BANU ÝMER VE “TEK KÝÞÝLÝK AÞK” / Samle Çaðla

Samle Çaðla

BANU ÝMER VE “TEK KÝÞÝLÝK AÞK”



Banu Ýmer'in yeni kitabý “Tek Kiþilik Aþk”, Mühür Kitaplýðý Yayýnlarý tarafýndan basýma hazýrlanmýþ. Eylül 2023’te okuruyla buluþan anýlan kitapta 13 öykü bulunuyor.

Kitaba adýný veren "Tek Kiþilik Aþk" adlý öyküsünde yazar, “pencere” metaforunu farklý bir açýdan ele alýyor: Çaðdaþ insanýn yalnýzlýðýnýn iþlendiði bu öyküde yazar, her iki cinsin (kadýn-erkek) hayata bakýþýný, duygusal ve cinsel açmazlarýný komþu iki evde yaþayan insanlarýn arasýnda aslýnda var olup da yok sayýlan irtibatý, okura adeta sinema filmi izlettirir gibi güçlü bir iletiþim diliyle anlatýyor. Karþý penceredeki adamýn, yakýn komþusunu gün boyu izlemesi, onun her hareketinden kendine göre yeni anlamlar bulmasýyla baþlayan süreç, gittikçe felsefi çýkarýmlara evriliyor. Ýnsanýn kalabalýklar içinde yalnýzlýk zýrhýný kuþanýp kendine saðlam bir kale inþa etmesi, büyülü-gerçekçi bir dil ve saðlam bir üslupla dile getiriliyor metinde. Öyküde, karþý penceredeki komþusu tarafýndan sürekli Ýzlenen kadýn kahraman Deniz, güya izlendiðinin farkýnda deðil ama izleyen komþuyu her yönüyle tahrik etmek için de en küçük bir fýrsatý bile kaçýrmýyor; abartýlý makyajlar yapýyor (kýrmýzý ruj sürmesi), dekolteli elbiseler giyiyor... vs. Yazar bu sahneyle bir bakýma, özellikle Türk toplumundaki kadýn-erkek iliþkilerini de sembolize ediyor. Zira toplumumuzda kadýn -okumuþ kentli de olsa- erkekler tarafýndan seçilip beðenilmek durumundadýr. Onlar da bu seçimde istedikleri sonucu alabilmek için erkeklerin zayýf yönlerini harekete geçirirler.
Yazar bu öyküde adeta Metin Erksan'ýn “Sevmek Zamaný” adlý filminde olduðu gibi, sevdiði kadýný uzaktan, bir pencerenin arkasýndan seven sorunlu bir erkek karakter yaratmýþ. Toplumda karþýlýðý olan bu karakter, karþý cinsle saðlýklý bir iletiþim kuramamaktadýr. Kadýný gün boyu pencereden izleyerek- bir nevi röntgencilik yaparak-âdeta kutsallaþtýrýr. Bu da her ne kadar birebir ayný olmayýp karþýtlýk arz etse de eski edebiyatýmýzda var olan kafes içindeki kadýnýn kendini gizleyerek sokaðý gözlediði tiple örtüþür. Klasik edebiyatýmýzda-özellikle divan þiirinde- gül-bülbül mazmunuyla sembolize edilen bu durumun, eski edebiyatýmýza vakýf olan edebiyat öðretmeni bir kadýn yazar tarafýndan güncelleþtirilmesi kutlanasý bir çalýþmadýr. Bu kullaným, edebiyatýn devamlýlýðý açýsýndan da önemli bir örnektir.

