Sebahattin Karaca
Yaman daðlarýn dik bakýþlý çocuðu, Foça’nýn hýrçýn çobaný
Nail Ýrik (Keçici)
Baba adý ......: Murtaza
Anne adý......: Afet
Doðum Yeri : Foça
Doðum Tarihi: 1954
Atalarý Arnavutluk göçmeni
5 Kardeþten biri
Hayvancýlýk yapar.
Yaman daðlarýn dik bakýþlý çocuðu, Sazlýca’nýn kurdu, Foça’nýn hýrçýn çobaný
Tam 55 yýldýr sürüsünün baþýnda her þartta her koþulda.........
Elektriði, televizyonu ve þebeke suyu olmayan Sazlýca’da, kuyu suyu ile yetinir. Þikâyet de etmez. At sýrtýndan inmez. Köpekleri vardýr, sayýsýný bilmez. Ama keçilerin sayýsýný iyi bilir. Sayýsýný hangi dönemde olursa olsun 500’ün altýna düþürmez. Oðlaklarý büyütür satar, iyilerini anaçlarý ayýrýr. Sayýyý 500 civarýnda tutmaya özen gösterir. Sahip olduðu keçileri yarým asýrdan beri besler. Keçiler oðlaklar deðiþir amma Nail deðiþmez. Hiç evlenmemiþ. Kendini daðlara ve hayvancýlýða vermiþtir. Rumlardan geriye kalan Eski Sazlýca (þimdiki adý Sazlýca Mevkii)‘de yaþayan köyün tek ferdidir. Þimdilerde yazlarý tek tük komþu gelse de, kýþýn o yine kendisini yalnýzlýða telim eder ve üstesinden gelir.
Nihayet iki yýllýk bekleyiþin sonunda bir araya gelebildik. Dedim ki kendisine, “Bir sözün vardý. Sen anlatacaktýn ben yazacaktým. Ben okuyacaktým, sen dinleyecektin. Bu yüzdendir ki seni uzun zamandýr arýyorum” Gülümsedi.
-“Haberim var aradýðýndan. N’apcan sen beni”? dedi.
-Dedim “Seninle biraz hasbýhal etmek istiyordum. Ama ne zaman sorsam seni hasta dediler.”
-“Yok abi be ya! Yok benim bir þeyim. Bir kaza geçirdim. Doðru söylemiþler ama fazla bir þey olmadý olan o dönem hayvanlara oldu. Ama görürsün þimdi çalýþýrým. Hasta adam çalýþýr mý be ya, bak taþ gibiyim ben” dedi ve haberi uçuranla kendisine has bir üslubuyla dalgasýný geçti. Ardýndan “Madem bu kadar meraklýsýn sor bakalým ne soracaksan” diye benden önce söze kendisi girdi.
Israrýmý geri çeviremedi ve sorularýma cevap vermeye baþladý.
Nail’i uzun zamandýr tanýrým. Bir gün ona sen anlat ben yazayým yaþadýklarýný, dememin üzerinden tam iki sene geçti: Ancak bu hafta bir araya gelebildik.
Nail, çok doðal, içi dýþý ayný olan, mert ve sözüne güvenilir birisidir. Söyleþinin güzel olacaðýný umdum, yanýlmadýðýmý samimi ve sýcak geçen sohbetin ardýndan anladým.

Nail nerede doðdun, nasýl büyüdün, ne kadar süre okula gittin? Kendinden ve ailenden biraz bahseder misin?
1954’te Foça Ýsmetpaþa mahallesinde doðdum. Hastaneden Komandoya giderken çeþmeyi geçince ara sokakta evimiz vardý. Orada doðdum. Ýlkokula Yenifoça’da baþladým. Dört sene okudum. Bir sene sýnýfta çakýnca 3. sýnýfta okulu býraktým. Alim deðilim ama, iyi kötü okur yazarlýðým var.
Ev duruyor mu Nail?
-Yok be abi durmuyor. Babam evi noter senedi ile almýþ: Satan ölmüþ. Geriye iki kýzý bir oðlu kalmýþ.
