Bedriye KORKANKORKMAZ
Ýnsanlýðýn Ete Kemiðe Bürünüp Aþka Dönüþtüðü Yazar: Charlotte Bronte
Ýhanetlerin dilini deþifre ettiðim günden bugüne deðin kimseyle konuþmuyor ve “seni seviyorum” diyenlerden korkuyorum. Alçaklýðýn sýnýrýný zorlayan sözcüklerin silahýyla adam öldürmek yasalara göre de suç deðil. Sokaklarda, iþyerlerinde, evlerde… insanlar duygu katilleriyle birlikte yaþýyor. Her gece deniz, beni, onun duygu katili olmadýðým için sahile davet ediyor ve insanlarýn ihanetlerini sahile kusup kusup aðlýyor karþýmda. Yaþam uyumadýðý için gerçekler de uyumuyor. Aþk gibi dostluk da iki kiþiliktir. Unutamam sahte dostlarýmýn birer birer beni sattýðý günlerimde denizin benden esirgemediði dostluðu. O benim güzellik meleðim ve ben meleðimle birlikte yeryüzünde paylaþýlabilecek tüm güzel duygularý paylaþýyorum. Bu duygularla geldiðim sahilde denizin bir bayanla sohbet ettiðini görüyorum. Denizinde bana ihanet ettiðini düþünüyorum. Ona mý yoksa yazgýma mý küsmem gerektiðini bilmiyorum ama dizlerimin üstüne çöküyorum; gözlerimi gökyüzüne dikerek yanaklarýmý okþayan ýlýk gözyaþlarýna aldýrmadan yýldýz avýna çýktýðýmý biliyorum. Kendimle evleniyorum. Nikâh þahidim olan yýldýzlar bardaktan boþalýrcasýna yaðýyor üstüme. Tepeden týrnaða mesut olmanýn tarif edilemez duygular yumaðý olduðunu anlýyorum. Týpký olgunlaþtýðýmý denize sitem etmememden anladýðým gibi. Evime gitmek üzere ayaða kalkýyorum ve arkama bakmadan yürüyorum. Deniz arkamdan sesleniyor: -Nereye dostum? Bu akþamki sürprizin ihanete dönüþmesinden dolayý üzgünüm. Dostum; biz, yalnýzlýðýmýzý çoðalttýkça, kendi varlýðýný bir bütün halinde hissedenlerdeniz. Seninle sohbet etmek için sahildeki dünyamýza katýlan dostunla kucaklaþ ki sohbetimiz þen olsun. -Deniz! Deniz! Deniz… Sözde dostlarýmýn hayatým üzerinde oynadýklarý kumar senin de beni sattýðýný düþündürecek kadar midemi bulandýrdýðý için beni baðýþla. -Küsecek kadar bana deðer verdiðin için çok mutluyum. Yosundan yapýlmýþ minderlerin bu kadar rahat olduðunu bilmiyordum. Sen dostumuzun yanýndaki mindere otur. Bu akþam sözü sabahtan beri senin yolunu bekleyen dostumuza býrakýyorum. -Sevgili Bedriye, önce tanýþalým. Ben Charlotte Bronte.” - Charlotte Bronte! -Bedriyeciðim, þaþkýnlýðýný anlýyorum. Bir anda karþýna çýkmamalýydým. Beni tanýyabileceðini düþünüyordum. Ne yaþarken ne de öldükten sonra ruhuma senin gibi dokunan olmadý. Seninle ruhlarýmýzýn buluþmasýna yýldýzlarla denizin eþlik edeceðini düþünüyordum, ediyorlar da. Ýnsanlar yýldýzlara yýldýzlar da bize ulaþmak istiyor. Fark ettin mi “sen” kendinle evlenirken, yýldýzlar oldu nikâh þahidin. Yýldýzlar parlaklýðýný güzel insanlarýn kalbindeki ýþýktan alýyor. Parlaklýðýyla göz kamaþtýran yýldýzlar senin/ benim gibi anlaþýlamayanlarýn duygularýdýr, hayalleridir ve de beklentileridir dünyadan… En önemlisi de ruhtan anlayanlarla ruha can katanlar buluþmamýza þahitlik ediyor ve bizi varlýklarýyla onore ediyorlar. Bu da bizim boþuna yaþamadýðýmýzý, boþuna nefes almadýðýmýzý ve boþuna onca acýlarla yoksulluða katlanmadýðýmýzý kanýtlýyor. -Sevgili Charlotte, söz konusu, duygularla ruh olduðunda sýnýrlarýn tanýmý sýnýrsýzlýktýr. Duygular da týpký güneþ/ yýldýz ve deniz gibi evrene dâhildir. Evren dediðiniz yer yuvarlaðý insanla anlamlýdýr. Senin yaþadýklarýnla mý yoksa yaþ(ya)madýklarýnla mý kendini bir bütün olarak hissedip etmediðini merak ediyorum. Yaþadýklarýnýn tanýðý olmak istiyorum.” “Bedriye, sözünü kestiðim için baðýþla beni. Konuþmanýn akabinde bana soracaðýný tahmin ettiðim soruyu ben sana sormak istiyorum: Yaþadýklarýma yaptýðýn yolculuðu bizimle paylaþýr mýsýn? “Yaþadýklarýna yaptýðým yolculuðunun ilk duraðý çocukluðun oluyor. 21 Nisan 1816’da Ýrlanda kökenli papaz Patrik ve Maria Branwell Bronte’nin çocuðu olarak dünyaya geliyorsun. Baban zengin bir kütüphanesi olan sanatsever biri. Bu güzel adamýn yazgýsý yürek burkan acýlar yumaðýdýr. Dünyada hiçbir baba yaþarken eþi ile altý çocuðunu [beþ kýz bir erkek] veremden kaybetmemiþ ve hiçbir babanýn ailesi mezarlýk olmamýþtýr. Beþ çocuðunu yitirdikten sonra kör olan babana sað kalan tek çocuðu olarak sen bakýyorsun uzun bir süre. Seni sað býrakarak Tanrý’nýn kendisinin teselli ettiðini düþünen baban çocuklarý içinde en çok sevdiði seni de yardýmcýsý papaz Nicolls’la yaptýðýn evliliðinin dokuzuncu ayýnda kaybediyor. Tanrý’nýn birbirinizin ruhlarýný tamamlayan eþinle seni yanýna alarak ayýrmayacaðýný düþünüyorsun ama Tanrý sevdiði kulunu eþinle paylaþmýyor. Ailesi mezarlýk olan çileli baban da bir süre sonra mezarlýktaki ailesiyle buluþuyor. Aile yazgýnýz Fransýz yönetmen André Techine’in yüreðini de parçalýyor ve Bronte Kardeþler’in dramlarýnýn filmini yapýyor. Bronte Kardeþler’in salt yapýtlarý deðil, yaþamlarý da filme konu oluyor. Yaþanmýþlýðýnýn kapýsýný açmakla kendi acýlarýmýn kapýsýný açacaðýmý ve senin gerçeðine ulaþmakla kendi gerçeðime ulaþacaðýmý biliyorum. Sen de benim gerçeðimden kendi gerçeðine ulaþtýðýn için buradasýn. Güzel ruhlarý cennette aramanýn yoksunluðunu yaþamadýðým ve yüreðine sevgiyle dokunduðum için mutluyum. Ölüleri yeniden doðuran anne vefadýr. Þimdi daha iyi anlýyorum yaþanmýþlýklarla dolu ruhlarý neden acýlarýn ve kayýplarýn yýkamadýðýný. Zulüm ve sevgisizliðin sevgiye yenileceðini biliyorum. Sevgisizlik yaþayanlarý öldürüyor sevgi ise ölüleri diriltiyor. Bu yüzden insanlar yaþadýklarýnýn ya her þeyi ya da hiçbir þeyidir. Seninle yaþadýklarýmýzýn her þeyi olduðumuz için ruhlarýmýz birbirini tamamlýyor. Baban annelerinin yokluðuyla çocuklarýnýn yüreklerinde býraktýðý boþluðu katý bir Hýristiyanlýk sevgisi ve tutkusuyla dolduruyor. Teyzen size annelik etmek üzere Haworth’a geliyor. Öðrencilik hayatýna ablalarýn Elizabeth ve Maria ile birlikte Lowood gibi kötü koþullarý olan yatýlý bir okulda baþlýyorsun ve biri on bir diðeri de on iki yaþýnda olan iki ablaný da ayný okulda veremden kaybediyorsun. Varlýklý ailelerin kýzlarý olmadýðýnýz için iyi bir evlilik yapma þansýnýzý da yitiriyorsunuz. Tek umarýnýz okumak olduðundan koþullarý daha da iyi olan bir okula gidiyorsun Emily’le birlikte. Bronte Kardeþler sözcüklerin Tanrýsal büyüsü ve cömertliðiyle çocuk yaþta tanýþýyorlar. Haworth’ta mezarlýða bitiþik taþ bir yapýda yaþayan altý kardeþin dramlarýnýn birbirleriyle yarýþmýþ olmasý içimi acýtýyor. O mezarlýða bitiþik taþ yapýda yaþayan yoksul rahibin bilge kýzlarý[Anne/ Emily ve Charlotte] salt Ýngiliz deðil, dünya yazýnýnda da adlarýný altýn harfl e yazdýrýyor. Yazgýnýzýn acýmasýzlýðýna yakýþýr bir asaletle yirmi birinci yüzyýlda da yazýnsal üretileriniz hak ettiði yeri alýyor, alacak da. Kardeþlerin dostlarýn oluyor. Otuz bir yaþýnda kaybettiðin erkek kardeþinin davranýþlarý ailen için bir yýkým oluyor. Ýçki baðýmlýsý olduðu için iþinden kovuluyor. Ýçki ve afyon bulmak için sürekli borçlanýyor. Kýz kardeþleri onun borçlarýný ödemek için bir yandan didiniyor diðer yandan da erkek kardeþinin içki krizine girdiðinde kendisini intihar etmemesi için odasýnýn önünde uyumadan sabaha kadar nöbet tutuyor. Erkek kardeþinin ölümünden altý ay sonra dünyada en çok sevdiðin yegâne insan olan kýz kardeþin Emily’yi kaybediyorsun. Yapýtlarýný okuduðumda insan ve yaþama dair derinliðinin bir anda oluþmadýðýný algýlýyordum ama bu kadar acý kayýplarýnýn hayatýnda birbirleriyle yarýþtýðýný bilmiyordum. Acýlarýnýn