“Hikâye Sabah Vapurunda Geçiyor” adlý öyküde ise yazar, yine yalnýz bir erkeði ele alarak toplu taþýma araçlarýndaki sýradan günlük olaylarý, hareketli ya da duraðan betimlemeler ve benzetmelerle ele alýyor: Örneðin: “Bacaklarýný tekrar toplamasýyla bir balýkçýlýn planör gibi iniþ yaptýðý sudan aðzýnda balýkla havalanmasý bir oldu” (“gibi” edatýyla yapýlan benzetme)
“Vapur denizi yara yara ilerliyor, bu yarýlmanýn etkisiyle etrafa köpükler saçýlýyordu.”
(hareketli betimleme) “Pembe boyalý, biçimli dudaklarýnýn arasýndan görünen diþleri bembeyazdý." (duraðan betimleme)

“Rastlantý” adlý öyküde yazar, insanýn mazide kalan düþ kýrýklýklarýný bugüne getirip kahramanlarý bugünkü hâlleriyle yüzleþtirerek aradan geçen onca zamana ve yaþanan onca olaya raðmen, insanýn isterse sevdikleriyle her an yeni bir dünya kurabileceðini müjdeleyip bunun için hiçbir zaman geç olmadýðýný hatýrlatýyor bize. Yazar, birçok öyküsünde olduðu gibi bu öyküsünde de sinema tekniðinden azami ölçüde faydalanýyor. Hemen hemen tüm sahneler, anlatýlmaktan ziyade gösterilmeye dayalý çünkü. Günümüz kurmaca yazýlarýnýn en favori tekniði olan bu tekniði yazar hakkýyla uyguluyor öykülerinde. Banu Ýmer öykülerinin genel karakteristiðinden biri de metinlerinde her þeyi söylemeyip okura, tamamlayacaðý belirli bölümler býrakmasýdýr. O, bu öyküde de baþkasýyla evli kadýn kahramanýný öykünün finalinde, mazide kalmýþ eski sevgiliyle karþýlaþtýktan sonra, onunla tekrar görüþmeyi kabul etmesine dair bir iþaret olarak ona, “Evet, beni arayabilirsin.” dedirtiyor. Tabii bu cevaptan sonra hikâyenin geri kalanýný okurun tahmin etmesi zor olmuyor.

Banu Ýmer, metinlerinde temaya uygun renkleri, kokularý ve nesnelerin iþlevini yerli yerinde kullanabilen bir yazar. Örneðin: “Hayat Yeniden” adlý öyküsünde yatalak bir annenin odasý betimlenirken kahramanlarýn mutsuzluðunu dibine kadar anlatabilmek için, mekâný alabildiðine karanlýklaþtýrýyor. Bu karanlýða, soðuk ve çaresizlik de eklenince oluþan aðýr hava bir ölümü çaðrýþtýrýyor. Bütün bu olumsuzluklar, Ensest kurbaný kadýn kahramanýn istismarcý babasý ölünce son buluyor ancak. Bu cümleden olarak, Banu Öðretmen’in realist Rus romanlarýnda gördüðümüz insan psikolojisini “mekâný betimleyerek verme” yönteminden en üst düzeyde faydalandýðýný anlýyoruz. Bu öyküdeki sahneler de yukarýda sözünü ettiðimiz sinematografik (göstererek anlatma) tekniðine uygun sahnelerdir. Yine “pencere” metaforu, öykü kahramaný kadýn için hayata açýlan bir kapý, içerinin izbe karanlýðý ise ölümü simgeliyor. Bu da Banu Ýmer'in simgeci bir yazar olduðunu gösteriyor.

