PÝRÝ REÝS’ÝN “YUNT ADALARI” DEDÝÐÝ, GÜNÜMÜZÜN CUNDA YA DA ALÝBEY ADASI / Iþýk Teoman
Iþýk Teoman

Iþýk Teoman

PÝRÝ REÝS’ÝN “YUNT ADALARI” DEDÝÐÝ, GÜNÜMÜZÜN CUNDA YA DA ALÝBEY ADASI



*Cunda Adasý’nýn tepelerine mutlaka çýkýn, doðayý oradan izleyin, göreceksiniz; boðazlar, adalar iç içe girmiþ muhteþem koylar, öyle ki güzelliklerin tadýna doyamayacaksýnýz.

Ayvalýk üzerine sayýsýz kitaplarý olan, kentin belleðini hafýzalara kazýyan yazar Ahmet Yorulmaz, “Ayvalýk’ý Gezerken” isimli kitabýnda þöyle anlatýyor Cunda’yý:

“Güzelliklerine doyulmayan, adeta tanrýnýn kullarýna bir lütfu gibi olan Ayvalýk’ýn karþýsýndaki adaya da Cunda deniyor. Bu adýn Piri Reis’in ‘Kitab-ý Bahriyesi’ndeki Yund Adalarý olduðu, Yund adýnýn giderek Cunda’ya dönüþtüðü sonucuna varýyoruz. Ayvalýk’ta emperyalist düþmana karþý ilk asker kurþununu attýrmýþ komutan Ali Çetinkaya anýsýna Alibey Adasý dendi. Her iki isim de kullanýla geliyor, kimse yadýrgamasýn, yabancý kaynaklý isim sanmasýn. Bazý yetki sahibi kimseler, 1980 darbesinde, bu isimde Rumluk arama sevdasýna düþmüþlerdi de… Çünkü Rum teba oraya ‘Moshonisi (Kokulu Ada) diyordu, bu bir… Ýkincisi, Piri Reis’ten yola çýktýk yorum yaptýk; fakat bir de bakýyoruz ki, Ýtalyancada da izi var Cunda’nýn, gemilerin yatay sereni anlamýna geliyor. Gerçekten haritaya baktýðýmýzda da Cunda, yatay seren gibi! Kýsacasý Piri Reis’in Yund Adalarý’yla Ýtalyanlarýn Cunda sözcüðü birbirine yakýn. Üstelik Cunda’nýn bir yýðýn adasý var. Yani coðrafyayla da doðrulanýyor”

Ýzmir-Çanakkale yolundan ilerlerken Ayvalýk levhasýný gördüðünüzde yeþilin göbeðine düþüverir insan. Kavþaktan sola dönüp, saðlý sollu yeþil bir vadiden geçer, çam kokularý arasýnda yol alýp bu kentin büyüsüne kapýlýrsýnýz ve kýsa sürede iyot kokusu genzinizi kaplar. Tatlý bir serinlik yüreðinizin ta derinlerine kadar gider. Hele ki gelen, “Ben buraya yerleþirim!” der.

Doðrudan Cunda Adasý’na gitmek isteyenler, mezarlýðýn karþýsýndaki yolu takip ederek kent merkezinin araç trafiðinin yoðunluðunu yaþamadan kýsa süre içinde adaya ulaþabilir. Ama alýþveriþ yapmak, Ayvalýk’ýn buram buram tarih kokan sokaklarýný gezmek isteyen, yarým gününü kent merkezindeki mini geziye ayýrabilir.



Tostçular Çarþýsý’na uðramadan olmaz

Dileyen, yine saðlý sollu çam aðaçlarýyla kaplý yoldan ilerleyerek sahile inebilir, uygun bulduðu bir otoparka aracýný emanet ettikten sonra Arnavut kaldýrýmlý, zar taþlarýyla kaplý tarihi kent sokaklarýnda turlayabilir. Kiliseden dönme camiler, gerçek bir müze kilise Taksiyarhis’i gezebilir. Daracýk sokaklarýnda, Rum mimarisiyle benzenmiþ sarýmsak taþlý yapýlardan gözlerini alamaz insan. Cadde ve sokak aralarýna adeta serpiþtirilmiþ gibi küçücük dükkanlardan zeytinyaðý, sabun ve zeytin satýn alabilir. Açlýðýný yatýþtýrmak için, Ayvalýk Belediye Baþkaný Mesut Ergin’in yenileyip hizmete sunduðu “Tostçular Çarþýsý”nda Ayvalýk tostu yiyerek öðünü geçiþtirebilir.

