Sebahattin Karaca
Kalbim ile Ceketim Foça’da Kaldý
Sakýz Adasýnýn 1913’te Yunanlýlarýn idaresi altýna girmesinin ardýndan adadaki yaklaþýk 350 yýllýk Osmanlý hakimiyeti son buldu.
Bu sonuç, o güne kadar adada yaþayan Türklerin ve Müslümanlarýn zorluklar yaþayacaðý anlamýna geliyordu. Öyle de oldu.
Týpký Osmanlý'nýn çekildiði Balkanlarda ve Midilli adasýnda da sýkça görüldüðü gibi burada da Türklere dayatýlan aðýr þartlar ve yaþatýlan kötü muamele neticesinde Türklerin önemli bir bölümü kendi imkânlarýyla Anadolu’ya göç ettiler. Aslýnda bir bakýma göçe zorlandýlar.
Etkiye Karþý Tepki
Osmanlýda ise etkiye karþý tepki gecikmedi. Ýstanbul yönetiminin bilgisi dahilinde olduðu sanýlan, Ýzmir’in kuzeyinde bir eþkýya hareketi baþladý. Baþta Seyrek, Foça ve köylerinde geniþ kapsamlý olmak üzere bu hareketin içindeki bir grup eþkýya 1914 yýlýnýn Haziran ayýnda, Foça’ya girdi. Eþkýyalarýn “Bir hafta içinde Rumlar Foça’yý terk edecek; her birey yanýna en fazla yirmi dolar ile yirmi kilo bavul alabilecek. Fazlasýna müsaade edilmeyecek” demesi üzerine, her Rum hanesinde olduðu gibi Stratis’in evini de endiþe, telaþ ve korku sardý.
Ellisine merdiven dayamýþ Stratis için bu korku bir ilk deðildi. Yirmili yaþlarýndayken anne, baba ve oðul Sakýz adasýnda ailecek tüccarlýk yaparlarken 1881 yýlýnda yaþanan ve otuz bin adet hanenin yýkýldýðý, adanýn yerle bir olduðu korkunç depremin ardýndan yollara düþüp gelip Foça’ya yerleþmiþlerdi.
O yýllar Foça’nýn geliþim yýllarýydý. Osmanlý Foça’da liman, hangar ve depolar yapýyordu. Düyun-u Umumiyenin idare edeceði tuz ticareti buradan yürütülecekti.
Foça limanýnýn bitmesi ve iþletmeye açýlmasýyla birlikte Foça pek çok açýdan en parlak yýllarýný yaþamaya baþlamýþtý.
Bu arada Foça’ya yerleþmenin ardýndan ticarete atýlan Stratis, kendisi gibi Sakýz’dan gelen Helen ile evlenmiþ; üç kýz çocuðu olmuþtu. Ailecek mutluydular. Komþuluklarý iyiydi. Kendileri adalý, kýzlarý Foçalý olarak anýldýlar hep.
Kýzlar zaman içinde büyümüþ evlenme çaðýna gelmiþlerdi. Her bir kýzýnýn bir dükkâný olmasýný arzu ediyordu. Kýsa sürede eski adý “Kayalar Mahallesi” olan, þimdiki adý ile Atatürk Mahallesi’nin Cumhuriyet Meydaný'nda 115 sokaðýn giriþindeki çeþmenin yakýnlarýnda, bir zamanlarýn en eski ve en büyük çarþýsýnda, ekmek fýrýný, bakkal ve manifatura dükkâný açtýlar. Dükkanlarda eþi Helen, kýzlarý Stela, Maria ve Dimitra ile iþlerini yapýyor, ticari hayatlarýný sürdürüyorlardý.
Çetelerce kendilerine tanýnan bir haftalýk sürenin daha yarýsýna gelmeden, binlerce insan vapurlarla Foça’yý terk etmiþ; Midilli’ye ve diðer adalara gitmiþti. Foça, Yenifoça ve köylerinden göçenlerin sayýsý bir haftada on bini bulmuþtu. Bavullarý hazýrlamak kolay olmuyordu. Dönüþü olmayan yola giderken, insan yanýna ne almalýydý, bilmiyorlardý. Þaþkýn, düþünceli ve üzgündüler.