ve kayýplarýnýn ölümsüz yapýtý SENSÝN! “Bedriyecik, aðlamaný istemiyorum. Hayatýma dair bildiklerini bizimle paylaþmaný istiyorum senden. Bu akþam kayýplarýmýn yüreðindeki karþýlýðýnda boðulmak istiyorum. Güneþin akþamlarý içine doðduðu dostum, devam et kaldýðýn yerden sohbetine.” “Dostum; ben, güneþin Tanrý’nýn evi olduðunu düþünüyorum buzlarý erittiði, üþüyenleri ýsýttýðý ve karanlýðý aydýnlattýðý için. Senin gibi yoksul onurlu/ namuslu ve eðitimli kadýnlarýn yapacaðý tek meslek öðretmenlikti o dönemde. Sen de yapýtýnda olduðu gibi bitirdiðin okulda ve evlerde öðretmenlik yapýyorsun. Bir süre sonra evlerde öðretmenlik yapmak onuruna dokunduðu için yapmaktan vazgeçiyor Emily ile birlikte Brüksel’e gidiyor özel bir okulda Fransýzca öðreniyorsun. Teyzen ölüyor. Kýz kardeþinle birlikte babana bakmak için geri dönüyorsun memleketine. Fransýzca öðrendiðin Brüksel’deki özel okula Ýngilizce öðretmeni olarak geri dönüyorsun aylar sonra. Orada kaldýðýn bir yýlda Almanca ve Fransýzca öðreniyorsun. Aþk, tutku, kýskançlýk ve de ayrýlýk hayatýna Brüksel’de öðretmen olduðun özel okulun sahibi olan evli müdürle giriyor. Evli bir erkeðin öteki kadýný olmak hem benimsediðin dini duygularýnla hem de onurunla baðdaþmýyordu. Acýlar içinde boyut deðiþtire deðiþtire seni duygularla aþkýn bilgesi yapýyor. Dünya acýmasýzlýðýyla karþýnda, sözcükler dostluðuyla yanýnda oluyor senin. Âþýk olduðun erkeðin kiþiliðine duyumsadýðýn sevgiyi ölümsüzleþtirmek için yazar oluyorsun ve sekiz yýlda dört roman yazýyorsun. Villette ile baþlýyorsun yapýtlarýnda âþýk olduðun evli erkeði ölümsüzleþtirmeye. Kendini çirkin bulmana karþýn seninle evlenmek isteyenlerin evlenme teklifl erini reddederek evde kalmayý kendinde kalmaya tercih ediyorsun. Acýlarýn ve yalnýzlýðýndan kurtulma pahasýna olsa bile ruhunu ruhuyla tamamlamayan bir erkekle evlenmeyi onur kýrýcý buluyorsun. Bir yýl sonra duygularýnýn gurbet diyarý Brüksel’den ayrýlarak baba evine geri dönüyorsun. Baba evinde öðrenmek ve öðretmenin dýþýnda yazgýný yenmeyi de tutku ediniyorsun kendine. Hayalinin olan “Bronte Kardeþler Özel Okulu’nu açmayý parasýzlýk yüzünden gerçekleþtiremeyince bu kez de kardeþlerinle birlikte yazdýðýnýz roman ve þiirleri yayýmlanmaya karar veriyorsun. Tutucu Victoria Çaðý’nda eleþtirmenlerin kadýn yazarlara karþý olan acýmasýzlýðýyla üç kýz kardeþinle birlikte yayýmlanan þiir ve roman kitaplarýnýzla [“Villette” ile “Profesör”] tanýþýyorsunuz. Erkeklerin dünyasýnda hak ettiðin yeri almak için Jane Eyre’yi Currer Bell erkek adýyla yayýmlýyorsun. Kýz kardeþin Emily’nin eseri de Ellis Bell erkek adýyla yayýmlanýyor. Cinsiyetinden öte eserinle tanýnma þansýný yakaladýðýn için yapýtýnýn tutulmasýna ve ünlü olmana raðmen gerçek adýný açýklamýyorsun uzun bir süre. Currer/ Ellis Bell’lerin erkek deðil kadýn ve kardeþ olduklarý anlaþýldýðý için üzülüyorsun. Ünlü olduktan sonra Gittiðin Londra’da Th ackeray ve Elizabeth Gaskell ile tanýþýyorsun. “Sevgili Bedriye, okuduðunu bildiðim Emily’nin Wuthering Heights [Rüzgârlý Tepeler] romaný hakkýnda ne düþündüðü bilmek istiyorum.” “Sevgili dost, kýz kardeþinin tek romanýyla dönemin görüngüsü olduðunu düþünüyorum. Jane Eyre’yi haksýzca eleþtiren tutucular gibi sen de ön yargýyla yaklaþýyorsun tek baþýna Victoria Çaðý’nýn tüm tabularýný iki anlatýcý kullanarak kaleme aldýðý Rüzgârlý Tepeler’le yýkan kadýn yazara. Bazý edebiyat ve tarih eleþtirmenleri hangi çaðda yaþarlarsa yaþasýnlar çaðýnýn sýnýrlarýný aþan yapýtlara haksýzlýk etmeyi seviyorlar. Emily’nin sýra dýþý yapýtýna haksýzlýk etmekle övünenleri haklý çýkarýrcasýna sen de eseri bir baþyapýt olarak algýlamadýðýn gibi, yapýtýn ikinci baskýsýnýn yapýlmasýna da þaþýyorsun. Ömrünü kilise mezarlýðýna bitiþik bir taþ binada geçiren bir bayanýn yazdýðý romanla geleneksel Ýngiliz roman anlayýþýný yerle bir etmesine ve erkek ruhunun derinliklerinde kulaç atarken kimseden korkmamasýna senin de alýþýk olmadýðýný anlýyorum. Ahlak törelerinin altýn çaðýný yaþadýðý Ýngiltere’de, kadýna ve kadýnlýða biçilen rolle alay ediyor Catherine ile Heathcliff ’e yaþattýðý çýlgýn aþkla. Heathcliff ’le sýnýf sorununa Catherine ile de Victoria burjuvasýna duyulan özleme deðiniyor yazar. Catherine, babasýnýn on yaþýnda sokakta bulup evlerine getirdiði çocukluk aþký Heathcliff ’in aþkýný Victoria burjuvasýnýn bir üyesi olmak için evlendiði Edgar Linton’a tercih ediyor. Senin karakterlerinin aksine Emily’nin baþkarakterleri aksiyon filmine konu olacak kadar ani deðiþimler sergileyen serüvenci ruhlara sahip. Catherine aðýr baþlý Ýngiliz kadýnlarýnýn aksine eþine tokat atan, toplum normlarýný deðil kendi doðrularýný referans alýyor. Ýnsan ruhuyla doða ruhunu incelemeyi yaþama nedeni sayan yazar Tanrýsever olmaktan çok doðasever biri. Aþk ve intikam hýrsýnýn bir insana neler yaptýracaðýný anlatan ve kendinden baþka hiçbir görüþü referans almayan Emily’nin Ýngiliz romanýnda birçok ilklere de öncülük ettiðini düþünüyorum. Yazar dehasýný romanýnda sýra dýþý geliþen olaylarý, uç duygularý, uç tutkularý uç hýrslarý ve uç kýskançlýklarý Nelly gibi aðýr baþlý Ýngiliz hanýmefendisi aracýlýðýyla anlatýyor ki, okuyucu kendi gerçeðinde uçuk kaçýk algýlanmasýn hem yapýttaki olay örgüsünü hem de yazarýn düþ düþünü. “Bedriye, yazýk ki, insan en çok sevdiði insanýn duygu ve düþünce dünyasýnýn derinliðini algýlayamýyor. “Caným, insanlara adlarýyla, duygulara da anlamlarýyla hitap ediyoruz. Her duygu kendi içinde birçok anlama bölünüyor ama bölündüðü her anlam asaletini bir baþka duyguya kaptýrmadan kendi yarasýný sarýyor özünde. “Sevgili yazarým, kahramanýn Eyre’nin yaþadýklarý ile yaþadýklarýnýn karþýsýndaki duruþunu nasýl yorumluyorsun?” “Gülünce gözlerinin içi gülen Bedriye, sorunla topu bana atýyorsun. Jane’nin zengin dedesi fakir babasýyla evlendiði için mirasýndan mahrum býrakýyor annesini. Çocuk yaþta anne ve babasýný kaybeden Eyre’nin bakýmýný hâkim olan dayýsý kötü karýsýna raðmen üstleniyor. Dayýsý ölüyor. Yaþadýðý lüks evde sýðýntý olan kýz kendisine yapýlan haksýzlýk ve aþaðýlýklara on yaþýna gelince dayanma gücünü yitiriyor. Yengesi kýzdan kurtulmak için verem salgýnýn hortladýðý bir dönemde hayýrseverlerin katkýlarýyla kurulan Lowood Okulu’na yaz tatillerini de geçirmek üzere gönderiyor kýzý. Amacý sade giyinmek, sade davranmak ve ihtiyacý basite indirgeyerek yýlmak bilmeyen çalýþkan bir irade yaratmak olan okulda insanlýk dýþý koþullar yüzünden veremden ölen öðrencilerin sayýsý her geçen gün artýyor. Senin de bildiðin gibi kiþiliðe dalýnda açan bir gülü koparýr gibi deðil ancak bedel ödeyerek sahip oluyor insan. Yengesi okulunun yöneticisi olan acýmasýz Broclehurst’ye kýzýn içinde barýndýrdýðý þeytan yüzünden kötü ahlaklý ve yalancý olduðunu söylüyor. Büyümenin de yaþadýklarýnýn karþýsýndaki duruþun da ne yaþýnýn ne de zamanýnýn olmadýðýný “Yalancý olsaydým seni sevdiðimi söylerdim” diyen Eyre kanýtlýyor. Merhametle asaletin Tanrý’nýn yeryüzünü cennete çevirmesi için görevlendirdiði çok az insana bahþettiði bir lütuf olduðunu düþünüyorum. On yaþýndaki bir kýzýn yengesine ayrýlmadan önce söylediklerini gerçek dýþý bulanlara hak veriyorum ama ben acý ve dýþlanmýþlýðýn doyuma ulaþtýðý yüreklerde nasýl bir cesaretin hüküm sürdüðünü biliyorum. Okulda tanýþtýðý Helen ayný zamanda bilge de. Eyre de dostu Helen