonra bir daha gidebilmeyi dilemiþtim. 2024 yýlýnýn Kasým ayýnda bu dilek gerçekleþti. Lizbon ziyaretinin ardýndan Porto'ya da gitme þansým oldu.
Yazýnýn adýndan anlaþýldýðý gibi Portekiz adeta bir Güney Amerika ülkesi gibi...
Yaklaþýk 300 yýl Brezilya Portekiz'in kolonisi olmuþ. Portekiz'deki Latin kokusu iç içe geçmiþ bu iki kültürden kaynaklanýyor olabilir. Bugün b iki ülke arasýndaki karþýlýklý göçün çok olduðu belirtildi. Ayrýca Brezilyalý genç çocuklar Portekiz'i Avrupa'nýn diðer ülkelerine geçiþ için basamak olarak gördüklerini söylüyor. Genellikle Avrupa ülkeleri biraz mesafe kültürüdür. Bu Ýngiltere'de tavan yapmýþtýr. Nezaket ve soðukluðun bu kadar kol kola olduðu bir ülke yoktur sanýrým. Portekizliler kolay iliþki kuran, kucaklaþmayý, paylaþmayý seven insanlar... Kibri olmayan bir ülke. Bizim için tanýdýk bir kültür...

Böylesi bir fotoðrafý bir Avrupa ülkesinde görmek zor. Bankta oturan teyze hem çorap örüyor hem de ördüðü çoraplarý satmaya çalýþýyordu. Çocukluðumun tuhafiye dükkanlarý neredeyse tarihe karýþtý. Lizbon'da çok sayýda tuhafiye dükkaný gördüm. Hatta el örgüsü bebek giysileri satýlýyordu. Küçücük dükkanlar, kokularý ile çocukluðumdaki tuhafiyecileri hatýrlattý. Genellikle çalýþanlarý yaþlý ve kravatlýydý. Belki de yok olmakta olan bir kültürün son kýrýntýlarýdýr
Lizbon'u ikinci kez yine çok severek gezdim. Arap kültürünün uzantýsý olan Azulejo adý verilen desenli fayanslarla kaplý binalarý, duvar resimleri, yorucu olsa bile iniþli çýkýþlý sokaklarý, küçüklü büyüklü þehrin her yerine daðýlmýþ kafeleri, rezervasyonsuz gittiðinizde yer bulmanýn oldukça zor olduðu üç beþ masalýk restaurantlarý, mozaik gibi döþenmiþ kaldýrýmlarý, mahalle aralarýna konumlanmýþ tarihi asansörleri, eski tramvaylarý ve sýcak insanlarý olan Lizbon'da gezerken içimde hep bir sevinç vardý. "Bu kentte yaþamak nasýl olur" düþüncesi bile aklýmdan geçti. Acaba içimdeki sevincin sürekliliðini saðlamak için olabilir mi?

Azulejo" adý verilen desenli fayanslarla kaplý Lizbon'un apartmanlarý...

Lizbon'da hiç olmadýk zamanlarda böyle binalarla karþýlaþmak mümkün.. Lizbon'da kaybolmak her zaman hoþ sürprizlere açýktýr demek fazla olmaz.

Kentin muhtelif yerlerine yapýlmýþ duvar resimleri


Heykellerle bezenmiþ çok sayýda þýk meydan ziyaretçilerin uðrak yeri. Lizbon'da meydanlarýn bazýlarý ve kaldýrýmlar mozaik gibi döþenmiþ ve çeþitli desenler oluþturulmuþ. Yaðmurlu havalarda çok kaygan olduðunu söylemeliyim.
Lizbon'da gerçekten insanýn ilgisini çekecek pek çok þey var. Bunlardan birisi de Dünya'nýn en eski kitapçýsýnýn Lizbon'da olmasý. Bertrand Kitabevi (Livraria Bertrand) 1732 yýlýndan beri faaliyette olan kitabevi Guiness Rekorlar Kitabýna girmiþ.

Portekizli ünlü þair Pessoa'da bu Kitabevi'nde vakit geçirirmiþ.

Pessoa toplumla arasýna mesafe koymayý tercih etmiþ, ve kendini þöyle tanýmlamýþ " Baþkasýný tanýmlayamayacak kadar baþkasý olan biriyim." Kitabevine yakýn bir kafede boþ bir sandalye ve Pessoa'nýn oturan heykeli var. Pessoa sandalyesini deðiþtirerek otururmuþ. Belki de diðer iskemlede oturan içindeki baþkasýdýr. Muhabbeti kendindeki baþkalarýyla sürdürmektedir. Yazarýn yorumu...

