Yaþasýn Hýdýrellez / Iþýk Teoman
Iþýk Teoman

Iþýk Teoman

Yaþasýn Hýdýrellez



Günler öncesinden depolamaya baþlardýk; odun parçasý, tahta olarak ne bulduysak, kasalar, kurumuþ aðaç dallarý, eski, terk edilmiþ evlerden ne sökebildiysek, kapý, pencere, pervaz, taban ve tavan tahtalarý, çatýdan düþen malzemeler, eski gazete ve dergiler. Tüm topladýklarýmýzý terk edilmiþ bir evin bahçesinde biriktirirdik. Dað gibi yýðýlýrdý, mahallenin ne kadar çocuðu varsa çalýþýrdý, sokaklarýn aralarýnda gezenler bile olurdu yakacak toplamak için. Topladýklarýmýz ýsýnma amaçlý deðil Hýdýrellez akþamý semtin en büyük boyuttaki ateþini yakmak içindi…

Günler öncesinden toplanan yakacaklar o akþam
Bir araya getirilir sokaðýn tam ortasýna yýðýlýrdý.


Hava kararmaya baþladýðýnda mahallenin tüm gençleri etrafýnda toplanýr, yakma saatinin gelmesini beklerdik. Yeniþehir Gýda Çarþýsý’nýn bulunduðu bölge tarým alanlarýyla doluydu. Ýzmir’in dýþýndaki çevre il ve ilçelere, kamyonetlerle roka, nane, maydanoz, dereotu, taze soðan ve turp gibi yeþillikler giderdi. Tarlalarýn kenarýnda o kadar çok ýsýrgan otu yetiþirdi ki, Hýdýrellez’in olmazsa olmazlarý arasýndaydý çocuklarýn birbirlerinin bacaklarýný, kollarýný dalamalarý. Hemen herkes ellerinde ýsýrgan otlarý dolaþýr özellikle kýsa pantolon ile gezen çocuklarýn korkulu rüyalarý olurdu…

Hýdýrellez bir baþka olurdu Tepecik’te, Ege’de,
Boðaziçi’nde, Tenekeli Mahalle’de ve Hilal’de…


Tepecik ve çevresi eðlenceli bir bölgeydi. Romanlar ile iç içe yaþardýk ve onlarýn neþeli yaþamý bu bölgede yaþayanlarý da etkilemiþti. Özellikle yaz aylarýnda art arda gelen düðünlerde oynarlar yetmezmiþ gibi gelin ve damadý uðurladýktan sonra sokakta devam ederdi müzikli, çengili eðlenceler. Ama Hýdýrellez bir baþka olurdu Tepecik’te, Ege Mahallesi’nde, Boðaziçi’nde, Tenekeli Mahalle’de ve Hilal’de… Ateþlerin yükselmesiyle birlikte ilerleyen saatlerde rengarenk elbiseleriyle, aðýr makyajlarýyla Roman kýzlarý önlerinde davul, zurna ve teflerin eþliðinde oynayarak dolaþýp dururlardý sokak aralarýnda…


Neþe kaynaðýydý Romanlar… Her sokak baþýnda dururlar,
oynarlar, ateþten atlarlar ve bir baþka sokaða giderlerdi…