sayesinde haklýlýðýný insanlara kabul ettirmenin de bilgelik gerektirdiðini; insaný, kendi acýlarýnýn deðil; kendisinin yüzünden baþkalarýnýn çektiði acýlarýn alçalttýðýný öðreniyor. Ben de yapýtýmýn sende neleri çaðrýþtýrdýðýný öðrenmek istiyorum Bedriyeciðim. “Caným, yapýtýnda hem kahramanýn hem de okuyucu olay örgüsünün merkezinde. Okuyucuyla kahramanýný eþitleyerek okuyucuyu sanat eleþtirmeni yaptýðýný düþünüyorum. Yapýtýnla insaný yaþadýklarýnýn yüreklendirdiðini bana kanýtladýðýn için teþekkür ediyorum sana. Sanatçý ruhun kendin gibi hayatlara ayna tutmak için dünyaya geldiðine seni inandýrmakta haklý. Eyre, kendisinin yargýlayanlarý ne yargýlýyor ne de suçluyor zamanla. Acýlar karþýsýndaki asil duruþuyla yürek dolduruyor. Hayatý yönlendiren ve yöneten dengelere benziyor insanýn acýlarýyla kurduðu iliþki de. Gururlu/ onurlu ve naif ruhlu insanlar sýðýntý olarak lüks evlerde yaþamaktansa Lowood gibi okullarda yaþamayý tercih ediyor Jane gibi. Acýlar insan direncini keskinleþtirdiði sürece insan bilincini geliþtireceði gerçeðini kavradýðýndan en aðýr acýlarý duygusallaþtýrmayýp melodrama kaçmadan olduðu gibi anlatýyorsun; bu yüzden de, hakiki acýlar uðruna ödenen hakiki bedellerin hiçbiri pazarlanmýyor yapýtýnda. Kahramanýmýz sevgilisiyle süslü giysiler içerisinde Victoria Çaðý’nýn balo salonlarýnda çalan romantik müzik eþliðinde dans ederek deðil bir taþra kasabasýnýn dar patika yolunda atýndan düþerken tanýþýyor. Beyaz atlý prensimiz Victoria Çaðý’nýn kibar erkeklerinden olmadýðý için kendisine yardým eden genç kýza da kaba davranýyor. Jane, âþýk olduðu erkeði ilkin diri diri yanmaktan kurtarýyor sonra da ayrýldýðý sevgilisine kör olduðu ve bir elini kaybettiði için hayata küstüðü bir anda geri dönüp onunla evlenerek erkeðini hayata döndüren yaþam iksiri oluyor. Kadýnýn erkeði yanmaktan kurtardýðý gece sevgililerin birbirilerine duygusal olarak yaklaþmalarý iliþkilerinin cinsellikten öte ruh ortaklýðý üzerinde kurduklarýný belgeliyor. Bu yüzden adamýn gururu sevdiði kadýna can borcu olmasýndan dolayý rahatsýz olmuyor. O ana tanýklýk eden okuyucu yarým bir ruhun bir anda nasýl tam bir ruha dönüþtüðüne de tanýk oluyor. Kýzýmýz, bekâr olduðunu bildiði patronuna âþýk olduðu ve patronunun da kendisine âþýk olduðunu düþündüðü için kendisini aptal gibi hissediyor; çünkü patronu bekâr da olsa bu aþk umutsuz bir aþktýr; her þeyden önce konumlarý eþit deðildir aþklarý eþit olsa bile. Yapýtý gerçekçi kýlan baþat öðelerden birisi de erkeðin sevdiði kadýnýn kendisini sevip sevmediðinden emin olmak için insan aklýný hayrete düþüren zekice düþünülmüþ tuzaklar kurmasý. Malikâne sahibinin kurduðu tuzaklar sayesinde kýskanç ve deneyimli bir erkeðin aþkýn genetiðiyle nasýl oynadýðýný görüyoruz. Aþkta duygular kadar deneyimin ille de entrikanýn ne denli önemli olduðu gerçeðini de kanýksýyoruz. Beyaz atlý prensimizin entrikasý konumu ve serveti kendisine yakýþan güzeller güzeli bekâr Blanche Ingram’ýn malikâneye gelmesiyle baþlýyor. Ingram’ýn varlýðýyla deðiþen olay örgüsü yapýta hem heyecan hem de gerilim katýyor. Hýrçýn erkeðin doðasý ile hýrçýn aþkýn doðasý arasýndaki benzerlik insaný þaþýrtacak deðin gerçekçidir. Adam; Lowood’da kalmayýp ilan vererek evlatlýk edindiði Adel’i eðitmek için Thornfield malikânesine geldiðine piþman ediyor kýzý; çünkü efendisi Blanche’la evlendiðinde baþka öðrencileri eðitmek için Ýrlanda’ya gitmesi gerektiðini söylüyor kýza. Gururlu namuslu ve ketum olan genç kýz deneyimli sevgilisinin kendisine kurduðu duygusal tuzaða daha fazla dayanamadýðý için aþkýný adama itiraf etmesi okuru þaþýrttýðý gibi kahramanýmýzý da þaþýrtýyor. Kýzýn aþkýný kendisine itiraf etmesiyle birlikte onu terk edeceðini anlayan Rochester’ýn da zaferi karþýsýnda hem gözleri kamaþýyor hem de evli olmasýna karþýn katý bir din/ ahlak ve edep duygusuyla yetiþen sevgilisine- evlilik dýþýnda sahip olamayacaðýný bildiði için evlenme teklif ediyor. Zengin erkeðin acýlarý ile kýzýnkiyle ayný ayar olmasý þaþýrtmýyor okuru. Kilisede evli olduðu ortaya çýktýðý için gerçekleþmeyen nikâhýn akabinde adam, sevgilisini kendi metresi yapmadan baþka bir ülkedeki villasýnda birlikte yaþamayý öneriyor kýza. Kýz, sevgilisinin birlikte yaþama teklifini aklýný ve vicdanýný huzura kavuþturmak için kabul etmediði gibi sevgilisini de terk ediyor. Bir kadýnýn nasýl yaþamasý gerektiðine toplumun deðil; sadece kendisinin karar vermesi gerektiðini hem bir kadýna itiraf ettirerek Ýngiliz ahlak tabularýný altýna üstüne getiriyorsun hem de toplumun benimsediði törelere uymanýn da ahlakla iliþkisinin olmadýðý gerçeðini aydýn bir öðretmene söyleterek cesaretinin sýnýrsýzlýðýný kanýtlýyorsun. “Sevgili Bedriye yapýtý Jane’nin biyografisi olmaktan öte gerçekçi buluyor musun?” “Caným, kahramanýmýz sevgilisini terk ettiði andan itibaren yapýtýn gerçekçilikle baðýný kopardýðýný düþünüyorum. Jane’nin kendi doðrularýný [toplumsal doðrularý kast etmiyorum] sahiplenerek metres olmamak için sevdiði erkeði terk etmesini doðru buluyorum ama onun malikâneden ayrýldýktan sonraki hayatýnda geliþen tesadüfl eri gerçekçi bulmuyorum. Duygular ve düþünceler oldukça gerçekçi kiþilerinin hepsi de doðal olduklarý kadar canlý olduðu yapýtýnda Jane’nin malikâneden ayrýldýktan sonra gereksiz ayrýntýlara girerek yapýtý uzattýðýný düþünüyorum.”
“Geliþen olay örgüsü içinde hangi rastlantýlarý gerçekçi bulmuyorsun?” “Caným, Jane, cebindeki yirmi þilinle önüne çýkan ilk posta arabasýna biniyor. Th ornfield’den ne kasaba ne de köy olduðu belli olmayan etrafý daðlarla çevrili bir yer olan Whitcross’a gidiyor. Günlerce nereye gittiðini bilmeden dolaþýp durduktan sonra varlýklarýndan haberdar olmadýðý kuzenlerinin kapýsýný çalýyor yaðmurlu bir havada açlýktan ölmek üzereyken. Bir yýlda üç kuzene bir de büyük bir servete de kavuþuyor. Parayý kuzenleriyle paylaþan Eyre, Papaz kuzeni St. John Rivers’ýn Hýristiyanlýðý dünyaya birlikte yaymak için ettiði evlilik teklifini kabul edeceðin anda sevgilisinin onu çaðýrdýðýný duyuyor ve sevgilisinin çaðrýsýna kulak verip otuz altý saat süren bir yolculuk sonucunda Th ornfield’e varýyor ve sevgilisiyle arasýna giren kadýnýn çýkardýðý felakette öldüðünü, sevgilisinin de bir eli ile görme duyusunu yitirdiðini öðreniyor. Sevdiði adamla evleniyor on yýl içinde eþinin bir gözü açýlýyor mutluluklarý da bir çocukla taçlanýyor. Yapýtýn bir bölümünü ne kadar gerçekçi buluyorsam ikinci bölümünü de o kadar hayalci buluyorum. “Bedriyeciðim, konuyu deðiþtirip soruyorum sana: Yapýtý diðer yapýtlardan ayýran en belirgin özelliði nedir sana göre?” “Aþk olgusu elbette. Sevgili Bronte, o dönemde bir kadýn yazarýn tek baþýna - aþký roman yazma konusu olarak ele alma cesareti kadar yürekliliði de her tür övgüyü hak ediyor. Çaðýnýn çarpýk toplumsal iþleyiþini vermen kadar kadýnlara ve kadýnlýða biçilen ideal rolü de aþaðýlýyorsun Eyre, aracýlýðýyla. Kýz, zengin sevgilisiyle niþanlýyken mirasýný kendisine býrakmak isteyen amcasýna mektup yazarak mirasý almak istiyor; çünkü evlendiðinde kocasýndan para istemeyi onur kýrýcý buluyor. Duygu ve düþünceleri gibi ekonomik olarak da ruhsal özgürlüðünü tam bir özgürlüðe dönüþtürmek istiyor. Elmas/ pýrlanta ve gösteriþe sýrtýný dönerek toplumun kadýna mal ettiði kadýnlýk beklentilerinin her kadýnýn çýplak gerçeði olmadýðýný kanýtlýyor.
