Güzin TÜMER
ÖTEKÝLERÝN KENTÝ, SAN FRANCISCO
2014 yýlýnýn Temmuz ayýnda sýcak havanýn katlanýlmaz olduðu bir gündü. Uzun zamandýr kafamda New Orleans caz festivaline gitme fikri vardý. Kendime bir de yol arkadaþý bulmuþtum, Nergiz.. Bu geziyi nasýl organize edelim diye düþünürken ve internet araþtýrmasý yaparken birdenbire biletlerimizi aldýk. Önce New Orleans daha sonra San Francisco'ya gidecektik. Benim için ikinci kez gerçekleþecek Amerika yolculuðunun ilk ve en önemli adýmý atýlmýþtý. 2015 yýlýnýn Nisan ayýnýn ilk haftasýnda yolcuyduk. Günler günleri kovaladý ve yolculuk günü geliverdi. Gittim, döndüm ve yeni yolculuk hayalleri kurmaya bile baþladým.
Bu bir aylýk yolculuðun yaklaþýk iki haftasýnda San Francisco'daydým. Kente dair izlenimlerim...
San Francisco seyahati boyunca Nergiz'in kýzý Meriç'te kaldýk. Aslýnda böylesi uzun bir yolculuk, -dolarýn tavan yaptýðý bugünlerde- San Francisco'da Meriç'in evini açarak bizi desteklemesiyle gerçekleþti. Teþekkürler, Meriç!
San Francisco, Amerika'da 68 gençlik hareketinin ilk ortaya çýktýðý ve en çok taraftar bulduðu, evsizlerine sokaklarý ev yapmýþ, gökkuþaðý rengindeki bayraklarýn her yerde rahatlýkla dalgalandýðý liberal bir kent. Kýrmýzý asma köprüsü ve filmlere konu olmuþ Alcatraz Hapishanesi ile akýllarda yer etmiþ, Kaliforniya eyaletinin önemli kentlerinden biri.
San Francisco, ayný zamanda google, facebook... gibi -neredeyse onlarsýz hayat bir hiçe dönecek kadar yaþamýmýzýn bir parçasý olmuþ- þirketlere de ev sahipliði yapýyor. Meþhur silikon vadisi, San Francisco'ya kýrkbeþ, elli dakika mesafede. Benim þansým silikon vadisinde kalýyor olmamdý.
Þimdi gelelim Avrupa duygusu veren San Francisco'ya... Gazeteci yazar Türey Köse, New Orleans için "Amerika'ya Fransýz bir kent" demiþ. Belki bu benzetme San Francisco için de kullanýlabilir. 1800’li yýllarda zengin olmak için Avrupa'dan gelen göçmenler kenti mimarisinden yaþam biçimine kadar etkilemiþ gözüküyor. Türey Köse'nin benzetmesini San Francisco için kullanmak fazla olmaz gibi geldi bana..
San Francisco çok tepeli bir kent. Yedi tepeli Ýstanbul, tepe sayýsý açýsýndan San Francisco'nun çok gerisinde kalýr.
Benim gibi gençliðini yetmiþli yýllarda yaþamýþ kuþak "San Francisco Sokaklarý" adlý polisiye tv dizisini anýmsayacaktýr. Bu dizide kentin dik sokaklarýnda birbiriyle yarýþ eden arabalarý heyecan ve zevkle izlerdik. Yaþ elliyi aþtýktan sonra bu dik sokaklarda yürüme mücadelesi vermenin çok da hoþ olmadýðýný itiraf etmeliyim.

Kentin en önemli turistik aktivitelerinden biri "cable car" adý verilen antika tramvaylarý..

Dünya'da insan gücüyle idare edilen tek tramvay olduðu yazýlý kaynaklarda. 19. yüzyýldan beri kentin hizmetindeymiþ. Tramvaylarýn üç kýsa hattý var. Sürücüleri de adeta þovmen gibi. Bana mý denk gelenler öyleydi bilemiyorum. Dik sokaklardan aþaðý inerken insan kendini bir an lunaparktaki oyuncaklara binmiþ gibi hissedebilir.
Kentin en popüler caddelerinden biri "Lombart Street". Hani kente gitmeyenlerin bile bildiði birkaç keskin virajdan oluþmuþ, etrafý ortanca çiçekleri ile çevrili cadde. Benim gittiðim zaman ortancalar açmamýþ olduðu için çiçeksizdi. Bu cadde oldukça kýsa. Niye bu kadar popüler olduðunu anlamak mümkün deðil, en azýndan benim için... Hangi rehber kitabý açsanýz - "must see"- görülecekler listesinde. Tramvayla gidip birkaç fotoðraf çekmeye deðer mi bilemedim. Turist olmak, biraz da sürüler halinde bir yerleri ziyaret etmek deðil mi? Lombart caddesi bana biraz bu duyguyu yaþattý.
San Francisco, bilindiði üzere Kaliforniya eyaletinin güneyinde yer alýyor ve üç tarafý denizlerle çevrili. Hepimizin bildiði Alcatraz Adasý'nýn yaný sýra üç ada daha þehrin parçalarý arasýnda yer almakta.

