TURGUT TÜRKSOY ile-5N1Kitap / Arzu DÝNÇER
Arzu DÝNÇER

Arzu DÝNÇER

TURGUT TÜRKSOY ile-5N1Kitap



Merhaba,

Bugün konuk yazarýmýz, hem kendi kitap aþkýnýn hem de yazarlýk serüvenine merhaba diyenlerin yanýnda yayýncý olarak da yer alan editör/yayýncý Turgut TÜRKSOY.

5N1Kitap sorularýna Favori ailesinin tüm yoðunluðuna raðmen, sorularýma vakit ayýrarak yanýtladýðý için kendisine teþekkür ediyorum.

Bir kitabýn sayfalarýný merakla çevirmenin, size sunduðu ýþýðýn nimetlerinden yararlanmanýn hevesi daima sizlerle olsun.

Sevgilerimle,

Arzu DÝNÇER

25 Þubat 2017


TURGUT TÜRKSOY ile 5N1Kitap



Sorularý yanýtlamadan önce kýsaca kendinizi ve kaleminizi bizlere hatýrlatabilir misiniz?

1961 yýlýnda Ankara’da doðmuþum. Çocukluðum gecekondu mahallelerinin çamurlu sokaklarýnda, gençliðim ise 12 Eylül faþizminin zindanlarýnda geçti.

Profesyonel olarak yazmaya cezaevi yýllarýmda baþladým. Ýlk kitabým Ararat’ýn Laneti 2008 yýlýnda yayýnlandý. Daha sonra sýrasýyla, Çerkes Ethem: Apoletsiz General, Deniz: Güneþin Çocuklarý ve Dilruba isimli kitaplarým okuyucularla buluþtu. Romancýlýðýn yaný sýra editörlük ve yayýncýlýk yapmaktayým.



NE ZAMAN?




Yazmaya ilk ne zaman karar verdiniz, yayýnlamayý düþündüðünüz (hazýrladýðýnýz) son kitabýnýz ne zaman yayýnlanacak /yayýnlandý?

Amatörce olsa da, yazmaya ilkokulu bitirdiðim senenin yaz tatilinde baþladým.

Þu anda üzerinde çalýþtýðým dosyayý, eðer büyük bir aksilik çýkmazsa, 2017 yýlý içinde kitaplaþtýrmayý planlýyorum.

NE?




Kitaplarýnýzý bize özetleyebileceðiniz cümleler ne olur?

Resmi tarih yazýcýlarýnýn gölgede býrakmaya çalýþtýklarý ya da çarpýtarak aktardýklarý önemli tarihsel olaylarý ve kiþileri olabildiðince objektif bir bakýþ açýsýyla anlatmaya çalýþýyorum.

NEREDE?




Edebiyat dünyasýnda kendinizi nerede tanýmlarsýnýz?

Bu soruya yazarýn yanýt vermesi doðru olmaz diye düþünüyorum. Takdir okuyucularýndýr. Ama ben elimden geldiðince zulme karþý mazlumlarýn sesi olmaya gayret ediyorum.

NASIL?




Yazar ve okurlar arasýnda kurulan köprü sizce nasýl olmalý?

Ýnsanlar arasýndaki en saðlam köprü; samimiyet, güven ve hakikat üzerine inþa edilen köprüdür. Bu yazarla okuyucularý arasýnda da geçerlidir.

NEDEN?




Okurlar sizin kitaplarýnýzý neden okumalý?

Dünyaya, olaylara ve tarihsel alt üst oluþlara farklý bir pencereden bakmak isteyen herkesi potansiyel okuyucum olarak görüyorum.


“Ararat’ýn Laneti”

Belgesel romandan minik bir alýntý


Türk ve Ermeni halklarýnýn bin yýllýk kardeþliði nasýl düþmanlýða dönüþtü? Daðlarda on binlerce gerillasý olan Hýnçak Marksist bir örgüt müydü? Ýlk korucu örgütlenmesi olan Hamidiye Alaylarý nasýl kuruldu? ABD Anadolu topraklarýnda binlerce Ermeni okulunu neden açtý? Emperyalist devletler Ermenileri nasýl kýþkýrttý? Osmanlý bankasý baskýný nasýl sonuçlandý? Abdülhamit’e suikiastý kimler planladý? Yunanistan Ermeni eylemcileri nasýl korudu? Kürtler ve Ermeniler Birbirlerine kýrýldýlar mý? Bir Ermeni kýzýyla bir Türk subay evlenebilirler mi?