“Yapýtýn diðer özellikleri nedir sana göre?” “Yapýtýn beni etkileyen en belirgin özelliði soyluluða getirdiðin farklý bakýþ açýsý. Soylu Rochester/Ingram ve Mrs. Reed ailelerini ele almak istiyorum. Rochester’ýn babasý servet uðruna deli bir kadýnla evlendirdiði oðlunun evliliðini aile þerefini korumak için gizli tutuyor. Öte yanda Blanche’ýn annesi babasýnýn servetinden kýz olduðu için yaralanamayan kýzýný Edward’a yamamaya çalýþýyor. Mrs. Reed’in iki kýzý ve oðlunun hem anneleriyle hem de birbirleriyle olan iliþkilerinde paranýn belirleyici olmasý da yürek burkuyor. Buna karþý hayatý yoksulluk içinde geçmiþ taþralý bir öðretmenin amcasýndan kalan mirasa deðil de üç kuzeni olduðuna sevinmesi ve hiçbir mecburiyeti olmadýðý halde mirasý kuzenleriyle paylaþmasý soyluluðu para ve sýfatlarýn deðil; soylu duygu ve düþüncelerin belirleyeceðini kanýtlýyor. “Sevgili Bedriye, Eyre’nin birey olma ayrýcalýðýna ulaþtýðýný düþünüyor musun?” “Düþünmüyorum. Birey olma bilincini takdir ediyorum. Ýnsaný önce kendisine sonra topluma tanýtan ve tamamlayan önceliklerin beni büyülüyor. Senin sayende hayatýnýn her kesitine tanýklýk ediyorum onun. Böyle bir tanýklýk yaþadýklarýnýn karþýsýndaki duruþuyla sýnanmýþ bir insanýn kiþiliði hakkýnda yorum yapma hakkýna veriyor bana. Yoksulluktan zenginliðe, ailesizlikten aileye, sevgisizlikten aþýðýnýn sevgisiyle doyuma ulaþmýþlýðýyla sýnanmýþ bir ruhun birey bilincini sorgulayabilir miyim? Kahramanýn hiç sevilmediði ve takdir edilmediði halde özgüveni zinde olan biri. Sorunlarýna çözüm aradýðý gibi kendini geliþtirmek için dünyayý gezip görmek de istiyor. Ben birey olma konusunda senden bana þu soruyu sormaný bekliyordum: “St. John Rivers ile Eyre’nin birey olma bilinci arasýndaki farktan da öte farkýndalýk nedir? Burada soluk almak istiyorum senin dehan karþýsýnda.19. yüzyýl misyoner Ýngiltere’sinin birey olma anlayýþý Tanrý’sý için doðan/ Tanrýsý için yaþayan ve Tanrý için ölen insan olmaya tekabül ediyor. St. John Rivers’te bu lütfe eriþmek için âþýk olduðu ve kendisine de âþýk olan kadýnýn aþkýna sýrtýný dönüyor. Misyonerlik idealine ulaþmak için kardeþi gibi sevdiði kuzeniyle evlenmek istiyor. Eyre, katý bir Hýristiyan olmasýna karþý misyoner karýsý olmayý âþýk olduðu kör adamýn karýsý olmaya tercih ediyor. Bu anlamýyla kendisi olmayan bir insanýn Tanrý’sýnýn da olamayacaðýný birey olduðu için farkýna varýyor. Eyre, Tanrý’nýn öðretisini kendi öðretisiyle eþitlediði için yargýlýyor yapýtý tutucular. Aþk kadar din olgusu da gerçekçi bir bakýþ açýsýyla sorgulanýyor. Beþeri duygularýn ilahi duygular kadar insan ruhu için gerekli olduðunun altý çiziliyor. Tanrý’ya giden yolun aþktan geçtiði gerçeði vurgulanarak insanýn inandýklarý ile yaþadýklarý arasýndaki farklýlýðýn kalp atýþlarýný duyuyor okuyucu. Ýç diyalog aracýlýðýyla insan ruhunu hallaç pamuðuna çevirebilme yetkinliðinin beni sarstýðýný belirtmek istiyorum.” “Yapýttaki ruhsal çözümlemelerin hangilerinin seni sarstýðýný bilmek istediðim kadar yapýtý gününüzde geçerli kýlan özelliklerini de bilmek istiyorum Bedriye.” “Caným, bir erkeðin, sevgilisi ile konuþurken yüzündeki mimiklerinden duygularýný, davranýþlarýndan ise o anki ruh durumunu analiz etmesi, ekonomi ile sýnýf farkýnýn ayýrdýðý iki kalbi; kafalarý ve sinirleriyle kurduðu iliþkinin birleþtirmesi ve de erkeðin falcý kýlýðýna girip sevgilisinin fiziðine yansýyan kiþiliðini tüm çýplaklýðýyla sergilemesi beni sarsýyor. Yapýtý bir insanýn duygu geliþimine, inançlarýný sahipleniþine erdemi ve ahlaký aþktan da öte; tüm deðerlerin üstünde tutuyor olmasýnýn ölümsüzleþtirdiðini düþünüyorum. Hayata/ hayatýna anlam katma ayrýcalýðýnýn cinsiyetinin olmadýðý ile insan beyninin okumanýn/ öðretmenin dýþýnda da yeni heyecanlara ihtiyacý olduðu anýmsatýlarak kadýnlarýn da dünyaya sadece evini temizlemekle çocuk doðurmak için gelmediði gerçeðinin vurgulanmasý da yapýta deðer katýyor.” “Bedriyecik; bu akþam susmaný istemiyorum. Zengin Bay Rochester’la yoksul/içine kapanýk Eyre’nin iliþkilerini nasýl deðerlendiriyorsun?”
“Ýhanet ile hayal kýrýklýðýnýn her türünü yaþayan ve yaþa(ya) madýklarýna duyumsadýðý özlemin bilge yaptýðý bir erkeðin ruhu üzerinde konuþtuðumun farkýndayým. Prensimiz bilindiði gibi ailesi tarafýndan hayal kýrýklýðýna uðramýþ, yanlýþ bir evlilik yaparak hayatýný mahvetmiþ, servetine de ilahi adalet tecelli ettiði için sahip olmuþ biri. Kirli vicdaný ile günahla kararmýþ ruhundan dolayý mutsuz olan erkek, yaþadýklarýný niçin yaþadýðýný bilecek bir birikime de sahip. Gerçekçi olduðu kadar da kendisini yakýþýklý yapan þeyin sahip olduðu serveti olduðunu bilecek deðin kendisiyle barýþýk biri. Erkeði uðradýðý haksýzlýklarla yaþadýðý mutsuzluklar sert ve insanlara katlanamayan birisi yapýyor onu. Erkek kaybettiklerini Eyre aracýlýðýyla yeniden kazanacaðýný bildiði için, sevgilisini ölümsüz kýlan deðerleri kendi içinde tutku haline getiriyor. Ýçinin dengeleri deðiþen -Rochester, sevgilisini asil duygu ve hisleriyle seviyor. Deli olduðu için deðil; niteliksiz olan eþi/eþinin niteliklerine sahip metresleriyle yattýðýndan dolayý ruhunun alçalttýðýný Eyre sayesinde öðreniyor. “Peki, ikilinin iliþkilerinde erkeðin mi yoksa kadýnýn mý ruhu baskýn? “Mütevazý dehan kadýnla erkeðin ruhunu eþitleyerek ruhlardaki cinsiyet ayrýmcýlýðýný da dýþlýyor yapýtýnda. Ne tek baþýna kadýný azize ne de tek baþýna erkeði aziz yapýyor. Hangi çaðda olursa olsun namusuna gururuna ve ilkelerine sahip çýkan kadýnlarýn yanýnda yer alan erkeklerin yaþadýðý gerçeðini anýmsatarak erkeðe mal edilen negatif ayrýmcýlýk yükünden de erkekleri kurtardýðýn gibi erkek ruhunu salt þehvet arayan bayaðýlýktan da kurtarýyorsun güzelliði fizikte deðil de ruhta arayan Bay Rochester aracýlýðýyla. Hem evlenmeden önce sevgilinin kucaðýna oturarak hem de sevgilinle ruhlarýnýzýn sevginizi eþitlediði gerçek bir iliþkiyi yaþayarak radikal bir çýkýþ yapýyorsun o dönemde.” “Aþkla ilk kez sevgilisi aracýlýðýyla tanýþan Eyre’nin ayrýlýðý nasýl göðüslediðini düþünüyorsun? “Kahramanca göðüslediðini düþünüyorum ayrýlýðý da ayrýlýk acýsýný da. Onun yanýndayken onu sevdiðin için ondan ayrýlýrken de sevgilisini özlediðin için mutlu oluyor. Bu derinliði terk ettiði sevgilisine sýk sýk dua ederek gökselleþtiriyor kýz. Onun yanýndayken hem yalnýzlýðýn özgürlüðünü yaþýyor hem de sosyal yaþamýn içindeki çoðalmayý. Her iki cinsiyet de ayrýlýðý davranýþlarla ayrý ayrý yüceltiyor yapýtta. Bir erkeðin kadýnýna gelin olduðunda hediye ettiði inciyi sevgilisinden ayrýldýðý için boynunda taþýmasý benim gibi birçok okuyucu da sarstýðýný düþünüyorum.” “Bedriyecik, yapýtýmý hangi nedenlerden dolayý feminist bulmadýðýný da merak ediyorum.” “Evet, birçok açýdan feminist roman olma özelliði taþýmasýna karþýn kadýný erkekle eþitlediðin için yapýtýný gerçekçi buluyorum, feminist deðil. Ayný haklara sahip kadýnla erkeðin el ele vererek sistemin çarpýklýklarýný düzeltecekleri gerçeðine vurgu yaparak toplumu yönetenleri prensip hatasý ile yargý hatasý yapmak arasýndaki farký anlamaya davet ediyorsun.” “Benim küçüklüðümde nasýl büyüdüðünü bilmek istiyor musun?” “Hem bilmek istiyorum hem de korkuyorum.” “Sevgili Charlotte, duygularýnýn boþ karelerini doldurduðun küçülmüþlüðümde ruhunun alfabesini tamamlayacaksýn. Küçüklüðüm iyi ve kötü günlerinde elini býrakmayacak. Hatýrýmýn yanýmda olmadýðý ezikliðini yaþamayacaðýn gibi deðerlerinden dolayý da incinmeyeceksin. Küçülmüþlüðümde; doðanýn evinde yaþayacak kuþ ve çocuk sesleriyle uyanacaksýn; hak etmediðimden daha fazla bana deðer verdiðini düþünüp üzülmeyeceksin; gençliðin, saðlýðýn, güzelliðin ve þansýn da bir ömrü olduðu gerçeðine tanýklýk yapmayý sürdüreceksin; duygularýmýn derinliði karþýsýnda ürpermek yazgýn olacak senin…” “Sevgili Bedriye seni kendi gerçeðimde küçültmek için teþiden eðirip iðnenin deliðinden geçiriyorum. Küçülmüþlüðümde; sevildiðini bilmeye ihtiyaç duymayacaksýn; sevdiðini itiraf edecek cesareti olmayanlarýn sevdiði tarafýndan da sevilmeye hakký olmadýðýný dünyaya haykýran kiþi sen olacaksýn; sevgisizliðin insansýzlýk; insansýzlýðýn da dinsizlik olduðunu; insan acizliðini farkýna vardýðý anda gücünü de fark ettiðini; her acýnýn kiþiliðini biçimlendirdiðini; içindeki her savaþýn seni kendinle barýþtýrdýðýný; sessizliðin duygularýnla konuþtuðunu; özgürlüðe özenerek özgürlüðünü; mutluluða özenerek mutluluðunu; huzura özenerek huzurunu kaybetmeyeceksin… En önemlisi de küçülmüþlüðümüzün birlikteliðinde yeryüzü sevginin aþkýn dostluðun ve barýþýn yüzü olacak… Sohbetimize ara veriyorum. Deniz ben ve sen; el ele verip gökyüzünde bizi ýsrarla çaðýran yýldýzlarýn dansýna katýlalým.”
