Sebahattin Karaca
ANTÝK ÇAÐ’DA BAKCHOS ADASI VE FOÇA KANALI
Antik Çað’da Phokaia kenti komþu þehirlere, özellikle de Smyrna'ya yakýnlýðý ve büyük körfezin giriþinde yer almasýyla göz dolduruyordu. Phokaia koyunun önünde ise limanýn aðzýnda, doðal birer dalgakýran þeklinde, küçük adacýklar bulunuyordu. Antik dönemde yaþayan Phokaialýlarýn bu adalarý foklara (Φώϰη) benzeterek kente Phokaia adýný vermiþ olmalarý ihtimal. Buna karþýn baþka bir ihtimal daha var: O da "Phokaia”nýn “Foklar diyarý” anlamýna geldiði ve Antik ve Orta Çað ile birlikte, günümüzde de Siren kayalarýnýn foklarýn yaþama ve üreme alaný olmasýndan dolayý kente Phokaia adýnýn verilmiþ olabileceðidir. Phokaia kentinin en eski semti, koya doðru uzanan yarýmadanýn üzerinde yer alýyordu. (Kale içi) Yarýmadanýn her iki tarafýnda da güvenli limanlar bulunuyordu.

1838 Foça (Phokaia)
Bakchos adasý
Felix Sartiaux tarafýndan gerçekleþtirilen topoðrafya ve jeoloji araþtýrmalarýyla ortaya çýktýðý üzere, bugün Foça’nýn üzerinde bulunduðu yarýmada, bir zamanlar adaydý. Zamanla bu ada, denizin çekilmesi ve daðlardan yaðmurla gelen alüvyonlarla, anakara ile birleþmiþ ve yarýmada þekline dönüþerek bugünkü halini almýþtýr. Þehrin Akropol’u bugünkü Kayalar Camisi’nin bulunduðu yerdi. Akropol, eski Yunan þehirlerinde, genellikle bir tepenin üzerinde bulunan ve en önemli yapýlar ile tapýnaklarýn korunduðu iç kaledir.
Eski zamanlardaki adý geçen ada, Plinius tarafýndan anýlan Bakchos adasý olsa gerek. Bu ada, ismini belki anakara ile birleþtikten sonra da muhafaza etmiþtir. Her halükarda böyle bir tahminde bulunmak durumundayýz. Çünkü kuzeydoðudaki yel deðirmenli tepeye bugün hâlâ “Bakatanisi Myli” denilmektedir. Bu yer ismi ise, Bakchou Nesos'un yozlaþmýþ þeklidir. Livius'a göre o dönem burada yaþayanlarýn tapýnaklarý ihtiþamlý ve büyüktü. 1953'te bu tapýnaklarýn iki tanesinden kalan sütun baþlýklarý bulunmuþtur. Enleri yaklaþýk 1,80 m olup, sütunlarý da tahminen yaklaþýk 10 m yüksekliðindeydi. Tabii sütun baþlýklarýný, ayný döneme (6. yüzyýl ortalarýna) ait olan baþka Ýyonya tapýnaklarýnýn orantýlarýna göre tamamlarsak bu rakamlara ulaþýyoruz. Eðer bunlar Peripteros tipi tapýnaklar idi ise, ebatlarý hemen hemen 37 m kadar olmalýydý. Maalesef temelleri þimdiye dek sadece hafifçe kazýlmýþ olup, tamamý gün yüzüne çýkarýlmamýþtýr. Böylelikle zemin planý ve yapý hakkýnda netliðe ulaþýlmamýþtýr. Ancak sözü edilen bu iki tapýnak, bir zamanlarýn adasýnýn büyük bir kýsmýný kaplýyordu. Buradan da anlaþýlan ki, bunun sonucunda Phokaia halký, Bakatanisi Tepesi'nin (Çifte Kayalar) etrafýndaki araziye yerleþmek zorunda kalmýþ.
(Bu arada Prof. Ömer Özyiðit baþkanlýðýnda, alanda yapýlan kazýlarla Athena Tapýnaðý'nýn temellerine kadar inildiðini ve çok önemli bulgulara rastlandýðýný, kendisinin yazmýþ olduðu rapor ve makalelerden öðrenmiþ bulunuyoruz.)