Lizbon eski bir þehir. Tarihi binalarý oldukça göz alýcý. Çok sayýda þýk ve büyük meydaný var. En büyük meydaný da okyanus kýyýsýndaki Ticaret Meydaný..


Lizbon'un renkli evleri... Þýk kaldýrýmlarý..
Portekiz'de 1755'de meydana gelen büyük deprem hem Portekiz hem Avrupa için bir kýrýlma noktasý olmuþ. "Azizler Günü'ne" denk gelen 1 Kasým'da 6 dakika süren bu deprem çok sayýda insanýn ölümüne neden olmuþ. Lizbon'un ise neredeyse tamamýný yerle bir etmiþ. Bir sürü kilise yýkýlmýþ. O gün için kilise ve evlerde yakýlan mumlar büyük yangýnlara neden olmuþ. Bugün Lizbon'un en eski mahallesi olan Alfama o tarihte genelevlerin olduðu mahalle imiþ. Kayalýklarýn üzerinde konumlanmýþ bu mahalle depremden en az etkilenen yer olmuþ. O mahallenin kayalýklarýn üzerine kurulduðunu hiç akla getirmeden çeþitli yorumlar yapýlmýþ, bunun Allah'ýn gazabý olduðu söylenerek din yeniden sorgulanmaya baþlamýþ. Bu durum Avrupa'daki aydýnlanma hareketini tetikleyen olaylardan biri olmuþ. Portekiz için büyük bir felaket olan bu durum bence insanlýk için faydalý bir sonuca neden olmuþ. Bugün 1 Kasým, cadýlar bayramý olarak seküler bir kutlamaya dönüþmüþ.
Lizbon'da yaptýðýmýz yürüyüþ sýrasýnda rehberimiz hafif tebessüm ederek bu hikayeyi anlattý. Ýnsanlarý bir safsataya inandýrarak bir alay insan birilerinin peþinden maddi manevi desteðini vererek hiç sorgulamadan koþuyor. Koþanlarla koþturanlarýn durumu farklý elbette. Þimdi bu ülkede tanýklýk ettiðimiz gibi...
Portekiz coðrafi olarak Atlas Okyanusu ile çevrili ve tek komþusu Ýspanya.. Portekiz'in en uzun nehri olan Tagus (Tejo) Nehri'nin Lizbon yakýnlarýnda Atlas Okyanus'a döküldüðünü yazýyor kaynaklar. Fakat ben neresinin nehir neresinin okyanus olduðunu çok anlayamadým.

Harita internetten alýnmýþtýr.
Portekiz Atlas Okyanus'u kýyýsýna kurulmuþ olduðu için Avrupa ve Afrika kýtasýna yakýn. Uzun yýllar Endülüs Emevilerin hakimiyeti altýnda kalmýþ. Daha sonra Hristiyan Portekiz Krallýðý kurulmuþ. Onlarýn döneminde Portekizliler 15 ve 16. yüzyýlda denizcilik konusunda çok ileri gitmiþler. Yeni yerler keþfedip koloniler oluþturmuþlar, yeni ticaret yollarý keþfetmiþler. Portekiz'in o zaman ki zenginliðin nedeni de bu keþifler dönemi. Dünya tarihine geçmiþ Vasco de Gama, Magelan gibi denizciler yetiþtirmiþler. Bugün Lizbon'da yer alan Belem Kulesi, denizciler için bir simge ve keþiflere uðurlama noktasý olarak kullanýlmýþ etkileyici bir kule.

Ben bu sefer Lizbon''un batýsýna geçmedim. Bu tarafta Belem Kulesi, Denizciler Anýtý ve keþifler döneminde yapýlmýþ Jeronimos Manastýrý var. Hedefim Alfama ve çevresini keþfetmekti. Alfama denizden biraz yükseðe kurulmuþ, renkli sokaklarý, insaný soluksuz býrakan merdivenleri, fado müziði yapan lokanta ve kafeleri ile belki gerçek Portekiz kültürüne dokunabileceðimiz bir mahalle... Alfama'ya merkezden kolaylýkla yürünebiliyor.