Bedriye KORKANKORKMAZ
"Bedriye KORKANKORKMAZ" bütün yazýlarý için týklayýn...
Ýhanetlerin dilini deþifre ettiðim günden bugüne deðin kimseyle konuþmuyor ve “seni seviyorum” diyenlerden korkuyorum. Alçaklýðýn sýnýrýný zorlayan sözcüklerin silahýyla adam öldürmek yasalara göre de suç deðil. Sokaklarda, iþyerlerinde, evlerde… insanlar duygu katilleriyle birlikte yaþýyor. Her gece deniz, beni, onun duygu katili olmadýðým için sahile davet ediyor ve insanlarýn ihanetlerini sahile kusup kusup aðlýyor karþýmda. Yaþam uyumadýðý için gerçekler de uyumuyor. Aþk gibi dostluk da iki kiþiliktir. Unutamam sahte dostlarýmýn birer birer beni sattýðý günlerimde denizin benden esirgemediði dostluðu. O benim güzellik meleðim ve ben meleðimle birlikte yeryüzünde paylaþýlabilecek tüm güzel duygularý paylaþýyorum. Bu duygularla geldiðim sahilde denizin bir bayanla sohbet ettiðini görüyorum. Denizinde bana ihanet ettiðini düþünüyorum. Ona mý yoksa yazgýma mý küsmem gerektiðini bilmiyorum ama dizlerimin üstüne çöküyorum; gözlerimi gökyüzüne dikerek yanaklarýmý okþayan ýlýk gözyaþlarýna aldýrmadan yýldýz avýna çýktýðýmý biliyorum. Kendimle evleniyorum. Nikâh þahidim olan yýldýzlar bardaktan boþalýrcasýna yaðýyor üstüme. Tepeden týrnaða mesut olmanýn tarif edilemez duygular yumaðý olduðunu anlýyorum. Týpký olgunlaþtýðýmý denize sitem etmememden anladýðým gibi. Evime gitmek üzere ayaða kalkýyorum ve arkama bakmadan yürüyorum. Deniz arkamdan sesleniyor: -Nereye dostum? Bu akþamki sürprizin ihanete dönüþmesinden dolayý üzgünüm. Dostum; biz, yalnýzlýðýmýzý çoðalttýkça, kendi varlýðýný bir bütün halinde hissedenlerdeniz. Seninle sohbet etmek için sahildeki dünyamýza katýlan dostunla kucaklaþ ki sohbetimiz þen olsun. -Deniz! Deniz! Deniz… Sözde dostlarýmýn hayatým üzerinde oynadýklarý kumar senin de beni sattýðýný düþündürecek kadar midemi bulandýrdýðý için beni baðýþla. -Küsecek kadar bana deðer verdiðin için çok mutluyum. Yosundan yapýlmýþ minderlerin bu kadar rahat olduðunu bilmiyordum. Sen dostumuzun yanýndaki mindere otur. Bu akþam sözü sabahtan beri senin yolunu bekleyen dostumuza býrakýyorum. -Sevgili Bedriye, önce tanýþalým. Ben Charlotte Bronte.” - Charlotte Bronte! -Bedriyeciðim, þaþkýnlýðýný anlýyorum. Bir anda karþýna çýkmamalýydým. Beni tanýyabileceðini düþünüyordum. Ne yaþarken ne de öldükten sonra ruhuma senin gibi dokunan olmadý. Seninle ruhlarýmýzýn buluþmasýna yýldýzlarla denizin eþlik edeceðini düþünüyordum, ediyorlar da. Ýnsanlar yýldýzlara yýldýzlar da bize ulaþmak istiyor. Fark ettin mi “sen” kendinle evlenirken, yýldýzlar oldu nikâh þahidin. Yýldýzlar parlaklýðýný güzel insanlarýn kalbindeki ýþýktan alýyor. Parlaklýðýyla göz kamaþtýran yýldýzlar senin/ benim gibi anlaþýlamayanlarýn duygularýdýr, hayalleridir ve de beklentileridir dünyadan… En önemlisi de ruhtan anlayanlarla ruha can katanlar buluþmamýza þahitlik ediyor ve bizi varlýklarýyla onore ediyorlar. Bu da bizim boþuna yaþamadýðýmýzý, boþuna nefes almadýðýmýzý ve boþuna onca acýlarla yoksulluða katlanmadýðýmýzý kanýtlýyor. -Sevgili Charlotte, söz konusu, duygularla ruh olduðunda sýnýrlarýn tanýmý sýnýrsýzlýktýr. Duygular da týpký güneþ/ yýldýz ve deniz gibi evrene dâhildir. Evren dediðiniz yer yuvarlaðý insanla anlamlýdýr. Senin yaþadýklarýnla mý yoksa yaþ(ya)madýklarýnla mý kendini bir bütün olarak hissedip etmediðini merak ediyorum. Yaþadýklarýnýn tanýðý olmak istiyorum.” “Bedriye, sözünü kestiðim için baðýþla beni. Konuþmanýn akabinde bana soracaðýný tahmin ettiðim soruyu ben sana sormak istiyorum: Yaþadýklarýma yaptýðýn yolculuðu bizimle paylaþýr mýsýn? “Yaþadýklarýna yaptýðým yolculuðunun ilk duraðý çocukluðun oluyor. 21 Nisan 1816’da Ýrlanda kökenli papaz Patrik ve Maria Branwell Bronte’nin çocuðu olarak dünyaya geliyorsun. Baban zengin bir kütüphanesi olan sanatsever biri. Bu güzel adamýn yazgýsý yürek burkan acýlar yumaðýdýr. Dünyada hiçbir baba yaþarken eþi ile altý çocuðunu [beþ kýz bir erkek] veremden kaybetmemiþ ve hiçbir babanýn ailesi mezarlýk olmamýþtýr. Beþ çocuðunu yitirdikten sonra kör olan babana sað kalan tek çocuðu olarak sen bakýyorsun uzun bir süre. Seni sað býrakarak Tanrý’nýn kendisinin teselli ettiðini düþünen baban çocuklarý içinde en çok sevdiði seni de yardýmcýsý papaz Nicolls’la yaptýðýn evliliðinin dokuzuncu ayýnda kaybediyor. Tanrý’nýn birbirinizin ruhlarýný tamamlayan eþinle seni yanýna alarak ayýrmayacaðýný düþünüyorsun ama Tanrý sevdiði kulunu eþinle paylaþmýyor. Ailesi mezarlýk olan çileli baban da bir süre sonra mezarlýktaki ailesiyle buluþuyor. Aile yazgýnýz Fransýz yönetmen André Techine’in yüreðini de parçalýyor ve Bronte Kardeþler’in dramlarýnýn filmini yapýyor. Bronte Kardeþler’in salt yapýtlarý deðil, yaþamlarý da filme konu oluyor. Yaþanmýþlýðýnýn kapýsýný açmakla kendi acýlarýmýn kapýsýný açacaðýmý ve senin gerçeðine ulaþmakla kendi gerçeðime ulaþacaðýmý biliyorum. Sen de benim gerçeðimden kendi gerçeðine ulaþtýðýn için buradasýn. Güzel ruhlarý cennette aramanýn yoksunluðunu yaþamadýðým ve yüreðine sevgiyle dokunduðum için mutluyum. Ölüleri yeniden doðuran anne vefadýr. Þimdi daha iyi anlýyorum yaþanmýþlýklarla dolu ruhlarý neden acýlarýn ve kayýplarýn yýkamadýðýný. Zulüm ve sevgisizliðin sevgiye yenileceðini biliyorum. Sevgisizlik yaþayanlarý öldürüyor sevgi ise ölüleri diriltiyor. Bu yüzden insanlar yaþadýklarýnýn ya her þeyi ya da hiçbir þeyidir. Seninle yaþadýklarýmýzýn her þeyi olduðumuz için ruhlarýmýz birbirini tamamlýyor. Baban annelerinin yokluðuyla çocuklarýnýn yüreklerinde býraktýðý boþluðu katý bir Hýristiyanlýk sevgisi ve tutkusuyla dolduruyor. Teyzen size annelik etmek üzere Haworth’a geliyor. Öðrencilik hayatýna ablalarýn Elizabeth ve Maria ile birlikte Lowood gibi kötü koþullarý olan yatýlý bir okulda baþlýyorsun ve biri on bir diðeri de on iki yaþýnda olan iki ablaný da ayný okulda veremden kaybediyorsun. Varlýklý ailelerin kýzlarý olmadýðýnýz için iyi bir evlilik yapma þansýnýzý da yitiriyorsunuz. Tek umarýnýz okumak olduðundan koþullarý daha da iyi olan bir okula gidiyorsun Emily’le birlikte. Bronte Kardeþler sözcüklerin Tanrýsal büyüsü ve cömertliðiyle çocuk yaþta tanýþýyorlar. Haworth’ta mezarlýða bitiþik taþ bir yapýda yaþayan altý kardeþin dramlarýnýn birbirleriyle yarýþmýþ olmasý içimi acýtýyor. O mezarlýða bitiþik taþ yapýda yaþayan yoksul rahibin bilge kýzlarý[Anne/ Emily ve Charlotte] salt Ýngiliz deðil, dünya yazýnýnda da adlarýný altýn harfl e yazdýrýyor. Yazgýnýzýn acýmasýzlýðýna yakýþýr bir asaletle yirmi birinci yüzyýlda da yazýnsal üretileriniz hak ettiði yeri alýyor, alacak da. Kardeþlerin dostlarýn oluyor. Otuz bir yaþýnda kaybettiðin erkek kardeþinin davranýþlarý ailen için bir yýkým oluyor. Ýçki baðýmlýsý olduðu için iþinden kovuluyor. Ýçki ve afyon bulmak için sürekli borçlanýyor. Kýz kardeþleri onun borçlarýný ödemek için bir yandan didiniyor diðer yandan da erkek kardeþinin içki krizine girdiðinde kendisini intihar etmemesi için odasýnýn önünde uyumadan sabaha kadar nöbet tutuyor. Erkek kardeþinin ölümünden altý ay sonra dünyada en çok sevdiðin yegâne insan olan kýz kardeþin Emily’yi kaybediyorsun. Yapýtlarýný okuduðumda insan ve yaþama dair derinliðinin bir anda oluþmadýðýný algýlýyordum ama bu kadar acý kayýplarýnýn hayatýnda birbirleriyle yarýþtýðýný bilmiyordum. Acýlarýnýn