Kýzlar satýþa razý geliyorken, askerden gelen oðlu, evin satýþýna rýza göstermemiþ ve tapuyu vermemiþ. Babamýn parayý kaptýrdýðý yanýna kar kalmýþ. Ev de gitmiþ, para da gitmiþ. Babam evi alamayýnca Yenifoça’ya göçtük. Gerçi, evin satýþýný vermeyen zata Allah çoluk çocuk vermedi, kendisi de trafik kazasýnda öldü, kýsaca ona da yaramadý. Mal nedir abi, insan tükürdüðünü yalamaz.
Nail Sazlýca’ya atalarýn nereden gelmiþ yerleþmiþ? Babandan ailenden kýsaca bahseder misin?
Babam Murtaza’yý Arnavutluk‘tan dedem çocukken getirmiþ. 5-6 kardeþlermiþ. En büyükleri babammýþ. Önce Foça’ya Ýsmetpaþa mahallesine yerleþmiþler. Oradan Yenifoça’ya göçmüþler. Ardýndan kalýcý olmak üzere Sazlýca’ya yerleþmiþler. Babam büyüyünce, Limni adasýndan gelen Budangir ailesinden, Ýsmail aða ile Nezire’nin kýzý ile evlenmiþ. Annemin babasý Ýsmail dedem Limni’den yola çýktýðýnda telaþtan silahýný bile orada unutmuþ. Hatýrlarým hep anlatýrdý.
Afet adýndaki annem ve babam Murtaza’nýn üç erkek iki kýz çocuðu olmuþ. En büyüðümüz ablam sonra abim Ýsmail ardýndan ben doðmuþum. Çobanlýk, hayvancýlýk dedemden babama, babamdan bana geçti. 8-9 yaþlarýmda iþte bu daðlarda çobanlýða baþladým. Çocukluðumda Sazlýca’da hayat vardý. Rumlardan kalan evlerde yaþanýr, tarýmla hayvancýlýkla uðraþýlýrdý. Türlü türlü sebeplerle herkes buradan ayrýldý. Kala kala bir tek biz kaldýk. Babam annem ölünce ablam, ben ve küçük kardeþim baba mesleði hayvancýlýðý sürdürdük. Ablamýn büyükbaþ hayvanlarý vardý. Sattý hepsini o da Ýzmir’e kýzýnýn yanýna gitti. Küçük kardeþim eþinden boþanýnca bunalýma girdi kendini vurdu. Ben tek kaldým. Baþta gamlandým hüzünlendim ama “kalk ayaða yürü be Nail, daðlar seni bekliyor “ dedim o gün bugündür sürüm nerede ben orada oldum.
Hayvancýlýktan baþka bir þey yapar mýsýn?
Genelde arkadaþlar tarým ve hayvancýlýðý birlikte yaparlar ama ben hayvancýlýk ve çobanlýk yaparým. Ayný zamanda hayvancýlýðýn yaný sýra süt ve peynir iþleri de yaparým. Öyle bir keçi peyniri yaparým ki, bilenler sipariþ vermek için yazdan sýraya girerler.
Bu kadar çok hayvanla tek baþýna nasýl baþ ediyorsun. Ara sýra sorun yaþadýðýn oluyor mu?
Saðlýk olduktan sonra yalnýzlýk problem deðil. Orada sýkýntý yok. Ancak zaman zaman çevreden bazýlarý üstüne vazife sayýp, ývýr zývýr nedenle ben ve keçilerim hakkýnda jandarmaya þikayette bulunduðu oluyor. Jandarma ne yapsýn, savcýya veriyor, oradan mahkeme filanla yaþýyorum..
Bir gün yanýnda 3-5 kiþilik bir heyetle hakime haným gelir benim fakirhaneye. Keþif yaparlarmýþ. Densizin biri Nail’in keçiler “benim yere dökülmüþ zeytinlerimi çiðnedi” deyip mahkemeye vermiþ. Halbuki o iþi yapan benim keçiler deðil, ben zeytin zamaný tamamen hayvanlarý alýr Baðarasý’na kýrsala götürürüm. Onun zeytinlerini o bölgeye baþka yerden kurbanlýk koyun getirenlerin sürüsü yapmýþtý. Hakime haným bu durumu nerden bilsin? Ama bana döner der ki; “Þikayeti duydun. Bir daha o bölgeye girmeyeceksin”. Dedim “hakime haným! oraya ben girmiyorum. Benim keçiler de zeytin zamaný burda yok. Ama yine de ben sizin, tembihinizi keçilere anlatýrým. Anlarlarsa!! dedim.
