Börek yoksa, ölürsün! / Arzu DÝNÇER
Arzu DÝNÇER

Arzu DÝNÇER

Börek yoksa, ölürsün!



“Eðer bir Müslüman kadýn börek yapmasýný bilmiyorsa o aile daðýlmaya mahkumdur” demiþ bir kadýn. Yani bir kadýn kendi el marifetinin aileyi aile yaptýðýna inanmýþ ve bunu paylaþmýþ bir sosyal sitede.

Aileyi baðlayan þey saygý, sevgi, aþk ve paylaþýmlar deðil miydi? Biri eksilirse o aile eðreti yapý gibi yýkýlýverir miydi? Hele ki yedi aðzý gördü çýkarttý baþka yeri denilecek bir yiyecek buna sebep olabilir miydi?

Ýyi de bizim ülkemizde tüm ünlü aþçýlar, fýrýnda çalýþanlar neredeyse erkeklerden oluþuyor. Acaba cümlenin içinde yer alan “Kadýn” kelimesi yanlýþlýkla mý söylenmiþti! Ýnsanýn bunu bilmiyor olmasý için evden çýkmamýþ olmasý gerekir diyeceðim maþallah televizyon kanallarýnda boy gösteren yemek programlarý da “Erkekler”in elinde. Artý yemek yemek cinsiyetsiz bir ihtiyaç deðil mi? Yani her canlý bir þekilde hayatta kalmak için yemek yer. Börek ya da ot ne farkeder. Ama tutup da böyle bir cümle sarfedilmiþ ve tüm ülke bu cümleyi konuþuyor, espriler üreterek hiciv sanatýný kullanýyorsa farkeder.

Bu bir kabulleniþ cümlesi olmasý daha da vahim. Efendim naçizane bir hikaye kitabý oluþturdum ve Nisan ayýnda da okuyucularýyla buluþtu bu kitap. Öldürülen kadýnlarýn aðzýndan ölüm anýnda kýsa bir film þeridi geçseydi neler yer alýrdý sorusundan yola çýkýlarak empati ile yoðrulmuþ hikayeler var kitapta.

Þimdi böylesine “Eðer bir Müslüman kadýn börek yapmasýný bilmiyorsa o aile daðýlmaya mahkumdur” cümlesi ortalýðý kasýp kavuruyorken yarýn bir gün börek yapmýyordu öldürdüm cümlesini duymaya da mahkum olacakmýþýz gibi içim cýz etti. Zira yazdýðým hikayelerde öylesine iç burkan mazeretler vardý ki, olamaz mý? Olabilir.

Kitaptan bir alýntý yapacaðým sizlere dostlar 27nci öyküyü(*):

#27V
Ve Ayþe


Hani bir þarký vardý “Güneþte demlerim senin çayýný” oldu demledik çayý. Demledik de biraz geç kaldýk diye þakaðýmýza yedik kurþunu. Valla yapacaðýný sanmamýþtým. “Öldürürüm seni” dediðinde “öldür” deyiverdim. Ve iþte tüfekle demlenmiþ taze kanlý çay. Hala ne olduðunu tam anlamadým, tek bildiðim sanýrým yaþasaydým da bir daha çay içemezdim.

Bir arkadaþým anlatmýþtý. Bir çift boþanýyormuþ kadýnýn anasý baþlamýþ hâkime “Hâkim bey benim kýzým hem doktorasýný yaptý hem de dokuz aylýk hamileyken kocasýnýn çayýný, meyve tabaðýný hep ayaðýna getirdi” diye anlatmaya. Hâkim bakmýþ bakmýþ kadýna; “Be kadýn, silah mý dayamýþ kocasý þakaðýna, yapmasaymýþ senin kýzýnda” diye.

Yani yapsan adalet adam yerine koymuyor, yapmasan kocan. Üç yýl boyunca yemek geç kaldý dayak, çorba sýcak dayak. Ýnsansýn öyle taþ gibi durmuyorsun ama güç bitiveriyor can acýsýndan.

Bir günden bir güne de ellerine saðlýk güzeller güzelim karýcým deseydi ya. Vurmak konuþmaktan daha zor deðil miydi? Hiç mi anasý babasý öðretmemiþti bu adama tatlý dil yýlaný bile deliðinden çýkarýr diye.

Ýnsan insaný sever insan insaný dövmez. Ýnsan aslýnda hiçbir þeyi dövmez. O zaman sokakta kavga eden köpeklerden ne farkýmýz kalýrdý ki! Kaldý ki onlar ya tehlike hissettiklerinde ya da aç kaldýklarýnda saldýrganlaþýyorlar. Kuyruklarýna basýlmadýkça o kuyruk bile hep bacaklarýnýn arasýnda. Hele ki kendilerini besleyen koruyana karþý. Hayvanca hayvan nasýl saygý gösterir. Sevimli sevimli yanaþýr.

Þirinlikler yapar daha çok sevsin sevsin ki daha iyi beslesin diye. Bir de üstelik ehlileþtirirsiniz yapýlmasý gerekeni öðretirsiniz. O da buna hep uyar.

Çocukken televizyonda sirk olurdu. Orada aslanlar bile bildiðin kedi gibi eðitilmiþ oraya git, yat, kalk, takla al bir sürü þey öðrenmiþ de gösterirdi krallýðýna bok sürmeden.

Ali hiç mi nasip almamýþtý eðitim denilen rahmet dolu yaðmurdan.

Hele ki Cumalarý namaza gitmesi yok mu ikiyüzlülüðü kimeyse artýk. Sen ki can acýtan hangi yüz ile Allah için yüzünü secdeye sürüyorsun.