Son gecenin þafak vaktinde hep beraber içinde mücevher ve biraz da altýn olan küçük testinin aðzýný bal mumu ile kapattýktan sonra evlerinin bahçesindeki kuyunun batýsýnda kazdýklarý derin çukura kimseye görünmeden gömdüler.
Ayný gecenin sabahýnda Stratis, dükkânlarýn anahtarlarýný ve büyükçe bir para kesesini yaný baþýndaki komþusu Terzi Osman’a verirken elleri titriyor, göz yaþlarýný tutamýyordu. “Dükkanlarýmýn ve paramýn emaneti sanadýr komþu” dediðinde yere yýðýlacak kadar bitkindi. Umutla ve inançla Terzi Osman’ýn gözünün içine bakýyor ve sürekli aðlýyordu. Bir haftada gözleri çökmüþ mosmor kesilmiþti. Eþinin ve çocuklarýnýn da durumu aynýydý. Kýzlarýnýn çocukluðu ve gençliði Foça’da geçmiþ hepsinin ayrý ayrý sýnýflarda okumasýndan dolayý pek çok oyun arkadaþý olmuþtu.

1914 Büyükdeniz liman
Son Gün Son Vapur
O gün adadan gelecek vapur son seferini yapacaktý. Stratis ve ailesinin ise Foça’daki son günleriydi. Sýra ev komþularýyla vedalaþmaya gelmiþti. Sarýlmalar ve helalleþmelerin ardýndan sahile indiler. Yanlarýnda dip temel komþusu ve hatýrý sayýlý olan Hüsnü Çelebioðlu vardý. Hüsnü Aða komþularýný uðurlamaya gelmiþti. Açýkta bekleyen vapurdan kýyýya gelen üç kayýk dakikalar içinde týka basa doldu. Stratis ve Helen de kayýða atladýðý sýrada kayýkçý “Durun yeter batacaðýz yoksa” diyerek kýyýdan ayrýldý. Kýzlarla birlikte yaklaþýk yirmi kiþi daha ellerinde bavullarla oracýkta kalakalmýþtý. Hüsnü aða Stratis’e seslendi. “Bir sonraki vapur gelmezse sen meraklanma, ben kýzlarý en kýsa sürede Midilli’ye bir yolunu bulur gönderirim” dedi.
Korkulan oldu. Kayýklar gelmiyor aksine vapur da yolcu kapasitesini çoktan aþtýðý için limaný terk ediyordu.
Dehlizde Güneþsiz Günler
Ýnsanlar akþam vaktine kadar sahilde umutla beklerken bir yandan da “ya baþka bir vapur gelmezse” diye düþündükçe korkudan yürekleri aðýzlarýna geliyordu. Vapurdan umutlarýný kesenler evlerine dönmediler. Kýyýdaki ormanlara daðýldýlar. Hüsnü Aða ise Stela, Maria ve Dimitra’yý alarak kendi evine getirdi. Evinin altýndan geçen dehlize sakladý. Günler bir yana saatler bile geçmiyordu. Eþkýyalar Foça’dan ayrýlýnca, Hüsnü aða yaklaþýk on gün dehlizde kalan kýzlarý çýkardý evine aldý. O gece evde kaldýlar. Banyo yapýp rahatladýlar. Hüsnü Aða; “Yarýn sizi Midilli’ye gönderiyorum” dedi.
Büyük abla dayanamadý. Hüsnü amca bizim evin bahçesinde bir testimiz saklý babam gömmüþtü. Onu da alýp götürsek yolda baþýmýza bir iþ gelir mi? diye sordu. “Gelmez kýzým sizi götürecek balýkçý bana akraba olur. Korkmayýn meraklanmayýn” dedi.