Alfama'dan duvar resmi
Geçmiþte balýkçý ailelerinin yaþadýðý, Fado'nun çýkýþ yeri olan Alfama, bugün turistlerin uðrak yeri. Bir çeþit otel uygulamasý olan AIRBNB tarafýndan teslim alýnmýþ. Otel evlerin büyük bir çoðunluðunun illegal þekilde iþletildiði söylendi.
Mahalle sakinlerinin büyük bir kýsmýnýn mahalleyi terk ettiði söylenenler arasýnda.. Hala turistik restaurant ve kafelerden denizden dönemeyenlerin ardýndan yakýlan aðýtlardan kök salmýþ fado müziðinin insana hüzün veren nameleri kulaðýmýza ulaþýyor.
Alfama, kafelerinden domino taþlarýnýn sesinin gelmediði, balkondan balkona sohbet eden kadýnlarýn neredeyse hiç kalmadýðý turizm için feda edilmiþ bir mahalle.
Benim için yine de çok cezbedici idi. Ýniþli çýkýþlý daracýk sokaklarý, duvar resimleri, üç beþ kiþilik kafeleri, merdivenleri, bakýmsýz evlerin balkonlarýndan sarkan çamaþýrlarý, okyanus ya da nehir manzaralý seyir noktalarý ile aklýma yer etti. Okuduðum yazýlardan, kitaplardan, filmlerden aklýma gelenleri gördüklerime ekleyerek hayal etmek soluksuz kaldýðým merdiven ve yokuþ çýkýþlarýný katlanabilir hale getirdi.
Portekiz'de Viþne likörü bayaðý popüler... Mutlaka tadýlmasý gerekenlerin arasýna girmiþ. Alfama'da gece saatlerinde kadýnlar ev yapýmý likörlerini (Ginjinha) evlerinin önünde hala satýþa çýkarýyor.

Alfama turistik olduðu kadar Lizbon'un en fakir mahallerinden biri de ayný zamanda...Hediyelik eþya dükkanlarý, kafe ve restaurantlarýn yaný sýra evlerin çok bakýmsýz ve yýkýk dökük olduðunu da kolaylýkla gözlemlemek mümkün.
Alfama'ya meþhur 28 numaralý tramvayla da gitmek mümkün. Onun son duraðnda Lizbon Katedrali var. Bu kilisenin giriþi Lizbon'un en ikonik fotoðrafýnýn çekildiði yer. Ben de her yerde yer alan bu fotoðrafýn benzerini çekebilmek için 28 numaralý tramvayý bekledim.

Hem Ýspanya'da hem de Portekiz'de kentlerin turizme hizmet edecek þekilde yapýlanmasýna büyük bir tepki var. Yýlýn her döneminde turist alan bir yerde yaþamak gerçekten çok zor..
Alfama'da Hýrsýzlar Pazarý" Feira da Ladra" adý verilen bir pazar var. Ýlk gittiðimde doyasýya vakit geçirememiþtim. Bu sefer daha uzun süre vakit geçirdim, ve orayla ilgili küçük bir video yaptým.
Alfama mahallesinin hemen üzerinde "mirrador" adý verilen seyir noktalarý var. Buralarda Lizbon'a tepeden bakarak biramý yudumlarken günün yorgunluðunu atýyordum. Buralarda geçirdiðim zaman günün en güzel saatleri desem yalan olmaz.
Aslýnda gezmek çok kolay deðil. Akþamdan program yapmak, gitmek için birkaç yer belirlemek, nasýl gideceðini saptamak, akþam yemeði ile ilgili organizasyon yapmak önemli. Her gece ertesi gün için yapýlan plan.. Gündüzler bu nedenle birazcýk koþturma içinde geçiyor. Ama akþamlarýn ilk saatleri bir gezgin için en en güzel saatler...Bu nedenle þehre tepeden bakan bu seyir noktalarý benim vazgeçilmez mekanlarýmdý. Bu arada seyahatlerimde uzun kalma isteðimin nedenlerinden biri de biraz daha serbest zaman yaratma isteðimden kaynaklanýyor. Amacým gittiðim her yeri gezmek görmek deðil. Gittiðim bir kaç yerin tadýný çýkararak gezmek hep planda olmasýna raðmen keþfetme motivasyonu insaný sürekli dürtüyor. Bu da gündüzlerin biraz yorucu olmasýna neden oluyor.

Mirrador dos Portas do Sol

Mirrador de Santa Luzia

Mirrador de Santa Luzia
Daha önce de kullandýðým bir haritayý gene kullanmak istiyorum. Bu harita Lizbon'un mahallelerini gösteriyor.