Ermeni müziði, Ermeni mutfaðý, Ermeni bayramlarý, Ermeni efsaneleri, ve Ermenilerle ilgili bilmediðiniz baþka þeyler…

Tüm bu sorularýn yanýtlarýný, 1800′lü yýllarýn sonunda Ýstanbul’unda yaþanan bir aþk ve bu aþkýn etrafýnda meydana gelen esrarengiz olaylarýn akýþý içinde bu romanda bulacaksýnýz.

1

VARTAVAR BAYRAMI

1890 yýlýnýn Temmuz ayýnýn ortalarý. Uç kýtaya yayýlmýþ Osmanlý Ýmparatorluðu’nun Payitaht”ý Ýstanbul’da önemli bir gün

Vartavar Bayramý.

Nuh Peygamber. Büyük Tufan’dan sonra, karaya ilk ayak bastýðýnda, son bir þiddetli yaðmur yaðar. Yaþamýn yeniden baþladýðýný iþaret eden bu son yaðmur þerefine Nuh Peygamber, havaya güvercinler uçurup, kurban keser

Nuh’un soyundan geldiklerine inanan Ermeniler de, her yýl bu gün. Vartavar Bayramý’ný kutlarlar.

Ýstanbul’daki bayram þenlikleri de, tüm diðer bayramlar gibi Kaðýthane Çayýrý’nda yapýlýrdý.

Karþý tepelerde, güneþin doðduðu yer. yeni yeni aðarmaktaydý. Yeryüzü, henüz karanlýk bir örtüyle kaplý olmasýna raðmen. Beyazýt Camii’nin, mýzrak gibi gökyüzüne yükselen minareleri, tuhaf bir kurþunilikle parýldamaktaydýlar.

Sitrak Bezciyan, her sabah olduðu gibi yine, bahçedeki akasya aðacýna musallat olan karganýn bel sesiyle uyandý. Hemen pijamalarýný giydi ve bayram için güllerle süslenmiþ pencereye doðru gitti. Açýk pencereden, kendisine düþman gibi bakan kiþa, “kýþt” diye baðýrdý. Karga ise, ona inat usun uzun gakladý.

Her sabah, bu çirkin kuþun kendisinden de çirkin sesiyle uyanmak, çekilecek bir þey deðildi.

Þu bayram günü sinirimi bozamayacaksýn dedi kuþa ters ters bakarak.

Kuþun laf dinlemeye falan niyeti yoktu, Yine gakladý Yalnýzca gaklasa iyiydi. Gagasýný da korkutucu bir biçimde açmýþtý hu sefer

Sitrak, bu çekiþmenin bir ise yaramayacaðýný anlamý; olmalý ki. kuþu kendi halinde býraktý ve aþaðýya inmeden ünce. bir las suyla alelacele yüzünü yýkadý Yüzünü sildiði peþkiri duvardaki çiviye asýp kapýya doðru yürüdü

Merdivenlerin basýna geldiðinde, mutlaklarý yükselen herlenin (pekmezle yenilen bir çeþit çörek) ve cevizli ekmeðin nefis kokusunu burnuna çekerek kendine geldi

Neþe içinde, merdivenleri koþarcasýna indi

Maral ile Maria. analý kýzlý, mükemmel bir bayram sofrasý hazýrlamýþlardý Öyle görünüyordu ki Maria. annesinin emektar yardýmcýsý Lora’yý aratmýyordu artýk.

Kara meþeden yapýlmýþ yemek masasýnýn üstünde yok, yoklu. Herleden, Diyarbakýr çöreðine, cevizli ekmekten, kabaklý salataya kadar, iþtah açýcý ne varsa, her þey zevkli bir dizaynla sofraya yerleþtirilmiþti

Sitrak her sabahki gibi, ilk iþ olarak su küpünün kapaðýný açtý; cezveyle aldýðý suyu bakýr maþrapaya boþalttý ve onu bir dikiþte bitirdi

Tarçýnýn mis gibi kokusu, bu anda mutfaðýn en hakim kokuþuydu. Kuzine sobanýn yanýndaki semaverde de çay. fokur fokur kaynýyor, çevresindeki her þeyi, esrarengiz bir su buharýyla, týpký bir sis perdesi gibi arkasýnda saklýyordu.

Sitrak, kahvaltýnýn yapýlacaðý çardaða gitmek için, bahçeye çýkmaya hazýrlanýrken, mutfaðýn kapýsýnda Daþo göründü

Genç adam, yuvarlak ve tombul yüzlüydü. Basýk bir burnu, iri kara gözleri ve geniþ bir alný vardý. Sakýn ve sevimli gülüþü, sinsi bakýþlarýyla tam hýr zýtlýk oluþturuyordu.

