Ahmet Zeki YEÞÝL
ADALET NASIL KURTULUR?
Flaþ haber: “Adalet kötü yola düþtü!”
Belediye yetkilileri, ara sokaklardan sorumlu olmadýðýný açýkladý. Adalet'in kocasý Adil, faiz lobisini suçladý. Suçlamakla kalmadý, bankadan faizsiz kredi çekmek istedi, vermediler.
Çaresizdi. Bir tünel inþaatýnda çalýþmaya baþladý. Þirin için daðlarý delen Ferhat gibi günlerce topraðý kazdý. Sonunda kazdýðý tünel, ona kredi vermeyen bankaya çýktý. Sevinemedi. Çünkü Adil, banka soygununa karýþmaktan içeri týkýldý. Ýçeride, hem caný sýkýldý hem de Adalet’i düþünmekten yoruldu. Mahallenin ablasý Fahriye Abla’ya bir mektup yazdý. Mektupta, “Ne vefalý komþumuzdun sen Fahriye Abla, neler oldu anlatsana?” gibilerden bir soru yöneltti. Bu sýrada Adalet, evlere temizliðe gidiyordu. Evin sahibi Adalet’e, “Sen aslýnda þu an, geçiþ garantili köprülerden geçiyorsun haberin yok” dedi. Adalet, bu sözlere anlam veremedi.
Adalet Yüksek Okulu mezunu Fahriye Abla, melek gibi bir kadýndý. Çünkü, tuvalete gittiðini hiç kimse görmemiþti. Oysa o, müzmin kabýzdý ve bunu kimse bilmiyordu. Adil’i cezaevinde ziyaret etti. “Geliþen, güzelleþen Adalet’i çekemediler. Son gördüðümde Avrupa Birliði Adalet Divanýna uzanmýþtý” þeklinde bilgilendirdi. Þaþkýna dönen Adil, sinirinden yine tünel kazmaya baþladý. Günler günleri böyle kovaladý. Adalet çok telaþlýydý, salatalýk yerine parmaðýný doðradý. Kocasý Adil’e, “Maaþ+sigorta+sen olsa, ne isterim baþka” diye seslendi. Aile Bakanlýðý, yaralarýn sarýlmasý için talimat verdi.
Adil, iyi bir insan olmaya kararlýydý. Cezaevindeyken, “Hak, Hukuk, Guguk ve Adalet” konulu þiir yarýþmasýna katýldý. Çok övgü aldý. Ancak, anaokuluna giden oðlu Hukuki’nin ortada kaldýðýný öðrenince kafayý bozdu. Tünel kazarak cezaevinden tekrar kaçtý. Navigasyon kullandýðý için Adalet’i bulmakta zorlanmadý. Adalet’e, “Hasretinden pantolonlar eskittim” dedi; sarýlýp öpmek istedi. Ýþte o an, polisler tarafýndan yakalandý. Alkýþ tutan bir vatandaþ, “Bir kadýný sokak ortasýnda dövebilirsin ama öpemezsin. Öpersen, baþýna gelecekleri bilemezsin” diye baðýrdý. Adil, polisler tarafýndan tekrar cezaevine gönderildi.
Yollar düzgün olsaydý bunlar olmayacaktý. Adalet’in elleri, ayaklarý kan içinde kalmayacaktý. Kamunun Vicdan’ý aðlamayacaktý. Vicdan, dansöz gibi oynamayacaktý. “Adaletin bu mu dünya?” þarkýsýný söylemeyecektik. Böyle yol, böyle kaldýrým olur mu? Olursa, Adalet kurtulur mu?
Ahmet Zeki YEÞÝL
"Ahmet Zeki YEÞÝL" bütün yazýlarý için týklayýn...
Flaþ haber: “Adalet kötü yola düþtü!”
Belediye yetkilileri, ara sokaklardan sorumlu olmadýðýný açýkladý. Adalet'in kocasý Adil, faiz lobisini suçladý. Suçlamakla kalmadý, bankadan faizsiz kredi çekmek istedi, vermediler.
Çaresizdi. Bir tünel inþaatýnda çalýþmaya baþladý. Þirin için daðlarý delen Ferhat gibi günlerce topraðý kazdý. Sonunda kazdýðý tünel, ona kredi vermeyen bankaya çýktý. Sevinemedi. Çünkü Adil, banka soygununa karýþmaktan içeri týkýldý. Ýçeride, hem caný sýkýldý hem de Adalet’i düþünmekten yoruldu. Mahallenin ablasý Fahriye Abla’ya bir mektup yazdý. Mektupta, “Ne vefalý komþumuzdun sen Fahriye Abla, neler oldu anlatsana?” gibilerden bir soru yöneltti. Bu sýrada Adalet, evlere temizliðe gidiyordu. Evin sahibi Adalet’e, “Sen aslýnda þu an, geçiþ garantili köprülerden geçiyorsun haberin yok” dedi. Adalet, bu sözlere anlam veremedi.
Adalet Yüksek Okulu mezunu Fahriye Abla, melek gibi bir kadýndý. Çünkü, tuvalete gittiðini hiç kimse görmemiþti. Oysa o, müzmin kabýzdý ve bunu kimse bilmiyordu. Adil’i cezaevinde ziyaret etti. “Geliþen, güzelleþen Adalet’i çekemediler. Son gördüðümde Avrupa Birliði Adalet Divanýna uzanmýþtý” þeklinde bilgilendirdi. Þaþkýna dönen Adil, sinirinden yine tünel kazmaya baþladý. Günler günleri böyle kovaladý. Adalet çok telaþlýydý, salatalýk yerine parmaðýný doðradý. Kocasý Adil’e, “Maaþ+sigorta+sen olsa, ne isterim baþka” diye seslendi. Aile Bakanlýðý, yaralarýn sarýlmasý için talimat verdi.
Adil, iyi bir insan olmaya kararlýydý. Cezaevindeyken, “Hak, Hukuk, Guguk ve Adalet” konulu þiir yarýþmasýna katýldý. Çok övgü aldý. Ancak, anaokuluna giden oðlu Hukuki’nin ortada kaldýðýný öðrenince kafayý bozdu. Tünel kazarak cezaevinden tekrar kaçtý. Navigasyon kullandýðý için Adalet’i bulmakta zorlanmadý. Adalet’e, “Hasretinden pantolonlar eskittim” dedi; sarýlýp öpmek istedi. Ýþte o an, polisler tarafýndan yakalandý. Alkýþ tutan bir vatandaþ, “Bir kadýný sokak ortasýnda dövebilirsin ama öpemezsin. Öpersen, baþýna gelecekleri bilemezsin” diye baðýrdý. Adil, polisler tarafýndan tekrar cezaevine gönderildi.
Yollar düzgün olsaydý bunlar olmayacaktý. Adalet’in elleri, ayaklarý kan içinde kalmayacaktý. Kamunun Vicdan’ý aðlamayacaktý. Vicdan, dansöz gibi oynamayacaktý. “Adaletin bu mu dünya?” þarkýsýný söylemeyecektik. Böyle yol, böyle kaldýrým olur mu? Olursa, Adalet kurtulur mu?
Ahmet Zeki YEÞÝL
"Ahmet Zeki YEÞÝL" bütün yazýlarý için týklayýn...
