FoçaFoça - Yasam ve Kent Kültürü ISSN 1308-8483
     

  Anasayfa
  Yazarlar
  Gündem
  Spor
  Kültür Sanat
  Aşçı Fok'un Mutfağından
  Sinema
  Şiirler
  E-Kitaplar
  Yeni Yayınlar
  Gezi
  Mekan
  Söyleşiler
  Yaşam
  Foça
  Foça Görülecek Yerler
  Foça Balık Restoranları
  Rasgele Balıkçı
  Siren Kayalıkları
  Foça Hakkında
  Foça Tarihi
  Foça Harita / Ulaşım
  Fotoğraflar
  Otel Rezervasyon
  Rehber
  İlanlar
  Duyurular
  Serbest Kürsü
  Bilgi Yarışması
  E-Kart
  Mesaj Defteri
  Hakkımızda
  İletişim
FoçaFoça'da 15 kişi var.

"Foça"
Söz Müzik : Yıldırım Benzer
(Müzik Kontrol)

Site içi arama


Su hayattır
Boşa harcamayın!

Izmir / Foça Foça - Pano
        Mesaj Defteri


   Mesaj Yaz   




Kayıt: 643
Sayfa: [1] [2] [3] [4] [5] [6] >>


Ekleyen :    mehmet karakayalı
Tarihi : 05.09.2010
O bu restaurant demektense türkiyenin ender balık yenecek ilçesi(benim için deyim yerindeyse CENNET)dir.Herşeyiyle muhteşem.Hep karataşına bastığımı umarak yaşadım ama nafile...
Ekleyen :    Şenay ÇOBANOĞLU
Tarihi : 24.06.2010
BASİT GÖRDÜĞÜNÜZ, MUHTARLIK KURUMLARI, HER GEÇEN GÜN DAHA DA ÖNEM KAZANMAKTADIR; :
Devletimiz muhtarlık kurumlarının bağlı bulunduğu sorumluluk alanının içinde ki halkın hakkındaki sağlıklı bilgileri, yalnız o mahalleyi idare eden muhtar bilmektedir. Bu gün ülkemizde elli üç bin muhtar görev yapmaktadır. Devletimizin tüm kurumları , bu muhtarlıkların verdiği bilgi ışığında görev yapmaktadır. Bu muhtarlıkların, devletimeze karşı iki yüze yakın sorumluğu vardır. İnanırmısınız bu iki yüzeyakın sorumluğu olan bu kurum, bu devlete karşı olan bu sorumluklarını yerine getirmesi için, bir çalışma yeri yoktur. Devlet bu muhtar lara, bir mühür vermiş, yalnız bu mühürü taşıdığı için, bu kurumlara bir yer göstermemiştir. Bu kurumları basite almamalısınız. Devletimiz bu kurumları kaldırmak istediği zaman, bu kurumların görevini , devletin hiçbir kurumu sağlıklı bir şekilde yerine getiremez. Çünkü halkın için yirmi dört saat bulunan ve halkla haşır neşir olan bu muhtarlık kurumu, sorumlukluk alanındaki halkı iyi tanır, onların hakkında rahatlıkla devletin ,diğer kurumlarının ondan istediği bilgileri sağlıklı bir şekilde vere bilir. Bir kusur işlediği zamanda, yeri ve mekanı beli olduğu için, kanun önünde hesap verir. Yasalara uygun olmıyan bir, uygulamada bulunmuş ise, yasaların onun o yaptığı , yasalara uygun olmıyan işlemlerin karşında gerekli cezayı da verebilir.
Şimdi bir siteyi düşünün. Bu sitenin bir güvenlik görevlisi var, bu siteye giren çıkan insanları bu site kapısında bekli yen güvenlik personeli bilir. Şimdi bu güvenlik personelin vazifesi olan görevi, o sitenin yöneticisi olan şahıstan bekliyemezsiniz. Çünkü o yöneticide, site sakinlerinin ve yakınları hakkındaki bilgiyi, o site kapısında görev yapan güvenlikten ister.