Çobanlýk nasýl bir þey Nail? Bir çoban nasýl olmalý?
Benim bildiðim çoban mert olmalý, delikanlý cesur ve çalýþkan olmalý. Soðuða, sýcaða, yaðmura, yaþa aldýrmadan her daim sürüsüyle olmalý. Her hayvaný, sahip olduðu ayrý ayrý özelliðinden dolayý mesela boynuz yapýsýndan, renginden, kýlýndan, bacaðýndan, hatta melemesinden bile tanýmalý, bilmeli. Çobanýn gözü þehirde, aklý fikri karýda kýzda olmamalý. Kafasý siyasette veya cambazlýkta olmamalý. Benim gözüm hep hayvanlarýmda oldu. Kimi zaman çoban, kimi zaman kahya, kimi zaman baytar oldum. Aða olamadým, hatta aða olmayý hiç sevmedim. Çobanýn kendi daðlarda, yüreði güzelliklerde, gönlü ise enginler de olur.
Hayvancýlýk yapýyorsan zamanla baytar oluyorsun. Kolay deðil ayaðý kýrýlaný, hamileyken doðum yapamayaný, hastalanýp yemeðini yiyemeyeni sen tedavi ediyorsun. Sen yaþatýyorsun. Her gün ortalama 500 keçi ile baþ etmek adama keçileri kaçýrttýrýr. Bu iþten hoþlanacan, 50 – 60 yýl yapacan ve býkmayacan. Bu iþ ancak sevgiyle olursa olur. Aksi taktirde daðlar seni, sen de daðlarý çekemezsin.
Kaza nasýl oldu, sonrasýnda neler yaþadýn?
Sazlýca‘da hayvanlarýn önemli bir bölümünü sattým. Oradan da Yenibaðarasý’na geçtim. Bir çoban arkadaþýmýn damýnda kalacaktým. Sabah erkenden Menemen’e gitmek zorundaydým. Hayvan birliðine bin lira ödemem gerekiyordu, vakitli ödemeliydim. Ayrýca ilkbaharda on - on beþ keçi düþük yaptý ve birkaç yavruyu da tilki yedi. Memeleri süt dolu olan bu annelere, Menemen hayvan pazarýndan, ikiz yavrulardan birer tanesini alacaktým. Ertesi günün planý buydu, ama tutmadý. Bucak’ta damýnda uyuyacaðým arkadaþýmýn mobileti ile akþam üzeri Baðarasý’na gittik. Dönüþ yolunda karþýdan bir araba öyle üstümüze üstümüze geliyordu ki, biz mobileti iyice saða çektik ve durduk. Buna raðmen adam bizi sýyýrdý geçti. Arkasýna bakmadan kaçtý. Mobilet haþat oldu, biz yaralandýk. Benim diz kapaðýmýn altý gitti. Arkadaþýn durumu daha kötüydü. Mobilette ne kâðýt, ne plaka ne sigorta var. Çaresiz bir müddet bekledikten sonra bir araba çaðýrdýk. Motoru da aldýk, geldik Bucak’taki damlara. Damlarýn arkasýnda çobanýn yatma yeri vardý. Yattým yatmaya oracýða bir kedi misali. Ama uyumak ne mümkün. Bacaðýmýn sýcaklýðý geçince, aðrý daha da þiddetlendi. Sabahý zor ettim. Aðrýdan duramadým.
Sabah komþumuz Ýbrahim gelince durumu anlattým. O da bana; “Býrak keçiyi koyunu þimdi, hemen hastaneye gidiyoruz” dedi ve Menemen hastanesine gittik. Bir film çektiler beðenmediler. Bir film daha çektiler, baktýlar bacak çatlak, alçýya aldýlar. Allahtan diz kapakta bir þey yoktu. Diz kapaðým gideydi, yandýydýk. Oradan safra kesesine geçtiler. Bir taþ var, ameliyat olacaksýn dediler. Uzatmayalým Menemen Devlet Hastanesinde; doktor döndü akciðerlere, orda da kist gördü, Tepecik’te araþtýrmaya gönderdiler.