ve kayýplarýnýn ölümsüz yapýtý SENSÝN! “Bedriyecik, aðlamaný istemiyorum. Hayatýma dair bildiklerini bizimle paylaþmaný istiyorum senden. Bu akþam kayýplarýmýn yüreðindeki karþýlýðýnda boðulmak istiyorum. Güneþin akþamlarý içine doðduðu dostum, devam et kaldýðýn yerden sohbetine.” “Dostum; ben, güneþin Tanrý’nýn evi olduðunu düþünüyorum buzlarý erittiði, üþüyenleri ýsýttýðý ve karanlýðý aydýnlattýðý için. Senin gibi yoksul onurlu/ namuslu ve eðitimli kadýnlarýn yapacaðý tek meslek öðretmenlikti o dönemde. Sen de yapýtýnda olduðu gibi bitirdiðin okulda ve evlerde öðretmenlik yapýyorsun. Bir süre sonra evlerde öðretmenlik yapmak onuruna dokunduðu için yapmaktan vazgeçiyor Emily ile birlikte Brüksel’e gidiyor özel bir okulda Fransýzca öðreniyorsun. Teyzen ölüyor. Kýz kardeþinle birlikte babana bakmak için geri dönüyorsun memleketine. Fransýzca öðrendiðin Brüksel’deki özel okula Ýngilizce öðretmeni olarak geri dönüyorsun aylar sonra. Orada kaldýðýn bir yýlda Almanca ve Fransýzca öðreniyorsun. Aþk, tutku, kýskançlýk ve de ayrýlýk hayatýna Brüksel’de öðretmen olduðun özel okulun sahibi olan evli müdürle giriyor. Evli bir erkeðin öteki kadýný olmak hem benimsediðin dini duygularýnla hem de onurunla baðdaþmýyordu. Acýlar içinde boyut deðiþtire deðiþtire seni duygularla aþkýn bilgesi yapýyor. Dünya acýmasýzlýðýyla karþýnda, sözcükler dostluðuyla yanýnda oluyor senin. Âþýk olduðun erkeðin kiþiliðine duyumsadýðýn sevgiyi ölümsüzleþtirmek için yazar oluyorsun ve sekiz yýlda dört roman yazýyorsun. Villette ile baþlýyorsun yapýtlarýnda âþýk olduðun evli erkeði ölümsüzleþtirmeye. Kendini çirkin bulmana karþýn seninle evlenmek isteyenlerin evlenme teklifl erini reddederek evde kalmayý kendinde kalmaya tercih ediyorsun. Acýlarýn ve yalnýzlýðýndan kurtulma pahasýna olsa bile ruhunu ruhuyla tamamlamayan bir erkekle evlenmeyi onur kýrýcý buluyorsun. Bir yýl sonra duygularýnýn gurbet diyarý Brüksel’den ayrýlarak baba evine geri dönüyorsun. Baba evinde öðrenmek ve öðretmenin dýþýnda yazgýný yenmeyi de tutku ediniyorsun kendine. Hayalinin olan “Bronte Kardeþler Özel Okulu’nu açmayý parasýzlýk yüzünden gerçekleþtiremeyince bu kez de kardeþlerinle birlikte yazdýðýnýz roman ve þiirleri yayýmlanmaya karar veriyorsun. Tutucu Victoria Çaðý’nda eleþtirmenlerin kadýn yazarlara karþý olan acýmasýzlýðýyla üç kýz kardeþinle birlikte yayýmlanan þiir ve roman kitaplarýnýzla [“Villette” ile “Profesör”] tanýþýyorsunuz. Erkeklerin dünyasýnda hak ettiðin yeri almak için Jane Eyre’yi Currer Bell erkek adýyla yayýmlýyorsun. Kýz kardeþin Emily’nin eseri de Ellis Bell erkek adýyla yayýmlanýyor. Cinsiyetinden öte eserinle tanýnma þansýný yakaladýðýn için yapýtýnýn tutulmasýna ve ünlü olmana raðmen gerçek adýný açýklamýyorsun uzun bir süre. Currer/ Ellis Bell’lerin erkek deðil kadýn ve kardeþ olduklarý anlaþýldýðý için üzülüyorsun. Ünlü olduktan sonra Gittiðin Londra’da Th ackeray ve Elizabeth Gaskell ile tanýþýyorsun. “Sevgili Bedriye, okuduðunu bildiðim Emily’nin Wuthering Heights [Rüzgârlý Tepeler] romaný hakkýnda ne düþündüðü bilmek istiyorum.” “Sevgili dost, kýz kardeþinin tek romanýyla dönemin görüngüsü olduðunu düþünüyorum. Jane Eyre’yi haksýzca eleþtiren tutucular gibi sen de ön yargýyla yaklaþýyorsun tek baþýna Victoria Çaðý’nýn tüm tabularýný iki anlatýcý kullanarak kaleme aldýðý Rüzgârlý Tepeler’le yýkan kadýn yazara. Bazý edebiyat ve tarih eleþtirmenleri hangi çaðda yaþarlarsa yaþasýnlar çaðýnýn sýnýrlarýný aþan yapýtlara haksýzlýk etmeyi seviyorlar. Emily’nin sýra dýþý yapýtýna haksýzlýk etmekle övünenleri haklý çýkarýrcasýna sen de eseri bir baþyapýt olarak algýlamadýðýn gibi, yapýtýn ikinci baskýsýnýn yapýlmasýna da þaþýyorsun. Ömrünü kilise mezarlýðýna bitiþik bir taþ binada geçiren bir bayanýn yazdýðý romanla geleneksel Ýngiliz roman anlayýþýný yerle bir etmesine ve erkek ruhunun derinliklerinde kulaç atarken kimseden korkmamasýna senin de alýþýk olmadýðýný anlýyorum. Ahlak törelerinin altýn çaðýný yaþadýðý Ýngiltere’de, kadýna ve kadýnlýða biçilen rolle alay ediyor Catherine ile Heathcliff ’e yaþattýðý çýlgýn aþkla. Heathcliff ’le sýnýf sorununa Catherine ile de Victoria burjuvasýna duyulan özleme deðiniyor yazar. Catherine, babasýnýn on yaþýnda sokakta bulup evlerine getirdiði çocukluk aþký Heathcliff ’in aþkýný Victoria burjuvasýnýn bir üyesi olmak için evlendiði Edgar Linton’a tercih ediyor. Senin karakterlerinin aksine Emily’nin baþkarakterleri aksiyon filmine konu olacak kadar ani deðiþimler sergileyen serüvenci ruhlara sahip. Catherine aðýr baþlý Ýngiliz kadýnlarýnýn aksine eþine tokat atan, toplum normlarýný deðil kendi doðrularýný referans alýyor. Ýnsan ruhuyla doða ruhunu incelemeyi yaþama nedeni sayan yazar Tanrýsever olmaktan çok doðasever biri. Aþk ve intikam hýrsýnýn bir insana neler yaptýracaðýný anlatan ve kendinden baþka hiçbir görüþü referans almayan Emily’nin Ýngiliz romanýnda birçok ilklere de öncülük ettiðini düþünüyorum. Yazar dehasýný romanýnda sýra dýþý geliþen olaylarý, uç duygularý, uç tutkularý uç hýrslarý ve uç kýskançlýklarý Nelly gibi aðýr baþlý Ýngiliz hanýmefendisi aracýlýðýyla anlatýyor ki, okuyucu kendi gerçeðinde uçuk kaçýk algýlanmasýn hem yapýttaki olay örgüsünü hem de yazarýn düþ düþünü. “Bedriye, yazýk ki, insan en çok sevdiði insanýn duygu ve düþünce dünyasýnýn derinliðini algýlayamýyor. “Caným, insanlara adlarýyla, duygulara da anlamlarýyla hitap ediyoruz. Her duygu kendi içinde birçok anlama bölünüyor ama bölündüðü her anlam asaletini bir baþka duyguya kaptýrmadan kendi yarasýný sarýyor özünde. “Sevgili yazarým, kahramanýn Eyre’nin yaþadýklarý ile yaþadýklarýnýn karþýsýndaki duruþunu nasýl yorumluyorsun?” “Gülünce gözlerinin içi gülen Bedriye, sorunla topu bana atýyorsun. Jane’nin zengin dedesi fakir babasýyla evlendiði için mirasýndan mahrum býrakýyor annesini. Çocuk yaþta anne ve babasýný kaybeden Eyre’nin bakýmýný hâkim olan dayýsý kötü karýsýna raðmen üstleniyor. Dayýsý ölüyor. Yaþadýðý lüks evde sýðýntý olan kýz kendisine yapýlan haksýzlýk ve aþaðýlýklara on yaþýna gelince dayanma gücünü yitiriyor. Yengesi kýzdan kurtulmak için verem salgýnýn hortladýðý bir dönemde hayýrseverlerin katkýlarýyla kurulan Lowood Okulu’na yaz tatillerini de geçirmek üzere gönderiyor kýzý. Amacý sade giyinmek, sade davranmak ve ihtiyacý basite indirgeyerek yýlmak bilmeyen çalýþkan bir irade yaratmak olan okulda insanlýk dýþý koþullar yüzünden veremden ölen öðrencilerin sayýsý her geçen gün artýyor. Senin de bildiðin gibi kiþiliðe dalýnda açan bir gülü koparýr gibi deðil ancak bedel ödeyerek sahip oluyor insan. Yengesi okulunun yöneticisi olan acýmasýz Broclehurst’ye kýzýn içinde barýndýrdýðý þeytan yüzünden kötü ahlaklý ve yalancý olduðunu söylüyor. Büyümenin de yaþadýklarýnýn karþýsýndaki duruþun da ne yaþýnýn ne de zamanýnýn olmadýðýný “Yalancý olsaydým seni sevdiðimi söylerdim” diyen Eyre kanýtlýyor. Merhametle asaletin Tanrý’nýn yeryüzünü cennete çevirmesi için görevlendirdiði çok az insana bahþettiði bir lütuf olduðunu düþünüyorum. On yaþýndaki bir kýzýn yengesine ayrýlmadan önce söylediklerini gerçek dýþý bulanlara hak veriyorum ama ben acý ve dýþlanmýþlýðýn doyuma ulaþtýðý yüreklerde nasýl bir cesaretin hüküm sürdüðünü biliyorum. Okulda tanýþtýðý Helen ayný zamanda bilge de. Eyre de dostu Helen sayesinde