Foça, yaðmur sularý ve alüvyon
Arganthonios'un Kent Surlarý
Arganthonios'un Kent Surlarýnýn büyük bölümü, Roma Surlarýnýn altýnda kalmýþ olmalý. Havadan çekilen kayýtlarda, bazý kýsýmlarý hâlâ görünüyor gibi. Livius’a göre surlarýn çevresi 2500 adým = 3570 m. idi. Sartiaux tarafýndan ileri sürülen görüþe göreyse, Livius “passus” (Adým) ile “pes” (ayak) kelimelerini karýþtýrmýþtý. Bu durumda surlarýn çevresi, sadece 750 m. idi. Yani yel deðirmenli tepeyi kapsamasý mümkün deðildi.
6. yüzyýldan kalan bu kent surlarýnýn ortaya çýkarýlmasý önem taþýyor, zira o zaman Arkaik nekropolün yerinin daha kolay tespit edilmesi saðlanacaktýr. Kentin tamamýnýn yakýlýp yýkýldýðý düþünülürse, nekropolün tespiti kazýcýlarýn en büyük hedefi olmalýdýr. Keza Phokaia kentinin Arkaik nekropolü (Mezarlýk), Pitane ve Myrina þehir devletleriyle karþýlaþtýrýldýðýnda, bünyesinde çok daha deðerli mezar eþyalarý barýndýrýyor olmalý. Denize doðru uzanan burnun doðu ucunda, Sartiaux tarafýndan Miken dönemine ait çömlek kýrýklarý gözlemlendi. Anlaþýlan burada, iki bin yýllýk Miken nekropolü bulunuyordu. Kendisi tarafýndan bulunan eþsiz, plaka mermer döþeli caddenin temel hatlarý, belki 6. yüzyýla kadar uzanmaktaydý. Cadde bugün, tahrip olmuþ durumda. Ancak devam eden güzergahý tekrar bulunabilir herhalde.
Yel deðirmeni tepesi Bakatanisi'nin üzerinde, önemli bir kutsal alan yer alýyordu. Buraya kayalara titizlikle oyulmuþ birden fazla merdiven çýkýyor. Doðu tarafýnda, kayaya keskiyle oyulmuþ çok sayýdaki adak niþini ve ayakta duran birtakým figürleri hâlâ görmek mümkündür. Tabii, geçmiþ bin yýllardaki çobanlarca tahrip edilmedikleri ölçüde. Tepenin eteðindeki moloz kütleleri içinde, günümüze daha iyi durumda gelen örneklerini ve belki de tepedeki kutsal alana ait mimari parçalarý bulmak, mümkün olmalý.
(Bu arada anýlan bölgede Prof. Dr. Ömer Özyiðit baþkanlýðýnda, Foça kazý ekibi tarafýndan Antik Anfi Tiyatro bulundu.)

Dere yataklarý
Aioller
M.Ö. X. yüzyýlda Dorlar’ýn baskýsýyla Aioller, geniþ bir zamana yayýlarak, Gediz nehrinin güneyine ve kuzeyine yerleþtiler. Kyme’yi (Aliaða hudutlarý içinde) baþkent yaptýlar. Zaman içinde bölgede, Smyrna (Bayraklý), Larissa(Buruncuk), Myrina, Gryneion, Pitane(Çandarlý) gibi 12 þehir kurdular. Kurulan þehirlerden birisi de Foça (Phokaia) idi.
Phokaia (Foça) nasýl bir Ýyon þehri oldu?
