Bir Sözcüktür Anýlarý Dillendiren / Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Bir Sözcüktür Anýlarý Dillendiren



Mudanya'ya iliþkin anýlarýmýn arasýnda, Burgaz'ýn yüzülebilen denizi (Güzelyalý) ve Kumyaka köyü'nün zeytinli yamaçlarý ilk anýmsayabildiklerimdir. Trilye, Eþkel ve Karacabey Boðazý'na kadar uzansa da anýlar, Burgaz üzerinden Kurþunlu köyüne ulaþmak ayrý bir serüvendi 70'li yýllarda, çünkü çocuktum...

Zeytin aðaçlarýnýn arasýna kurulmuþ çadýr ve barakalardan ibaret geçici yazlýk köyleri merakla seyrettiðim, hatta o barakalarý masal evi niyetine süslediðim düþlerim geliyor aklýma.

Çocuktum o vakitler, bir iki hafta kadar konakladýðýmýz pansiyonlarýn verdiði coþkuyu bütün bir yaza yayar, sanki koskoca yazý denizle iç içe geçirmiþ gibi keyiflenirdim. Tatil Köyü kavramýnýn henüz bilinmediði, memur þehirlilerin tabiatla olma isteðiyle oluþturduklarý salaþ çadýr evleriydi o masalýmsý düþlerimin çýkýþ noktasý. Kimi zaman günübirlik gidilen deniz kenarlarýndan, akþam olunca dönmek istemez, sahil boyu uzanan sarýlý, yeþilli Alman çadýrlarýnýn ve þirin barakalarýn içine süzülüp kayboluvermek isterdim...

Kaldýðýmýz pansiyonun arkasýndaki zeytinlikte koþturup oynarken yýrtýlan mayomun kocaman deliklerine aldýrmadan öylece giriverirdim denize. Denizden çýkarken daha da geniþleyen mayo yýrtýklarýnýn suyla gevþemesi komik görüntüler meydana getirdiðinden doðruca zeytinliðe koþardým, annemin tutttuðu havluyu yetersiz bulup çocuk utanmalarýmýn en ciddi haliyle anneme kök söktürürdüm. Zaten kýsýtlý olan aile bütçelerimiz birden fazla mayo satýn almamýza engeldi, annemin diktiði bol ve rüküþ hilkat garibesi bikini bozuntularýný giymek zorunda kalýþlarýmý hiç unutmuyorum...

Zeytin aðaçlarýnýn, diðer meyvesiz aðaçlardan farký yoktu benim için. Ha akasya, ha kavak, meþe! Hepsi de meyvesiz!!! Ayný yaþtaki arkadaþlarýmla meyve aðacý, en çok da erik aðacý peþinde koþtuðumuz o upuzun yaz tatilleri çocukluðumun...

Çok bildik, çok kanýksanmýþ zeytin aðaçlarýný her yerde görmekten daha doðal bir þey yoktu ki o yýllarda! Bursa'dan çýkýp anne memleketim Muðla- Fethiye'ye giderken bile saðlý sollu zeytin ormanlarýný seyrederdik bütün Ege boyunca. Bursa'nýn sahil yamaçlarý zaten zeytin aðacý kaplýydý, zeytin ekili yamaçlara tek tük yapýlan inþaatlar nedeniyle homurdanýrdý büyüklerimiz. Daha o zamanlarda bile kaygýlanýlýrdý Mudanya ve Gemlik'in betonlaþmasýna...