haklýlýðýný insanlara kabul ettirmenin de bilgelik gerektirdiðini; insaný, kendi acýlarýnýn deðil; kendisinin yüzünden baþkalarýnýn çektiði acýlarýn alçalttýðýný öðreniyor. Ben de yapýtýmýn sende neleri çaðrýþtýrdýðýný öðrenmek istiyorum Bedriyeciðim. “Caným, yapýtýnda hem kahramanýn hem de okuyucu olay örgüsünün merkezinde. Okuyucuyla kahramanýný eþitleyerek okuyucuyu sanat eleþtirmeni yaptýðýný düþünüyorum. Yapýtýnla insaný yaþadýklarýnýn yüreklendirdiðini bana kanýtladýðýn için teþekkür ediyorum sana. Sanatçý ruhun kendin gibi hayatlara ayna tutmak için dünyaya geldiðine seni inandýrmakta haklý. Eyre, kendisinin yargýlayanlarý ne yargýlýyor ne de suçluyor zamanla. Acýlar karþýsýndaki asil duruþuyla yürek dolduruyor. Hayatý yönlendiren ve yöneten dengelere benziyor insanýn acýlarýyla kurduðu iliþki de. Gururlu/ onurlu ve naif ruhlu insanlar sýðýntý olarak lüks evlerde yaþamaktansa Lowood gibi okullarda yaþamayý tercih ediyor Jane gibi. Acýlar insan direncini keskinleþtirdiði sürece insan bilincini geliþtireceði gerçeðini kavradýðýndan en aðýr acýlarý duygusallaþtýrmayýp melodrama kaçmadan olduðu gibi anlatýyorsun; bu yüzden de, hakiki acýlar uðruna ödenen hakiki bedellerin hiçbiri pazarlanmýyor yapýtýnda. Kahramanýmýz sevgilisiyle süslü giysiler içerisinde Victoria Çaðý’nýn balo salonlarýnda çalan romantik müzik eþliðinde dans ederek deðil bir taþra kasabasýnýn dar patika yolunda atýndan düþerken tanýþýyor. Beyaz atlý prensimiz Victoria Çaðý’nýn kibar erkeklerinden olmadýðý için kendisine yardým eden genç kýza da kaba davranýyor. Jane, âþýk olduðu erkeði ilkin diri diri yanmaktan kurtarýyor sonra da ayrýldýðý sevgilisine kör olduðu ve bir elini kaybettiði için hayata küstüðü bir anda geri dönüp onunla evlenerek erkeðini hayata döndüren yaþam iksiri oluyor. Kadýnýn erkeði yanmaktan kurtardýðý gece sevgililerin birbirilerine duygusal olarak yaklaþmalarý iliþkilerinin cinsellikten öte ruh ortaklýðý üzerinde kurduklarýný belgeliyor. Bu yüzden adamýn gururu sevdiði kadýna can borcu olmasýndan dolayý rahatsýz olmuyor. O ana tanýklýk eden okuyucu yarým bir ruhun bir anda nasýl tam bir ruha dönüþtüðüne de tanýk oluyor. Kýzýmýz, bekâr olduðunu bildiði patronuna âþýk olduðu ve patronunun da kendisine âþýk olduðunu düþündüðü için kendisini aptal gibi hissediyor; çünkü patronu bekâr da olsa bu aþk umutsuz bir aþktýr; her þeyden önce konumlarý eþit deðildir aþklarý eþit olsa bile. Yapýtý gerçekçi kýlan baþat öðelerden birisi de erkeðin sevdiði kadýnýn kendisini sevip sevmediðinden emin olmak için insan aklýný hayrete düþüren zekice düþünülmüþ tuzaklar kurmasý. Malikâne sahibinin kurduðu tuzaklar sayesinde kýskanç ve deneyimli bir erkeðin aþkýn genetiðiyle nasýl oynadýðýný görüyoruz. Aþkta duygular kadar deneyimin ille de entrikanýn ne denli önemli olduðu gerçeðini de kanýksýyoruz. Beyaz atlý prensimizin entrikasý konumu ve serveti kendisine yakýþan güzeller güzeli bekâr Blanche Ingram’ýn malikâneye gelmesiyle baþlýyor. Ingram’ýn varlýðýyla deðiþen olay örgüsü yapýta hem heyecan hem de gerilim katýyor. Hýrçýn erkeðin doðasý ile hýrçýn aþkýn doðasý arasýndaki benzerlik insaný þaþýrtacak deðin gerçekçidir. Adam; Lowood’da kalmayýp ilan vererek evlatlýk edindiði Adel’i eðitmek için Thornfield malikânesine geldiðine piþman ediyor kýzý; çünkü efendisi Blanche’la evlendiðinde baþka öðrencileri eðitmek için Ýrlanda’ya gitmesi gerektiðini söylüyor kýza. Gururlu namuslu ve ketum olan genç kýz deneyimli sevgilisinin kendisine kurduðu duygusal tuzaða daha fazla dayanamadýðý için aþkýný adama itiraf etmesi okuru þaþýrttýðý gibi kahramanýmýzý da þaþýrtýyor. Kýzýn aþkýný kendisine itiraf etmesiyle birlikte onu terk edeceðini anlayan Rochester’ýn da zaferi karþýsýnda hem gözleri kamaþýyor hem de evli olmasýna karþýn katý bir din/ ahlak ve edep duygusuyla yetiþen sevgilisine- evlilik dýþýnda sahip olamayacaðýný bildiði için evlenme teklif ediyor. Zengin erkeðin acýlarý ile kýzýnkiyle ayný ayar olmasý þaþýrtmýyor okuru. Kilisede evli olduðu ortaya çýktýðý için gerçekleþmeyen nikâhýn akabinde adam, sevgilisini kendi metresi yapmadan baþka bir ülkedeki villasýnda birlikte yaþamayý öneriyor kýza. Kýz, sevgilisinin birlikte yaþama teklifini aklýný ve vicdanýný huzura kavuþturmak için kabul etmediði gibi sevgilisini de terk ediyor. Bir kadýnýn nasýl yaþamasý gerektiðine toplumun deðil; sadece kendisinin karar vermesi gerektiðini hem bir kadýna itiraf ettirerek Ýngiliz ahlak tabularýný altýna üstüne getiriyorsun hem de toplumun benimsediði törelere uymanýn da ahlakla iliþkisinin olmadýðý gerçeðini aydýn bir öðretmene söyleterek cesaretinin sýnýrsýzlýðýný kanýtlýyorsun. “Sevgili Bedriye yapýtý Jane’nin biyografisi olmaktan öte gerçekçi buluyor musun?” “Caným, kahramanýmýz sevgilisini terk ettiði andan itibaren yapýtýn gerçekçilikle baðýný kopardýðýný düþünüyorum. Jane’nin kendi doðrularýný [toplumsal doðrularý kast etmiyorum] sahiplenerek metres olmamak için sevdiði erkeði terk etmesini doðru buluyorum ama onun malikâneden ayrýldýktan sonraki hayatýnda geliþen tesadüfl eri gerçekçi bulmuyorum. Duygular ve düþünceler oldukça gerçekçi kiþilerinin hepsi de doðal olduklarý kadar canlý olduðu yapýtýnda Jane’nin malikâneden ayrýldýktan sonra gereksiz ayrýntýlara girerek yapýtý uzattýðýný düþünüyorum.”
“Geliþen olay örgüsü içinde hangi rastlantýlarý gerçekçi bulmuyorsun?” “Caným, Jane, cebindeki yirmi þilinle önüne çýkan ilk posta arabasýna biniyor. Th ornfield’den ne kasaba ne de köy olduðu belli olmayan etrafý daðlarla çevrili bir yer olan Whitcross’a gidiyor. Günlerce nereye gittiðini bilmeden dolaþýp durduktan sonra varlýklarýndan haberdar olmadýðý kuzenlerinin kapýsýný çalýyor yaðmurlu bir havada açlýktan ölmek üzereyken. Bir yýlda üç kuzene bir de büyük bir servete de kavuþuyor. Parayý kuzenleriyle paylaþan Eyre, Papaz kuzeni St. John Rivers’ýn Hýristiyanlýðý dünyaya birlikte yaymak için ettiði evlilik teklifini kabul edeceðin anda sevgilisinin onu çaðýrdýðýný duyuyor ve sevgilisinin çaðrýsýna kulak verip otuz altý saat süren bir yolculuk sonucunda Th ornfield’e varýyor ve sevgilisiyle arasýna giren kadýnýn çýkardýðý felakette öldüðünü, sevgilisinin de bir eli ile görme duyusunu yitirdiðini öðreniyor. Sevdiði adamla evleniyor on yýl içinde eþinin bir gözü açýlýyor mutluluklarý da bir çocukla taçlanýyor. Yapýtýn bir bölümünü ne kadar gerçekçi buluyorsam ikinci bölümünü de o kadar hayalci buluyorum. “Bedriyeciðim, konuyu deðiþtirip soruyorum sana: Yapýtý diðer yapýtlardan ayýran en belirgin özelliði nedir sana göre?” “Aþk olgusu elbette. Sevgili Bronte, o dönemde bir kadýn yazarýn tek baþýna - aþký roman yazma konusu olarak ele alma cesareti kadar yürekliliði de her tür övgüyü hak ediyor. Çaðýnýn çarpýk toplumsal iþleyiþini vermen kadar kadýnlara ve kadýnlýða biçilen ideal rolü de aþaðýlýyorsun Eyre, aracýlýðýyla. Kýz, zengin sevgilisiyle niþanlýyken mirasýný kendisine býrakmak isteyen amcasýna mektup yazarak mirasý almak istiyor; çünkü evlendiðinde kocasýndan para istemeyi onur kýrýcý buluyor. Duygu ve düþünceleri gibi ekonomik olarak da ruhsal özgürlüðünü tam bir özgürlüðe dönüþtürmek istiyor. Elmas/ pýrlanta ve gösteriþe sýrtýný dönerek toplumun kadýna mal ettiði kadýnlýk beklentilerinin her kadýnýn çýplak gerçeði olmadýðýný kanýtlýyor.