Yunanistan’ýn orta kesimine yerleþen Dorlar, daha önce Aolleri yurtlarýndan nasýl kovdular ve kendileri oralara yerleþtilerse, bu defa da güneyde deniz kýyýlarýnda yerleþik olan Ýyonlarý yerlerinden ettiler. Ýyonlular Ýzmir’in güneyinden Bafa gölüne kadar Milet dahil 12 þehir kurdular. Ýyonlar çok iyi denizciydiler. Bu sayede Ege'de gezip dolaþýrken bir gün Phokaia keþfettiler. O dönemlerde henüz daha ada olan bugünkü kale içini, Ýncir adasýný ve yarým adayý, Küçükdeniz ve Büyükdeniz’in doðal liman olduðunu gören ve savunmak için stratejik önemini keþfeden Ýyonlar adaya yerleþmeye karar verdiler. Ancak bu defa Sakýz Adasý’nda Aiolleri sindirip adaya yerleþtikleri gibi deðil, aksine Aiollerin baþkenti Kyme' ye giderek Aiolia'nýn yönetiminden adaya yerleþmek için izin aldýlar.
Ýyonlarýn adaya yerleþimi
Alýnan izinden sonra M.Ö. 800 yýlýnda Adaya (bugünkü kale içi) yerleþen Ýyonlular, Phokaia þehrinin kültürel ve ekonomik olarak geliþmesini saðlamýþlardý. Phokaia, Aiolia içinde kurulan ilk Ýyon þehri olmuþtur. Heredot’un anlattýðý rivayete göre ikincisi ise Smyrna’dýr. Ýlerleyen asýrlarda bir Aolia þehri olan Phokaia, giderek Ýyon kenti olmuþtur. Ýnce, uzun çok sayýda yolcu ve yük taþýyabilen elli kürekli gemi yapan, iyi denizci ve ticaret erbabý olan Ýyonlar, Aiolia içinde de ticaretlerini de geliþtirmiþlerdi. Ýyonlarýn sayesinde Phokaia, kýsa sürede hayat standardý yüksek, önemli ve zengin bir þehir olmuþtu. Ayný zamanda kültür ve sanat, Phokaia’da çok geliþmiþti. Özellikle Foçalý Ýyonlar, kültür ve sanat aracýlýðý ile Akdeniz’in kýyý kentlerinin kültürel geliþimine ön ayak oldular.

Göç harita ve Foça
Koloniler kurdular Foçalý Ýyonlar
Kolonilerden ilkini Mýsýr’ýn Nil deltasýnda Naukrakis’i (M.Ö. 650), ikincisini Karadeniz’de Amisos (þimdiki Samsun)’u Miletli Ýyonlarla beraber kurmuþlardýr.
(M.Ö. 650). Phokaialý Ýyonlar, Miletlilerden ayrý olarak da M.Ö. 654’te Lampsakos (þimdiki Lâpseki) M.Ö. 600 yýlýnda ise Fransa’daki Massalia (þimdiki Marsilya)’yý kurdular. M.Ö. 564 yýlýnda Alalia (þimdiki Aleria)’yý
Korsika’da, Rhegion (Reggio); Ýtalya’da, Marsilya’dan çýkýþla, yani Marsilyalýlar olarak da çok miktarda koloniler kurmuþlardýr. Bunlar Fransa sahillerindeki Nikaia (Nizza), Antipolis(Antibes), Agethe (Adge); Ýspanya sahillerindeki Mainake(Malaga), Emporion (Ampurias)’týr.
Phokaia, Ýyonlardan sonra sýrasýyla Perslerin, Büyük Ýskender Ýmparatorluðu’nun (M.Ö. 334), Bizanslýlarýn, ve Osmanlý Ýmparatorluðu’nun (1454) egemenliði altýna girdi.
Copyright © 2020-01-30 Tüm Haklarý Saklýdýr.

