ABORJÝN OLMAK VE YOK SAYILMAK / Sebahattin Karaca
Sebahattin Karaca

Sebahattin Karaca

ABORJÝN OLMAK VE YOK SAYILMAK



“Dünyanýn en zor hallerinden birisi insanýn kendi topraklarýndan kovulmasý veya sürülmesidir” diye düþünmüþtüm yýllarca. Oysa, insanoðlu için “kendi topraklarýnda yok sayýlmanýn” daha da zor olduðunu, Avustralya gezim sýrasýnda farkettim.

KURANDA YERLÝLERÝ

Bir kaç sene önce Avustralya’yý bir baþtan bir baþa dolaþýrken , kýtanýn yerlileri olan Aborjinlere ilgim öylesine arttý ki, bir gün yolum bir daha Avustralya ‘ya düþerse Aborjinlerle ilgili bir araþtýrma çalýþmasý yapacaðýma dair, kendime söz vermiþtim. Bu ilgim, esasýnda kýtanýn kuzey doðusunda bulunan Cairns’de tatil yaptýðým sýrada katýldýðým günübirlik turlarda oluþtu. Tur þirketinin organize ettiði ve aðýrlýklý olarak yerlilerin yaþadýðý Kuranda Kasabasý’ný ziyaret etmek ve akþam da yerli halkýn gösterilerini görmek üzere katýldýðým tur, çok büyük bir heyecanla baþladý. Yaklaþýk yüz sene önce yapýlmýþ ve halen kullanýlmakta olan tarihi buharlý tren ile uçsuz bucaksýz ovadan baþlayan yolculuk, daðlara doðru týrmanýrken gözün alabildiði kadar muhteþem, cenneti anýmsatan manzarayý seyretmek keyifliydi ve ayný zamanda þaþkýnlýk yaratýyordu. Çünkü tren yolunun inþasýnýn, teknoloji yerine, insan gücü kullanýlarak büyük zorluklarla yapýldýðýný görmek, daðlardan akan þelaleler ile kývrým kývrým dans ederek gitmekte olan trenin içinde olmak, gerçekten hepimizi büyülüyor ve þaþýrtýyordu. Esas þaþkýnlýðýmý Kuranda’ya varýnca yaþadým. Kuranda’nýn giriþinde þimdi otel hizmeti veren ancak yüz sene önce Ýngiliz muhafýzlarýnýn yaþadýðý görkemli bina adeta hoþgeldiniz diyordu. Kasabada, hemen binanýn dibinde baþlýyordu. Yüz yýl içerisinde tam bir turistik kasaba olmuþtu. Doðal güzelliði bir yana aðýrlýklý yerli halkýn kasaba civarýndaki orman içinde yaþamý turistlerin ilgisini çekiyordu. Kasabanýn alt eteklerine indikçe, yerlilerin içine girerken duyduðum biraz korkunun yaný sýra, heyecan ve merak duygusunu bir arada yaþadým. Bazýlarýna Ýngilizce “merhaba” dedim. Bir kýsmý Ýngilizce cevap verdi, bir kýsmý beni selamladý. ”Hayrola, nereden geliyorsun?” der gibi merakla bakan da vardý, ”nereden geliyorsun?” diye, Ýngilizce soran da vardý. Þaþkýndým, ürkektim ama meraklýydým. O anda Aborjinler hakkýnda bir araþtýrma, bir yazý yazmak, benim için kaçýnýlmaz olmuþtu. Ýþte o gün bugün oldu; yaklaþýk beþ sene sonra yolum bir daha Avustralya’ya düþünce, Aborjinlerle ilgili yaptýðým küçük araþtýrmalar, incelemeler sonucunda edindiðim intiba ve bilgileri yazmak, bugüne nasip oldu.



ÝÞTAH KABARTAN YENÝ KITA

XVIII. yüzyýlda Avrupa Kýtasý’nda, Hint Okyanusu’nun güney kýsýmlarýnda bir kara parçasýnýn olduðu konuþulmaya baþlanmýþtý. Hollanda Kraliyet Ailesi’ne ait gemiler, Asya’nýn güneyinde cirit atarken ve pek çok adayý kendilerine koloni olarak baðlarken, bu adalarýn daha da güneyinde büyük bir kara parçasýnýn olduðunu görmüþ ve ‘önemsiz kara parçasý’ olarak kayýt altýna almýþlardý. Buradan sýzan kara parçasýnýn haberi, Ýngiltere Krallýðý’nýn iþtahýný kabartmýþ, kaptan James Cook komutasýnda hazýrlanan donanma, 1768 yýlýnda Ýngiltere’den okyanuslara açýlmýþtýr. Uzunca bir yolculuktan sonra, 22 Aðustos 1770 tarihinde Kaptan James Cook Avustralya’nýn doðu kýyýlarýna Britanya Bayraðý’ný asarak, Avustralya’yý, Britanya Krallýðý’na baðladýðýný deklare etmiþti.