Meþhur Alcatraz Adasý ve adanýn adýyla anýlan, kaçmanýn imkansýz olduðu hapishane... Geçmiþte mahkumlarýn karabasaný bugünün para basan turistik mekan..
San Francisco, Güney ve Orta Amerika'dan gelen Latinleri, Uzak Doðu'dan göç eden Asyalýlarý, 1800’lerin sonlarýnda altýna hücum furyasýyla Avrupa’dan gelen göçmenleri ile renkli bir kent. Etnik çeþitlilik kentte dolaþýrken ilk dikkatimi çekenlerden biri oldu. Amerika'nýn en büyük Çin mahallesi San Francisco'daymýþ. Çin kültürü, yemeklerinin dýþýnda benim ilgi alaným dýþýnda. Japon mahallesi bile var. Çoðunlukla Japonlarýn yaþadýðý kendi kültürel aktivitelerini sürdürdükleri bir mahalle. Hiç de küçük bir bölge olmadýðýný söylemeliyim.
Sizin de bildiðiniz üzere Amerikalýlar kendilerini tanýtýrken doðduklarý eyaleti söyler. Biz ve Avrupalýlar geldiðimiz ülke ile nereli olduðumuzu ifade ederiz. Kaliforniya'dan gelenlerin ayrý bir eda ile "ben Kaliforniya'daným" dedikleri hala kulaklarýmda.. Oraya gidince anladým Kaliforniyalý olmaktan neden bu kadar gurur duyduklarýný...
Sinema endüstrisinin merkezi Los Angeles'da; Silikon Vadisi San Francisco'da konumlanmýþ. San Francisco, Los Angeles, San Diego, Santa Barbara, Santa Monica gibi Amerika'nýn en popüler þehirleri de Kaliforniya eyaletinde. Bu popüler þehirlerin yaný sýra, yýl boyunca süren güzel iklimi olduðu söyleniyor. Ýklimin hediyesi olan her çeþit taze sebze ve meyvaya kolaylýkla eriþme þansý var. Avakado ve enginarýn Türkiye'dekinden çok daha ucuz olduðunu belirtmeliyim. Açýk hava sporlarýný sevenler için Kaliforniya milli parklarý ile bir cennet. Eyalet, popüler plajlarý ile önemli bir cazibe merkezi. Tüm bunlarýn yaný sýra hemen yanýnýzdaki masada bir ünlü bir aktris ya da aktörle karþýlaþma ihtimali var. Sanýrým tüm bunlar Kaliforniya'da yaþayanlar için gurur kaynaðý. Kaliforniya'da yaþamak birçok Amerikalýnýn rüyasýymýþ bunu da bir ek not olarak belirteyim.
Benim amacým bu yazýda San Francisco ve Güney Kaliforniya'ya yaptýðýmýz küçük seyahatten söz etmek.
Gelelim, San Francisco'da konumlanmýþ neredeyse Dünya'daki tek teknoloji merkezine... Silikon vadisi adý verilen bölgenin, gözlemlediðim kadarýyla nüfusu oldukça genç.. Sokaklarda üzerlerinde tiþörtleri, ayaklarýnda parmak arasý tokyolarý, sýrtlarýnda çantalarý ile çok sayýda bisikletli genç gördüm. Bu gençler -bilgi teknolojileri ile hiç ilgisi olmayanlarýn bile isimlerini bildiði- teknoloji þirketlerinde çalýþýyor. Onlar, hayatýmýzý kolaylaþtýran birçok yazýlýmýn mimarý olabilir. Büyük iþler beceren sözünü ettiðim gençler yaptýklarý iþlerin büyüklüðünü ölçü alacak kadar mütevazi görünüyorlardý.

Ýþte google bisikletine binmiþ bir genç arkadaþ.
Silikon vadisi oldukça büyük bir yer. Burada üzerlerinde þirketlerin adlarýnýn yazýlý olduðu otobüsler ring seferleri yapýyor. Ben otobüsleri gördüðümde sanki San Francisco'da Ankara plakalý araç görmüþüm gibi sevinmiþtim.
San Francisco'da, þehir merkezine gelince, ilk önce dikkat çekenlerden bir diðeri sokaklarý mesken edinmiþ evsizler...