Oysaki Hz. Muhammet (s.a.v.) eþlerini döven bazý kiþilere karþý Medine'de minberine çýkmýþ ve buyurmuþ ki "Sizden bir kýsmýnýz eþlerinizi gündüz dövüyor ve gecede ayný yataðý paylaþýyorsunuz. Bundan utanmýyor musunuz?"

Utanmasý olmayanýn inancý gerçekten var sayýlabilir mi acaba? Benimle iki çift etmeyen Ali’nin her gün gittiði sohbetlerde bunlar hiç mi konuþulmaz. Ama yok konuþulsaydý hayvanlarýn eðitilmesi konusunda ki gibi bir nebze de olsa sebeplenebilir ve bu aþaðýlayan tutumuna sýrf korkusundan, utancýndan son verirdi.

Her dayak günü onur duvarlarýnýzdan bir tuðla eksilir. Ayaklarýnýzýn altýnda ki cennet kayar ve cehennem ateþine odun olmasý gereken biri yerine siz düþersiniz insanlýðýnýzý yakarak o ateþe.

Bir bardak çay dediðin içinde yaprak olan sýcak su. Bir bardak su topraða döksen can verir. Yaprak oksijen verir can verir. Güneþ ýsýtýr yer küreye can verir. Nasýl oluyor da üç bileþen benim canýmýn alýnmasýna sebebiyet vermiþ olabilirdi ki!

Ýkiyüzlü dünya sadece Ali’den ibaret deðildi elbet. Canýnýn acýsý kýrýlan dökülene karýþýr senfonik bir þarký gibi çoðalýr seslerin çeþidi. Camlarý, duvarlarý aþar dýþarýda üç maymun sürüsü vardýr. Duymaz, görmez, konuþmaz o an. Ertesi sabaha senfoniden deðil de seyirlik oyun görmek isteyenler kapýyý çalar utanmadan þeker, un isteme bahanesiyle.

Ey Allah’ým sen kadýnlarý kefenleriyle mi dünyaya getirirsin. Hep bir duvak! ana karnýnda elleriyle, regli olduklarýnda petleriyle, gelin olduklarýnda gelinlikleriyle, öldüklerinde… Bak þimdi Ali, bir gün sen de giyeceksin o duvaðý burada bir olduk seninle. Ana rahmine düþmek, doðmak ve ölmek gibi.

Ne diyordu o þarkýda “ben feleðin þu çarkýna çomak sokarým”


Ve Ali

Tüm ailelerde olduðu gibi sýradandý hayatýmýz. Sabah kalkar önüme konan kahvaltýyý yapar çýkardým evden. Akþam oldu mu da geri gelir yemek yer yatsý namazýný da kýlar yatardým.

Parasýzlýk zamanlarýnda biraz gergin olurdum. Kolay deðil evdeki kaþýk düþmaný eksikleri sýraladýðýnda param yok demek.

Ayþe kendi halinde bir kadýndý bilge miydi aptal mýydý hiç konuþmadým öyle derin derin. Derin sohbetler hoca efendinin çevresinde olurdu. Namazýnda niyazýnda insan için kadýnla sohbet etmek þeytaný baþýna toplamak kadar boþtu.

Hoca efendi karýlarýnýzý hoþ tutun diye konuþurdu arada. Ben de onu hoþ tutuyordum. Çatýsý olan bir evde koca bir günü dilediði gibi yaþam sundum ona. Þikâyeti olana kapý orada diyecek adamda deðildim.

Benim beklediðim yemeðim yapýlmýþ olsun, önüme konsun, kaldýrýlsýn, ev temizlensin, camiye giderken giydiklerim ütülü olsun. Kadýn erkek olmanýn gerekliliði yerine getirilsin yeterdi.

Bunlarý zaten tüm kadýnlar yapýyordu. Ha biraz huysuz olabilirim yukarýda Allah var ya, ama iþte çöpsüz üzüm olmuyor neylersiniz.

Ayþe de iki sopa yedi diye feryat figan baðýrýp beni kýþkýrtmasaydý. Altý üstü bir çay yahu ne kadar zamanýný alýr ki insanýn bir getirivermedi canýna kibrit suyu döktüðüm.

Nereden bileyim intihar edeceðini? Günahlarýn en büyüðüne girdi kendini öldürerek.

Siz bakmayýn öyle Ayþe’nin elinde barut izi yokmuþ da, insan koca tüfeði þakaðýna nasýl dayarmýþ da dendiðine.

Günahkâra rahmet okunmaz ama ben iyi ve inançlý bir adamým yine de Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsýn.


Börek güzel bir yiyecektir. Ama yoksunluðu aile denilen koca bir çýnarý deviremez. Aðzýmýzdan çýkaný kulaðýmýzýn duymasý için imbik yerleþtirmeliyiz beynimize. Zira eðitim yoksunluðu kadar insan yoksunluðu da çekiyoruz hayata karþý. Cinsiyet ayrýmcýlýðý ve rolleri yaþamýmýzý kýsýtlar ve yoksullaþtýrýr. #KadýnCinayetlerinin kol gezdiði bir coðrafya da tüm söylemlerimize daha da dikkat etmek durumundayýz ki, hele Aile ve Sosyal Politikalar Bakaný konumunda milleti temsilen oturuyorsak.

Sevgilerimle,

Arzu Dinçer


*Ali Ayþe’yi Sev(me), Arzu Dinçer, Sy:136-140


Arzu DÝNÇER

arzudincer0@gmail.com



1 Eylül 2015 Salý / 2853 okunma



"Arzu DÝNÇER" bütün yazýlarý için týklayýn...