O gece yerinden çýkardýklarý testinin içindekileri, üç kýz kardeþ üzerlerindeki kýyafetlerin içlerine sýkýþtýrdýlar. Önceden ayarlandýðý gibi sabah erkenden balýkçý yelkenleri açtý. Ayný gün içinde Midilli’ye vardýlar. Kýzlarýna kavuþan Stratis ve Helen her türlü acýya raðmen çok mutlu oldular. Hüsnü Aðaya bir bohça içinde hediye gönderdiler.

Büyükdeniz sahili ve dükkanlar
Sevinç ve Hüzün Bir arada
1930’larýn sonlarýnda yolu Foça’ya düþen Stratis, Kaan oteline (Þimdi Akbank hizmet binasý) yerleþti. Birkaç gün kalacak eski dostlarýyla, komþularýyla hasret giderecekti. Terzi Osman ile de görüþmesi gerekiyordu. Ama her þeyden önce kýzlarýna kavuþmasýný saðladýðý için önce Hüsnü Aðaya uðramanýn doðru olacaðýný düþünüyordu.
Öyle yaptý. Hatýr gönül bilen vefalý komþusu Hüsnü aðanýn kapýsýný çaldý. Aðanýn hayatta olmadýðýný öðrenince dizlerinin üstüne kapandý ve hüngür hüngür aðladý. Çok üzülmüþtü. O üzüntüyle çarþýya indi. Saðý solu süzdü, inceledi tanýdýklarýyla tokalaþtý, kucaklaþtý. “Burasý benim memleketim, benim yurdum” dedi.
Osman’ýn oðullarýyla tanýþtý. Üç dükkanýný Osman’ýn üç oðlu iþletiyordu. Osman’ýn dükkân kapalýydý.
“Neden babanýzýn dükkân kapalý”? diye sordu.
Çocuklardan birisi “evde hasta yatýyor" dedi.
“Müsaitse evin durumu, görmek isterim babanýzý” dedi.
Büyük oðlan “müsait” gidelim dedi. Birlikte eve gittiler. Osman, Stratis’i görünce sevinçten fýrladý yataðýndan; lakin dizleri taþýyamadý Osman’ý. Stratis, halýnýn üstüne düþen Osman’a eðilerek sarýldý. Kucaklaþtýlar. Gülüþtüler. Birbirlerine “saçlarýn aðarmýþ” diye þaka yaptýlar. Akþam yemeðini beraber yediler.
Eh geç oldu, veda zamaný geldi. Yarýn tekrar görüþürüz “ dedi Stratis.
Eðil yanýma diye iþaret etti Osman. Stratis eðildi. Usulca “yarýn öðlen namazýndan sonra benim dükkâna gel” dedi.
“Olur gelirim” dedi Stratis. Oradan oteline geçti. Sabahý zor etti. Karmakarýþýk duygular içinde gözüne uyku girmedi. Hem Foça’da olmaktan sevinçli hem hüzünlü hem de Hüsnü Aðadan dolayý çok üzüntülüydü. Kim bilir eski tanýdýklardan arkadaþ ve müþterilerinden daha kimler göçtü gitti bu dünyadan, oralarý düþünmek bile istemiyordu.
Öðle namazýndan sonra Osman’ýn terzi dükkanýna gitti. Dükkânda, Osman gibi yýpranmýþ eski havasýný kaybetmiþti. Hasta olduðu için yerinden zorlanarak kalkan Osman kapýyý arkadan kilitledi.
“Gel bana yardým et Stratis; burada senin para kesen var. Çýkaralým þunu" dedi.
Ýkisi beraber koca yer taþýný oynattýlar yerinden ve para kesesini çýkardýlar. Kese küçülmüþtü. Stratis daha bir þey sormadan söze giren Osman; "Stratis kardeþim Yunan iþgali sýrasýnda kýz kardeþim öldürüldü. Aðzýmýzý açýp kimin öldürdüðünü soramadýk. Býraktýðýn dükkanlarý oðullularýma verdim çalýþtýrsýnlar diye, lakin dükkanlar iþgal sýrasýnda maalesef sýkça talan edildi. Kesenden ise borç olarak Cemil’e altýn verdim. O da zeytin yaðýný satýnca getirip verecek."