Türkiye’nin ilk Boðaz Köprüsü Cunda’da

Türkiye’nin ilk Boðaz Köprüsü denildiðinde hemen herkesin aklýna Ýstanbul gelir. Ama hiç de öyle deðil! Türkiye’nin ilk Boðaz Köprüsü 1966 yýlýnda Senatör Nejat Sarlýcalý’nýn önayak olmasýyla yapýlmýþ 54 metre uzunluðunda toplam altý ayak üzerinde duran köprünün üzerinden geçip gidilir Cunda Adasý’na. Bir anda zeytin ormaný yolunuzu kaplar, bir yanda mavi deniz ve üzerine boncuk gibi sýralanmýþ adalar, diðer yanda asýrlýk zeytin aðaçlarýndan yayýlan mis gibi çiçek kokularý arasýnda her biri, yüz belki de iki yüz yýllýk, yorgun Rum evlerinin arasýndan süzülürsün sahile doðru. Cývýl cývýl restaurantlar, caddede, sokak aralarýnda, sahilde, adým atýlan her yerde. Balýk, meze kokularý arasýnda dolaþýrken, yorgunluk kahvesi içilir asýr yaþý geçmiþ Taþ Kahve’de.



Deniz yolculuðu da pek keyifli

Yazlarý Ayvalýk’tan ve Cunda’dan, saat baþlarýnda, yoðun zamanlarda 15 dakikada bir karþýlýklý motorlar da kalkýyor. Yaklaþýk 15 dakika süren deniz yolculuðu, dinlenmeye gelenlere kýsa sürede olsa eðlenceli gelebilir. Ýster karayoluyla, ister denizyoluyla ikisi de keyifli, ikisi de huzurlu ve dingin. Özellikle sýcak yaz akþamlarýnda Cunda’dan ahþap gövdesiyle sallana salana karanlýðý yaran tekneyle Ayvalýk merkezine dönmek, uzaktan karanlýðýn içinde ýþýldayan tarih kente dönüþ yapmak, onun tadý da ayrý bir güzel.

Teoman Madra’yý anmadan geçmek istemiyorum

Yýllardýr Ayvalýk ve bölgesine yaptýðýmýz gezilerin sayýsýný hatýrlamýyorum. Ama artýk bir yýldýr Ayvalýk’ta yaþýyorum. Yeryüzünde yeþil ve mavinin gerçek renklerinin Ayvalýk’ta olduðuna inanýrým. Ýnsanlar Ayvalýk’ta oksijen yerine zeytinyaðýnýn kokusunu soluyup ciðerlerine çekerler. Çam aðaçlarý ile zeytin aðaçlarýnýn kardeþçe yaþadýðý baþka bir yer yoktur ülkemizde. Ayvalýk Körfezi’nin mavi sularýnda yer alan 22 ada yöreye ayrý bir güzellik katar. Cunda Adasý’na vardýðýnýzda en yüksek tepeye mutlaka çýkýn, doðayý izleyin, boðazlarýn, adalarýn, iç içe, koyun koyuna girmiþ koylarýn, çam ve zeytin ormanlarýnýn güzelliðine doyamayacaksýnýz. Bu güzelliklerin korunmasýnda günümüze kadar gelmesinde çok önemli katkýlarý ve giriþimleri olan Teoman Madra’yý anmadan geçmek istemiyorum. Ayvalýk’ýn doða ve kültür varlýklarýnýn korunmaya alýnmasýnda canla baþla çalýþan Teoman Madra giriþimde bulunmasaydý; Kültür Bakanlýðý, Kültür ve Tabiat Varlýklarý Koruma Yüksek Kurulu çok gecikecek, Ayvalýk’ý korumaya almýþ olacak ki iþ iþten geçmiþ olacak güzellikler çoktan talan edilmiþ olacaktý.



Kozak yolunu da öneririm

Ýzmir’den gelecekler için Kozak yolunu da önerebilirim. Bergama’dan sonra çam aðaçlarý ve fýstýk çamlarý ile kaplý bu özel ve güzel yöre, yol kenarlarýna sanki serpiþtirilmiþ gibi duran köyleri ile gerçekten bakir ortamýyla ender doðal varlýklarýmýzdan. Kozak yolunun hemen giriþinde yer alan Ýncecikler köyünde kahve yok ama onun yerine kütüphanesini gençler doldurmuþ. Sonra sýrasýyla Kozak Köyü, fýstýk çamlarýnýn en yoðun olduðu bölgelerden biri olan Göbeller Köyü, Hisarköy, Akçapýnar Köyü bu köyler el deðmemiþ güzellikleri hala barýndýrýyor. Kozak yolunun büyüleyici ve nefes kesici yolculuðunun ardýndan Ayvalýk’a ulaþmak da pek keyifli.

Cunda’nýn komþuya bakan yüzü

Ayvalýk Adalarý, doðal yapýsýnýn zenginliði ve güzelliði nedeniyle 1995 yýlýnda 17 bin 950 hektarlýk bir alaný Jeomorfolojik Tabiat Parký olarak ilan edilmiþ. Bazý adalar bitki örtüsünden yoksun, bazýlarý ise seyrek bitki örtüsüne sahip. Eski daðlarýn tepelerinin uzantýsý bölgedeki adalarýn oluþumunda büyük rol oynadýðý anlaþýlýyor. Cunda’nýn komþuya bakan yüzünde yüz binlerce zeytin aðacý gökyüzüne uzanýyor ve tümü de çiçeklerini açtýðý için çevreye hoþ bir koku yayýlýyor. Kamp alanlarý çadýrcýlar için bulunmaz nimet. Deliksiz bir uykunun ardýndan kampta sabah kuþ sesleri arasýnda ve muhteþem bir zeytin ormanýnýn içinde pýrlanta gibi koyun ortasýnda uyanmanýn tadýný baþka yerde bulmak pek mümkün deðil.