Şimdi muhtarlık kurumlarının kendi görevi olan , adres kayıdını, devletimiz kendisine bağlı olan, nüfus müdürlüklerine verdi. Şimdi mahalleme yeni taşınan bir mahalle sakini, önce mahallenin bağlı bulunduğu nüfus müdürlüğüne gidiyor, ondan o mahallade oturduğunu teyit edecek bir belge olmadan, kendi vermiş olduğu beyan üzerine, o mahalleye kaydını yaptırmış oluyor. Bu şahısın gerçekten bu mahallede oturup oturmadığı nasıl emin olursunuz. Bu sefer nüfus müdürü, muhtarlıktan onun orda oturduğunu teyit eden bir oturma belgesi istemektedir.(Bu ne perhiz,bu ne turşu) Bu yeni kimlik paylaşımı sistemin başlamasıyla, özel sektöre bağlı bankalar, sigortacılar ayrıca devletin tüm kurumları vatandaşın yerleşim yeri belgesini, nüfustan değil de, muhtarlıklardan istemektedirler. Çünkü muhtarın verdiği beyanı kendince güvenli ve sağlıklı buluyor. Polis bir mahalle sakinin biri hakın da , bilgiye vakıf olmak için, muhtarın kapısını çalmaktadır. Millieğitim, millisavunma,belediyeler,askerlik şübeleri, bankalar, yardım vakıfları ve seyre gibi diğer tüm kurumlar hala muhtarların verdiği beyanı kendilerince itimat etmektedirler ve güvenmektedirler.
Dün İstanbul da bu halkalıda ki , terörislerin uzaktan kumanda ile bir askeri servis aracının yolunda bir bomba patlatarak, o serviste bir çok asker ve asker çocuklarının şehit olmasına sabep olmuşlardı. Tabi emniyet o bölgeye bağlı muhtarları topluyarak, fikir alış verişinde bulumuştur. Yine bu muhtarlık kurumların her gittikçe daha önemi iyi anlaşılmaktadır. Çünkü muhtar mahallesinde şüpeli bir şahısı fark ettiği an, bu durumu bağlı bulunduğu polis karakoluna ve yahut alo 155’şe haber verir. Zaten bu şekilde de muhtarlar görevini icra etmektedir.
Türkiye’nin bu gün çok hassa bir durumdan geçmektedir. Devletimin tüm kurumlarının temel taşı olan, bu muhtarlıklara devletimizin baştakilerinin önem vermesi, lazımdır. Bu kurumları, idare eden muhtarları iyi bir eğitimden geçirdikten sonra, bu bilgi çağın nimetleriyle tanıştırmak lazımdır. Muhtarlara bu çalışmalarını sürdürecek bir çalışma yeri temin etmesi lazım, Bu çalışma esnasında diğer kurumlara yaptığı kırtasiyeleri bu kurumada ücresiz sağlamalı, Bu kurymların internet, elektirik, su, ısınmasını ve bağkurunu ödemesi lazımdır.
Eğer bu kurumları bir an önce sağlıklı bir şekilde ayağıya kaldırmak istiyorsa, yarın beklide geç olabilir, bir an önce bu kurumların devlete faydalı bir konuma getirmeleri lazımdır.
Bu kurumların sağlıklı çalışması, tüm devlet kurumlarının rahat çalışmasına, katkı sağlıyacaktır. Saygılarımla.
.
Ekleyen :    Huzurum KalmadI;
Tarihi : 24.06.2010
CANIM AĞRIYOR, CANIM ANNE;
Sivri sineği öldürmekle, sineğin bataklığını kurutamazsınız.
Şimdi Türkiye de işler güzel gitmediğinden dolayı, terörü suçluyoruz. Bu terör belası devletimize ve o bölgede yaşıyan insanlarımıza çok zarar vermektedir.