“James Cook, adada yerli kabilelerin daðýnýk düzende yaþadýðýný görmüþ olmasýna karþýn, Britanya Krallýðý’na yazdýðý bir dizi raporda eksik ve yanlýþlarýn olduðu daha sonra ortaya çýktý. James Cook Aborjinlerle ilgili raporu sunarken, Aborjinler’in birkaç bin kiþi olduklarýný, evlerinin bulunmadýðýný, çok daðýnýk guruplar halinde ve daha ziyade orman içinde yaþadýklarýný bildirmiþti.”



“WARRA WARRA” YANÝ DENÝZDEN ÇIKAN ADAMLAR

James Cook’un bu hatalý raporu doðrultusunda Britanya Hükümeti adayý ”Terra Nullius” yani “kimseye ait olmayan topraklar“ olarak nitelendirmiþtir. Oysa Aborjinler kendi aralarýnda konuþurken, en az yirmi bin yýldýr bu kýtada birbirinden farklý kabileler olarak yaþadýklarýný söylemektedirler. Daha sonra yapýlan bilimsel araþtýrmalarda, anýlan tarihin doðru olduðu kanaatine varýlmýþtýr. Öyle ki sadece bugünkü Sidney’in merkezi olan Woolloo Moolloo‘da Cadigal ýrkýndan 3000’den fazla Aborjin yaþamaktaydý. 18-20 Ocak 1788 tarihinde içinde mahkumlar, muhafýzlar ve Britanyalý devlet görevlileri olan 11 gemilik kafile Botany sahiline çýktý. 25 Ocak 178’ de olup biten karþýsýnda þaþkýna düþen Aborjinler, ilk gelen kafileyi el kol hareketleri ile tehdit etmeye çalýþsalar da baþarýlý olamadýlar.

Ýngilizler geldiðinde Aborjinler, ”Warra Warra” yani “denizden çýkan adamlar” diye baðýrýyorlardý. 26 Ocak 1788’de kaptan Phillip Arthur, bugünkü Sydney kýyýlarýna Britanya bayraðý dikerek, buranýn Britanya topraðý olduðunu ilan etmiþtir. Bu tarih o günden bugüne “Avustralya Günü” olarak kutlanmaktadýr. Ýlk kýþ mevsimi yaþandýðýnda Avustralya’ya gelen Avrupalýlarýn sayýsý neredeyse iki katýna çýkmýþtý. Soðuk havayla beraber Sydney’in iç kýsýmlarýna ilerleyen Ýngilizler, Aborjinlerin yaþam alanlarýna doðru tecavüze baþlamýþlardý. Hem Aborjinlerin avlandýðý sýð bölgeler iþgal ediliyor, hem de av araç gereçleri mahkumlar veya muhafýzlar tarafýndan, alýnýp çalýnýp satýlmak üzere Avrupa’ya yollanýyordu. Bu üzüntü verici olaylar sonucunda Aborjinler tarihlerinde olmadýðý kadar kýtlýkla burun buruna gelmiþlerdi. Bunun sonucu olarak Britanyalýlarla Aborjinler arasýnda çatýþmalar iyice týrmanmaya baþlamýþtý. Nisan 1789’da bilmedikleri bir hastalýk Aborjinleri kýrýp geçirmiþti. Bu hastalýðýn adý çiçek hastalýðýydý ve Avrupalýlar tarafýndan kýtaya taþýnan bu hastalýða yerliler ‘gal-gal-la’ diyorlardý. Bilmedikleri hastalýðýn pençesine düþen Aborjinler çare de bulamadýklarý için, Sydney bölgesindeki Aborjin nüfusu inanýlmaz derecede azalmýþtý. Hýzlý nüfus kaybý Aborjinlerde sosyal ve duygusal çöküntüye sebep olmuþtur. O yýl ölümler, o kadar fazlaydý ki cesetler yýðýnlar halinde Sydney sahillerine vuruyordu. Tarihi dökümanlara göre Aborjinler muhteþem War-ra- taw çiçeðini saygý göstergesi olarak ölülerinin üzerine atýyorlardý. 1791’e gelindiðinde Cadigal ýrký Aborjinler’den sadece 3 kiþi hayatta kalmýþtý.