Harita internetten alýnmýþtýr.
Yazýda sözünü ettiðim her yeri bu harita üzerinde görmek mümkün. Bairro Alta yani Alto mahallesi Lizbon'un eðlence merkezi. Uçuk kaçýk eðlenceli mahalle. Oradaki kafelerden birinin önünden geçerken çok sayýda sütyenin kafenin ön yüzüne ve kafenin tavanýna asýlý olduðunu gördüm. Sonra bunun nedenini öðrendim. Oraya sütyenini býrakýrsan küçük bir içkiyi hak ediyormuþsun.
.jpg)
your bra for free shots

Sokak sanatçýlarýný her yerde görmek mümkün.
Renkli, sýcak, eðlenceli bir kent olan Lizbon anlatarak bitmez, yaþanýr diyerek Lizbon'u burada bitireyim.
Lizbon'a yaklaþýk dört saat mesafede olan Porto'dan söz edeyim. Ýki gün kaldým, yetmedi. Çok sevdim. Adeta bir masal kent..
Porto, Douro Nehri'nin kýyýsýna kurulmuþ bir kent.. Bilindiði üzere þarabý ile ünlü. Ýki gün içinde çok farklý yerlerde þarap içme þansým oldu. Hepsi çok lezzetliydi. Portolular þarap kadehlerini bonkörce doldurduklarý gibi oldukça ucuza satýyorlar.
Nehir kýyýsýnda Riberia Meydaný'na gittiðimde gerçekten büyülendim. Renk ahenk evler, müzik yapan gençler, nehirdeki tekneler, karþý kýyýdaki renkli evler, nehrin üzerindeki köprüler, binalarýn üzerine düþen güneþin ýþýltýsý ile beraber gördüðüm þey gözlerimi kamaþtýrdý. Bana "burasý ne kadar güzel" dedirtti.
Porto'daki Lello Kitapçýsý çok þýk bir kitapçý. Giriþi sekiz euro. Eðer bir kitap alýrsanýz giriþ ücreti kitabýn fiatýndan düþürülüyor. Pessoa ve Saramago köþesi var.
.jpg)
Küçük Prens kitabýnýn yazarý Antoine de Saint-Exupery'nin kaybettiði bileklik denizciler tarafýndan bulunmuþ, karýsýna verilmiþ. Karýsý da bu kitapçýya armaðan etmiþ.
Porto, þapeller hariç 40 civarýnda kilisenin olduðu bir kent olduðu söylendi. Çok sayýda tarihi binasý olan gerçekten ýþýltýlý bir kent. Ýniþli, çýkýþlý sempatik dar sokaklarý benim nefesimi kesse bile kenti gezmekten vazgeçemedim. Azulejos adý verilen çinilerle kaplý kiliseler birden karþýma çýkan hoþ sürprizlerdi benim için..
Sao Bento istasyonu ise þehir merkezinde, içi resimlenmiþ fayanslarla kaplý yolcudan daha çok turist aðýrlayan bir tren istasyonu. Fayanslarýn üzerindeki resimler çoðunlukta kýrsaldaki hayatý anlatan çizimler. Her gün böyle bir güzelliðin içinden geçerek trene binmek hoþ olmalý.
Porto'nun Kalesinde geçmiþte meydanlarda insanlarý asmak için kullandýklarý bir direk "korkunun sembolü" olarak kalenin avlusuna Salazar tarafýndan konmuþ. Dünyanýn her tarafýnda faþistler korkutarak ayakta kalabilmiþler.

