Ahmet Zeki YEÞÝL
KAFAM KARIÞIK LEYLA
Hava sýcak, beynim biraz yumuþak. Üstelik kafam da karýþýk Leyla. Havadaki rutubet artýnca internet yavaþladý. Baðlanmamak lazým internete öyle körü körüne. Anla beni, delirmek geliyor içimden. Bir günlüðüne izin ver, serseri mayýn gibi dolanayým etrafýnda. Söyle, hangi gün sana uygun? Ben iflah olmam yine severim. Sözüm söz, þiir mayasýnda sözler söylerim. Odunun biriyim ama Mecnun gibi sadece sana yanarým. Küresel ýsýnma, ozon tabakasýnda yýrtýlma, falan filan. Söylemesi ayýptýr leþ gibi sen kokuyorum. Ýnadým inat, deodorant kullanmýyorum. Çünkü, hayatýmý boþ baklavaya benzetiyorum. Her þey onunla baþladý. Sonra boþ tost, boþ pide, boþ pizza ve boþ mantý girdi hayatýmýza. Ancak, birinciliði boþ tosta verdiler. Bir dudak payý hatýra býraktým bardaðýmda, her yudumda beni hatýrla. Oysa, çok güzel hayallerimiz vardý. Hepsi kabak gibi ortadaydý. Önüne gelenin ellemesi hoþ olmadý. Olmaz böyle Leyla! Bir kez olsun, gönüllülük esasýna dayalý olarak demokratik bir ortamda seviþemedik seninle. Bir nevi, seviþmeye eksik teþebbüstü bizimki.
Seviyeli iliþki kaç metredir, ne bileyim ben. Kafam karýþýk, geri ödemesi yüksek aþklara girdim sinirimden. Kafam karýþýk ama özgürlüðüme düþkün bir insaným. Gidiyorum buralardan, bensiz kalsýn bu þehir. Herkes anlasýn Hanya’yý Konya’yý. Duydun mu, Tanzanya'da burun karýþtýrma özgürlüðü varmýþ. Yolum uzun ömrüm kýsa, ver elini Tanzanya. Mazot pahalý, insan insana kavuþmaz; dað daða viyadükle kavuþur. Ýnan, gittikçe seni daha çok seviyorum. Anladým ki, dünyayý yakarsa manyaklar yakacak. Nerede o eski insanlar? Boþ vakitlerinde, yaþadýklarý maðaralarýn duvarlarýna çöp adam resimleri çizerlermiþ. Ne demek istediklerini gel de anla. Bir gün, güzel atlara binip arkalarýna bakmadan gitmiþler. Geri dönmediklerine göre, ya atlar sucuk oldu ya da oralarda iþ bulup çoluk çocuða karýþtýlar.
Karným ne zaman guruldasa, senfonik naðmeler gelir kulaðýma. Boþ mide sahibine durum bildirir. Boþ beyinden ise hayýr gelmez. Önümde duran trafik levhasýndaki “Yavaþ” yazýsýný “Lavaþ” olarak okumuþum. Düþün artýk ne haldeyim. Zaten, þunun þurasýnda ne kadar ömrümüz kaldý? Belki de yarýn, bir maganda kurþununa kurban gideceðim. Pilavdan dönenin kaþýðý kýrýlsýn. Arabalý pilavcýdan tavuklu pilav yedim. Yediðim, gezen tavuk muydu yoksa yatan tavuk muydu sormadým. Ben buna deðil de, pilav yiyenlerden birinin telefon konuþmasýna takýldým. “Leylacým þu anda iþ görüþmesindeyim, sonra görüþelim” diyordu. Ahenkli ses tonuyla söylenen bu cümlede adýnýn geçmesinden þüphelenmedim. “Dünya, bu güzel insanlarýn yüzü suyu hürmetine dönüyor” dedim içimden. Ne yapsýn adam, sokaða dökülüp hakkýný mý arasýn?
Duyduðuma göre sen, hayal kurmayý býrakmýþsýn. Yani, öküzü öldürdün ortaklýðý bozdun. Tavuklu pilav seven bir sevgili bulunca beni unuttun. Karýþýk kafamla benim anladýðým iþte bu. Unutma, kasten sevmek suç deðildir. Aþka fesat karýþtýrmak ve zimmetine sevgili geçirmek suçtur. Kafam karýþýk Leyla, seni deðil halet-i ruhiyeni affediyorum.
Ahmet Zeki YEÞÝL
"Ahmet Zeki YEÞÝL" bütün yazýlarý için týklayýn...
