AMSTERDAM'da SONBAHAR KAÇAMAÐI / Güzin TÜMER
Güzin TÜMER

Güzin TÜMER

AMSTERDAM'da SONBAHAR KAÇAMAÐI



Kasým ayýnýn ilk haftasýnda Amsterdam'daydým. Sonbahar kaçamaðý... Kent, ilk önce geniþ caddelerin etrafýndaki, yapraklarý sarýdan kýrmýzýya dönmüþ aðaçlar ile beni selamladý.Kendi yollarýnda, sayýca çok fazla olan bisikletlileri hayranlýkla selamladým. Aðaçlarýn suya yazýlmýþ izleri beni büyüledi. Tüm bunlardan sonra bu izlenimlerim kentle ilgili tam notu hak ediyordu. Sanýrým Amsterdam'da hazan mevsimi farklýdýr demek fazla olmaz. Belki de kent Avrupa baþkentleri arasýnda kendi yaþam modelini yaratmýþ en özgün kent. Hüzün ve coþku kolkola geziyor Amsterdam'da...









Kent, bisikletli yaþam modeli, "coffe shoplarý", "smart cafeleri", neredeyse çatýlarý birbirine deðecek kadar yaklaþmýþ sarhoþ evleri, dünya mutfaðýnýn lezzetli yemeklerini sunan restoranlarý, tasarým dükkanlarý, kanallarý, müzeleri ve çok sayýda ilginç aktivite ile ziyaretçileri için bir cennet.





Amsterdam'da ziyaret edilmesi gereken tüm yerlerin hemen hepsi birbirine yürüme mesafesinde. "Aaa þehri ne kolay öðrendim" dediðiniz noktada sorun baþlýyor. Þehrin merkezinde üç büyük kanal var ve kanallar daire biçiminde yerleþmiþ. Ara sokaklarý gezmeye baþladýðým noktada yolumu kaybetmeye baþladým. Konuþtuðum herkes bunu çözebilmek için zamana ihtiyaç olduðunu söyledi. Ben de þehri öðrenmenin en iyi yolunun kaybolmaktan geçtiðini bilen biri olarak þehrin tadýný çýkarmaya çalýþtým.

Kent'teki ulaþým için en çok kullanan araç herkesin bildiði üzere bisiklet. Ciddi olarak bisiklet park problemi var. Bisikletin üzerinde, o yoðun bisiklet trafiðinin içinde yemeklerini yiyor, telefonda konuþuyor, mesaj çekiyor, çocuklarýný taþýyorlar.

Bu konuda çok yetenekli olduklarýný söylemek hiç ama hiç fazla olmaz.





Kendimi iyi bir bisiklet binicisi olarak düþünürdüm. Elbette Amsterdam'a gidip bisiklete binmemek olmaz. Ben Amsterdam'da Ayþen'in misafiriydim. Ayþen ve ben bisikletle þehir merkezine gittik. Karabasan gibiydi... Yayayý, bisikletliyi, tramvayý, arabayý kontrol etmek durumunda kalmak beni çok ama çok yordu. Bir sürü yanlýþ yaptým. Amsterdam'ýn merkezinde bisiklet kullanmakla baþka bir þehirde bisiklet kullanmayý karýþtýrmamak gerek. Bence benim gibi turistlere Amsterdam'ýn büyülü parklarýnda bisiklet kullanmak yakýþýr.

Hollanda'nýn büyük bir kýsmý deniz seviyesinin altýndaymýþ. Düz bir ülke. Daðý yok. Kaynaklarda en yüksek noktasýnýn bir tepe olduðu söyleniyor.Tüm ülkede bisikletin yoðun olarak kullanýlmasýnýn en önemli sebebinin bu düzlük olduðu da belirtildi.



Kentte ulaþým oldukça kolay. Tramvay, otobüs ve tren týkýr týkýr iþliyor. Kentin merkezi oldukça küçük. Bu da kentin ziyaretçileri için önemli bir avantaj. Ama, Amsterdam'ýn çok küçük olduðu söylenemez. Bir milyonun üzerinde nüfusu varmýþ. Büyük ve küçük kanallarý ile Amsterdam kuzeyin Venedik'i olarak tanýmlanýyormuþ. Kente çok yakýþan 1500 civarýnda köprüden söz ediliyor.