Bu terör belasını bu ülkenin başına kim, sardı.Peki bu terörü kim besliyor, bu terör hadisesi neden otuz yıl geçitği halde, hala, ülkemizde gündemin birinci sırasını oluşturmaktadır. Yatıp kalkıp terörü konuşuyoruz., terörün ülkemize ve ülke insanlarına verdiği tahribattan konuşuyoruz. Bu tereör her geçen gün içinde, bu bölgede yaptığı saldırılarla orda ki insanların mal ve can güvenliğini tehdit etmektedir. O bölgede yaşıyan insanların can ve mal güvenliği yok. Dağda koyununu otlatan ve ovada tarımla uğraşan bir çok vatandaşımızı bu terör illeti katletmekdedir. Bunun yanında güvenlik kuvvetlerimiz terör sandık dediği, bir çok vatandaşımızı , yanlışlıkla öldürdüğünü görüyoruz. Ne olacak bu insanların hali. O bölgede yaşıyan insanlar, iki dere arasında kalarak, zor şartlar içinde hayatını sürdürmektedir.
Eğer devlet o bölgede yaşıyan bu insanları gözden çıkarmış ise, kendi sorunlarının derdine düşmüş ise , bunu açık açık orda ki halka açıklaması lazım. Orda ki halk çaresiz ve perişan bir şekilde olaylara temeşa etmektedir.
Ankara da kurumlar biri birini itişip kalkışana kadar, burdaki halkın bu sorunlarına çözüm bulmaya çalışsınlar. Buralar gazze den daha kötü bir durumda. Gazze de yaşıyan lar kendi hudutları içinde rahatlıkla güvenli bir şekilde hayatlarını sürdürüyorlar. Ama bizim bu bölgede yaşıyan insanlar onlar kadar güvende değildir. Başbakanımız bu bölgelerin arazi şartlarını gördü. Mehmetciğimizin siperde olduğu yeride gördü. Bizler doğusu ve batısı, kuzeyi, güneylisiyle bu ülkenin vatandaşıyız. Tüm savaşlarda atalarımız ülkemizin bağımsızlığı için birlikte cephelerde , göğüs göğsle düşmanla çarpışmışlardır. Bu bölgelere devletimiz malesef ilgisiz kalmış, bu bölgelde yaşıyan insanları sorunlarını çözmek için, bu halkı güvenlik kuvvetlerin emrine bırakmış. Bunlarda ne kadar bu bölgelerle ilgilendiği ortada. O yörenin insanın lisanını bilmez, o bölgenin insanın kültüründen anlamaz o bölgenin insanın ne düğününe gitmiştir ne cenazelerinde bulunmuştur ayrıca ne ibadethanelerinde görünmüştür. Çünkü buradaki yaşam, onların yaşayış tarzına ters düşen bir ortam vardır. Onlar pafüm kokan ortamlı yerlerde dolaşır. buradaki insanlar hayvan ve tarımla uğraştığı için, gübere kokusu üzerine sinmiştir, onlar bu kokudan rahatsız olurlar. Burada yaşıyan insanlar , tüm mevsim boyunca yemek içmelerini kazanmak için uğraşırlar, eğlenmeye zamanları yoktur. Orda görev yapan devlet memurları gibi sahilde tahtil yapacak ne parası vardır, nede zamanı. Burada çoğu ailelerin kocası ve kardeşleri, işleri olmadığı için, bahar olunca batı illerine işe gidip kış zehirasını karşılamak için para kazanmaya gider, kimi bu geçim kazanı karşılamak için, o gurbet yolculuğundan ya döner, ya dönmez , oda beli değildir.
Bu yüzden devletimizden , eğer buralarda yaşıyan insanlara değer veriyorsa, bu bölgeyi iyi tanıyan , bu bölgedeki insanlarla iyi diyaloğ kuran orda ki insanların dilini bilen , orda ki insanlara devletin baba şefkatını gösteren çalışan devletin memurlarına ihtiyacımız var.