Stratis yerinden kalktý. Sýký sýký sarýldý ve Osman’a teþekkür etti. Dükkanlarým sana helal olsun. Güle güle kullan. “Ben Midilli adasýndan 1928'de Sakýz adasýna göçtüm. Eski topraklarýmýzýn üstünde yaþayýp gidiyoruz. Kýzlarým evlendi. Torunlarým var. Haným sýkça hastalanýyor.

Foça eski çarþý
Ceketim Sende Kalsýn Hatýram Olsun
Sen eðer bir gün iyileþirsen, yengemi de al gel bize, istediðin kadar misafir ol kardeþim” dedi. Sýrtýndaki ceketini çýkarýp "Sen terzisin daha iyisini yaparsýn ama benim ceketim sende kalsýn onu giy ve beni hiç unutma.” diyerek ceketini Osman’ýn omuza geçirdi.
Bir müddet sonra dükkândan çýktýlar. O gece de otelinde yatan Stratis ertesi gün Foça’dan Sakýz adasýna yola çýkan tuz yüklü gemi ile beþiðinin olduðu yere Sakýz adasýnýn baþkenti Chios’a doðru giderken, Foça’da kalmak istercesine adeta yüreði yerinden fýrlýyordu. Çektiði ayrýlýk acýsýna daha fazla dayanamayýp baþýný vapurun istikametine doðru çevirse de sýkça dönüp tekrar tekrar Foça’ya doðru bakýp anýlarýný düþünmeden edemedi.
Ýki sýký arkadaþlar birbirlerinden bir daha hiç haber alamadýlar.
Giden o güzel yürekli insanlarýn ardýndan sadece acý tatlý hatýralar oldu.
Foça 29.12.2022

1914

Büyükdeniz çarþý ve çeþme

115 Sokak Büyükdeniz çarþýsý 1950'li yýllar
Sebahattin Karaca
sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com
Sakýz Adasýnýn 1913’te Yunanlýlarýn idaresi altýna girmesinin ardýndan adadaki yaklaþýk 350 yýllýk Osmanlý hakimiyeti son buldu.
Bu sonuç, o güne kadar adada yaþayan Türklerin ve Müslümanlarýn zorluklar yaþayacaðý anlamýna geliyordu. Öyle de oldu.
Týpký Osmanlý'nýn çekildiði Balkanlarda ve Midilli adasýnda da sýkça görüldüðü gibi burada da Türklere dayatýlan aðýr þartlar ve yaþatýlan kötü muamele neticesinde Türklerin önemli bir bölümü kendi imkânlarýyla Anadolu’ya göç ettiler. Aslýnda bir bakýma göçe zorlandýlar.
Etkiye Karþý Tepki
Osmanlýda ise etkiye karþý tepki gecikmedi. Ýstanbul yönetiminin bilgisi dahilinde olduðu sanýlan, Ýzmir’in kuzeyinde bir eþkýya hareketi baþladý. Baþta Seyrek, Foça ve köylerinde geniþ kapsamlý olmak üzere bu hareketin içindeki bir grup eþkýya 1914 yýlýnýn Haziran ayýnda, Foça’ya girdi. Eþkýyalarýn “Bir hafta içinde Rumlar Foça’yý terk edecek; her birey yanýna en fazla yirmi dolar ile yirmi kilo bavul alabilecek. Fazlasýna müsaade edilmeyecek” demesi üzerine, her Rum hanesinde olduðu gibi Stratis’in evini de endiþe, telaþ ve korku sardý.
Ellisine merdiven dayamýþ Stratis için bu korku bir ilk deðildi. Yirmili yaþlarýndayken anne, baba ve oðul Sakýz adasýnda ailecek tüccarlýk yaparlarken 1881 yýlýnda yaþanan ve otuz bin adet hanenin yýkýldýðý, adanýn yerle bir olduðu korkunç depremin ardýndan yollara düþüp gelip Foça’ya yerleþmiþlerdi.