Bizim 90 -91 hayvan elimizde, ahýrda kapalý kaldý. Bacak sakat olunca ara sýra saldým onlarý bayýra. Sahipsiz dolaþtý hayvanlar daðlarda. Bandýrma’ya kadar çoban aradým. Aylýk iki bin liraya bulamadým. Sahipsiz kalan doksan hayvanýn on dört tanesini köpekler temizledi. Bastýrýp bastýrýp boðdu ve yediler. Sonra bir çoban buldum. Anlaþtýk. Kurban Bayramý’na kadar kalacaktý güya. Seksen gün çalýþtý. Hakkýnýn dýþýnda bin lirada emanet aldý. Ýzin istedi. Tekrar geleceðim dedi. Gitti, gelmedi, çarpýldýk. Bu arada Ýzmir‘e git-gel hep makinalara baðlandýk. O MR dedikleri lanet makinaya alýþamadým gitti. Nihayet çektik geldik iþimizin baþýna. Güya bir ay içinde kontrole gidecektim. Üç ay oldu, gidemedim. Bu arada dizim iyi oldu. Kurban bayramý yaklaþýyordu. Bir iki arkadaþ yardýmýyla hayvanlarý toparladýk. Birkaç zaman öyle geçti. Çoban da kaçýnca, aldým sopayý elime, düþtüm keçilerin peþine, vurdum daðlara kendimi, Rahatladým, iyi geldi. Uzun bir aradan sonra Kurban Bayramý’nýn üçünde Sazlýca‘ya evime geldim. Þükür þimdi iyiyim. Ýþimin baþýna, atýmýn sýrtýnda keçilerimin, köpeklerimin yanýndayým, dedi ve her zaman ki aceleci haliyle “Keçilere gidiyorum” diyerek atýna bindi, vedalaþtý, gözden kayboldu.
Dilerim Allahtan, ömrü uzun olur Nail’in. Aksi taktirde Sazlýca, keçiler, köpekler, atlar, hatta daðlar bile öksüz kalýr. Yetim kalýr. Garip kalýr.
Kýymetli okurlar, diðer yazýlarýma www.sebahattinkaraca.com sitesinden eriþebilirsiz.




Sebahattin Karaca
sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com
Nail Ýrik (Keçici)
Baba adý ......: Murtaza
Anne adý......: Afet
Doðum Yeri : Foça
Doðum Tarihi: 1954
Atalarý Arnavutluk göçmeni
5 Kardeþten biri
Hayvancýlýk yapar.
Yaman daðlarýn dik bakýþlý çocuðu, Sazlýca’nýn kurdu, Foça’nýn hýrçýn çobaný
Tam 55 yýldýr sürüsünün baþýnda her þartta her koþulda.........
Elektriði, televizyonu ve þebeke suyu olmayan Sazlýca’da, kuyu suyu ile yetinir. Þikâyet de etmez. At sýrtýndan inmez. Köpekleri vardýr, sayýsýný bilmez. Ama keçilerin sayýsýný iyi bilir. Sayýsýný hangi dönemde olursa olsun 500’ün altýna düþürmez. Oðlaklarý büyütür satar, iyilerini anaçlarý ayýrýr. Sayýyý 500 civarýnda tutmaya özen gösterir. Sahip olduðu keçileri yarým asýrdan beri besler. Keçiler oðlaklar deðiþir amma Nail deðiþmez. Hiç evlenmemiþ. Kendini daðlara ve hayvancýlýða vermiþtir. Rumlardan geriye kalan Eski Sazlýca (þimdiki adý Sazlýca Mevkii)‘de yaþayan köyün tek ferdidir. Þimdilerde yazlarý tek tük komþu gelse de, kýþýn o yine kendisini yalnýzlýða telim eder ve üstesinden gelir.
Nihayet iki yýllýk bekleyiþin sonunda bir araya gelebildik. Dedim ki kendisine, “Bir sözün vardý. Sen anlatacaktýn ben yazacaktým. Ben okuyacaktým, sen dinleyecektin. Bu yüzdendir ki seni uzun zamandýr arýyorum” Gülümsedi.
-“Haberim var aradýðýndan. N’apcan sen beni”? dedi.
-Dedim “Seninle biraz hasbýhal etmek istiyordum. Ama ne zaman sorsam seni hasta dediler.”
