TÜRKÝYE’DE OTEL AÇMAK, OTELCÝ OLMAK ZOR ZANAATTIR / Sebahattin Karaca
Sebahattin Karaca

Sebahattin Karaca

TÜRKÝYE’DE OTEL AÇMAK, OTELCÝ OLMAK ZOR ZANAATTIR



60’lý yýllarýn ortalarýnda Ankara’da, o zamanýn ilk ve tek Otelcilik Okulu olan “Turizm ve Otelcilik Meslek Lisesine kaydýmý yaptýrdým. Türkiye’de turizmin T’sinin temelinin atýldýðý yýllardý. Ders yýlýnýn ilk haftasýydý. Hangi hoca olduðunu, itiraf ediyorum þu an hatýrlayamýyorum. Hoca anlatýyordu. “Otel inþa edilmesi öncesinde, yerinin iyi tespiti, otelin bizzatî yapýlmasý kadar önemlidir. Hatta yanlýþ bir yere oteli yaparsanýz, o otelden baþarý elde etmeniz zorlaþýr. Bir otel için merkezi yerde olmasý, ulaþýlabilirliði bakýmýndan kolay eriþilir, gürültüsüz ayrýca manzara imkanýna sahip olmasý çok önemlidir. Aksi taktirde kendi kendinize en baþýndan itibaren iþletmeciliði zora sokmuþ olursunuz” diyor ve devam ediyordu. Çok doðru söylediðini, söylediklerinin ne kadar mühim olduðunu, sonraki yýllarda, mesleðin içine iyice girdikçe, mesleki olarak kendimi geliþtirdikçe, daha iyi anladým.

Hocamýz güzel anlatmasýna raðmen, Türkiye gerçekliðinde müþteri memnuniyetini saðlama konularýný da bir hayli eksik býrakmýþtý.

Turizm, belediye hizmetleri ile doðrudan ilgili sektördür.

1981 yýlýnda, Ege’nin güzel bir sahil kasabasýnda, eþimle birlikte otel açtýk. Otel, kentin merkezinde, doðru yerde, doðru köþede, ulaþýlabilirliði kolay, üstelik de deniz manzaralýydý. Hocanýn anlatmadýðý, öðretmediði bir yýðýn gerçeði de, bundan sonra öðrenmeye baþladýk. Kurdeleyi kestikten üç gün sonra fosseptik doldu. Hemen belediyeyi aradýk. Durumu ilettik.

"Sýraya aldýk. En kýsa zamanda gelir, müþterilerinize söyleyin suyu fazla kullanmasýnlar” dediler. Kulaklarýma inanamadým. Duyduklarýmýz bizi þaþkýna çevirdi. “Suyu az kullanýn veya banyo yapmayýn” diye bir þey müþteriye söylenir mi? Baþladýk beklemeye. Basit bir vidanjör bizim için “kurtarýcý” oldu çýktý. Gözümüz bir vidanjörde, bir fosseptik de, ping pong topu gibi gidip geliyordu. Gün bitti, gece bitti, ertesi gün vidanjör tam kahvaltý sýrasýnda geldi. Bu defa koku yayýlmasýn diye fosseptiði çektirmek istemiyoruz. Ama çaresiziz. Fosseptikten taþan su maalesef, o dönemde, önümüzdeki denize gidiyor. Bu daha da vahim bir konu. Kahvaltý yapan misafirlerimizin tamamýndan özür üstüne özür dileyerek fosseptiði boþalttýrdýk. Hemen ayný gün baþkanlýða çýkýp durumu anlattýk. Baþkan; baþka hiçbir seçeneðin olmadýðýný söyleyerek bizi teselli etmeye çalýþtý. Ancak bu böyle gidemezdi. En kýsa sürede vidanjör aldýk. Þoför tuttuk. Çareyi kendimiz bulmak zorunda kaldýk.