O yýllar Foça’nýn geliþim yýllarýydý. Osmanlý Foça’da liman, hangar ve depolar yapýyordu. Düyun-u Umumiyenin idare edeceði tuz ticareti buradan yürütülecekti.
Foça limanýnýn bitmesi ve iþletmeye açýlmasýyla birlikte Foça pek çok açýdan en parlak yýllarýný yaþamaya baþlamýþtý.
Bu arada Foça’ya yerleþmenin ardýndan ticarete atýlan Stratis, kendisi gibi Sakýz’dan gelen Helen ile evlenmiþ; üç kýz çocuðu olmuþtu. Ailecek mutluydular. Komþuluklarý iyiydi. Kendileri adalý, kýzlarý Foçalý olarak anýldýlar hep.
Kýzlar zaman içinde büyümüþ evlenme çaðýna gelmiþlerdi. Her bir kýzýnýn bir dükkâný olmasýný arzu ediyordu. Kýsa sürede eski adý “Kayalar Mahallesi” olan, þimdiki adý ile Atatürk Mahallesi’nin Cumhuriyet Meydaný'nda 115 sokaðýn giriþindeki çeþmenin yakýnlarýnda, bir zamanlarýn en eski ve en büyük çarþýsýnda, ekmek fýrýný, bakkal ve manifatura dükkâný açtýlar. Dükkanlarda eþi Helen, kýzlarý Stela, Maria ve Dimitra ile iþlerini yapýyor, ticari hayatlarýný sürdürüyorlardý.
Çetelerce kendilerine tanýnan bir haftalýk sürenin daha yarýsýna gelmeden, binlerce insan vapurlarla Foça’yý terk etmiþ; Midilli’ye ve diðer adalara gitmiþti. Foça, Yenifoça ve köylerinden göçenlerin sayýsý bir haftada on bini bulmuþtu. Bavullarý hazýrlamak kolay olmuyordu. Dönüþü olmayan yola giderken, insan yanýna ne almalýydý, bilmiyorlardý. Þaþkýn, düþünceli ve üzgündüler.
Son gecenin þafak vaktinde hep beraber içinde mücevher ve biraz da altýn olan küçük testinin aðzýný bal mumu ile kapattýktan sonra evlerinin bahçesindeki kuyunun batýsýnda kazdýklarý derin çukura kimseye görünmeden gömdüler.
Ayný gecenin sabahýnda Stratis, dükkânlarýn anahtarlarýný ve büyükçe bir para kesesini yaný baþýndaki komþusu Terzi Osman’a verirken elleri titriyor, göz yaþlarýný tutamýyordu. “Dükkanlarýmýn ve paramýn emaneti sanadýr komþu” dediðinde yere yýðýlacak kadar bitkindi. Umutla ve inançla Terzi Osman’ýn gözünün içine bakýyor ve sürekli aðlýyordu. Bir haftada gözleri çökmüþ mosmor kesilmiþti. Eþinin ve çocuklarýnýn da durumu aynýydý. Kýzlarýnýn çocukluðu ve gençliði Foça’da geçmiþ hepsinin ayrý ayrý sýnýflarda okumasýndan dolayý pek çok oyun arkadaþý olmuþtu.

1914 Büyükdeniz liman
Son Gün Son Vapur
O gün adadan gelecek vapur son seferini yapacaktý. Stratis ve ailesinin ise Foça’daki son günleriydi. Sýra ev komþularýyla vedalaþmaya gelmiþti. Sarýlmalar ve helalleþmelerin ardýndan sahile indiler. Yanlarýnda dip temel komþusu ve hatýrý sayýlý olan Hüsnü Çelebioðlu vardý. Hüsnü Aða komþularýný uðurlamaya gelmiþti. Açýkta bekleyen vapurdan kýyýya gelen üç kayýk dakikalar içinde týka basa doldu. Stratis ve Helen de kayýða atladýðý sýrada kayýkçý “Durun yeter batacaðýz yoksa” diyerek kýyýdan ayrýldý. Kýzlarla birlikte yaklaþýk yirmi kiþi daha ellerinde bavullarla oracýkta kalakalmýþtý. Hüsnü aða Stratis’e seslendi. “Bir sonraki vapur gelmezse sen meraklanma, ben kýzlarý en kýsa sürede Midilli’ye bir yolunu bulur gönderirim” dedi.