-“Yok abi be ya! Yok benim bir þeyim. Bir kaza geçirdim. Doðru söylemiþler ama fazla bir þey olmadý olan o dönem hayvanlara oldu. Ama görürsün þimdi çalýþýrým. Hasta adam çalýþýr mý be ya, bak taþ gibiyim ben” dedi ve haberi uçuranla kendisine has bir üslubuyla dalgasýný geçti. Ardýndan “Madem bu kadar meraklýsýn sor bakalým ne soracaksan” diye benden önce söze kendisi girdi.
Israrýmý geri çeviremedi ve sorularýma cevap vermeye baþladý.
Nail’i uzun zamandýr tanýrým. Bir gün ona sen anlat ben yazayým yaþadýklarýný, dememin üzerinden tam iki sene geçti: Ancak bu hafta bir araya gelebildik.
Nail, çok doðal, içi dýþý ayný olan, mert ve sözüne güvenilir birisidir. Söyleþinin güzel olacaðýný umdum, yanýlmadýðýmý samimi ve sýcak geçen sohbetin ardýndan anladým.

Nail nerede doðdun, nasýl büyüdün, ne kadar süre okula gittin? Kendinden ve ailenden biraz bahseder misin?
1954’te Foça Ýsmetpaþa mahallesinde doðdum. Hastaneden Komandoya giderken çeþmeyi geçince ara sokakta evimiz vardý. Orada doðdum. Ýlkokula Yenifoça’da baþladým. Dört sene okudum. Bir sene sýnýfta çakýnca 3. sýnýfta okulu býraktým. Alim deðilim ama, iyi kötü okur yazarlýðým var.
Ev duruyor mu Nail?
-Yok be abi durmuyor. Babam evi noter senedi ile almýþ: Satan ölmüþ. Geriye iki kýzý bir oðlu kalmýþ.
Kýzlar satýþa razý geliyorken, askerden gelen oðlu, evin satýþýna rýza göstermemiþ ve tapuyu vermemiþ. Babamýn parayý kaptýrdýðý yanýna kar kalmýþ. Ev de gitmiþ, para da gitmiþ. Babam evi alamayýnca Yenifoça’ya göçtük. Gerçi, evin satýþýný vermeyen zata Allah çoluk çocuk vermedi, kendisi de trafik kazasýnda öldü, kýsaca ona da yaramadý. Mal nedir abi, insan tükürdüðünü yalamaz.
Nail Sazlýca’ya atalarýn nereden gelmiþ yerleþmiþ? Babandan ailenden kýsaca bahseder misin?
Babam Murtaza’yý Arnavutluk‘tan dedem çocukken getirmiþ. 5-6 kardeþlermiþ. En büyükleri babammýþ. Önce Foça’ya Ýsmetpaþa mahallesine yerleþmiþler. Oradan Yenifoça’ya göçmüþler. Ardýndan kalýcý olmak üzere Sazlýca’ya yerleþmiþler. Babam büyüyünce, Limni adasýndan gelen Budangir ailesinden, Ýsmail aða ile Nezire’nin kýzý ile evlenmiþ. Annemin babasý Ýsmail dedem Limni’den yola çýktýðýnda telaþtan silahýný bile orada unutmuþ. Hatýrlarým hep anlatýrdý.
Afet adýndaki annem ve babam Murtaza’nýn üç erkek iki kýz çocuðu olmuþ. En büyüðümüz ablam sonra abim Ýsmail ardýndan ben doðmuþum. Çobanlýk, hayvancýlýk dedemden babama, babamdan bana geçti. 8-9 yaþlarýmda iþte bu daðlarda çobanlýða baþladým. Çocukluðumda Sazlýca’da hayat vardý. Rumlardan kalan evlerde yaþanýr, tarýmla hayvancýlýkla uðraþýlýrdý. Türlü türlü sebeplerle herkes buradan ayrýldý. Kala kala bir tek biz kaldýk. Babam annem ölünce ablam, ben ve küçük kardeþim baba mesleði hayvancýlýðý sürdürdük. Ablamýn büyükbaþ hayvanlarý vardý. Sattý hepsini o da Ýzmir’e kýzýnýn yanýna gitti. Küçük kardeþim eþinden boþanýnca bunalýma girdi kendini vurdu. Ben tek kaldým. Baþta gamlandým hüzünlendim ama “kalk ayaða yürü be Nail, daðlar seni bekliyor “ dedim o gün bugündür sürüm nerede ben orada oldum.