Kanallar boyunca sýralanan evler iki boyutlu gibi gözüküyor. Evlerde gözle görülür bir çarpýklýk var. Uyumlu ve yakýþan bir çarpýklýk... Þarký söyleyen kol kola girmiþ sarhoþ adamlar gibi.. Neþeli evler..


Edam Amsterdam'a yaklaþýk bir saat mesafede bir kasaba... Benim favori listemde yerini alanlardan...

Amsterdam'ýn yakýn çevresindeki kasabalarý da ziyaret etme þansým oldu. Gittiðim her kasabanýn kendine ait bir mimarisi var. Amsterdam'ýn sarhoþ evleri ile kasabalardaki pasta evler þirinlikte yarýþ içindeydi.


Volendam. Yine Amsterdam'a yakýn okyanus kýyýsýnda bir kasaba... Çok sevimli ama bir o kadar da turistik...


Marken... Çok küçük bir kasaba... Kasaba olduðuna inanmasý zor. Okyanus kýyýsýna kurulmuþ film platosu gibi...


Marken


Volendam


Marken... Yenilesi deðil mi?

Amsterdam'daki çok sayýdaki müzeden bahsetmeden bit pazarlarýndan bahsetmek ne kadar doðru olur bilemem ama... Galiba benim sýralamamda bit pazarlarý müzelerden önce yerini aldý.

Amsterdam ikinci el cenneti... Çok sayýda bit pazarý var. Kentin ziyaretçileri için gerçekten ilginç bir deneyim. Londra'da yaþadýðým süre içinde çeþitli projeleri destekleyen ikinci el dükkanlara uðramak rutinimin bir parçasýydý. Aslýnda ciddi bir eðlence..

Amsterdam'daki hem pazarlarda hem de büyük dükkanlardaki ikinci el ürünler turistlerin ilgi odaðý yani bendenizin de.. Örtüden bardaða ayakkabýdan eþarba aklýnýza gelen her türlü ürünü bu pazarlarda bulmak mümkün. Çok sayýda üründe aklýmýn kaldýðýný itiraf etmeliyim. Bit pazarlarýndan baþka bir de ikinci el ürün satan "Vintage" dükkanlar var. "Vintage"i belki "klasikleþmiþ" olarak çevirmek mümkün. Gidecek olanlara tavsiyem ikinci el satan bu dükkanlarý mutlaka ziyaret etmeleri. Yani benim gibi ellili yaþlarýnda olanlarýn annelerinin, anneannelerinin giysileri vintage oluyor. Yok yok anneanne giysileri antika...

Bu bit pazarlarýndan birinde uzaktan çok þýk bir bot gördüm. Hani þu kankan kýzlarýnýn giydiði botlardan... Koþarak tezgaha yaklaþtým. Kendi standartlarýmdan daha yüksek fiyatý kafamda belirleyerek satýcýya botlarýn fiyatýný sordum. Satýcý astronomik bir rakam söyledi. Meðer Victorya dönemine aitmiþ... Gözlerim botlarýn üzerine takýlý olarak tezgahtan uzaklaþtým. Vintage ve antika ayrýmýný iyi yapmak gerek.


Ayda bir kere kurulan çok büyük bir bit pazarý var. Bit pazarýnda yer satýn alarak evinizdeki eþyayý getirip burada satma þansýnýz var. Ýnsanlar ellerinde pazar arabalarý ile bit pazarýna gidiyor. Buralardan alýþveriþ yapýp ev bile döþemek mümkün. Hem de çok zevkli evler.. Bu fotoðrafý bit pazarýna gitmek için beklerken çektim.

Hollanda deyince yel deðirmenlerinden söz etmeden olmaz. Amsterdam'ýn içinde bir tane yel deðirmeni varmýþ. Ben bir diðerini Amsterdam'a yakýn kasabalardan olan Haarlem'de gördüm. Ýþte Haarlem'deki bir yel deðirmeni...