ÝLK ESÝR ARABANOO

“Arabanoo” Britanya askerleri tarafýndan esir alýnan ilk Aborjin askeridir. Amaç Vali Phillip’e Aborjin dili ve kültürü ile ilgili bilgi sunmaktý. Ýlk esir alýndýðýnda baþýna bir gardiyan ve muhafýz verildi. Ayaklarý zincirli halde tutuldu. Güven duyulmaya baþlandýktan sonra ayaklarýndaki zincirler çözüldü, güzel kýyafetler giydirildi ve bu arada Ýngilizce öðretildi. Arabanoo kolonist Ýngilizlerle arkadaþ oldu ve Vali Phillip’e akþam yemeklerinde eþlik etmeye baþladý. Valiye Aborjinlerle ilgili sosyal ve kültürel olarak ilk bilgi akýþýný saðladý. Bir nevi iki kültür arasýndaki ilk bað gerçekleþmiþ oldu. Çiçek hastalýðý ortaya çýkýnca hastalarýn bakýmýyla bizzat ilgilendi. Kendisi de yine çiçek hastalýðýndan ölen Arabanoo Vali Bahçesi’nde bugünkü Sydney Müzesi olarak kullanýlan alana defnedilmiþtir.

KÖTÜ SONUN BAÞLANGICI

25 Kasým 1789’da, 26 yaþýnda bir Aborjin delikanlýsý olan Bennelong, arkadaþý Colebee ile beraber Sydney’in kýyýsýndaki Manly’de Britanyalý askerlere esir düþmüþtü. Ýkisi de vali konaðýna getirildi. Colebee kaçmayý baþardý ama Bennelong alýkonularak, Ýngilizce öðretildi. Aborjinlerle iletiþim kurmayý amaçlayan vali Phillip’e tercüman yapýldý. Bennelong Avrupa tarzý yaþamayý öðrenen ve medenileþen ilk Aborjin olmuþtu. Zorla alýkonulmasýna raðmen Bennelong kendini Aborjinlerle Avrupalýlar arasýnda bir köprü gibi görüyordu. Vali Phillip’e inanýlmaz derecede yakýn konumdaydý. Bugünkü Opera House binasýnýn bulunduðu alanda 4m yüksekliðinde anýt yaptýran Vali Phillippe, bu bölgeye Benelong Noktasý adýný vermiþ ve halen de Bennelong noktasý olarak anýlmaktadýr. 1792’de vali ile Ýngiltere’ye giden ve 1795’de anavatanýna geri dönen Benelong, giyimi ve davranýþýyla yerlilerden tepki görmüþ, bu keskin dönüþüm ona çok pahalýya mal olmuþtur. Alkolün ve depresyonun pençesine düþen, ne kendi ýrkýna ne de Ýngilizlere yaranamayan Bennelong 1813’de sefil bir þekilde hayata veda etmiþtir. Tutukluðunun sonucunda, beyazlarýn kültürünü öðrenip kendi ýrkýna anlatmak isteyen biri olmasýna karþýn hala bugün pek çok Aborjin tarafýndan hain olarak görülür.



KENDÝ IRKI ÝÇÝN SAVAÞMAK

Kendi ýrkýna yaranamamýþ Benelong’a karþýn Parramatta Bölgesi’nde yaþayan Bediagal Kabilesi’nden gelen Pemulwuy Avustralya’nýn ilk Aborjin gerilla lideridir. Pemulwuy Ýngilizlerin Aborjinlere verdiði zararlara tahammül edemiyordu. Bu duruma daha fazla göz yummayarak topladýðý 100 e yakýn Aborjinle birlikte Sydney’in batý bölgesinde gerilla mücadelesine baþladý. Birkaç defa esir düþtü, yaralandý, buna raðmen muhafýzlarýn elinden kurtulduðu için Aborjinler arasýnda hala efsane olarak kabul edilmektedir. Kolonistlere korkulu günler yaþatan ve kayýplar verdirten Pemulwuy, 1802’de boðularak öldürülmüþtür. Öldürüldükten sonra baþý gövdesinden ayrýlmýþ ve bilimsel araþtýrmalar için Ýngiltere’ye gönderilmiþtir. Aborjinler, Pemulwuy’dan ”O bizim ilk kahramanýmýzdý, varlýðý ile bize güç veren büyük bir savaþçýydý” diye bahsederler.