Annem, Akdeniz'in iri çekirdekli zeytinini (dedemlerin daðdaki bakýmsýz zeytin aðaçlarýnýn zeytini) pek beðenmezdi. Evlenip Bursa'ya gelin gidince Mudanya ve Gemlik zeytiniyle tanýþan annem her nedense, Fethiye'ye giderken rahmetli dedeme birer kavanoz siyah ve yeþil zeytin götürürdü! (Ýyi kalite zeytinle hava atardý galiba) Ah bir de zeytinyaðýn kýymetini bileydi annem! Yine çocuktum bir gün babam eve 4-5 teneke zeytinyaðýyla gelmiþti. Ýþ yaptýðý filanca kimseler kendi özel yaðlarýndan getirmiþler çok ucuza, tanýdýk iþi... Annem tenekeleri açýp da has sýzmalarla karþýlaþýnca, "kokuyor bu yaðlar aðýr olur yemekte kullanamam ben bu yaðý" demiþti. Zavallý babam, "haným bu yað çok özel yað, has yað" dese de mümkünü yok yaðlar kokuyor bir kere!

O sene bizim bütün komþular bayram yapmýþlardý mahallecek. Annem mahalleye daðýtmýþ kovalarla güzelim yaðlarý. Daha sonralarý aklý baþýna gelip damaðý zeytinyaðýna alýþýnca, kafasýný vurmuþ ah o daðýttýðým tenekeler diye ama nafile. Bu öykü bizim ailede zeytinyaðý bahsi açýldýkça mutlaka anlatýlýr.

Ýleri görüþlüymüþ büyükler, 35-40 yýl önce farkedilen fakat bir türlü önlenemeyen betonlaþma ve zeytin aðaçlarýndan mahrumlaþma serüveni belki de çook daha öncelere uzanýyor! Bursa'nýn bütün kýyý þeridinde öne çýkan zeytin aðaçlarý, içteki bereketli Bursa Ovasý ve Uludað yamaçlarýna uzandýkça seyrekleþir, yerini üzüm, þeftali, incir, badem ve kestane aðaçlarýna býrakýr. En azýndan eskiden öyleydi! Atatürk Cumhuriyeti'nin ilk yýllarýna denk düþen tren yollarý ve trenli yýllar birçok eski Bursalýnýn aný mirasýdýr yeni nesillere!

Mudanya'dan Bursa'ya gitmek önemli bir yolculukmuþ o tarihlerde. Zeytinli ve bademli yamaçlardan, üzüm baðý ve sebze bahçelerinden geçen tren yolu, o dönemin yavaþ giden trenleriyle öylesine uzarmýþ ki, þimdilerde 20 dakikalýk Bursa - Mudanya yolu, o zamanlarda trenle 4 - 5 saat sürermiþ ve insanlar o uzun yaz günlerinde sýcaðýn da etkisiyle bir güzel uyku çekerlermiþ kompartmanlarda. Bursa'nýn dýþýndaki ilk köylerden biri olan Bademli Köyü'ne gelince, birbirlerini uyandýrýrlarmýþ. "Uyan uyan Bademli'ye geldik" diye... Bursa'yý trensizleþtiren Demokrat Parti iktidarýnýn asfalt yol yapma hevesi ve otomobil meraký sayesinde, eski Bursalýlar treni daima bir nostalji olarak anýmsarlar. Özlemle anýlan bir nostalji...

Umarým, kutsal zeytin aðaçlarý için benzer nostalji sözcüklerini kullanacak nesilleri, bu dünyaya getirmemiþizdir.

Mudanya'nýn Bademli köyü, yarým asýrlýk bir süreçte bademsizleþip ademleþmeyi seçen kentsoylu ademoðullarýyla dopdolu bir seçkinler semti olmuþtur! Yemyeþil bereketli yamaçlar þimdi beton yapýlara býraktýlar topraklarýný ve tabi su kaynaklarýný da. Mudanya tepelerindeki zeytinliklerini müteahhitlere betonlaþmak üzere veren köylünün kentli olmaya ne kadar özendiði, bugünkü manzarayla açýklanabilir. Kentli ve paralý...

Belki bir süre sonra þöyle bir üçleme türeyecek:

Kentli, paralý ve susuz

Zeytinsiz ve ekmeksiz.

Aç ve susuz.




Nurdan ÇAKIR TEZGÝN




9 Haziran 2007 Cumartesi / 4716 okunma



"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...