Aslýnda, Daþo babasýna. Maria da annesine benziyordu. Sitrak da, týpký oðlu gibi, yuvarlak suratlý, geniþ alýnlý ve sinsi bakýþlýydý Oðlundan kýrklý olarak, yüzüne çok yakýþtýðýný düþündüðü ak saçlarý vardý Ak saçlarý, güneþ ýþýðýnda gümüþ gibi parlardý.

Maria ise, abisinin ve babasýnýn aksine, annesi gibi, ince ve dal gibiydi Omzuna dökülen parlak siyah saçlarý, kömür karasý kocaman gözlen vardý Nohut gibi minicik ve sevimli burnu, biçimli ve dolgun dudaklarýyla. Güzellik Tanrýçasý Astgik’e taþ çýkaracak bir güzelliðe sahipti

Annesine gelince; elbette ki, yýllarýn yýpratýcý etkileri, Maral’ý oldukça hýrpalamýþtý. Artýk o, maalesef kýzýnýn yanýnda sönük bir yýldýz gibi kalýyordu.

Daþo. yataktan kalktýðý gibi mutfaða inmiþ, meymenetsiz bir surat ve þiþmiþ gözlerle, anlamsýz anlamsýz etrafýna bakmýyordu. Aðzýný sonuna kadar açarak esnemesi, babasýný çileden çýkarmýþtý yine.

Sabah sabah insanlarýn yüzüne karþý esnemek uðursuzluk getirir. Sana kaç kere, yüzünü yýkamadan mutfaða gelme demedim mi? Diye gürledi.

Daþo:

Çok güzel baba, dedi. Aðzýna atmak üzere olduðu Diyarbakýr çöreðini, acý bir ilaçmýþ gibi, yüzünü buruþturarak tekrar yerine býraktý. Bayram günü bari, baðýrýp çaðýrmasan olmazdý deðil mý?

Sitrak, pijamalarla karþýsýnda duran oðluna bakarak,

Özür dilerim beyzadem. Demek bu gün Bayram? Tabii caným, sen de bu yüzden, böyle iki dirhem bir çekirdek giyinmiþsin, diyerek onun kýlýðýyla alay etti.

Sesindeki alaycýlýk komiklik derecesindeydi.

Daþo da, babasýndan aþaðý kalmadý, o da týpký babasý gibi, alaycý bir ses tonuyla karþýlýk verdi.

Estaðfurullah, ben özür dilerim

Bu muhabbetin sonunu hayýrlý görmeyen Maral, konuyu deðiþtirdi hemen:

Arabacý ne zaman gelecek efendi?

Karýsýnýn bu manevrasýný anlayan Sitrak, bozuntuya vermedi.

Birazdan kapýya dayanýr, kahvaltýmýzý yapalým da, herkes hazýrlansýn, adamý bekletmeyelim diyerek, tatsýzlýðý noktaladý.

Daþo mutfaktan dýþarý çýktý. Babasý da arkasýndan. Daþo yukarýya, hazýrlanmak için odasýna giderken, Siýrak da çok sevdiði çardaða gitti.

Yalnýz kalan Sitrak’ýn beynine, rahatsýz edici düþünceler hücum etti hemen. Oðluyla yaþadýðý bu tartýþma onu ürkütmüþtü. Bu sorunlarýn, her geçen gün daha da artacaðýný hissediyor, huzursuz oluyordu.

Dertli baba elini yanaðýna koyup, derin bir of çekti.

O anda kapýdan kafasýný uzatan Mana, pamuk gibi yumuþacýk bir sesle babasýna seslendi:

Beyaz elbiseni mi giyeceksin baba?

Kýzýnýn tatlý sesiyle daldýðý karamsar düþüncelerden sýyrýlan Sitrak,

Ben elbisemi hazýrladým kýzým. Siz sofrayý kurun artýk. Arabacý gelince bekletmeyelim adamý, dedi.

Etrafýný kuþatan ýhlamur aðaçlarýnýn saðladýðý gölgelik, bu aðaçlarýn dallarýnda ötüþen minik kuþlarýn tatlý cývýltýlarý ve çevresindeki çiçek denizinin dalgalanmasýyla havaya yayýlan, bayýltýcý güzellikteki kokular, bu çardaða cennetten bir köþe havasý veriyordu.

Maral, bayram þerefine Kütahya Çinisi kâseleri, porselen tabaklarý ve gümüþ çatal býçak takýmýný çýkartmýþtý sofraya.