Evsizlerin sokaktaki yaþam kalitesini yükseltmek için yöneticiler birçok baþarýlý projeye imza atmýþ. Bu projelerden birinde onlara market arabalarý daðýtýlmýþ. Sosyal devlet olmak böyle bir þey olsa gerek.
Hemen aklýma Jack Nicholson ve Meerly Streep'in muhteþem performansýyla hiç unutamadýðým "ironweed" filmi aklýma geldi. Ýki evsizin hikayesi... Evsizlik yoksulluðun sonucu deðil de tercih edilen yaþam biçimi ise mutlaka büyülü bir yaný vardýr diye düþünüyorum.
Araþtýrmalar, sokaklarda yaþayan insanlarýn günden güne arttýðýný, bir kýsmýnýn hasta ve yaþlý olduðunu gösteriyormuþ. Belediye bu insanlara yardým etmek için sivil toplum örgütlerinin de desteðini alarak yeni projeler geliþtiriyormuþ.
San Francisco, eþcinsellerin kendilerini rahatlýkla ifade ettikleri bir kent. Harvey Milk adýnda bir aktivist, eþcinsel ayrýmcýlýðýna karþý sonuna kadar mücadele eder ve sonunda kazanýr. San Francisco'da Castro adý verilen bölgede belediye baþkaný seçilir.Böylece kentin ilk eþcinsel belediye baþkaný seçilmiþ olur. Harvey Milk'in 2008 yýlýnda kendi adýndaki filmi çekilir. Benim de çok sevdiðim filmlerdendir. Hala izlemediyseniz þiddetle öneririm. Ýnsaný taraf yapan bir film "Milk" Bu filmdeki Sean Penn'in olaðan üstü oyunculuðu da filmi unutulmaz kýlýyor.

Bu fotoðrafý sevgili Nergiz çekti. Bir kent düþünün ki yaya geçidi gök kuþaðý renklerinden yapýlmýþ. Ýþte ben San Francisco'yu ötekileþtirilmiþ gruplara yaþama hakký verdiði için çok sevdim.
Kent, ayný zamanda 68 kuþaðý çiçek çocuklarýnýn da buluþma mekaný.
Scott Mckenzie'nin San Francisco þarkýsýnýn sözlerinde "San Francisco'ya gidiyorsan saçýna çiçek takmayý unutma" der.
San Francisco'nun hippileri Haight&Ashburry adý verilen iki büyük cadde arasýna konumlanmýþ. Ýkinci el dükkanlarýn olduðu, farklý ürünlerin satýldýðý alternatif bir mekan. Benim de en sevdiklerimden... Nereye seyahat edersem edeyim gittiðim her yerde bu tarz alternatif mekanlarý arar bulurum. 60’larda çocukluðunu, 70’lerin sonunda gençliðini yaþamýþ kuþaðýn mensubu olarak buralarda içimdeki çiçek çocuðu yaþatmaya çalýþýrým.


"Ýnsanlar her þeyin fiyatýný bilir ama deðerini bilmez" Haight caddesinde bir kitapçýnýn önündeki tabela..
San Francisco,1800’lü yýllarda Ýspanya'dan baðýmsýzlýðýný alarak Meksika'nýn bir parçasý olmuþ. Yine ayný yýllarda zengin bir Ýngiliz, San Francisco'nun olduðu yerde büyük bir çiftlik kurmuþ, bölgenin belediye baþkaný ile þehrin planlamasýný yapmýþ. Burayý "Yerba Buena" adýyla Amerikan yerleþimcilere açmýþ. Yerba Buena adý daha sonra San Francisco adýyla deðiþtirilmiþ. Kent, Meksika - Amerika savaþý ile 1846’da Birleþik Devletler’e katýlmýþ.
Kentte, Viktorya mimarisi ile yapýlmýþ çok sayýda ev var. Viktorya Mimarisi, Britanya Ýmparatorluðu zamanýnda ortaya çýkan bir mimari akým. Kente hakim olan mimari tarz belki o günlere kadar uzanýyordur.