Hayvancýlýktan baþka bir þey yapar mýsýn?
Genelde arkadaþlar tarým ve hayvancýlýðý birlikte yaparlar ama ben hayvancýlýk ve çobanlýk yaparým. Ayný zamanda hayvancýlýðýn yaný sýra süt ve peynir iþleri de yaparým. Öyle bir keçi peyniri yaparým ki, bilenler sipariþ vermek için yazdan sýraya girerler.
Bu kadar çok hayvanla tek baþýna nasýl baþ ediyorsun. Ara sýra sorun yaþadýðýn oluyor mu?
Saðlýk olduktan sonra yalnýzlýk problem deðil. Orada sýkýntý yok. Ancak zaman zaman çevreden bazýlarý üstüne vazife sayýp, ývýr zývýr nedenle ben ve keçilerim hakkýnda jandarmaya þikayette bulunduðu oluyor. Jandarma ne yapsýn, savcýya veriyor, oradan mahkeme filanla yaþýyorum..
Bir gün yanýnda 3-5 kiþilik bir heyetle hakime haným gelir benim fakirhaneye. Keþif yaparlarmýþ. Densizin biri Nail’in keçiler “benim yere dökülmüþ zeytinlerimi çiðnedi” deyip mahkemeye vermiþ. Halbuki o iþi yapan benim keçiler deðil, ben zeytin zamaný tamamen hayvanlarý alýr Baðarasý’na kýrsala götürürüm. Onun zeytinlerini o bölgeye baþka yerden kurbanlýk koyun getirenlerin sürüsü yapmýþtý. Hakime haným bu durumu nerden bilsin? Ama bana döner der ki; “Þikayeti duydun. Bir daha o bölgeye girmeyeceksin”. Dedim “hakime haným! oraya ben girmiyorum. Benim keçiler de zeytin zamaný burda yok. Ama yine de ben sizin, tembihinizi keçilere anlatýrým. Anlarlarsa!! dedim.
Çobanlýk nasýl bir þey Nail? Bir çoban nasýl olmalý?
Benim bildiðim çoban mert olmalý, delikanlý cesur ve çalýþkan olmalý. Soðuða, sýcaða, yaðmura, yaþa aldýrmadan her daim sürüsüyle olmalý. Her hayvaný, sahip olduðu ayrý ayrý özelliðinden dolayý mesela boynuz yapýsýndan, renginden, kýlýndan, bacaðýndan, hatta melemesinden bile tanýmalý, bilmeli. Çobanýn gözü þehirde, aklý fikri karýda kýzda olmamalý. Kafasý siyasette veya cambazlýkta olmamalý. Benim gözüm hep hayvanlarýmda oldu. Kimi zaman çoban, kimi zaman kahya, kimi zaman baytar oldum. Aða olamadým, hatta aða olmayý hiç sevmedim. Çobanýn kendi daðlarda, yüreði güzelliklerde, gönlü ise enginler de olur.
Hayvancýlýk yapýyorsan zamanla baytar oluyorsun. Kolay deðil ayaðý kýrýlaný, hamileyken doðum yapamayaný, hastalanýp yemeðini yiyemeyeni sen tedavi ediyorsun. Sen yaþatýyorsun. Her gün ortalama 500 keçi ile baþ etmek adama keçileri kaçýrttýrýr. Bu iþten hoþlanacan, 50 – 60 yýl yapacan ve býkmayacan. Bu iþ ancak sevgiyle olursa olur. Aksi taktirde daðlar seni, sen de daðlarý çekemezsin.
Kaza nasýl oldu, sonrasýnda neler yaþadýn?