Banu Ýmer öyküleri çok katmanlý metinler olduklarý için, deðiþik okumalar için de oldukça uygundur. Yazar, kimi öykülerinde ( Beklenmeyen Yanýt) özneleri bilinçli bir þekilde flulaþtýrýyor. Okur; sahne alan kiþinin kadýn mý, erkek mi olduðunu anlamakta zorlanýyor. Dolayýsýyla ayný sahne, hem kadýn kahramanýn hikâyesi hem de erkeðin yaþadýðý bir macera gibi anlaþýlabiliyor. Yazar, okura bu belirsizliði yaþatmak için kahramanlarýn adlarýný özellikle kullanmayýp, olayýn bütün düðümünü gizli özneye havale ediyor. Yazarýn edebiyat eðitimi almýþ olmasý, dilinin ve üslubunun saðlamlýðýný da beraberinde getiriyor. Ayrýca Banu Ýmer, öykülerinde mektup tekniðini en güzel þekilde kullanabilen yazarlardan. Tabii bu teknikte anlatýcý kiþi her ne kadar birinci kiþi olsa da muhatap doðal olarak ikinci tekil kiþi “sen”dir. Muhatabýn ikinci kiþi olmasý bile anlatýcý öznenin birinci kiþi sayýlmasýný engellemez. Buradaki kýstas da anlatýlanlardan doðrudan etkilenen kiþi hangi adýlsa anlatýcý da odur. Örn. “Senin gidiþin beni çok yaraladý.” cümlesinde, anlatým üçüncü kiþi gibi görünse de yapýlan iþten etkilenen birinci kiþi (ben) olduðu için, anlatýcý da birinci kiþi sayýlýr. Özellikle “Ardýndan” adlý öyküde, âdeta giden bir sevgilinin ardýndan yaþadýklarýný ona bir mektup sýcaklýðýnda anlattýrýyor yazar. Öykü kahramanýnýn (muhtemelen kadýn), sevgilisiyle zamanýnda gezip dolaþtýklarý yerlere yeniden yolu düþünce canlanan hatýralar, bir Yeþilçam filmi tadýnda sahnelere dönüþüyor. Yazar, okuru bu melodramýn içine aldýktan sonra öykünün finalinde, âþýðýn yýllar önce yaþadýðý o trajik kazayý bir daha hatýrlatarak âdeta daðýtýyor.

Banu Ýmer metinlerinde, gerek olayýn geçtiði mekâný gerekse kahramanlarýn üzerindeki giysi ve aksesuarlarý, iþlediði temayla oldukça baþarýlý bir þekilde örtüþtürüyor. Örneðin “Köþebaþýnda Bir Kadýn” adlý öyküde yazar, büyük þehirlerin gece hayatýna dair ne kadar kavram ve nesne varsa tümünü sayýp döküyor; söz konusu sahnenin, okurun gözünde en iyi þekilde canlanabilmesi için de dilin bütün olanaklarýný kullanýyor. Yazar, gece hayatýna düþmüþ kadýnlarýn içlerindeki kanayaný bastýrarak dýþarýya ezberlenmiþ mutlu “aþüfte” jargonuyla þen þakrak görünmelerini oldukça baþarýlý bir þekilde resmetmiþ. Yazar, önemli yazarlara ait özlü sözleri öykülerinde kullanarak metinler arasýlýk yapýyor. Örneðin “Yakýcý Duygular” adlý öyküde psikolojisi bozuk, intihara meyilli kahramanýna Pavese’nin “Kendime göre, girdabýn içine girdim; güçsüzlüðümü seyrediyor, onu iliklerimde hissediyorum.”, “Kendini kurtarmayý beceremeyeni hiç kimse kurtaramaz.” cümlelerini söyletiyor. Banu Ýmer öykülerinde özellikle kadýn kahramanlar büyük bir umutsuzluk içinde çýrpýnýrken yazar yine de onlara kýyamayýp kurtuluþ için tünelin ucunda bir ýþýk gösteriyor. Banu Ýmer, kent yaþamýný iyi bilen bir yazar olarak doðaldýr ki kentli, görece eðitimli insanlarýn öykülerini yazmýþ. Onlarýn gündelik hayatýndan gerçekçi kesitler sunmuþ. Bazen de mazide kalan onulmaz yaralara göndermelerde bulunmuþ. Hemen hemen her öyküsünde, insaný sarýp sarmalayan bir heyecan ve merak oluþturmayý baþarýyor yazar.

Gerçekçilikten ödün vermeyen, baðýrmayan, hamasete kaçmayan öyküler bunlar. Otuz yýllýk bir Edebiyat ve Türkçe öðretmeninin dil hakimiyetinin her metinde hissedildiði tertemiz genç bir dille yazýlmýþ öyküler. Ders verme kaygýsýndan uzak, kahramanlarýný yargýlamayan bir kalemi var Banu Öðretmen’in. Ýnsaný, insana, insanca bir yaklaþýmla anlatan bir yazar Banu Ýmer. Deðerli Öðretmenimi kutluyor, daha nice kitaplarda buluþmayý ümit ediyorum.


Samle Çaðla




15 Aralýk 2023 Cuma / 3381 okunma



"Samle Çaðla" bütün yazýlarý için týklayýn...