Porto Kalesindeki Korkunun sembolü
Salazar ise Portekiz'i uzun yýllar (1932-1968) yöneten diktatör. Bu dönemde basýn özgürlüðü sýnýrlandýrýlmýþ. Muhalefetin üzerine baskýlar artmýþ. Tam bir polis devleti anlayýþýyla devlet yönetilmiþ.
1974'de Karanfil Devrimi adý verilen kansýz devrimle ülke özgürlüklerine kavuþmuþ ve sömürgecilik dönemi bitmiþ. Tabii bu halkýn ve askerin dayanýþmasý ile gerçekleþmiþ.
Porto'da iki gün kaldým. Dolayýsý ile söyleyeceklerim Lizbon'a göre daha azdý. Bundan sonra yapýlacak yeni Portekiz turunda giriþ Porto'dan yapýlmalý. Bir üçüncü tur niyetim var ki döner dönmez Ýspanyolcaya benzeyen Portekizceyi çalýþmaya baþladým. Daha Portekiz'de gezecek çok yer var. Lizbon sevgisini içimde tutarak bu Portekiz'e daha çok gidilir ya da gidilmeli...
21 Ocak 2025 FOÇA
Güzin TÜMER
"Güzin TÜMER" bütün yazýlarý için týklayýn...
Belki de en çok sevdiðim ülkelerden biri.. Ýki yýl önce Lizbon'a üç günlüðüne gitmiþtim. Döndükten sonra bir daha gidebilmeyi dilemiþtim. 2024 yýlýnýn Kasým ayýnda bu dilek gerçekleþti. Lizbon ziyaretinin ardýndan Porto'ya da gitme þansým oldu.
Yazýnýn adýndan anlaþýldýðý gibi Portekiz adeta bir Güney Amerika ülkesi gibi...
Yaklaþýk 300 yýl Brezilya Portekiz'in kolonisi olmuþ. Portekiz'deki Latin kokusu iç içe geçmiþ bu iki kültürden kaynaklanýyor olabilir. Bugün b iki ülke arasýndaki karþýlýklý göçün çok olduðu belirtildi. Ayrýca Brezilyalý genç çocuklar Portekiz'i Avrupa'nýn diðer ülkelerine geçiþ için basamak olarak gördüklerini söylüyor. Genellikle Avrupa ülkeleri biraz mesafe kültürüdür. Bu Ýngiltere'de tavan yapmýþtýr. Nezaket ve soðukluðun bu kadar kol kola olduðu bir ülke yoktur sanýrým. Portekizliler kolay iliþki kuran, kucaklaþmayý, paylaþmayý seven insanlar... Kibri olmayan bir ülke. Bizim için tanýdýk bir kültür...
Böylesi bir fotoðrafý bir Avrupa ülkesinde görmek zor. Bankta oturan teyze hem çorap örüyor hem de ördüðü çoraplarý satmaya çalýþýyordu. Çocukluðumun tuhafiye dükkanlarý neredeyse tarihe karýþtý. Lizbon'da çok sayýda tuhafiye dükkaný gördüm. Hatta el örgüsü bebek giysileri satýlýyordu. Küçücük dükkanlar, kokularý ile çocukluðumdaki tuhafiyecileri hatýrlattý. Genellikle çalýþanlarý yaþlý ve kravatlýydý. Belki de yok olmakta olan bir kültürün son kýrýntýlarýdýr
Lizbon'u ikinci kez yine çok severek gezdim. Arap kültürünün uzantýsý olan Azulejo adý verilen desenli fayanslarla kaplý binalarý, duvar resimleri, yorucu olsa bile iniþli çýkýþlý sokaklarý, küçüklü büyüklü þehrin her yerine daðýlmýþ kafeleri, rezervasyonsuz gittiðinizde yer bulmanýn oldukça zor olduðu üç beþ masalýk restaurantlarý, mozaik gibi döþenmiþ kaldýrýmlarý, mahalle aralarýna konumlanmýþ tarihi asansörleri, eski tramvaylarý ve sýcak insanlarý olan Lizbon'da gezerken içimde hep bir sevinç vardý. "Bu kentte yaþamak nasýl olur" düþüncesi bile aklýmdan geçti. Acaba içimdeki sevincin sürekliliðini saðlamak için olabilir mi?

Azulejo" adý verilen desenli fayanslarla kaplý Lizbon'un apartmanlarý...

Lizbon'da hiç olmadýk zamanlarda böyle binalarla karþýlaþmak mümkün.. Lizbon'da kaybolmak her zaman hoþ sürprizlere açýktýr demek fazla olmaz.

Kentin muhtelif yerlerine yapýlmýþ duvar resimleri

Heykellerle bezenmiþ çok sayýda þýk meydan ziyaretçilerin uðrak yeri. Lizbon'da meydanlarýn bazýlarý ve kaldýrýmlar mozaik gibi döþenmiþ ve çeþitli desenler oluþturulmuþ. Yaðmurlu havalarda çok kaygan olduðunu söylemeliyim.
Lizbon'da gerçekten insanýn ilgisini çekecek pek çok þey var. Bunlardan birisi de Dünya'nýn en eski kitapçýsýnýn Lizbon'da olmasý. Bertrand Kitabevi (Livraria Bertrand) 1732 yýlýndan beri faaliyette olan kitabevi Guiness Rekorlar Kitabýna girmiþ.

Portekizli ünlü þair Pessoa'da bu Kitabevi'nde vakit geçirirmiþ.