“Yapýtýn diðer özellikleri nedir sana göre?” “Yapýtýn beni etkileyen en belirgin özelliði soyluluða getirdiðin farklý bakýþ açýsý. Soylu Rochester/Ingram ve Mrs. Reed ailelerini ele almak istiyorum. Rochester’ýn babasý servet uðruna deli bir kadýnla evlendirdiði oðlunun evliliðini aile þerefini korumak için gizli tutuyor. Öte yanda Blanche’ýn annesi babasýnýn servetinden kýz olduðu için yaralanamayan kýzýný Edward’a yamamaya çalýþýyor. Mrs. Reed’in iki kýzý ve oðlunun hem anneleriyle hem de birbirleriyle olan iliþkilerinde paranýn belirleyici olmasý da yürek burkuyor. Buna karþý hayatý yoksulluk içinde geçmiþ taþralý bir öðretmenin amcasýndan kalan mirasa deðil de üç kuzeni olduðuna sevinmesi ve hiçbir mecburiyeti olmadýðý halde mirasý kuzenleriyle paylaþmasý soyluluðu para ve sýfatlarýn deðil; soylu duygu ve düþüncelerin belirleyeceðini kanýtlýyor. “Sevgili Bedriye, Eyre’nin birey olma ayrýcalýðýna ulaþtýðýný düþünüyor musun?” “Düþünmüyorum. Birey olma bilincini takdir ediyorum. Ýnsaný önce kendisine sonra topluma tanýtan ve tamamlayan önceliklerin beni büyülüyor. Senin sayende hayatýnýn her kesitine tanýklýk ediyorum onun. Böyle bir tanýklýk yaþadýklarýnýn karþýsýndaki duruþuyla sýnanmýþ bir insanýn kiþiliði hakkýnda yorum yapma hakkýna veriyor bana. Yoksulluktan zenginliðe, ailesizlikten aileye, sevgisizlikten aþýðýnýn sevgisiyle doyuma ulaþmýþlýðýyla sýnanmýþ bir ruhun birey bilincini sorgulayabilir miyim? Kahramanýn hiç sevilmediði ve takdir edilmediði halde özgüveni zinde olan biri. Sorunlarýna çözüm aradýðý gibi kendini geliþtirmek için dünyayý gezip görmek de istiyor. Ben birey olma konusunda senden bana þu soruyu sormaný bekliyordum: “St. John Rivers ile Eyre’nin birey olma bilinci arasýndaki farktan da öte farkýndalýk nedir? Burada soluk almak istiyorum senin dehan karþýsýnda.19. yüzyýl misyoner Ýngiltere’sinin birey olma anlayýþý Tanrý’sý için doðan/ Tanrýsý için yaþayan ve Tanrý için ölen insan olmaya tekabül ediyor. St. John Rivers’te bu lütfe eriþmek için âþýk olduðu ve kendisine de âþýk olan kadýnýn aþkýna sýrtýný dönüyor. Misyonerlik idealine ulaþmak için kardeþi gibi sevdiði kuzeniyle evlenmek istiyor. Eyre, katý bir Hýristiyan olmasýna karþý misyoner karýsý olmayý âþýk olduðu kör adamýn karýsý olmaya tercih ediyor. Bu anlamýyla kendisi olmayan bir insanýn Tanrý’sýnýn da olamayacaðýný birey olduðu için farkýna varýyor. Eyre, Tanrý’nýn öðretisini kendi öðretisiyle eþitlediði için yargýlýyor yapýtý tutucular. Aþk kadar din olgusu da gerçekçi bir bakýþ açýsýyla sorgulanýyor. Beþeri duygularýn ilahi duygular kadar insan ruhu için gerekli olduðunun altý çiziliyor. Tanrý’ya giden yolun aþktan geçtiði gerçeði vurgulanarak insanýn inandýklarý ile yaþadýklarý arasýndaki farklýlýðýn kalp atýþlarýný duyuyor okuyucu. Ýç diyalog aracýlýðýyla insan ruhunu hallaç pamuðuna çevirebilme yetkinliðinin beni sarstýðýný belirtmek istiyorum.” “Yapýttaki ruhsal çözümlemelerin hangilerinin seni sarstýðýný bilmek istediðim kadar yapýtý gününüzde geçerli kýlan özelliklerini de bilmek istiyorum Bedriye.” “Caným, bir erkeðin, sevgilisi ile konuþurken yüzündeki mimiklerinden duygularýný, davranýþlarýndan ise o anki ruh durumunu analiz etmesi, ekonomi ile sýnýf farkýnýn ayýrdýðý iki kalbi; kafalarý ve sinirleriyle kurduðu iliþkinin birleþtirmesi ve de erkeðin falcý kýlýðýna girip sevgilisinin fiziðine yansýyan kiþiliðini tüm çýplaklýðýyla sergilemesi beni sarsýyor. Yapýtý bir insanýn duygu geliþimine, inançlarýný sahipleniþine erdemi ve ahlaký aþktan da öte; tüm deðerlerin üstünde tutuyor olmasýnýn ölümsüzleþtirdiðini düþünüyorum. Hayata/ hayatýna anlam katma ayrýcalýðýnýn cinsiyetinin olmadýðý ile insan beyninin okumanýn/ öðretmenin dýþýnda da yeni heyecanlara ihtiyacý olduðu anýmsatýlarak kadýnlarýn da dünyaya sadece evini temizlemekle çocuk doðurmak için gelmediði gerçeðinin vurgulanmasý da yapýta deðer katýyor.” “Bedriyecik; bu akþam susmaný istemiyorum. Zengin Bay Rochester’la yoksul/içine kapanýk Eyre’nin iliþkilerini nasýl deðerlendiriyorsun?”
“Ýhanet ile hayal kýrýklýðýnýn her türünü yaþayan ve yaþa(ya) madýklarýna duyumsadýðý özlemin bilge yaptýðý bir erkeðin ruhu üzerinde konuþtuðumun farkýndayým. Prensimiz bilindiði gibi ailesi tarafýndan hayal kýrýklýðýna uðramýþ, yanlýþ bir evlilik yaparak hayatýný mahvetmiþ, servetine de ilahi adalet tecelli ettiði için sahip olmuþ biri. Kirli vicdaný ile günahla kararmýþ ruhundan dolayý mutsuz olan erkek, yaþadýklarýný niçin yaþadýðýný bilecek bir birikime de sahip. Gerçekçi olduðu kadar da kendisini yakýþýklý yapan þeyin sahip olduðu serveti olduðunu bilecek deðin kendisiyle barýþýk biri. Erkeði uðradýðý haksýzlýklarla yaþadýðý mutsuzluklar sert ve insanlara katlanamayan birisi yapýyor onu. Erkek kaybettiklerini Eyre aracýlýðýyla yeniden kazanacaðýný bildiði için, sevgilisini ölümsüz kýlan deðerleri kendi içinde tutku haline getiriyor. Ýçinin dengeleri deðiþen -Rochester, sevgilisini asil duygu ve hisleriyle seviyor. Deli olduðu için deðil; niteliksiz olan eþi/eþinin niteliklerine sahip metresleriyle yattýðýndan dolayý ruhunun alçalttýðýný Eyre sayesinde öðreniyor. “Peki, ikilinin iliþkilerinde erkeðin mi yoksa kadýnýn mý ruhu baskýn? “Mütevazý dehan kadýnla erkeðin ruhunu eþitleyerek ruhlardaki cinsiyet ayrýmcýlýðýný da dýþlýyor yapýtýnda. Ne tek baþýna kadýný azize ne de tek baþýna erkeði aziz yapýyor. Hangi çaðda olursa olsun namusuna gururuna ve ilkelerine sahip çýkan kadýnlarýn yanýnda yer alan erkeklerin yaþadýðý gerçeðini anýmsatarak erkeðe mal edilen negatif ayrýmcýlýk yükünden de erkekleri kurtardýðýn gibi erkek ruhunu salt þehvet arayan bayaðýlýktan da kurtarýyorsun güzelliði fizikte deðil de ruhta arayan Bay Rochester aracýlýðýyla. Hem evlenmeden önce sevgilinin kucaðýna oturarak hem de sevgilinle ruhlarýnýzýn sevginizi eþitlediði gerçek bir iliþkiyi yaþayarak radikal bir çýkýþ yapýyorsun o dönemde.” “Aþkla ilk kez sevgilisi aracýlýðýyla tanýþan Eyre’nin ayrýlýðý nasýl göðüslediðini düþünüyorsun? “Kahramanca göðüslediðini düþünüyorum ayrýlýðý da ayrýlýk acýsýný da. Onun yanýndayken onu sevdiðin için ondan ayrýlýrken de sevgilisini özlediðin için mutlu oluyor. Bu derinliði terk ettiði sevgilisine sýk sýk dua ederek gökselleþtiriyor kýz. Onun yanýndayken hem yalnýzlýðýn özgürlüðünü yaþýyor hem de sosyal yaþamýn içindeki çoðalmayý. Her iki cinsiyet de ayrýlýðý davranýþlarla ayrý ayrý yüceltiyor yapýtta. Bir erkeðin kadýnýna gelin olduðunda hediye ettiði inciyi sevgilisinden ayrýldýðý için boynunda taþýmasý benim gibi birçok okuyucu da sarstýðýný düþünüyorum.” “Bedriyecik, yapýtýmý hangi nedenlerden dolayý feminist bulmadýðýný da merak ediyorum.” “Evet, birçok açýdan feminist roman olma özelliði taþýmasýna karþýn kadýný erkekle eþitlediðin için yapýtýný gerçekçi buluyorum, feminist deðil. Ayný haklara sahip kadýnla erkeðin el ele vererek sistemin çarpýklýklarýný düzeltecekleri gerçeðine vurgu yaparak toplumu yönetenleri prensip hatasý ile yargý hatasý yapmak arasýndaki farký anlamaya davet ediyorsun.” “Benim küçüklüðümde nasýl büyüdüðünü bilmek istiyor musun?” “Hem bilmek istiyorum hem de korkuyorum.” “Sevgili Charlotte, duygularýnýn boþ karelerini doldurduðun küçülmüþlüðümde ruhunun alfabesini tamamlayacaksýn. Küçüklüðüm iyi ve kötü günlerinde elini býrakmayacak. Hatýrýmýn yanýmda olmadýðý ezikliðini yaþamayacaðýn gibi deðerlerinden dolayý da incinmeyeceksin. Küçülmüþlüðümde; doðanýn evinde yaþayacak kuþ ve çocuk sesleriyle uyanacaksýn; hak etmediðimden daha fazla bana deðer verdiðini düþünüp üzülmeyeceksin; gençliðin, saðlýðýn, güzelliðin ve þansýn da bir ömrü olduðu gerçeðine tanýklýk yapmayý sürdüreceksin; duygularýmýn derinliði karþýsýnda ürpermek yazgýn olacak senin…” “Sevgili Bedriye seni kendi gerçeðimde küçültmek için teþiden eðirip iðnenin deliðinden geçiriyorum. Küçülmüþlüðümde; sevildiðini bilmeye ihtiyaç duymayacaksýn; sevdiðini itiraf edecek cesareti olmayanlarýn sevdiði tarafýndan da sevilmeye hakký olmadýðýný dünyaya haykýran kiþi sen olacaksýn; sevgisizliðin insansýzlýk; insansýzlýðýn da dinsizlik olduðunu; insan acizliðini farkýna vardýðý anda gücünü de fark ettiðini; her acýnýn kiþiliðini biçimlendirdiðini; içindeki her savaþýn seni kendinle barýþtýrdýðýný; sessizliðin duygularýnla konuþtuðunu; özgürlüðe özenerek özgürlüðünü; mutluluða özenerek mutluluðunu; huzura özenerek huzurunu kaybetmeyeceksin… En önemlisi de küçülmüþlüðümüzün birlikteliðinde yeryüzü sevginin aþkýn dostluðun ve barýþýn yüzü olacak… Sohbetimize ara veriyorum. Deniz ben ve sen; el ele verip gökyüzünde bizi ýsrarla çaðýran yýldýzlarýn dansýna katýlalým.”
Bedriye KORKANKORKMAZ
"Bedriye KORKANKORKMAZ" bütün yazýlarý için týklayýn...