Korkulan oldu. Kayýklar gelmiyor aksine vapur da yolcu kapasitesini çoktan aþtýðý için limaný terk ediyordu.
Dehlizde Güneþsiz Günler
Ýnsanlar akþam vaktine kadar sahilde umutla beklerken bir yandan da “ya baþka bir vapur gelmezse” diye düþündükçe korkudan yürekleri aðýzlarýna geliyordu. Vapurdan umutlarýný kesenler evlerine dönmediler. Kýyýdaki ormanlara daðýldýlar. Hüsnü Aða ise Stela, Maria ve Dimitra’yý alarak kendi evine getirdi. Evinin altýndan geçen dehlize sakladý. Günler bir yana saatler bile geçmiyordu. Eþkýyalar Foça’dan ayrýlýnca, Hüsnü aða yaklaþýk on gün dehlizde kalan kýzlarý çýkardý evine aldý. O gece evde kaldýlar. Banyo yapýp rahatladýlar. Hüsnü Aða; “Yarýn sizi Midilli’ye gönderiyorum” dedi.
Büyük abla dayanamadý. Hüsnü amca bizim evin bahçesinde bir testimiz saklý babam gömmüþtü. Onu da alýp götürsek yolda baþýmýza bir iþ gelir mi? diye sordu. “Gelmez kýzým sizi götürecek balýkçý bana akraba olur. Korkmayýn meraklanmayýn” dedi.
O gece yerinden çýkardýklarý testinin içindekileri, üç kýz kardeþ üzerlerindeki kýyafetlerin içlerine sýkýþtýrdýlar. Önceden ayarlandýðý gibi sabah erkenden balýkçý yelkenleri açtý. Ayný gün içinde Midilli’ye vardýlar. Kýzlarýna kavuþan Stratis ve Helen her türlü acýya raðmen çok mutlu oldular. Hüsnü Aðaya bir bohça içinde hediye gönderdiler.

Büyükdeniz sahili ve dükkanlar
Sevinç ve Hüzün Bir arada
1930’larýn sonlarýnda yolu Foça’ya düþen Stratis, Kaan oteline (Þimdi Akbank hizmet binasý) yerleþti. Birkaç gün kalacak eski dostlarýyla, komþularýyla hasret giderecekti. Terzi Osman ile de görüþmesi gerekiyordu. Ama her þeyden önce kýzlarýna kavuþmasýný saðladýðý için önce Hüsnü Aðaya uðramanýn doðru olacaðýný düþünüyordu.
Öyle yaptý. Hatýr gönül bilen vefalý komþusu Hüsnü aðanýn kapýsýný çaldý. Aðanýn hayatta olmadýðýný öðrenince dizlerinin üstüne kapandý ve hüngür hüngür aðladý. Çok üzülmüþtü. O üzüntüyle çarþýya indi. Saðý solu süzdü, inceledi tanýdýklarýyla tokalaþtý, kucaklaþtý. “Burasý benim memleketim, benim yurdum” dedi.
Osman’ýn oðullarýyla tanýþtý. Üç dükkanýný Osman’ýn üç oðlu iþletiyordu. Osman’ýn dükkân kapalýydý.
“Neden babanýzýn dükkân kapalý”? diye sordu.
Çocuklardan birisi “evde hasta yatýyor" dedi.
“Müsaitse evin durumu, görmek isterim babanýzý” dedi.
Büyük oðlan “müsait” gidelim dedi. Birlikte eve gittiler. Osman, Stratis’i görünce sevinçten fýrladý yataðýndan; lakin dizleri taþýyamadý Osman’ý. Stratis, halýnýn üstüne düþen Osman’a eðilerek sarýldý. Kucaklaþtýlar. Gülüþtüler. Birbirlerine “saçlarýn aðarmýþ” diye þaka yaptýlar. Akþam yemeðini beraber yediler.