Kaliforniya, Birleþik Devletlere katýldýktan kýsa bir süre sonra bölgede altýn var iddiasýyla birçok Avrupalý bölgeye göçmüþ. San Francisco'nun Avrupalý tarzýnda bu büyük göçlerin de etkisi olduðunu düþünüyorum.
Kentte, beni en çok etkileyenlerden biri de "Mural" adý verilen büyük duvar resimleri. Latin göçmenlerin yaþadýðý "Mission" adý verilen bölgenin küçük dar sokaklarýnda, insaný durduran duvar resimleri ile karþýlaþmak mümkün. Benim gördüklerimden bazýlarý ünlü Meksikalý duvar ressamý Diego'nun öðrencileri tarafýndan yapýlmýþ.
Bence Amerika'daki Latinlerin zencilerden çok farklý bir konumu yok. Buna New York'ta da tanýk olmuþtum. Sanki yoksulluk, ezilmiþlik onlarýn yazgýsý. Doðanýn çok cömert davrandýðý, geçmiþte çok zengin olan ülkelerindeki kaynaklar, Amerika ve Avrupa tarafýndan sömürülmüþ. Geçmiþin zengini bugünün fakiri Latin Amerikalýlar Amerika'ya göç etmiþ. San Francisco'da çoðunlukla "Mission" bölgesinde konumlanmýþlar. Duvarlara insaný soluksuz býrakan resimler çizerek duygularýný, beklentilerini anlatmýþlar. Ýþte birkaç örnek




Bu videoyu çok güneþli bir günde çekmeye çalýþtým. Aslýnda ben yýllarca duvar resmini "Graffiti" olarak bildim. "Mural" kelimesini ilk defa orada duydum. Yaþ kemale erince kelimeleri akýlda tutmak zorlaþýyor. Bu kelimenin yanlýþ telaffuzu için affýnýza sýðýnýrým.
San Francisco deyince birçoðumuzun ilk aklýna gelen kýrmýzý asma köprü olmalý. Golden Gate! Biz þehir merkezinden bisikletle köprüyü geçip Salsalito adlý yerleþim merkezine gittik.

Oradan da gemiyle tekrar þehir merkezine döndük. Keyifli bir turdu. Gidecek olanlara tavsiye edilir. Okyanustan gelen soðuk rüzgarla her daim serin olan bir köprü Golden Gate. Gene kulaðýnýzda olsun orada bisiklete binmek için rüzgarlý günleri seçmeyin. Ayrýca yanýnýzda mutlaka kalýn giysiler olsun.

Golden Gate Park ise köprünün ayaðýna kurulmuþ, Hyde Park ya da Central Park gibi çok büyük bir park. Parkýn kapýsýndan bisiklet kiralayarak parký gezmek mümkün. Ýçinde müzeden tutun da Japon Bahçesi’ne kadar ziyaret edilecek birçok yer var. Parkýn en renklileri yine kentin marjinalleri. Onlarý izlemek keyif.

Bu gördüðüm grup yaþlý çiçek çocuklar gibiydi. "Hayat seni kim takar" edasýyla müzik yapýp dans ediyorlardý.
Yazýmý bitirmeden birkaç not daha düþeyim. San Francisco'nun iklimi ilginç. Çok soðuk ve çok sýcak olmayan bir yermiþ. Bir de mikro iklim olduðu söylendi. Mikro iklimi kýsa mesafelerde iklimin çeþitlilik göstermesi þeklinde tanýmlamak mümkün. Biz kaldýðýmýz süre boyunca dört mevsime tanýk olduk. Kentin yaz sisleri ünlüymüþ. Mark Twain, "Yaþadýðým en soðuk kýþ San Francisco'da bir yaz günüydü" demiþ.
Bu yazýmda Güney Kaliforniya gezisinden söz edeceðimi yazmýþtým. Ama yazýnýn uzamasý bu yolculuðu baþka bir yazýda yazmamýn daha iyi olacaðýný düþündürdü.
Yazýmý San Francisco'da yediðim ekmek içinde servis edilen bir çorbadan söz etmeden bitirmek istemiyorum.. Bu çorbanýn adý "clam chowder" bir çeþit deniz ürünü çorbasý... Benim aðzýmda býraktýðý tat yoðun bir yoðurtlu çorba tadýydý. Ýþte fotoðrafý..