Pessoa toplumla arasýna mesafe koymayý tercih etmiþ, ve kendini þöyle tanýmlamýþ " Baþkasýný tanýmlayamayacak kadar baþkasý olan biriyim." Kitabevine yakýn bir kafede boþ bir sandalye ve Pessoa'nýn oturan heykeli var. Pessoa sandalyesini deðiþtirerek otururmuþ. Belki de diðer iskemlede oturan içindeki baþkasýdýr. Muhabbeti kendindeki baþkalarýyla sürdürmektedir. Yazarýn yorumu...


Lizbon'un renkli evleri... Þýk kaldýrýmlarý..
Portekiz'de 1755'de meydana gelen büyük deprem hem Portekiz hem Avrupa için bir kýrýlma noktasý olmuþ. "Azizler Günü'ne" denk gelen 1 Kasým'da 6 dakika süren bu deprem çok sayýda insanýn ölümüne neden olmuþ. Lizbon'un ise neredeyse tamamýný yerle bir etmiþ. Bir sürü kilise yýkýlmýþ. O gün için kilise ve evlerde yakýlan mumlar büyük yangýnlara neden olmuþ. Bugün Lizbon'un en eski mahallesi olan Alfama o tarihte genelevlerin olduðu mahalle imiþ. Kayalýklarýn üzerinde konumlanmýþ bu mahalle depremden en az etkilenen yer olmuþ. O mahallenin kayalýklarýn üzerine kurulduðunu hiç akla getirmeden çeþitli yorumlar yapýlmýþ, bunun Allah'ýn gazabý olduðu söylenerek din yeniden sorgulanmaya baþlamýþ. Bu durum Avrupa'daki aydýnlanma hareketini tetikleyen olaylardan biri olmuþ. Portekiz için büyük bir felaket olan bu durum bence insanlýk için faydalý bir sonuca neden olmuþ. Bugün 1 Kasým, cadýlar bayramý olarak seküler bir kutlamaya dönüþmüþ.
Lizbon'da yaptýðýmýz yürüyüþ sýrasýnda rehberimiz hafif tebessüm ederek bu hikayeyi anlattý. Ýnsanlarý bir safsataya inandýrarak bir alay insan birilerinin peþinden maddi manevi desteðini vererek hiç sorgulamadan koþuyor. Koþanlarla koþturanlarýn durumu farklý elbette. Þimdi bu ülkede tanýklýk ettiðimiz gibi...
Portekiz coðrafi olarak Atlas Okyanusu ile çevrili ve tek komþusu Ýspanya.. Portekiz'in en uzun nehri olan Tagus (Tejo) Nehri'nin Lizbon yakýnlarýnda Atlas Okyanus'a döküldüðünü yazýyor kaynaklar. Fakat ben neresinin nehir neresinin okyanus olduðunu çok anlayamadým.

Harita internetten alýnmýþtýr.
Portekiz Atlas Okyanus'u kýyýsýna kurulmuþ olduðu için Avrupa ve Afrika kýtasýna yakýn. Uzun yýllar Endülüs Emevilerin hakimiyeti altýnda kalmýþ. Daha sonra Hristiyan Portekiz Krallýðý kurulmuþ. Onlarýn döneminde Portekizliler 15 ve 16. yüzyýlda denizcilik konusunda çok ileri gitmiþler. Yeni yerler keþfedip koloniler oluþturmuþlar, yeni ticaret yollarý keþfetmiþler. Portekiz'in o zaman ki zenginliðin nedeni de bu keþifler dönemi. Dünya tarihine geçmiþ Vasco de Gama, Magelan gibi denizciler yetiþtirmiþler. Bugün Lizbon'da yer alan Belem Kulesi, denizciler için bir simge ve keþiflere uðurlama noktasý olarak kullanýlmýþ etkileyici bir kule.

Ben bu sefer Lizbon''un batýsýna geçmedim. Bu tarafta Belem Kulesi, Denizciler Anýtý ve keþifler döneminde yapýlmýþ Jeronimos Manastýrý var. Hedefim Alfama ve çevresini keþfetmekti. Alfama denizden biraz yükseðe kurulmuþ, renkli sokaklarý, insaný soluksuz býrakan merdivenleri, fado müziði yapan lokanta ve kafeleri ile belki gerçek Portekiz kültürüne dokunabileceðimiz bir mahalle... Alfama'ya merkezden kolaylýkla yürünebiliyor.