Turizm Magazin 1983
Kaynaklar:
- Prof. Dr.Ernst Langlotz, Die kulturelle und kunstlerische Hellenisierung der Küsten des Mittelmeers durch die Stadt Phokaia
-Die Griechischen Geschichschreiber der Antike (Herodot, Pausanias ve Strabo)
-Prof. George E.Bean, Âgâische Türkei von Pergamon bis Didyma, Verlag Kohlhammer, Stuttgart 1987
-Foça için Ýzmir’de basýlan Turizm Magazin Dergisi 1983 Yýlý Haziran Sayýsý 4. Sayfa
Sebahattin Karaca
sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com
Antik Çað’da Phokaia kenti komþu þehirlere, özellikle de Smyrna'ya yakýnlýðý ve büyük körfezin giriþinde yer almasýyla göz dolduruyordu. Phokaia koyunun önünde ise limanýn aðzýnda, doðal birer dalgakýran þeklinde, küçük adacýklar bulunuyordu. Antik dönemde yaþayan Phokaialýlarýn bu adalarý foklara (Φώϰη) benzeterek kente Phokaia adýný vermiþ olmalarý ihtimal. Buna karþýn baþka bir ihtimal daha var: O da "Phokaia”nýn “Foklar diyarý” anlamýna geldiði ve Antik ve Orta Çað ile birlikte, günümüzde de Siren kayalarýnýn foklarýn yaþama ve üreme alaný olmasýndan dolayý kente Phokaia adýnýn verilmiþ olabileceðidir. Phokaia kentinin en eski semti, koya doðru uzanan yarýmadanýn üzerinde yer alýyordu. (Kale içi) Yarýmadanýn her iki tarafýnda da güvenli limanlar bulunuyordu.

1838 Foça (Phokaia)
Bakchos adasý
Felix Sartiaux tarafýndan gerçekleþtirilen topoðrafya ve jeoloji araþtýrmalarýyla ortaya çýktýðý üzere, bugün Foça’nýn üzerinde bulunduðu yarýmada, bir zamanlar adaydý. Zamanla bu ada, denizin çekilmesi ve daðlardan yaðmurla gelen alüvyonlarla, anakara ile birleþmiþ ve yarýmada þekline dönüþerek bugünkü halini almýþtýr. Þehrin Akropol’u bugünkü Kayalar Camisi’nin bulunduðu yerdi. Akropol, eski Yunan þehirlerinde, genellikle bir tepenin üzerinde bulunan ve en önemli yapýlar ile tapýnaklarýn korunduðu iç kaledir.
Eski zamanlardaki adý geçen ada, Plinius tarafýndan anýlan Bakchos adasý olsa gerek. Bu ada, ismini belki anakara ile birleþtikten sonra da muhafaza etmiþtir. Her halükarda böyle bir tahminde bulunmak durumundayýz. Çünkü kuzeydoðudaki yel deðirmenli tepeye bugün hâlâ “Bakatanisi Myli” denilmektedir. Bu yer ismi ise, Bakchou Nesos'un yozlaþmýþ þeklidir. Livius'a göre o dönem burada yaþayanlarýn tapýnaklarý ihtiþamlý ve büyüktü. 1953'te bu tapýnaklarýn iki tanesinden kalan sütun baþlýklarý bulunmuþtur. Enleri yaklaþýk 1,80 m olup, sütunlarý da tahminen yaklaþýk 10 m yüksekliðindeydi. Tabii sütun baþlýklarýný, ayný döneme (6. yüzyýl ortalarýna) ait olan baþka Ýyonya tapýnaklarýnýn orantýlarýna göre tamamlarsak bu rakamlara ulaþýyoruz. Eðer bunlar Peripteros tipi tapýnaklar idi ise, ebatlarý hemen hemen 37 m kadar olmalýydý. Maalesef temelleri þimdiye dek sadece hafifçe kazýlmýþ olup, tamamý gün yüzüne çýkarýlmamýþtýr. Böylelikle zemin planý ve yapý hakkýnda netliðe ulaþýlmamýþtýr. Ancak sözü edilen bu iki tapýnak, bir zamanlarýn adasýnýn büyük bir kýsmýný kaplýyordu. Buradan da anlaþýlan ki, bunun sonucunda Phokaia halký, Bakatanisi Tepesi'nin (Çifte Kayalar) etrafýndaki araziye yerleþmek zorunda kalmýþ.
(Bu arada Prof. Ömer Özyiðit baþkanlýðýnda, alanda yapýlan kazýlarla Athena Tapýnaðý'nýn temellerine kadar inildiðini ve çok önemli bulgulara rastlandýðýný, kendisinin yazmýþ olduðu rapor ve makalelerden öðrenmiþ bulunuyoruz.)