Þükür sorunu çözdük derken, ayný haftanýn sonunda yani Cumartesi günü otel yine doluyken, akþamüstü yaðmur yaðdý. Þehir elektrikleri bir gitti, pir gitti. Bir türlü gelmek bilmiyor. Meðer hatlar o kadar eskiymiþ ki, tellere kuþ bile konsa elektrik gidermiþ. Daha vidanjör þokunu atlatamadan elektrik sorununun içinde bulduk kendimizi. Ha babam, de babam bir, iki hafta içinde otele jeneratör elektrik hattý döþettik. Jeneratör aldýk. Baþta jeneratör sesinden komþularýn bazýlarý þikâyetçi olsalar da, zamanla biz kendilerine iþin vahametini anlattýktan sonra müspet karþýladýlar.

Sularda da sýkça kesinti yapýldýðý durumunu inþaatý yaparken öðrendiðimizden, otelin bünyesinde sýzdýrmasýz, büyükçe bir su deposu yaptýrmýþ, yaný baþýna hidrofor montaj ettirmiþtik. Çünkü þehir sularý da, ya arýza nedeni ile ya da elektrik kesilmesinin ardýndan gidiyordu. Su kuyularýnda elektrik olmadýðýndan su verilemiyordu.

Forsu bitiren teknik

O zamanlar telefon da çok önemliydi. PTT’den telefon zor bulunurdu. Ýlanla satýlýk telefon hattý bulunur-alýnýr-satýlýrdý. Biz de bir tanýdýðýn iki telefonundan birisini dolgun ücret karþýlýðýnda devrini alýrdýk. Sorunu böyle çözecektik. Ancak telefon manueldi. Santral memuru ile iyi hatta çok iyi geçinmek gerekirdi. Düþünün, telefonla rezervasyon yaptýracak müþteri:

- “Alo bana þu oteli baðlar mýsýnýz?”
- “Valla o otel cevap vermiyor size þu oteli baðlayým mý?”

Sizin anlayacaðýnýz, her þey santralcinin iki dudaðý arasýnda sýkýþýr kalýrdý bu defa. “Allah’ým ne yapalým da, buna da bir çözüm bulabilelim” diyorduk. Bulamadýk. Buna çözüm bulamadýk. Ama 80’li yýllarýn sonunda þükür manuel ve fiþli telefon santrallerinin yerini dijital santraller alýnca bu sorun kendiliðinden çözüldü. Hatta cep telefonlarý yaygýnlaþýnca onlarýn da önemi azaldý.

Daha çözüm bulacaðýmýz daha nelerin olabileceðini, ilerleyen yýllar bize gösterecekti. Ýlk yýlda okulda öðretilmeyen neler varsa, bir bir öðreniyor, onlarý da tecrübeden kazanç olarak haneye yazýyorduk.

Aradan yýllar geçti. Yeni yeni iþletmeler açýldý. Aralarýnda disco-bar gibi müzikli mekanlar da vardý. Hatýr gönül iliþkisi iþte, olur olmaz çok yere canlý müzik ruhsatý verdiler. Özellikle bar ve diskolardan gelen volümü yüksek müzik sesi ve gürültüden, sabahýn dörtlerine kadar uyuyamayan müþterilerimizin haklý þikayetleri karþýsýnda çözüm üretmek için, nereye baþvurursak vuralým, çaresiz kalýyorduk. Ne yasalarýn, ne yöneticilerin gücü bunlara yetemiyordu. Rahat ve huzur içinde uyumalarýný saðlamak için parasýný aldýðýmýz konuklarýmýzýn, her sabah resepsiyonda ayný konuyu dile getirmeleri karþýsýnda, boyun büküp haklýsýnýz demekten yerin dibine giriyorduk. Türk misafirlerimize durumu anlatmak biraz daha kolay oluyordu. Onlarýn çoðu bu durumun ülkenin her yerinde yaþandýðýný bildikleri için, hoþ karþýlamasalar da, bize “haklýsýnýz bu bir ülke gerçeðidir” diyerek, kimi zaman bizi bile teselli ediyorlardý. Ama yabancý konuklar “bu ne çýlgýnlýk, bu ne büyük yanlýþ, insan saðlýðýný doðrudan bozan bu ses, bu gürültüye hangi yönetici, hangi idareci göz yumabilir. Buna nasýl müsaade edebilirler” diye söze bir baþlýyorlar ve öyle devam ediyorlardý. Bu duruma biz kendimiz bir çözüm bulmalýydýk. Bu güzel ilçeye otel açmak bizim tercihimizdi. Ceremesine katlanacaktýk, baþka çare yoktu. Sonuç olarak, odalarýn tüm pencerelerini söktürdük. Onun yerine ses geçirmesin diye, üç camlý, iki aralýklý pencereler yaptýrdýk. Sorunu böylece bir nebze çözebildik.