San Francisco geçmiþte birçok misyonere de uðrak yeri olmuþ. Bu nedenle "Mission" isimli bir semt ve Güney Kaliforniya yolculuðu sýrasýnda da tanýk olduðumuz Mission adý verilen kilise ve manastýrlar var. Hatta kent adýný bir misyonerden almýþ.
Ben San Francisco'yu sevdim. Bir daha yolumu düþürürsem oradaki kültür hayatýný yaþamak isterim.
19 Temmuz 2015 FOÇA
Güzin TÜMER
"Güzin TÜMER" bütün yazýlarý için týklayýn...
2014 yýlýnýn Temmuz ayýnda sýcak havanýn katlanýlmaz olduðu bir gündü. Uzun zamandýr kafamda New Orleans caz festivaline gitme fikri vardý. Kendime bir de yol arkadaþý bulmuþtum, Nergiz.. Bu geziyi nasýl organize edelim diye düþünürken ve internet araþtýrmasý yaparken birdenbire biletlerimizi aldýk. Önce New Orleans daha sonra San Francisco'ya gidecektik. Benim için ikinci kez gerçekleþecek Amerika yolculuðunun ilk ve en önemli adýmý atýlmýþtý. 2015 yýlýnýn Nisan ayýnýn ilk haftasýnda yolcuyduk. Günler günleri kovaladý ve yolculuk günü geliverdi. Gittim, döndüm ve yeni yolculuk hayalleri kurmaya bile baþladým.
Bu bir aylýk yolculuðun yaklaþýk iki haftasýnda San Francisco'daydým. Kente dair izlenimlerim...
San Francisco seyahati boyunca Nergiz'in kýzý Meriç'te kaldýk. Aslýnda böylesi uzun bir yolculuk, -dolarýn tavan yaptýðý bugünlerde- San Francisco'da Meriç'in evini açarak bizi desteklemesiyle gerçekleþti. Teþekkürler, Meriç!
San Francisco, Amerika'da 68 gençlik hareketinin ilk ortaya çýktýðý ve en çok taraftar bulduðu, evsizlerine sokaklarý ev yapmýþ, gökkuþaðý rengindeki bayraklarýn her yerde rahatlýkla dalgalandýðý liberal bir kent. Kýrmýzý asma köprüsü ve filmlere konu olmuþ Alcatraz Hapishanesi ile akýllarda yer etmiþ, Kaliforniya eyaletinin önemli kentlerinden biri.
San Francisco, ayný zamanda google, facebook... gibi -neredeyse onlarsýz hayat bir hiçe dönecek kadar yaþamýmýzýn bir parçasý olmuþ- þirketlere de ev sahipliði yapýyor. Meþhur silikon vadisi, San Francisco'ya kýrkbeþ, elli dakika mesafede. Benim þansým silikon vadisinde kalýyor olmamdý.
Þimdi gelelim Avrupa duygusu veren San Francisco'ya... Gazeteci yazar Türey Köse, New Orleans için "Amerika'ya Fransýz bir kent" demiþ. Belki bu benzetme San Francisco için de kullanýlabilir. 1800’li yýllarda zengin olmak için Avrupa'dan gelen göçmenler kenti mimarisinden yaþam biçimine kadar etkilemiþ gözüküyor. Türey Köse'nin benzetmesini San Francisco için kullanmak fazla olmaz gibi geldi bana..
San Francisco çok tepeli bir kent. Yedi tepeli Ýstanbul, tepe sayýsý açýsýndan San Francisco'nun çok gerisinde kalýr.
Benim gibi gençliðini yetmiþli yýllarda yaþamýþ kuþak "San Francisco Sokaklarý" adlý polisiye tv dizisini anýmsayacaktýr. Bu dizide kentin dik sokaklarýnda birbiriyle yarýþ eden arabalarý heyecan ve zevkle izlerdik. Yaþ elliyi aþtýktan sonra bu dik sokaklarda yürüme mücadelesi vermenin çok da hoþ olmadýðýný itiraf etmeliyim.

Kentin en önemli turistik aktivitelerinden biri "cable car" adý verilen antika tramvaylarý..

Dünya'da insan gücüyle idare edilen tek tramvay olduðu yazýlý kaynaklarda. 19. yüzyýldan beri kentin hizmetindeymiþ. Tramvaylarýn üç kýsa hattý var. Sürücüleri de adeta þovmen gibi. Bana mý denk gelenler öyleydi bilemiyorum. Dik sokaklardan aþaðý inerken insan kendini bir an lunaparktaki oyuncaklara binmiþ gibi hissedebilir.
Kentin en popüler caddelerinden biri "Lombart Street". Hani kente gitmeyenlerin bile bildiði birkaç keskin virajdan oluþmuþ, etrafý ortanca çiçekleri ile çevrili cadde. Benim gittiðim zaman ortancalar açmamýþ olduðu için çiçeksizdi. Bu cadde oldukça kýsa. Niye bu kadar popüler olduðunu anlamak mümkün deðil, en azýndan benim için... Hangi rehber kitabý açsanýz - "must see"- görülecekler listesinde. Tramvayla gidip birkaç fotoðraf çekmeye deðer mi bilemedim. Turist olmak, biraz da sürüler halinde bir yerleri ziyaret etmek deðil mi? Lombart caddesi bana biraz bu duyguyu yaþattý.
San Francisco, bilindiði üzere Kaliforniya eyaletinin güneyinde yer alýyor ve üç tarafý denizlerle çevrili. Hepimizin bildiði Alcatraz Adasý'nýn yaný sýra üç ada daha þehrin parçalarý arasýnda yer almakta.