O sýrada ayýcýlar gelip geçerdi. Ellerinde tef çalarak bir yandan da sopa ile ayýyý dürtükleyerek ateþin çevresine gelirler ayý oynatýrlar sonra tefi izleyenlere gezdirir bozuk para toplardý. Ve zaman geldiðinde bir kibrit ile tutuþturulan kaðýt parçasýyla topladýklarýmýz ateþe verilirdi, önce ortalýðý simsiyah bir duman bulutu kaplar, ardýndan alevler göðe yükselirdi. Dut aðaçlarýyla kaplý olan sokaklarda aðaç dallarýnýn tutuþmamasý için çaba harcardýk. Ateþe o kadar çok odun ve tahta parçasý atardýk ki gökyüzü kýzýla bürünür, çevre mahallelerden onlarca insan bizim sokaða akýn ederdi ateþin heybetini görmek için. Üstünden atlamak ise mümkün deðildi! Ancak kendince cesaretli ve yürekli olduðunu düþünenler o devasa ateþin üzerinden atlar paçalar tutuþur, eli yüzü yanar simsiyah olurdu. Ama kendince yürekli olduðunu ispat ederdi onu izleyen genç kýzlara karþý. Her yýl böyle karþýlardýk, keyifle kutlardýk o geceyi. Çocukluk yýllarý anýlarda kaldý, ancak her yýl Mayýs ayýnýn beþinde benzer kutlamalarý yaþayýnca okuyucular ile bu güzel geleneði paylaþmak istedim.

Üç bin yýllýk geleneðe yine tanýk olunacak

Binlerce yýl ötesinden gelen bu keyifli gelenek hakkýnda gazeteci yazar A.Nedim Atilla, Hýdýrellez keyfinin Ege'de bir baþka yaþandýðýný anlatýyor. Atilla þöyle yazýyor: “Türkiye'nin hemen her yerinde Hýdýrellez kutlanýr ama Ege'de çok farklýdýr bu kutlamalar... Biliyorum ki, Basmane'den geçerken Ýzmirlilerin akýn akýn Kültürpark'ýn yeþilliklerine girip yer kapmaya çalýþtýklarýný görünce þaþýrmayacaðým. Ertesi gece Kordon’da, Güzelyalý’da, Karþýyaka’da Ýnciraltý’nda neredeyse üç bin yýllýk bir geleneðin yaþatýldýðýna yine tanýk olacaðýz.”

Eski yýllarda adý Isýrgan Bayramý’ydý

Öykücü Ahmet Büke'nin dediði gibi, 'O zamanlar þimdiki gibi herkes kibrit kutusu evinde yandaki komþusundan habersiz yaþamadýðý içindi belki de... Nasýl düðünlerde hep beraber göbek atýyor, cenazelerde birbirimizin gözyaþlarýný siliyorsak, Hýdýrellez'e de hep beraber hazýrlanýlýr, hep cumhur cemaat gidilirdi.' Eskiden Hýdýrellez'in bir adýnýn da Isýrgan Bayramý olmasýnýn nedeni, 5-6 yaþýndaki çocuklarýn ýsýrganýn dalamasýna aldýrmadan otlarýn arasýnda yuvarlanmasý imiþ. Bunun çocuðun baðýþýklýðýný geliþtireceðine inanýlýrmýþ. Burada hemen bir düzeltme yapalým… “Bir zamanlar Mýsýr’da kraliyet sülalesini oluþturan” Roman yurttaþlar Hýdýrellez’de de en çok eðlenen, en keyif alan grubu oluþturur ama Hýdýrellez’e sadece “Roman Bayramý” muamelesi yapmak haksýzlýk olur. Bu pagan etkiler taþýyan gelenek, toplumsal bütünlüðün parçalarýndan biridir ve herkese aittir…