Eh geç oldu, veda zamaný geldi. Yarýn tekrar görüþürüz “ dedi Stratis.
Eðil yanýma diye iþaret etti Osman. Stratis eðildi. Usulca “yarýn öðlen namazýndan sonra benim dükkâna gel” dedi.
“Olur gelirim” dedi Stratis. Oradan oteline geçti. Sabahý zor etti. Karmakarýþýk duygular içinde gözüne uyku girmedi. Hem Foça’da olmaktan sevinçli hem hüzünlü hem de Hüsnü Aðadan dolayý çok üzüntülüydü. Kim bilir eski tanýdýklardan arkadaþ ve müþterilerinden daha kimler göçtü gitti bu dünyadan, oralarý düþünmek bile istemiyordu.
Öðle namazýndan sonra Osman’ýn terzi dükkanýna gitti. Dükkânda, Osman gibi yýpranmýþ eski havasýný kaybetmiþti. Hasta olduðu için yerinden zorlanarak kalkan Osman kapýyý arkadan kilitledi.
“Gel bana yardým et Stratis; burada senin para kesen var. Çýkaralým þunu" dedi.
Ýkisi beraber koca yer taþýný oynattýlar yerinden ve para kesesini çýkardýlar. Kese küçülmüþtü. Stratis daha bir þey sormadan söze giren Osman; "Stratis kardeþim Yunan iþgali sýrasýnda kýz kardeþim öldürüldü. Aðzýmýzý açýp kimin öldürdüðünü soramadýk. Býraktýðýn dükkanlarý oðullularýma verdim çalýþtýrsýnlar diye, lakin dükkanlar iþgal sýrasýnda maalesef sýkça talan edildi. Kesenden ise borç olarak Cemil’e altýn verdim. O da zeytin yaðýný satýnca getirip verecek."
Stratis yerinden kalktý. Sýký sýký sarýldý ve Osman’a teþekkür etti. Dükkanlarým sana helal olsun. Güle güle kullan. “Ben Midilli adasýndan 1928'de Sakýz adasýna göçtüm. Eski topraklarýmýzýn üstünde yaþayýp gidiyoruz. Kýzlarým evlendi. Torunlarým var. Haným sýkça hastalanýyor.

Foça eski çarþý
Ceketim Sende Kalsýn Hatýram Olsun
Sen eðer bir gün iyileþirsen, yengemi de al gel bize, istediðin kadar misafir ol kardeþim” dedi. Sýrtýndaki ceketini çýkarýp "Sen terzisin daha iyisini yaparsýn ama benim ceketim sende kalsýn onu giy ve beni hiç unutma.” diyerek ceketini Osman’ýn omuza geçirdi.
Bir müddet sonra dükkândan çýktýlar. O gece de otelinde yatan Stratis ertesi gün Foça’dan Sakýz adasýna yola çýkan tuz yüklü gemi ile beþiðinin olduðu yere Sakýz adasýnýn baþkenti Chios’a doðru giderken, Foça’da kalmak istercesine adeta yüreði yerinden fýrlýyordu. Çektiði ayrýlýk acýsýna daha fazla dayanamayýp baþýný vapurun istikametine doðru çevirse de sýkça dönüp tekrar tekrar Foça’ya doðru bakýp anýlarýný düþünmeden edemedi.
Ýki sýký arkadaþlar birbirlerinden bir daha hiç haber alamadýlar.
Giden o güzel yürekli insanlarýn ardýndan sadece acý tatlý hatýralar oldu.
Foça 29.12.2022

1914

Büyükdeniz çarþý ve çeþme

115 Sokak Büyükdeniz çarþýsý 1950'li yýllar
Sebahattin Karaca
sebahattinkaraca35@hotmail.com
"Sebahattin Karaca" bütün yazýlarý için týklayýn...