Meþhur Alcatraz Adasý ve adanýn adýyla anýlan, kaçmanýn imkansýz olduðu hapishane... Geçmiþte mahkumlarýn karabasaný bugünün para basan turistik mekan..
San Francisco, Güney ve Orta Amerika'dan gelen Latinleri, Uzak Doðu'dan göç eden Asyalýlarý, 1800’lerin sonlarýnda altýna hücum furyasýyla Avrupa’dan gelen göçmenleri ile renkli bir kent. Etnik çeþitlilik kentte dolaþýrken ilk dikkatimi çekenlerden biri oldu. Amerika'nýn en büyük Çin mahallesi San Francisco'daymýþ. Çin kültürü, yemeklerinin dýþýnda benim ilgi alaným dýþýnda. Japon mahallesi bile var. Çoðunlukla Japonlarýn yaþadýðý kendi kültürel aktivitelerini sürdürdükleri bir mahalle. Hiç de küçük bir bölge olmadýðýný söylemeliyim.
Sizin de bildiðiniz üzere Amerikalýlar kendilerini tanýtýrken doðduklarý eyaleti söyler. Biz ve Avrupalýlar geldiðimiz ülke ile nereli olduðumuzu ifade ederiz. Kaliforniya'dan gelenlerin ayrý bir eda ile "ben Kaliforniya'daným" dedikleri hala kulaklarýmda.. Oraya gidince anladým Kaliforniyalý olmaktan neden bu kadar gurur duyduklarýný...
Sinema endüstrisinin merkezi Los Angeles'da; Silikon Vadisi San Francisco'da konumlanmýþ. San Francisco, Los Angeles, San Diego, Santa Barbara, Santa Monica gibi Amerika'nýn en popüler þehirleri de Kaliforniya eyaletinde. Bu popüler þehirlerin yaný sýra, yýl boyunca süren güzel iklimi olduðu söyleniyor. Ýklimin hediyesi olan her çeþit taze sebze ve meyvaya kolaylýkla eriþme þansý var. Avakado ve enginarýn Türkiye'dekinden çok daha ucuz olduðunu belirtmeliyim. Açýk hava sporlarýný sevenler için Kaliforniya milli parklarý ile bir cennet. Eyalet, popüler plajlarý ile önemli bir cazibe merkezi. Tüm bunlarýn yaný sýra hemen yanýnýzdaki masada bir ünlü bir aktris ya da aktörle karþýlaþma ihtimali var. Sanýrým tüm bunlar Kaliforniya'da yaþayanlar için gurur kaynaðý. Kaliforniya'da yaþamak birçok Amerikalýnýn rüyasýymýþ bunu da bir ek not olarak belirteyim.
Benim amacým bu yazýda San Francisco ve Güney Kaliforniya'ya yaptýðýmýz küçük seyahatten söz etmek.
Gelelim, San Francisco'da konumlanmýþ neredeyse Dünya'daki tek teknoloji merkezine... Silikon vadisi adý verilen bölgenin, gözlemlediðim kadarýyla nüfusu oldukça genç.. Sokaklarda üzerlerinde tiþörtleri, ayaklarýnda parmak arasý tokyolarý, sýrtlarýnda çantalarý ile çok sayýda bisikletli genç gördüm. Bu gençler -bilgi teknolojileri ile hiç ilgisi olmayanlarýn bile isimlerini bildiði- teknoloji þirketlerinde çalýþýyor. Onlar, hayatýmýzý kolaylaþtýran birçok yazýlýmýn mimarý olabilir. Büyük iþler beceren sözünü ettiðim gençler yaptýklarý iþlerin büyüklüðünü ölçü alacak kadar mütevazi görünüyorlardý.

Ýþte google bisikletine binmiþ bir genç arkadaþ.
Silikon vadisi oldukça büyük bir yer. Burada üzerlerinde þirketlerin adlarýnýn yazýlý olduðu otobüsler ring seferleri yapýyor. Ben otobüsleri gördüðümde sanki San Francisco'da Ankara plakalý araç görmüþüm gibi sevinmiþtim.
San Francisco'da, þehir merkezine gelince, ilk önce dikkat çekenlerden bir diðeri sokaklarý mesken edinmiþ evsizler...