Martaval Çömleði…

Martaval çömleðini de yazar Yaþar Ürük’ten dinleyelim: Hýdýrellez'den bir gece önce evlilik adayý kýzlar bu iþi yönetecek olan yaþlý kadýnýn bahçesinde bir araya gelerek üzerlerinde bulunan iðne, yüzük, küpe ya da para, boncuk, anahtar benzeri þeyleri bir çömlek ya da küpün içine atmak için avuçlarýnýn içinde tutarlar. Küpün içinde o gün toplanmýþ çok sayýda türde ot bulunmaktadýr. Yönetici kadýn elinde tuttuðu kalýn bir zincir ile asma kilitle ortaya gelir ve kýzlarýn yaþý en geçkinini karþýsýna alarak asma kilidi kýzýn boynunun çevresinde üç kez çevirir. Sonra tüm kýzlar avuçlarýnda gizledikleri þeyleri yarýsýna kadar su doldurulmuþ çömlek ya da küpün içine atarlar. Geçkin kýzýn boynundaki kilit bu kez çömleðin aðzýna asýlýr ve bu çömlek bir gülfidanýnýn dibine yerleþtirilir. Ýnanca göre gece yarýsý gelecek olan Hýzýr Baba ya da Ýlyas Peygamber çömleðin içine herkesin kýsmetini koyacaktýr. Hýdýrellez sabahý güneþ doðumunda kýzlar gülün yanýnda toplanýr. Bu iþi idare edecek olan bir yaþlý kadýn çömleði kýzlarýn baþlarý üstünde dolaþtýrýp þanslarýnýn açýk olmasýný diledikten sonra kýzlardan biri elini çömleðe sokar ve içindekilerden birini tutar. Bir baþka kadýn bu sýrada ezbere bildiði manilerden birini okur. Mani bitince eli çömleðin içinde olan kýz tuttuðu yüzük ya da küpeyi dýþarýya çýkarýr. O þey hangi kýza aitse mani de onun dileði için söylenmiþ sayýlýr.

Beslenme Kültüründe Hýdýrellez…

Bu eðlenceli süreç, beslenme kültürü açýsýndan da hayli ilginç geleneklere sahiptir. Örneðin; Kütahya'nýn Tavþanlý Ýlçesi'nde yaþayan Karakeçili Yörükleri, bu Hýdýrellez'de de buðday tarlalarýndan topladýklarý çiy taneciklerle sütlerini mayalayacaklar ve binlerce yýldýr olduðu gibi yine þaþmayacak ve sütleri yoðurt olacak. Bolu'nun Seben Ýlçesi'nde, Balýkesir Susurluk'ta ve Göynük'te de yaþýyor bu gelenek. Tahmin edeceðiniz gibi, iþin bilimsel bir yaný da var. Mayýs ayýnýn ilk haftasýnda, bitkilerin yapraklarýndaki çiy damlalarýnda oluþan mantarlar bu mayanýn kaynaðý... Göynük'te süt yoðurt olursa, bu yoðurttan birer parmak alýnarak diðer yiyeceklere de sürülüyor. Eðer ki maya tutarsa, Hýzýr oraya uðramýþ sayýlýyor ve tüm yýlýn bolluk içinde geçeceðine inanýlýyor.

Kekik ve Isýrgan

Hýdýrellez ile iliþkili iki ot ise kekik ve ýsýrgan. Kekik, Hýdrellez'den önce toplanmýyor çünkü sonrasýnda toplanýrsa daha þifalý olacaðýna inanýlýyor. Yine Hýdrellez'de evlerin kapýlarýna asýlan ýsýrgan otunun da bereket getireceðine inanýlýyor. Günümüzde faydalarýný saya saya bitiremediðimiz ýsýrgan otu ile Anadolu'nun birçok yerinde Hýdýrellez günü börekler piþiriliyor, salatalar yapýlýyor. Mayýs ayý ile birlikte diðer otlar yavaþ yavaþ tükenirken Temmuz geldiðinde istifno (stifno) çýkýncaya kadar, ot severlerin yegane malzemesidir ýsýrgan... Bez torbada kalan son piþirimlik tarhana çorbanýzý ýsýrganla tatlandýrabilirsiniz; taze lorla karýþtýrýp salata yapabilir ya da kýþýn bal ile karýþtýrmak için tohumlarýný kurutabilirsiniz. Isýrgan otu Anadolu'nun her yerinde baþka bir adla anýlýyor. Ege'de 'dalgan' ya da 'dalagan' derler ýsýrgana... Doðu Anadolu'da 'gezgeç' ya da 'geznik'; Karadeniz'de ise 'cýzlaðan' ya da 'cýzgan'... Ayrýca Artvin'de 'cincar', Isparta'da 'ýsýrgandalak', Van'da 'gezgezok' dendiðini de biliyoruz. Latince adý ise 'urtica'; 'uro'dan geliyor; anlamý da 'yakan' demek...