Foça, yaðmur sularý ve alüvyon
Arganthonios'un Kent Surlarý
Arganthonios'un Kent Surlarýnýn büyük bölümü, Roma Surlarýnýn altýnda kalmýþ olmalý. Havadan çekilen kayýtlarda, bazý kýsýmlarý hâlâ görünüyor gibi. Livius’a göre surlarýn çevresi 2500 adým = 3570 m. idi. Sartiaux tarafýndan ileri sürülen görüþe göreyse, Livius “passus” (Adým) ile “pes” (ayak) kelimelerini karýþtýrmýþtý. Bu durumda surlarýn çevresi, sadece 750 m. idi. Yani yel deðirmenli tepeyi kapsamasý mümkün deðildi.
6. yüzyýldan kalan bu kent surlarýnýn ortaya çýkarýlmasý önem taþýyor, zira o zaman Arkaik nekropolün yerinin daha kolay tespit edilmesi saðlanacaktýr. Kentin tamamýnýn yakýlýp yýkýldýðý düþünülürse, nekropolün tespiti kazýcýlarýn en büyük hedefi olmalýdýr. Keza Phokaia kentinin Arkaik nekropolü (Mezarlýk), Pitane ve Myrina þehir devletleriyle karþýlaþtýrýldýðýnda, bünyesinde çok daha deðerli mezar eþyalarý barýndýrýyor olmalý. Denize doðru uzanan burnun doðu ucunda, Sartiaux tarafýndan Miken dönemine ait çömlek kýrýklarý gözlemlendi. Anlaþýlan burada, iki bin yýllýk Miken nekropolü bulunuyordu. Kendisi tarafýndan bulunan eþsiz, plaka mermer döþeli caddenin temel hatlarý, belki 6. yüzyýla kadar uzanmaktaydý. Cadde bugün, tahrip olmuþ durumda. Ancak devam eden güzergahý tekrar bulunabilir herhalde.
Yel deðirmeni tepesi Bakatanisi'nin üzerinde, önemli bir kutsal alan yer alýyordu. Buraya kayalara titizlikle oyulmuþ birden fazla merdiven çýkýyor. Doðu tarafýnda, kayaya keskiyle oyulmuþ çok sayýdaki adak niþini ve ayakta duran birtakým figürleri hâlâ görmek mümkündür. Tabii, geçmiþ bin yýllardaki çobanlarca tahrip edilmedikleri ölçüde. Tepenin eteðindeki moloz kütleleri içinde, günümüze daha iyi durumda gelen örneklerini ve belki de tepedeki kutsal alana ait mimari parçalarý bulmak, mümkün olmalý.
(Bu arada anýlan bölgede Prof. Dr. Ömer Özyiðit baþkanlýðýnda, Foça kazý ekibi tarafýndan Antik Anfi Tiyatro bulundu.)

Dere yataklarý
Aioller
M.Ö. X. yüzyýlda Dorlar’ýn baskýsýyla Aioller, geniþ bir zamana yayýlarak, Gediz nehrinin güneyine ve kuzeyine yerleþtiler. Kyme’yi (Aliaða hudutlarý içinde) baþkent yaptýlar. Zaman içinde bölgede, Smyrna (Bayraklý), Larissa(Buruncuk), Myrina, Gryneion, Pitane(Çandarlý) gibi 12 þehir kurdular. Kurulan þehirlerden birisi de Foça (Phokaia) idi.
Phokaia (Foça) nasýl bir Ýyon þehri oldu?