Hava sýcak, beynim biraz yumuþak. Üstelik kafam da karýþýk Leyla. Havadaki rutubet artýnca internet yavaþladý. Baðlanmamak lazým internete öyle körü körüne. Anla beni, delirmek geliyor içimden. Bir günlüðüne izin ver, serseri mayýn gibi dolanayým etrafýnda. Söyle, hangi gün sana uygun? Ben iflah olmam yine severim. Sözüm söz, þiir mayasýnda sözler söylerim. Odunun biriyim ama Mecnun gibi sadece sana yanarým. Küresel ýsýnma, ozon tabakasýnda yýrtýlma, falan filan. Söylemesi ayýptýr leþ gibi sen kokuyorum. Ýnadým inat, deodorant kullanmýyorum. Çünkü, hayatýmý boþ baklavaya benzetiyorum. Her þey onunla baþladý. Sonra boþ tost, boþ pide, boþ pizza ve boþ mantý girdi hayatýmýza. Ancak, birinciliði boþ tosta verdiler. Bir dudak payý hatýra býraktým bardaðýmda, her yudumda beni hatýrla. Oysa, çok güzel hayallerimiz vardý. Hepsi kabak gibi ortadaydý. Önüne gelenin ellemesi hoþ olmadý. Olmaz böyle Leyla! Bir kez olsun, gönüllülük esasýna dayalý olarak demokratik bir ortamda seviþemedik seninle. Bir nevi, seviþmeye eksik teþebbüstü bizimki.
Seviyeli iliþki kaç metredir, ne bileyim ben. Kafam karýþýk, geri ödemesi yüksek aþklara girdim sinirimden. Kafam karýþýk ama özgürlüðüme düþkün bir insaným. Gidiyorum buralardan, bensiz kalsýn bu þehir. Herkes anlasýn Hanya’yý Konya’yý. Duydun mu, Tanzanya'da burun karýþtýrma özgürlüðü varmýþ. Yolum uzun ömrüm kýsa, ver elini Tanzanya. Mazot pahalý, insan insana kavuþmaz; dað daða viyadükle kavuþur. Ýnan, gittikçe seni daha çok seviyorum. Anladým ki, dünyayý yakarsa manyaklar yakacak. Nerede o eski insanlar? Boþ vakitlerinde, yaþadýklarý maðaralarýn duvarlarýna çöp adam resimleri çizerlermiþ. Ne demek istediklerini gel de anla. Bir gün, güzel atlara binip arkalarýna bakmadan gitmiþler. Geri dönmediklerine göre, ya atlar sucuk oldu ya da oralarda iþ bulup çoluk çocuða karýþtýlar.
Karným ne zaman guruldasa, senfonik naðmeler gelir kulaðýma. Boþ mide sahibine durum bildirir. Boþ beyinden ise hayýr gelmez. Önümde duran trafik levhasýndaki “Yavaþ” yazýsýný “Lavaþ” olarak okumuþum. Düþün artýk ne haldeyim. Zaten, þunun þurasýnda ne kadar ömrümüz kaldý? Belki de yarýn, bir maganda kurþununa kurban gideceðim. Pilavdan dönenin kaþýðý kýrýlsýn. Arabalý pilavcýdan tavuklu pilav yedim. Yediðim, gezen tavuk muydu yoksa yatan tavuk muydu sormadým. Ben buna deðil de, pilav yiyenlerden birinin telefon konuþmasýna takýldým. “Leylacým þu anda iþ görüþmesindeyim, sonra görüþelim” diyordu. Ahenkli ses tonuyla söylenen bu cümlede adýnýn geçmesinden þüphelenmedim. “Dünya, bu güzel insanlarýn yüzü suyu hürmetine dönüyor” dedim içimden. Ne yapsýn adam, sokaða dökülüp hakkýný mý arasýn?
Duyduðuma göre sen, hayal kurmayý býrakmýþsýn. Yani, öküzü öldürdün ortaklýðý bozdun. Tavuklu pilav seven bir sevgili bulunca beni unuttun. Karýþýk kafamla benim anladýðým iþte bu. Unutma, kasten sevmek suç deðildir. Aþka fesat karýþtýrmak ve zimmetine sevgili geçirmek suçtur. Kafam karýþýk Leyla, seni deðil halet-i ruhiyeni affediyorum.
Ahmet Zeki YEÞÝL
"Ahmet Zeki YEÞÝL" bütün yazýlarý için týklayýn...