Adalarýn en büyüðü

Ayvalýk Adalarý’nýn 22’sinin arasýndan en büyüðü olan Cunda, 18. yüzyýl nostaljisinin yaþattýðý farklý ortamýyla herkesin büyülenerek ve hayranlýkla gezdiði bir ada. Ayvalýk ile kara baðlantýsýnýn bulunmasý ulaþýmý kolaylaþtýrmýþ. Ayvalýk’tan kalkan tur tekneleri koylardaki tüm adalarýn gezilmesine olanak saðlýyor. Adada çok sayýda kilise ve manastýr olmasýna karþýn birçoðu günümüze kadar ulaþamamýþ. Panaya Kilisesi’nin duvar kalýntýlarýný Bakkal Sokaðý’nýn baþýnda, Agios Yannis’in dört duvarýný ise giriþte görmek mümkün. Ayýþýðý Manastýrý kuzey yolunda özgün yapýsý ile hemen dikkatleri çekiyor. Geçmiþe uzanan bu bilgilerin ardýndan Cunda’nýn Arnavut kaldýrýmlý sokaklarý hiç atlamadan karýþ karýþ dolaþmak çok keyifli olur. Rum evlerini, begonvilli, incir kokan bahçeleri, rengarenk sardunyalarý, geçmiþten günümüze uzanan çizgilerini doyasýya özümsenebilinir.

Yine Ahmet Yorulmaz’a kulak verelim, önerilerini dinleyelim:

Paha biçilmez güzellikleri olan, büyüleyen bir denizin çevrelediði ve önceki oturanlarýnca “Küçük Paris” diye adlandýrýlan Cunda’da günbatýmýný, kah tepelerinden, kah kýyýlarýndan izlemek, insana olaðanüstü hoþ bir ruh dinliði verir. Baþýnýzda yazlýk bir þapka olmasý koþuluyla, sokaklarýnda, tepelerinde, kýyýlarýnda hatta adalarýnda dolaþtýnýz; canýnýzýn çektiði yerlerde denize girdiniz, birkaç kulaç atarak, kimi yerde de merakýnýz varsa, dalarak, kimi kuytuda uykuya dalarak, güneþin Midilli sýrtlarýndan yok oluþunu da izleyerek, akþamý ettiniz. Acýktýnýz da… Çok acýkmanýz doðal, çünkü güç harcadýnýz, hamlýðýnýzý attýnýz ve en önemlisi bol miktarda su kadar gerekli, hayat kaynaðý katýksýz oksijen aldýnýz… Hatta oksijen bolluðundan bir tuhafsýnýz, adeta sarhoþsunuz da ayýrdýnda deðilsiniz!..

Sahile inerek, bir gazinonun masasýna çöküp, oturun. Sardalyanýzý ya da papalinanýzý; çipuranýzý, fangýrinizi, mercanýnýzý vb. balýðýnýzý, zevkinize uygun bir kadeh içkiyle, -rakýcýlara inat biz, kalite bir þarapla diyeceðiz- yiyin. Ama tavasýný isteyeceðiniz bir balýk ya da –olur a canýnýz çok çeker- ciðer tavasý için, zeytinyaðýný þart koþun!.. Balýða ciðere olsun, -hatta tüm tava iþleri için, - damak tadý meraklýlarý çok iyi bilir, kesinlikle zeytinyaðý gerekir. Bir takým gerekçelerle karþýnýza dikilirse “Ben öyle istiyorum; yað farký varsa, lütfen hesabýma ilave edin” deyin. Çünkü kimi yerler, zeytinyaðýna oranla hem ucuzluðu, hem yanmadan tavada “sürekli kullanýlabilirliði açýsýndan” –ki sürekliliði saðlýða zararlýdýr.-, ayçiçeði yaðýný tercih ediyor. Fakat zeytinyaðýnýn besin deðeri, hele hele lezzeti yanýnda, saðlýk açýsýndan da ancak iki kez tavada kullanýlabildiðinden, ayçiçeðinin sözünün hiç edilmemesi icap eder. Ünü yurtdýþýna aþmýþ taþmýþ zeytinyaðýnýn, ultra güzelinin memleketinde, ayçiçeði yaðýnýn kullanýlmasýnýn ayýp olduðunu düþünelim!

Bir de damak tadýný bilmemek olduðunu…












































































Iþýk Teoman

isikteoman@gmail.com



2 Temmuz 2021 Cuma / 1740 okunma



"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...