Maria. semaveri getirip çaylarý doldurunca, kahvaltý da baþlamýþ oldu. Baba ve çocuklarý arasýndaki gerginlik kahvaltýda da devam etti. Daþo sürekli konuþuyor, Maria da ona ayak uyduruyordu. Kendine zor hakim olarak onlarý dinleyen Sitrak’a göre, onlarýn konuþtuklarý þeyler, incir çekirdeðini bile doldurmayacak kadar önemsiz, boþ konulardý Nihayet sabrý tükendi.

Sofrada konuþmak ayýptýr. Ýkiniz de eþek kadar oldunuz, böyle þeylere dikkat edin artýk. Diyerek, ikisini de sertçe uyardý. Böylece masaya derin sessizlik hakim oldu

Kahvaltýdan sonra. Maral ve Maria sofrayý kaldýrýrken, Sitrak da giyinmek için odasýna çýktý.

Tüm eleþtirilere raðmen Daþo hazýrdý Beyaz þile bezi gömleðinin alýma, Ýngiliz kumaþýndan dikilmiþ çizgili bir pantolon, onun allýna da, parlak rugan ayakkabýlarýný giymiþti.

Bir sûre sonra Sitrak da çardaða geldi Dik yakalý kolalý gömleðini ipek bir fularla süslemiþ, kar beyaz elbisesi, beyaz pabuçlarýyla güzel bir uyum oluþturmuþtu.

Daþo, seviyor, sevmiyor diye mýrýldanarak papatya falýna bakarken, babasý da sessizce onu izliyordu.

Üzerinde, zeytin yeþili, dikine çizgiler bulunan beyaz elbisesi ile bahçeye gelen Maria. baþýna da, defne yapraklarýyla süslü beyaz bir þapka giymiþti. Bu haliyle, adeta bulutlardan uçup yeryüzüne konmuþ bir meleði andýrýyordu.

Bahçe kapýsýnýn pirinç tokmaðý vurulmaya baþlayýnca, arabanýn geldiðini anlayýp, aceleyle dýþarý çýktýlar.

Maral, kocaman anahtarý kilide sokup iki kez çevirdi. Madeni tikim atlarý huzursuz etmiþti. Baþlarýný telaþla saða sola sallayýp, huzursuzca kýpýrdadýlar.

Ýki beygirle çekilen faytonun sürücüsü, yamalý þalvarý, yaðdan rengim yitirmiþ cepkeni ve kalýpsýz sesiyle, atlarýn baþýnda bekliyordu.

Yolcularýnýn geldiðini gören arabacý, onlarýn binmesini bekledikten sonra. sürücü yerine geçerek atlarý kýrbaçladý.

Atlar nazlanýnca, arabacý bu defa, onlarý harekete geçiren bir nara patlattý. Ýkinci kez kýrbaç sakladýðýnda, araba yavaþça yerinden oynadý

Süratle ilerledikleri sokaklarda, bazen çocuklarýn, bazen de, ýsrarcý köpeklerin takibine uðruyorlar di. Köpekler, kendilerine göre çizdikleri sýnýra kadar arabayý, sözüm ona kovalýyorlar, sonra da. vazifelerini yapmanýn gururuyla, kasýla, kasýla eski yerlerine dönüyorlardý

Atlarýn nallarýnýn taslarda çýkardýðý seslere, boyunlarýnda sallanan çýngýraklarýn sesi eslik ediyordu.

Bayram yerine giden uzun yol boyunca, ekilmiþ uçsuz bucaksýz tarlalar. yemyeþil bostanlar, çok uzaklarda da, cýlýz ormanlar göze çarpýyordu. Tek tük olarak da, dökülmüþ sývalan, yýkýk dökük bahçe duvarlarý, bakýmsýz mezadý kýlýklarýyla. minik Talar ve Roman köylerini görüyorlardý

Denizin, ormanýn, derenin ve þelalelerin, gamý kederi silip sûpürdügû Kâðýthane, tam bir bayram yeriydi

Binlerce insan geniþ çayýrlýðý doldurmuþ, bayram meydanýný ana baba gününe çevirmiþti

Vartavar þerefine kesilen yüzlerce kurbanýn etinden, birbirinden nefis yemekler yapýlýyordu Üzerlerinde yoðun bir duman tabakasý oluþan dev bakýr kazanlarýn basýnda. Ermem olmasalar da, beleþçi olduklarý her hallerinden belli olan, ilginç bir kalabalýk oluþmuþtu

Bakýr kazanlarda kaynayan taze koyun elinin iþtah açýcý kokusu bütün meydaný kaplýyor, bu da. beleþçi kalabalýðýn sayýsýnýn gittikçe daha fazla artmasýna neden oluyordu

Kalabalýk bir falcý ordusu meydana daðýlmýþ, esmer Roman kadýnlarý, genç kýzlarýn meraklý bakýþlarý altýnda, bir avuç bakla ile, gelecekle ilgili enteresan tahminlerde bulunuyorlardý.