Evsizlerin sokaktaki yaþam kalitesini yükseltmek için yöneticiler birçok baþarýlý projeye imza atmýþ. Bu projelerden birinde onlara market arabalarý daðýtýlmýþ. Sosyal devlet olmak böyle bir þey olsa gerek.
Hemen aklýma Jack Nicholson ve Meerly Streep'in muhteþem performansýyla hiç unutamadýðým "ironweed" filmi aklýma geldi. Ýki evsizin hikayesi... Evsizlik yoksulluðun sonucu deðil de tercih edilen yaþam biçimi ise mutlaka büyülü bir yaný vardýr diye düþünüyorum.
Araþtýrmalar, sokaklarda yaþayan insanlarýn günden güne arttýðýný, bir kýsmýnýn hasta ve yaþlý olduðunu gösteriyormuþ. Belediye bu insanlara yardým etmek için sivil toplum örgütlerinin de desteðini alarak yeni projeler geliþtiriyormuþ.
San Francisco, eþcinsellerin kendilerini rahatlýkla ifade ettikleri bir kent. Harvey Milk adýnda bir aktivist, eþcinsel ayrýmcýlýðýna karþý sonuna kadar mücadele eder ve sonunda kazanýr. San Francisco'da Castro adý verilen bölgede belediye baþkaný seçilir.Böylece kentin ilk eþcinsel belediye baþkaný seçilmiþ olur. Harvey Milk'in 2008 yýlýnda kendi adýndaki filmi çekilir. Benim de çok sevdiðim filmlerdendir. Hala izlemediyseniz þiddetle öneririm. Ýnsaný taraf yapan bir film "Milk" Bu filmdeki Sean Penn'in olaðan üstü oyunculuðu da filmi unutulmaz kýlýyor.

Bu fotoðrafý sevgili Nergiz çekti. Bir kent düþünün ki yaya geçidi gök kuþaðý renklerinden yapýlmýþ. Ýþte ben San Francisco'yu ötekileþtirilmiþ gruplara yaþama hakký verdiði için çok sevdim.
Kent, ayný zamanda 68 kuþaðý çiçek çocuklarýnýn da buluþma mekaný.
Scott Mckenzie'nin San Francisco þarkýsýnýn sözlerinde "San Francisco'ya gidiyorsan saçýna çiçek takmayý unutma" der.
San Francisco'nun hippileri Haight&Ashburry adý verilen iki büyük cadde arasýna konumlanmýþ. Ýkinci el dükkanlarýn olduðu, farklý ürünlerin satýldýðý alternatif bir mekan. Benim de en sevdiklerimden... Nereye seyahat edersem edeyim gittiðim her yerde bu tarz alternatif mekanlarý arar bulurum. 60’larda çocukluðunu, 70’lerin sonunda gençliðini yaþamýþ kuþaðýn mensubu olarak buralarda içimdeki çiçek çocuðu yaþatmaya çalýþýrým.


"Ýnsanlar her þeyin fiyatýný bilir ama deðerini bilmez" Haight caddesinde bir kitapçýnýn önündeki tabela..
San Francisco,1800’lü yýllarda Ýspanya'dan baðýmsýzlýðýný alarak Meksika'nýn bir parçasý olmuþ. Yine ayný yýllarda zengin bir Ýngiliz, San Francisco'nun olduðu yerde büyük bir çiftlik kurmuþ, bölgenin belediye baþkaný ile þehrin planlamasýný yapmýþ. Burayý "Yerba Buena" adýyla Amerikan yerleþimcilere açmýþ. Yerba Buena adý daha sonra San Francisco adýyla deðiþtirilmiþ. Kent, Meksika - Amerika savaþý ile 1846’da Birleþik Devletler’e katýlmýþ.
Kentte, Viktorya mimarisi ile yapýlmýþ çok sayýda ev var. Viktorya Mimarisi, Britanya Ýmparatorluðu zamanýnda ortaya çýkan bir mimari akým. Kente hakim olan mimari tarz belki o günlere kadar uzanýyordur.