Yel deðirmenini görünce insan bu görüntüyü tamamlayacak olan Hollanda köylüsünü de görmek istiyor. Hani ayaðýnda tahta sabolarý, hafif kilolu, önünde önlüðü olan güleç bir Hollandalý kadýn... Ama gerçek Hollanda köylüsünü görmek mümkün olmadý. Kartondan yapýlmýþ köylü kýyafetlerinin arkasýna geçerek bir Hollanda hatýrasý çektirmek mümkün. Her þey turizmin hizmetinde..

Hollanda'nýn, eþcinsel evlilik, esrar kullanýmý, fahiþelik gibi konulara karþý çok hoþgörülü politikalarý var. Bu hoþ görü ne alkol tüketimini ne sigara ne de esrar tüketimini artýrmýþ. Esrar satýþý yapýlan Coffe Shoplarýn ziyaretçisi yine turistler. Sokakta sigara içen çok az insan gördüðümü söylemeliyim.

Bisiklete binmek yaþamýn önemli bir parçasý.Bilmiyorum bu nedenle mi pek kilolu insan yok. Þimdi bir baþka popüler spor ise koþmak. Genç, yaþlý, çoluk çocuk herkes koþuyor. Nasýl koþulmasý gerektiðini öðreten bir çok kurs var. Ben de her yaþtan insanýn koþtuðu bir pazar koþusuna tanýk oldum. Sýrada pazar koþusunu birlikte izlediðim iki çocuk fotoðrafý..





Amsterdam tam bir müze cenneti. Çok saygýn müzelerin yanýnda seks müzesi, lale müzesi, iþkence müzesi, gemi müzesi, çocuklar için fen müzesi gibi eðlenceli müzeler de var. Giriþ ücretlerinin bizim için oldukça pahalý olduðunu söylemeliyim.

Paylaþmak istediðim bir baþka yer Amsterdam Kütüphanesi. Misafiri olduðum Ayþen sayesinde orayý da ziyaret etme þansým oldu. Turistler de dahil olmak üzere herkesin rahatlýkla girebildiði bir kütüphane. Gerçekten görülesi.

Amsterdam sunduðu olanaklarla tekrar tekrar gidilesi bir kent. Bir kez daha yolumu düþürmek isterim.

Hollandaca, müziði ile insanýn kulaðýna çok hoþ gelen bir dil deðil. Ancak bu dile iliþkin ilginç bir bilgiyi paylaþmak isterim. Güney Afrika'da konuþulan Africaan dili ile 17. yüzyýlda konuþulan ya da eski Hollandaca ayný dilmiþ. Bunun nedeni Güney Afrika'nýn Hollanda'nýn sömürgesi olmasýymýþ.

Bir baþka bilgi ise yalnýz kadýnlarýn birlikte yaþadýðý çok özel bahçeleri olan "hofjes" adý verilen evler. Haarlem Amsterdam'a trenle onbeþ dakika mesafede bir kasaba. Gotik tarzdaki mimarisi ve sözünü ettiðim evleri ile ünlü. Bu evlerin hikayesi oldukça eskiye dayanýyormuþ. Yalnýz kadýnlarýn yaþadýðý bu evler bahçeleri ile ünlüymüþ.



Ziyaret ettiðim bir baþka kasaba Delft... Gittiðimde oldukça soðuktu. Çok tadýný çýkararak gezemedim. Delft meþhur mavi seramikleri ile meþhur. Bir iki fotoðraf da oradan...







Amsterdam'da keyifli bir on gün geçirdim. Canlý bir kültür hayatý var. Çok yaþanýlasý bir kent. Bu geziyi manevi kýzým gibi kabul ettiðim Ayþen'in saðladýðý olanaklarla gerçekleþtirdim. Ayþen, Amsterdam'da doktora tezini yazýyor. Onun þahane evinde kaldým. Ona da buradan tekrar teþekkür etmek istiyorum.



FOÇA, 27 KASIM 2014


Güzin TÜMER




29 Kasým 2014 Cumartesi / 3293 okunma



"Güzin TÜMER" bütün yazýlarý için týklayýn...