Dilenciler, en acýklý yalvarýþlarýný ve en dokunaklý dualarýný bu gün için saklamýþlardý sanki, incil’den yalan yanlýþ pasajlar okuyorlar, yalvaran bakýþ lan ve aðlamaklý sesleriyle, özellikle kadýnlarý kandýrýyorlar, keselerini þiþir dikçe þiþiriyorlardý.

Pamuk helvacýlardan, macunculara, þerbetçilerden, koþ helvacýlara, horoz sekercilerinden, haþlanmýþ mýsýrcýlara kadar, istanbul’un tüm seyyar satýcýlarý oradaydý, içlerinde en fazla parayý ise elma sekeri salanlar kazanýyorlardý. Çünkü. Vartavar Bayramý öncesi elma yemek yasak olduðu için, bayramda herkes birbirine elma ve elma sekeri armaðan ediyordu.

Curcunalý bayram yerinde, hayvanlar da bazý ilginç olaylarýn kahramaný oluyorlardý.

Baþ rolde güvercinler vardý elbette Süt beyazýndan, paçalýsýna, taklacýsýndan, duman renklisine kadar, binlerce güvercin uçurulmuþtu gökyüzüne Dupduru gökyüzünde, güvercinlerin oluþturduðu rengarenk bulutlar meydana gelmiþti sanki.Camiî güreþlerine ise diyecek yoktu doðrusu. Dev cüsseli, iri boynuzlu bu hayvanlar, büyük bir hýnçla birbirlerine saldýrýyorlardý. Kafa kalaya çarptýklarýnda çýkan çalýný, izleyenleri dehþet içinde býrakýyordu. Bir çok genç kýz. bu manzarayý görmemek için elleriyle gözlerini kapatýyorlardý

Magrip’ten gelen maymun oynatýcýlarýnýn gösterilen izleyicilerini gülmekten kýrýp geçirirken, Hindistan’dan gelen yýlan oynatýcýlarýnýn gösterisi ise, izleyenlerin kanýný donduruyordu

Her gösterinin deðiþik izleyicileri vardý. Heyecanýn en yüksek olduðu yer ise, kýlýç yutup, vücutlarýna sis saplayanlarýn olduðu çadýrdý. Bu çadýrda ayrýca, aðýzlarýndan alev fýþkýrtan ateþbazlar, tel üzerinde türlü tehlikeli hareket sergileyen cambazlar ve Çinli sihirbazlarla, Arap hokkabazlar da. busu içinde icrai sanat eðliyorlardý.

Bu bayramda, bir çok kadýnýn da kýsmeti açýldýðý için, süslü puslu bazý kadýnlar, delikanlýlarýn dikkatini çekmek için olur olmaz gülüyorlardý Bazýlarýnýn kahkahalarý o kadar etkileyiciydi ki, dünyadan elini eteðini çekmiþ kimi dedelerin bile dikkatini çekiyor, onlarýn gençlik yýllarýný anýmsayarak, dertli, dertli iç geçirmelerine neden oluyordu.

Baþka bir lakým kadýnlar ise, niyetçinin baþýna birikmiþler, çektikleri niyet kaðýtlarýnda yazýtý olanlara güre, kâh, tavþan hakkýnda, kâh sincap hakkýnda, uðursuz olduklarý biçiminde yorumlar yapýyorlardý. Güvercin nasýl niyet çekerse çeksin, kutsal gündeki rolü hatýrýna, hakkýnda olumsuz bir yorum yapýlmýyordu.

Testilerle daðýtýlan bedava þarabýn etkisiyle “güzelleþen” gençler, þimdiden birbirlerini dereye atmaya baþlamýþlardý bile,

Bu hengame arasýnda Daþo. kaþla göz arasýnda ortadan kaybolmuþtu. Muhtemelen, tüm bekar erkekler gibi, o da güzel bir kýzýn çevresine demir atmýþtý herhalde.

Maria, annesiyle birlikte, kalabalýktan uzakta, geniþ düzlüðün bitip…


Arzu DÝNÇER

arzudincer0@gmail.com



3 Mart 2017 Cuma / 2433 okunma



"Arzu DÝNÇER" bütün yazýlarý için týklayýn...