Anadolu’dan Hýdýrellez Gelenekleri

Hýdýrellez geleneðinin Anadolu'da yarattýðý oldukça ilginç sofra alýþkanlýklarý var:

- Hýzýr geldiðinde atýnýn karný doysun diye kapý önlerine arpa-buðday serpilir.

- Bazý yörelerde Hýdýrellez gecesi ateþ yakýlýr ve ateþin üzerinden atlarken dilek tutulur. Türk mitolojisinde ateþin kutsallýðý vardýr ve insanlarý kötü ruhlardan koruduðuna inanýlýr. Bu inanýþ zaman içerisinde Hýdýrellez ile de bütünleþmiþtir.

- 5 Mayýs gecesi delikanlýlarýn özel yapýlmýþ tuzlu bir çörekten yiyip yattýklarýnda o gece rüyalarýnda evlenecekleri kýzý göreceklerine inanýlýr. Genç kýzlar ise tuzlu çöreðin yarýsýný yer, kalan yarýsýný da dam ya da duvar üstüne býrakýrlar. Kargalar çöreði hangi evin damýna taþýrsa genç kýz o eve gelin gidecek demektir. Þayet kargalar çöreði uzaklara götürürse genç kýzýn kýsmeti de gurbette demektir.

- Hýdýrellez günü önceden piþirilmiþ ekmek bütün halde sofraya konulur. Bu ekmek asla parçalanmaz ki ailenin birliði o yýl da kalýcý olsun.

- 6 Mayýs sabahý, seher vakti bir akarsu kenarýnda çamurdan ev maketi yapýlarak içine buðday konulursa, o yýl tarlalarda mahsulün bol olacaðýna inanýlýr. Hýdýrellez günü çocuklara þifa olmasý için soðan suyunda kaynatýlmýþ yumurta yedirilir. Yayýklar yýl boyu iyi ürün versinler diye yeþil dallar ve yapraklarla süslenir.

- Bazý yörelerde Hýzýr haftasýnda yani 5-6-7 Mayýs günleri üç gün boyunca oruç tutulur. Ýftara doðru kesilen kurban etleri fakirlerle paylaþýlýr. Orucun son günü ise tuzlu çörek piþirilip daðýtýlýr. Ayrýca komþular birbirlerini ziyaret edip 'Hýzýr Lokmasý' ikram ederler.

- Makedonya Türkleri de un, arpa ve buðday ambarlarýna bereket taþý koyarlar.

- Azerbaycan'da 'Hýdýr-Nebi' adýyla kutlanan bayram için hazýrlýklara Þubat ayýndan itibaren baþlanýr. Hýdýr-Nebi zamanýnda bütün evlerde 'haþýl' (yoðurtlu buðday çorbasý) ve pilav piþirilir. Bu güne özel olarak da yeþertilmiþ buðdaydan 'semeni' adýnda bir tatlý yapýlýr.

- Kazdaðlarý’nda Hýdýrellez gecesi Hýzýr için pilav piþirilir. Urla ve Karaburun'da da þifa olsun diye kýr çiçekleri kaynatýlýp suyu içilir ve yeni saðýlmýþ süt Hýzýr'ýn eli deðsin diye bir köþeye býrakýlýr.

- Hýdýrellez günü 'Hýristiyan-Türk' olan Gagavuzlar kurban keserler. Rahip tarafýndan kurbanýn dili tuzlanýr ve hayvanýn iki boynuzunun arasýna iki tane mum yerleþtirilip yakýlýr. Kurban edilen kuzunun kaný da herkesin alnýna sürülür ve kuzu eti parçalanmadan bütün olarak piþirilir. Kurban eti kilise avlusunda haç damgalý buðday ekmeðiyle beraber fakirlere daðýtýlýr.













Iþýk Teoman

isikteoman@gmail.com



5 Mayýs 2026 Salý / 117 okunma



"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...