Yunanistan’ýn orta kesimine yerleþen Dorlar, daha önce Aolleri yurtlarýndan nasýl kovdular ve kendileri oralara yerleþtilerse, bu defa da güneyde deniz kýyýlarýnda yerleþik olan Ýyonlarý yerlerinden ettiler. Ýyonlular Ýzmir’in güneyinden Bafa gölüne kadar Milet dahil 12 þehir kurdular. Ýyonlar çok iyi denizciydiler. Bu sayede Ege'de gezip dolaþýrken bir gün Phokaia keþfettiler. O dönemlerde henüz daha ada olan bugünkü kale içini, Ýncir adasýný ve yarým adayý, Küçükdeniz ve Büyükdeniz’in doðal liman olduðunu gören ve savunmak için stratejik önemini keþfeden Ýyonlar adaya yerleþmeye karar verdiler. Ancak bu defa Sakýz Adasý’nda Aiolleri sindirip adaya yerleþtikleri gibi deðil, aksine Aiollerin baþkenti Kyme' ye giderek Aiolia'nýn yönetiminden adaya yerleþmek için izin aldýlar.
Ýyonlarýn adaya yerleþimi
Alýnan izinden sonra M.Ö. 800 yýlýnda Adaya (bugünkü kale içi) yerleþen Ýyonlular, Phokaia þehrinin kültürel ve ekonomik olarak geliþmesini saðlamýþlardý. Phokaia, Aiolia içinde kurulan ilk Ýyon þehri olmuþtur. Heredot’un anlattýðý rivayete göre ikincisi ise Smyrna’dýr. Ýlerleyen asýrlarda bir Aolia þehri olan Phokaia, giderek Ýyon kenti olmuþtur. Ýnce, uzun çok sayýda yolcu ve yük taþýyabilen elli kürekli gemi yapan, iyi denizci ve ticaret erbabý olan Ýyonlar, Aiolia içinde de ticaretlerini de geliþtirmiþlerdi. Ýyonlarýn sayesinde Phokaia, kýsa sürede hayat standardý yüksek, önemli ve zengin bir þehir olmuþtu. Ayný zamanda kültür ve sanat, Phokaia’da çok geliþmiþti. Özellikle Foçalý Ýyonlar, kültür ve sanat aracýlýðý ile Akdeniz’in kýyý kentlerinin kültürel geliþimine ön ayak oldular.

Göç harita ve Foça
Koloniler kurdular Foçalý Ýyonlar
Kolonilerden ilkini Mýsýr’ýn Nil deltasýnda Naukrakis’i (M.Ö. 650), ikincisini Karadeniz’de Amisos (þimdiki Samsun)’u Miletli Ýyonlarla beraber kurmuþlardýr.
(M.Ö. 650). Phokaialý Ýyonlar, Miletlilerden ayrý olarak da M.Ö. 654’te Lampsakos (þimdiki Lâpseki) M.Ö. 600 yýlýnda ise Fransa’daki Massalia (þimdiki Marsilya)’yý kurdular. M.Ö. 564 yýlýnda Alalia (þimdiki Aleria)’yý
Korsika’da, Rhegion (Reggio); Ýtalya’da, Marsilya’dan çýkýþla, yani Marsilyalýlar olarak da çok miktarda koloniler kurmuþlardýr. Bunlar Fransa sahillerindeki Nikaia (Nizza), Antipolis(Antibes), Agethe (Adge); Ýspanya sahillerindeki Mainake(Malaga), Emporion (Ampurias)’týr.
Phokaia, Ýyonlardan sonra sýrasýyla Perslerin, Büyük Ýskender Ýmparatorluðu’nun (M.Ö. 334), Bizanslýlarýn, ve Osmanlý Ýmparatorluðu’nun (1454) egemenliði altýna girdi.
Copyright © 2020-01-30 Tüm Haklarý Saklýdýr.

Turizm Magazin 1983
Kaynaklar:
- Prof. Dr.Ernst Langlotz, Die kulturelle und kunstlerische Hellenisierung der Küsten des Mittelmeers durch die Stadt Phokaia
-Die Griechischen Geschichschreiber der Antike (Herodot, Pausanias ve Strabo)
-Prof. George E.Bean, Âgâische Türkei von Pergamon bis Didyma, Verlag Kohlhammer, Stuttgart 1987
-Foça için Ýzmir’de basýlan Turizm Magazin Dergisi 1983 Yýlý Haziran Sayýsý 4. Sayfa
Sebahattin Karaca
sebahattinkaraca35@hotmail.com
"Sebahattin Karaca" bütün yazýlarý için týklayýn...