Sazlýca‘da hayvanlarýn önemli bir bölümünü sattým. Oradan da Yenibaðarasý’na geçtim. Bir çoban arkadaþýmýn damýnda kalacaktým. Sabah erkenden Menemen’e gitmek zorundaydým. Hayvan birliðine bin lira ödemem gerekiyordu, vakitli ödemeliydim. Ayrýca ilkbaharda on - on beþ keçi düþük yaptý ve birkaç yavruyu da tilki yedi. Memeleri süt dolu olan bu annelere, Menemen hayvan pazarýndan, ikiz yavrulardan birer tanesini alacaktým. Ertesi günün planý buydu, ama tutmadý. Bucak’ta damýnda uyuyacaðým arkadaþýmýn mobileti ile akþam üzeri Baðarasý’na gittik. Dönüþ yolunda karþýdan bir araba öyle üstümüze üstümüze geliyordu ki, biz mobileti iyice saða çektik ve durduk. Buna raðmen adam bizi sýyýrdý geçti. Arkasýna bakmadan kaçtý. Mobilet haþat oldu, biz yaralandýk. Benim diz kapaðýmýn altý gitti. Arkadaþýn durumu daha kötüydü. Mobilette ne kâðýt, ne plaka ne sigorta var. Çaresiz bir müddet bekledikten sonra bir araba çaðýrdýk. Motoru da aldýk, geldik Bucak’taki damlara. Damlarýn arkasýnda çobanýn yatma yeri vardý. Yattým yatmaya oracýða bir kedi misali. Ama uyumak ne mümkün. Bacaðýmýn sýcaklýðý geçince, aðrý daha da þiddetlendi. Sabahý zor ettim. Aðrýdan duramadým.
Sabah komþumuz Ýbrahim gelince durumu anlattým. O da bana; “Býrak keçiyi koyunu þimdi, hemen hastaneye gidiyoruz” dedi ve Menemen hastanesine gittik. Bir film çektiler beðenmediler. Bir film daha çektiler, baktýlar bacak çatlak, alçýya aldýlar. Allahtan diz kapakta bir þey yoktu. Diz kapaðým gideydi, yandýydýk. Oradan safra kesesine geçtiler. Bir taþ var, ameliyat olacaksýn dediler. Uzatmayalým Menemen Devlet Hastanesinde; doktor döndü akciðerlere, orda da kist gördü, Tepecik’te araþtýrmaya gönderdiler.
Bizim 90 -91 hayvan elimizde, ahýrda kapalý kaldý. Bacak sakat olunca ara sýra saldým onlarý bayýra. Sahipsiz dolaþtý hayvanlar daðlarda. Bandýrma’ya kadar çoban aradým. Aylýk iki bin liraya bulamadým. Sahipsiz kalan doksan hayvanýn on dört tanesini köpekler temizledi. Bastýrýp bastýrýp boðdu ve yediler. Sonra bir çoban buldum. Anlaþtýk. Kurban Bayramý’na kadar kalacaktý güya. Seksen gün çalýþtý. Hakkýnýn dýþýnda bin lirada emanet aldý. Ýzin istedi. Tekrar geleceðim dedi. Gitti, gelmedi, çarpýldýk. Bu arada Ýzmir‘e git-gel hep makinalara baðlandýk. O MR dedikleri lanet makinaya alýþamadým gitti. Nihayet çektik geldik iþimizin baþýna. Güya bir ay içinde kontrole gidecektim. Üç ay oldu, gidemedim. Bu arada dizim iyi oldu. Kurban bayramý yaklaþýyordu. Bir iki arkadaþ yardýmýyla hayvanlarý toparladýk. Birkaç zaman öyle geçti. Çoban da kaçýnca, aldým sopayý elime, düþtüm keçilerin peþine, vurdum daðlara kendimi, Rahatladým, iyi geldi. Uzun bir aradan sonra Kurban Bayramý’nýn üçünde Sazlýca‘ya evime geldim. Þükür þimdi iyiyim. Ýþimin baþýna, atýmýn sýrtýnda keçilerimin, köpeklerimin yanýndayým, dedi ve her zaman ki aceleci haliyle “Keçilere gidiyorum” diyerek atýna bindi, vedalaþtý, gözden kayboldu.
Dilerim Allahtan, ömrü uzun olur Nail’in. Aksi taktirde Sazlýca, keçiler, köpekler, atlar, hatta daðlar bile öksüz kalýr. Yetim kalýr. Garip kalýr.
Kýymetli okurlar, diðer yazýlarýma www.sebahattinkaraca.com sitesinden eriþebilirsiz.




Sebahattin Karaca
sebahattinkaraca35@hotmail.com
"Sebahattin Karaca" bütün yazýlarý için týklayýn...