ÝLK YERLÝ KONFERANSI

1814 yýlýnda Vali Macquarie, ilk yerli konferansýný Parramatta’daki halk pazarýnda toplamýþtýr. Bu ilk bundan sonra her yýl Aborjinlerle Avrupalýlarý bir araya getiren bir gelenek haline dönüþmüþtür. Yine, Vali Lachlan Macquarie 18 Haziran 1815’de entegrasyon amaçlý 4-7 yaþ arasý Aborjin kýz ve erkek çocuklarýna eðitim vermek üzere ilk yerli eðitim enstitüsü kurumunu kurdu. Macquarie tarafýndan açýlan bu enstitü, Avrupa hayat tarzýna uygun eðitimi amaçlamýþtý. Ancak Aborjinlerin ilgi göstermemesinden dolayý kurumda ilk sene sadece iki kiþi eðitim görmüþtür. Kurumun açýlmasýndan dört sene sonra bu sayý yirmiye yükselmiþ ve bunlar ayný sene 100 tane Ýngiliz çocuklarýyla beraber müsabakaya tabi tutulmuþlar ve kazanan kiþi 20 kiþilik Aborjin gurubunun içinden çýkmýþtýr. 13 Haziran 1816’da dünyada sayýlý ve prestijli botanik bahçesi olan alaný Vali Macquarie, Kraliyet Bahçesi (Royal Botanic Garden) olarak ilan etmiþ ve o günden bugüne itina ile korunmuþtur.



BAHÇE SARAY ÝLE YANAN GEÇMÝÞ

1879 yýlýnda Kraliyet Bahçesi’nde inþa edilmiþ Bahçe Saray binasý içindeki, Ýngiliz halkýna ve Aborjinlere ait 3000 civarýndaki etnografik eserlerle beraber 22 Eylül 1882 sabahýnda çýkan bir yangýn ile tamamen yanmýþtýr. Yangýnýn kendiliðinden mi çýktýðý veya bir sabotaj mý olduðu hiçbir zaman öðrenilemedi. Bu durum þüphesiz Aborjinler için baþka bir yýkým demekti. Çünkü onlar, geçmiþlerinin tamamýnýn, bu yangýnla beraber yok olduðunu düþünüyorlardý.

Eylül 1883’de “Aborjinleri Koruma Kurumu” kuruldu. Bu kurum yerlilerin problemlerini düzenlemeye çalýþmayý amaçladý.. Aborjinler için yaþam alanlarý yaratmaya baþlayan bu kurum, onlarýn saðlýk, barýnma ve eðitim gibi sorunlarýný çözen bir platform haline dönüþtü.

1901 tarihinde altý Ýngiliz kolonisinin birleþmesi sonucu Avustralya Federasyonu kurulmuþ oldu. Bu durum bir yandan Avustralya Ulusu’nun doðmasý anlamýna gelirken diðer yandan Aborjin Ulusu’nun ölmesi anlamýna geliyordu. Aborjinler bu tarihten sonra þehirlerin varoþlarýnda veya kýrsal bölgelerde konuþlanmýþ, geliþmemiþ topluluk olarak görüldü. Aborjinler, Avustralya Federasyonu’nun kurulumunda ve geliþiminde hiçbir þekilde söz hakkýna sahip olamadýklarý gibi, sonraki süreçte de temsil ve oy haklarý olmadý.



ÇALINAN NESÝL

1915’de Yeni Güney Galler Eyaleti, Aborjinleri Koruma Kurumu’na Aborjin çocuklarýný ailelerinden alýnýp beyaz ailelerin yanýna yerleþtirmeleri için yetki verdi ve bu herhangi bir mahkeme kararýný beklemeden yürürlüðe konuldu. Aborjin Koruma Kurumu’nun asýl amacý Aborjin çocuklarýný ailelerinin yanýndan alýp beyaz ailelerin yanýna yerleþtirmek, bu þekilde genç jenerasyonu asimile etmekti. Genel olarak 10 ile 14 yaþ arasýndaki kýz çocuklar, özellikle hedef seçilmiþti. Beyaz ve orta gelirli ailelerin yanýna yerleþtirilen bu kýzlarýn, ileride beyaz bir erkekle evlenmek için uygun birer eþ adayý olmasý saðlanacaktý. 1909 ile 1938 yýllarý arasýnda Yeni Galler Eyaleti’nde 2000’den fazla çocuk bu þekilde ailelerinden alýnmýþ ve bir daha geri verilmemiþtir. Aborjin haklarýný geliþtirme derneði 26 Haziran 1938’de yas ilan etti. Bu tarihte Avustralya Aborjin konferansýný Sydney’de topladý. Aborjinlere tam anlamýyla Avustralya vatandaþlýðý statüsü verilmesi için, yasal ve siyasi giriþimler baþlattý ve þu sloganý yaymaya çalýþtý: “Sizler yeni Avustralyalýsýnýz, bizler ise eski ve bu topraklarýn asýl sahipleri olan Avustralyalýyýz. Biz sadece adalet, hoþgörü ve biraz da nezaket istiyoruz. Acaba çok mu þey istiyoruz?