Turizm barýþý, huzuru, güvenliði ve güzelliði sever

Bu defa boykot ve grevlerin oda satýþlarýný zaman zaman durma noktasýna getirdiðini gördük. Hele hele ülkemizde istikrar bozan terör olaylarý olduðunda veya komþularla dalaþa girildiðinde, onun da ötesinde iki komþu ülke birbiriyle savaþsa bile, olan Türk turizmine oluyordu. Kaç defa bunun acýsýný çektiðimizi sayamadýk bile. Her defasýnda ekonomik olarak yeniden ayaða kalkmak için çok büyük fedakarlýklar yaptýk.

“Turizm barýþý, huzuru, güvenliði ve güzelliði sever”. Bu ortamýn bozulmasýndan, en fazla da sektöre yatýrým yapan otelciler olumsuz etkileniyor. Böyle zamanlardan biz de sýkça payýmýzý aldýk. Bazen bunalýma bile girdiðimiz oldu. Ama iþimizi mesleðimizi sevdiðimizden kahrýna katlanýp yola devam ettik.

Son zamanlarda da Ýnternet baþ belasý oldu. Her ne kadar özelleþmiþ olsa da oryantal düþüncenin ürünü iþte, birkaç saat internetin kesilebiliyor olabileceðini bize öðrettiler. Ýþin kötü tarafý ona hiçbir alternatif bulamýyor olmamýzdýr. Müþteri “internet yok” dediðinde, her defasýnda ülkemizdeki kurum anlayýþýný þaþkýnlýkla izliyoruz. Arayýp sorduðumuzda, “arýza var” cevabýný þak diye yapýþtýrýyorlar.

Tatlý dilli, güler yüzlü, temiz, titiz, diksiyonu iyi, dakik, disiplinli, çalýþkan ve dürüst eleman bulmak baþta kolay olmadý. Ancak uzun vadeli düþündüðümüzde iþbaþý yaptýrdýðýmýz pek çok elemana haftada bir eðitim imkaný saðlayarak, kendilerini geliþtirme fýrsatý yarattýk. Böylece hem verimliliði saðlayabildik, hem de baþarýlý olmak için gereken þartlardan bir tanesini daha halletmiþ olduk.

Ýçi bizi, dýþý baþkasýný

Okul sonrasý, öðrendiklerimizden dolayý nerdeyse hemen hemen her gün bir bedel ödüyorduk. Türkiye’de otel iþletmenin önünde duran sorunlarýn bir kýsmýný kendi imkanlarýmýzla çözdük. Ancak bazýlarý var ki, onlarý çözmek ya yerel yönetimlerin iþi, ya da ülkemizi yönetenlerin görevi. Bu baðlamda ödediðimiz bedellere ise, ülke gerçekleri doðrultusunda, asla bir çözüm üretilemeyeceði ve bu gerçeðin, asla deðiþemeyeceði inancý, bu inançtan doðan ümitsizlik ise insaný içten içe yiyip bitiriyor. Kýsaca içi biz otelcileri, dýþý baþkalarýný yakýyor.




Sebahattin Karaca

sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com



5 Mayýs 2018 Cumartesi / 2630 okunma



"Sebahattin Karaca" bütün yazýlarý için týklayýn...