Alfama'dan duvar resmi
Geçmiþte balýkçý ailelerinin yaþadýðý, Fado'nun çýkýþ yeri olan Alfama, bugün turistlerin uðrak yeri. Bir çeþit otel uygulamasý olan AIRBNB tarafýndan teslim alýnmýþ. Otel evlerin büyük bir çoðunluðunun illegal þekilde iþletildiði söylendi.
Mahalle sakinlerinin büyük bir kýsmýnýn mahalleyi terk ettiði söylenenler arasýnda.. Hala turistik restaurant ve kafelerden denizden dönemeyenlerin ardýndan yakýlan aðýtlardan kök salmýþ fado müziðinin insana hüzün veren nameleri kulaðýmýza ulaþýyor.
Alfama, kafelerinden domino taþlarýnýn sesinin gelmediði, balkondan balkona sohbet eden kadýnlarýn neredeyse hiç kalmadýðý turizm için feda edilmiþ bir mahalle.
Benim için yine de çok cezbedici idi. Ýniþli çýkýþlý daracýk sokaklarý, duvar resimleri, üç beþ kiþilik kafeleri, merdivenleri, bakýmsýz evlerin balkonlarýndan sarkan çamaþýrlarý, okyanus ya da nehir manzaralý seyir noktalarý ile aklýma yer etti. Okuduðum yazýlardan, kitaplardan, filmlerden aklýma gelenleri gördüklerime ekleyerek hayal etmek soluksuz kaldýðým merdiven ve yokuþ çýkýþlarýný katlanabilir hale getirdi.
Portekiz'de Viþne likörü bayaðý popüler... Mutlaka tadýlmasý gerekenlerin arasýna girmiþ. Alfama'da gece saatlerinde kadýnlar ev yapýmý likörlerini (Ginjinha) evlerinin önünde hala satýþa çýkarýyor.
Alfama turistik olduðu kadar Lizbon'un en fakir mahallerinden biri de ayný zamanda...Hediyelik eþya dükkanlarý, kafe ve restaurantlarýn yaný sýra evlerin çok bakýmsýz ve yýkýk dökük olduðunu da kolaylýkla gözlemlemek mümkün.
Alfama'ya meþhur 28 numaralý tramvayla da gitmek mümkün. Onun son duraðnda Lizbon Katedrali var. Bu kilisenin giriþi Lizbon'un en ikonik fotoðrafýnýn çekildiði yer. Ben de her yerde yer alan bu fotoðrafýn benzerini çekebilmek için 28 numaralý tramvayý bekledim.
Hem Ýspanya'da hem de Portekiz'de kentlerin turizme hizmet edecek þekilde yapýlanmasýna büyük bir tepki var. Yýlýn her döneminde turist alan bir yerde yaþamak gerçekten çok zor..
Alfama'da Hýrsýzlar Pazarý" Feira da Ladra" adý verilen bir pazar var. Ýlk gittiðimde doyasýya vakit geçirememiþtim. Bu sefer daha uzun süre vakit geçirdim, ve orayla ilgili küçük bir video yaptým.
Alfama mahallesinin hemen üzerinde "mirrador" adý verilen seyir noktalarý var. Buralarda Lizbon'a tepeden bakarak biramý yudumlarken günün yorgunluðunu atýyordum. Buralarda geçirdiðim zaman günün en güzel saatleri desem yalan olmaz.
Aslýnda gezmek çok kolay deðil. Akþamdan program yapmak, gitmek için birkaç yer belirlemek, nasýl gideceðini saptamak, akþam yemeði ile ilgili organizasyon yapmak önemli. Her gece ertesi gün için yapýlan plan.. Gündüzler bu nedenle birazcýk koþturma içinde geçiyor. Ama akþamlarýn ilk saatleri bir gezgin için en en güzel saatler...Bu nedenle þehre tepeden bakan bu seyir noktalarý benim vazgeçilmez mekanlarýmdý. Bu arada seyahatlerimde uzun kalma isteðimin nedenlerinden biri de biraz daha serbest zaman yaratma isteðimden kaynaklanýyor. Amacým gittiðim her yeri gezmek görmek deðil. Gittiðim bir kaç yerin tadýný çýkararak gezmek hep planda olmasýna raðmen keþfetme motivasyonu insaný sürekli dürtüyor. Bu da gündüzlerin biraz yorucu olmasýna neden oluyor.

Mirrador dos Portas do Sol
Mirrador de Santa Luzia

Mirrador de Santa Luzia
Daha önce de kullandýðým bir haritayý gene kullanmak istiyorum. Bu harita Lizbon'un mahallelerini gösteriyor.