1965 ÖZGÜRLÜK SAVAÞÇILARI

Charles Perkin ve Jim Spigelman liderliðindeki 30 üniversite öðrencisi Sydney’den baþlayarak 3200 km yol katetmiþ ve Aborjinlere yapýlan ayrýmcýlýða karþý yaptýklarý bir dizi protesto gösterileri sonucunda, kendilerine “Özgürlük Savaþçýlarý” adý verilmiþtir.

Yerliler için ilk saðlýk merkezi Sydney’de kuruldu. Aborjin olan Neville Bonner Avustralya’nýn ilk senatörü olarak parlamentoya girdi. Federal parlamentoya yapýlan 94 baþvuru ve 10 yýllýk bir kampanya sonucunda Aborjinlere vatandaþlýk hakkýna ‘evet’ oyu verildi. Aborjin haklarýný savunma kampanyasý lideri Faith Bandler lobi faaliyetlerini yürütürken, baþbakan Harold Holt’a “sizin hükümetinize bu ülkede kaç tane koyun ve at var deseler, kesin ve doðru bir þekilde rakamlarý verirsiniz. Lakin size bu ülkede kaç tane Aborjin var diye sorsalar, bu konuda hiçbir fikre sahip deðilsiniz. Aborjinlere vatandaþlýk statüsü verilmesi , insani haklar bir yana en azýndan istatiki bilgiler açýsýndan bile kayda deðer deðil midir?

1962’de Fedaral Seçim Kurulu Aborjinlerin de seçimlerde oy kullanmasý kararýný almýþtýr. 1967’de ise yapýlan referandumda %90.7 ile genel sayýmda Aborjinlerin de sayýlmasýný onaylayan yasaya ‘evet’ çýkmýþtýr. 1976’da dört Aborjin gencinin baþkent Cambera’da, parlamentonun karþýsýnda bir plaj þemsiyesi altýnda bir araya gelmesi ile baþlatýlan harekette, Aborjinlerin topraklarýna yeniden sahip olmasý hedeflenmiþtir. Yerlilerin mevcut haklarýný almalarý 1997’de dönemin John Howard hükümeti sýrasýnda gerçekleþmiþtir. 26 Haziran 1998’de hükümet, yerlilerden resmen özür dilemiþtir. “The sea of hands” adlý kuruluþ kayýtlý 300 bin üyesi ile Aborjin haklarý için mücadele etmeye devam etmektedir. Özür dileme günü Avustralyalýlarýn “çalýnan jenerasyon”a karþý üzüntülerini bildirmelerine fýrsat veren ulusal bir organizasyondur. Çalýnan jenerasyon ismi zorla ailelerinden alýnýp beyaz ailelerin yanýna yerleþtirilmelerinden dolayý verilmiþtir. Özür dileme günü, yerliler ve yerli olmayanlar arasýnda baþlayan, karþýlýklý birbirini anlamanýn baþlangýcý olmasý, dolayýsýyla önemlidir.



KURTULDUK


26 Ocak 1988 günü, Aborjin kültür ve politika hayatýnýn en önemli dýþa vurumlarýndan biri yaþandý. Avustralya’nýn dört bir yanýndan yerliler, otobüsler ile veya özel araçlarýyla gelerek Avustralya Günü kutlamalarýna inat, sokaklarda yürüyerek hayatta kalmalarýnýn 200. yýlýný kutladýlar. Çünkü onlar, kendi topraklarýnda iki yüz yýl yok sayýlmanýn ardýndan, yeniden bir deðer ve kendi topraklarýnda yeniden vatandaþ olmanýn mutluluðunu, gururunu yaþýyorlardý.

Sebahattin Karaca



Bu çalýþmam sýrasýnda yardýmlarýný esirgemeyen sayýn Mehmet Arvas’a çok teþekkür ederim.

KAYNAKCA:
- Sydney Royal Botanical Garden Archives
- Aboriginal History City of Sydney


Sebahattin Karaca

sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com



19 Mart 2017 Pazar / 4407 okunma



"Sebahattin Karaca" bütün yazýlarý için týklayýn...