Kaliforniya, Birleþik Devletlere katýldýktan kýsa bir süre sonra bölgede altýn var iddiasýyla birçok Avrupalý bölgeye göçmüþ. San Francisco'nun Avrupalý tarzýnda bu büyük göçlerin de etkisi olduðunu düþünüyorum.
Kentte, beni en çok etkileyenlerden biri de "Mural" adý verilen büyük duvar resimleri. Latin göçmenlerin yaþadýðý "Mission" adý verilen bölgenin küçük dar sokaklarýnda, insaný durduran duvar resimleri ile karþýlaþmak mümkün. Benim gördüklerimden bazýlarý ünlü Meksikalý duvar ressamý Diego'nun öðrencileri tarafýndan yapýlmýþ.
Bence Amerika'daki Latinlerin zencilerden çok farklý bir konumu yok. Buna New York'ta da tanýk olmuþtum. Sanki yoksulluk, ezilmiþlik onlarýn yazgýsý. Doðanýn çok cömert davrandýðý, geçmiþte çok zengin olan ülkelerindeki kaynaklar, Amerika ve Avrupa tarafýndan sömürülmüþ. Geçmiþin zengini bugünün fakiri Latin Amerikalýlar Amerika'ya göç etmiþ. San Francisco'da çoðunlukla "Mission" bölgesinde konumlanmýþlar. Duvarlara insaný soluksuz býrakan resimler çizerek duygularýný, beklentilerini anlatmýþlar. Ýþte birkaç örnek




Bu videoyu çok güneþli bir günde çekmeye çalýþtým. Aslýnda ben yýllarca duvar resmini "Graffiti" olarak bildim. "Mural" kelimesini ilk defa orada duydum. Yaþ kemale erince kelimeleri akýlda tutmak zorlaþýyor. Bu kelimenin yanlýþ telaffuzu için affýnýza sýðýnýrým.
San Francisco deyince birçoðumuzun ilk aklýna gelen kýrmýzý asma köprü olmalý. Golden Gate! Biz þehir merkezinden bisikletle köprüyü geçip Salsalito adlý yerleþim merkezine gittik.

Oradan da gemiyle tekrar þehir merkezine döndük. Keyifli bir turdu. Gidecek olanlara tavsiye edilir. Okyanustan gelen soðuk rüzgarla her daim serin olan bir köprü Golden Gate. Gene kulaðýnýzda olsun orada bisiklete binmek için rüzgarlý günleri seçmeyin. Ayrýca yanýnýzda mutlaka kalýn giysiler olsun.

Golden Gate Park ise köprünün ayaðýna kurulmuþ, Hyde Park ya da Central Park gibi çok büyük bir park. Parkýn kapýsýndan bisiklet kiralayarak parký gezmek mümkün. Ýçinde müzeden tutun da Japon Bahçesi’ne kadar ziyaret edilecek birçok yer var. Parkýn en renklileri yine kentin marjinalleri. Onlarý izlemek keyif.

Bu gördüðüm grup yaþlý çiçek çocuklar gibiydi. "Hayat seni kim takar" edasýyla müzik yapýp dans ediyorlardý.
Yazýmý bitirmeden birkaç not daha düþeyim. San Francisco'nun iklimi ilginç. Çok soðuk ve çok sýcak olmayan bir yermiþ. Bir de mikro iklim olduðu söylendi. Mikro iklimi kýsa mesafelerde iklimin çeþitlilik göstermesi þeklinde tanýmlamak mümkün. Biz kaldýðýmýz süre boyunca dört mevsime tanýk olduk. Kentin yaz sisleri ünlüymüþ. Mark Twain, "Yaþadýðým en soðuk kýþ San Francisco'da bir yaz günüydü" demiþ.
Bu yazýmda Güney Kaliforniya gezisinden söz edeceðimi yazmýþtým. Ama yazýnýn uzamasý bu yolculuðu baþka bir yazýda yazmamýn daha iyi olacaðýný düþündürdü.
Yazýmý San Francisco'da yediðim ekmek içinde servis edilen bir çorbadan söz etmeden bitirmek istemiyorum.. Bu çorbanýn adý "clam chowder" bir çeþit deniz ürünü çorbasý... Benim aðzýmda býraktýðý tat yoðun bir yoðurtlu çorba tadýydý. Ýþte fotoðrafý..

San Francisco geçmiþte birçok misyonere de uðrak yeri olmuþ. Bu nedenle "Mission" isimli bir semt ve Güney Kaliforniya yolculuðu sýrasýnda da tanýk olduðumuz Mission adý verilen kilise ve manastýrlar var. Hatta kent adýný bir misyonerden almýþ.
Ben San Francisco'yu sevdim. Bir daha yolumu düþürürsem oradaki kültür hayatýný yaþamak isterim.
19 Temmuz 2015 FOÇA
Güzin TÜMER
"Güzin TÜMER" bütün yazýlarý için týklayýn...