Harita internetten alýnmýþtýr.
Yazýda sözünü ettiðim her yeri bu harita üzerinde görmek mümkün. Bairro Alta yani Alto mahallesi Lizbon'un eðlence merkezi. Uçuk kaçýk eðlenceli mahalle. Oradaki kafelerden birinin önünden geçerken çok sayýda sütyenin kafenin ön yüzüne ve kafenin tavanýna asýlý olduðunu gördüm. Sonra bunun nedenini öðrendim. Oraya sütyenini býrakýrsan küçük bir içkiyi hak ediyormuþsun.
.jpg)
your bra for free shots

Sokak sanatçýlarýný her yerde görmek mümkün.
Renkli, sýcak, eðlenceli bir kent olan Lizbon anlatarak bitmez, yaþanýr diyerek Lizbon'u burada bitireyim.
Lizbon'a yaklaþýk dört saat mesafede olan Porto'dan söz edeyim. Ýki gün kaldým, yetmedi. Çok sevdim. Adeta bir masal kent..
Porto, Douro Nehri'nin kýyýsýna kurulmuþ bir kent.. Bilindiði üzere þarabý ile ünlü. Ýki gün içinde çok farklý yerlerde þarap içme þansým oldu. Hepsi çok lezzetliydi. Portolular þarap kadehlerini bonkörce doldurduklarý gibi oldukça ucuza satýyorlar.
Nehir kýyýsýnda Riberia Meydaný'na gittiðimde gerçekten büyülendim. Renk ahenk evler, müzik yapan gençler, nehirdeki tekneler, karþý kýyýdaki renkli evler, nehrin üzerindeki köprüler, binalarýn üzerine düþen güneþin ýþýltýsý ile beraber gördüðüm þey gözlerimi kamaþtýrdý. Bana "burasý ne kadar güzel" dedirtti.
Porto'daki Lello Kitapçýsý çok þýk bir kitapçý. Giriþi sekiz euro. Eðer bir kitap alýrsanýz giriþ ücreti kitabýn fiatýndan düþürülüyor. Pessoa ve Saramago köþesi var.
.jpg)
Küçük Prens kitabýnýn yazarý Antoine de Saint-Exupery'nin kaybettiði bileklik denizciler tarafýndan bulunmuþ, karýsýna verilmiþ. Karýsý da bu kitapçýya armaðan etmiþ.
Porto, þapeller hariç 40 civarýnda kilisenin olduðu bir kent olduðu söylendi. Çok sayýda tarihi binasý olan gerçekten ýþýltýlý bir kent. Ýniþli, çýkýþlý sempatik dar sokaklarý benim nefesimi kesse bile kenti gezmekten vazgeçemedim. Azulejos adý verilen çinilerle kaplý kiliseler birden karþýma çýkan hoþ sürprizlerdi benim için..
Sao Bento istasyonu ise þehir merkezinde, içi resimlenmiþ fayanslarla kaplý yolcudan daha çok turist aðýrlayan bir tren istasyonu. Fayanslarýn üzerindeki resimler çoðunlukta kýrsaldaki hayatý anlatan çizimler. Her gün böyle bir güzelliðin içinden geçerek trene binmek hoþ olmalý.
Porto'nun Kalesinde geçmiþte meydanlarda insanlarý asmak için kullandýklarý bir direk "korkunun sembolü" olarak kalenin avlusuna Salazar tarafýndan konmuþ. Dünyanýn her tarafýnda faþistler korkutarak ayakta kalabilmiþler.
Porto Kalesindeki Korkunun sembolü
Salazar ise Portekiz'i uzun yýllar (1932-1968) yöneten diktatör. Bu dönemde basýn özgürlüðü sýnýrlandýrýlmýþ. Muhalefetin üzerine baskýlar artmýþ. Tam bir polis devleti anlayýþýyla devlet yönetilmiþ.
1974'de Karanfil Devrimi adý verilen kansýz devrimle ülke özgürlüklerine kavuþmuþ ve sömürgecilik dönemi bitmiþ. Tabii bu halkýn ve askerin dayanýþmasý ile gerçekleþmiþ.
Porto'da iki gün kaldým. Dolayýsý ile söyleyeceklerim Lizbon'a göre daha azdý. Bundan sonra yapýlacak yeni Portekiz turunda giriþ Porto'dan yapýlmalý. Bir üçüncü tur niyetim var ki döner dönmez Ýspanyolcaya benzeyen Portekizceyi çalýþmaya baþladým. Daha Portekiz'de gezecek çok yer var. Lizbon sevgisini içimde tutarak bu Portekiz'e daha çok gidilir ya da gidilmeli...
21 Ocak 2025 FOÇA
Güzin TÜMER
"Güzin TÜMER" bütün yazýlarý için týklayýn...