Lütfen bizi anlamıyan ,kendileri için sürgün sayılan bu bölgelere, bu memurları göndermeyin, onlar buradaki insanlara hizmet değil, işkence yapıyor. Burada ki sorunları çözmek yerine, sorunları daha da çözülmüyecek konuma getirmektedir. Sorunları yerinde çözen , devletin şefkatini bu halka gösteren, memurların burada görev yapmasını istemekteyiz.
Bir örnek vereyim. Diyarbakır da ulu camii altında Muşun , Malazgirt ilçesine bağlı, bir doktorun muayenesi vardı . Bir gün bir arkadaşımızın tavsiyesiyle bu doktoru ziyarete gittik. Doktor bey biz ler muayenehanesine gelmeden, karaca köyünden bir hastayı muayene etmiş, ilaçlarını da ,doktor bey kendi işçisini eczaneye göndererek, bu muayene eden hastanın ilaçlarını almış, bizler arkadaşımla bu doktorun muayenehasine gitdiğimiz o an doktor beyde, hastasına aldığı ilaçları, hastasına kürçce lisanı ile nasıl kullanacağını tarif ediyor. Doktor beyin hastasına ilgilendiği o durum karşısında, hasta yaşlı bir amcaydı, ağlıyordu oğlum senin gibi insandamı var diyordu. Hasta doktara yavrum sizler beni param olmadığı için, bedeva muayane ettiniz, ayrıca ilaçlarımı ,kendi cebinden para vererek işçinle eczaneden alıp getirdin. Şimdide benim lisanımla aldığın ilaçların nasıl kullanacağımı bana tarif yapıyorsun. Sen nasıl bir insansın ,seni yetiştiren ailenden Allah lazı olsun, diyerek, hıçkıra hıçkıra ağlıyarak doktorla söyleşiyorlardı.
Bu gibi insanlar olmasa, gerçekten bu insanların derdini kimse derman olmaz. Evet bizler bu gibi insanların bu bölgede hizmet vermelerini bekliyoruz. Yoksa buraya her tayinle gelen bazı devlet memurları yasaların dışına çıkarak, gayrı işlerden para vurarak, altını üstünü para boğarak buralardan tayinini alıp, batıya gitmektedirler.Bu durumu da devletimiz görsün, bunu gibi çok vakalar bu bölgede ,devletin buraya tayinle atanmış memurları tarafından yapılmaktadır. Buraya atanılan emniyet müdürleri ve alay komutanlar iyi seçilmelidir. Bu anlattığım geçek ama çok acı veren durumlardır. Bunu da tabi birisi devletin başındaki idarecilere anlatması lazım.
Bu terör konusu bu bölgede ,çok vahim bir durumdur ülkemiz açısından, bu konu, bir an önce ülkemiz bu terör sorununa bir çare bulunması lazımdır.Bu bölgede binlerce aile bu yüzden çocuğunu, kocasını ve kadeşini şehit vermiş. Bu ailelerin ocağına ateş düşmüştür, daha başka ailelerin ocağına ateş düşmesin, bu acıyı onlara yaşatmamak için,Türkiye içindeki tüm bilim adamları ve bu hususta teçrübeli uzmanlarıyla birlikte, acil bir yuvarlak masa etrafında toplanmalı ve bu konuyu uzmanlarla bu yuvarlak masa üstünde, enine boyuna tartışmalı ve bu masa üstünde alınmış olan ,caydırıcı önlemleri ivedi olarak devre sokması lazımdır. Bu sorunun bir an öce halletmek, insanımız ve devletimizin hüzuru için su ve hava kadar önemlidir. Bu konu üzerinde hasas olarak yaklaşmamız lazımdır, ayrıca önlemli tedbirleri alınırken, şahısların sen bu guruptansın, inancına, mezhebine ve ırkına bakmadan, devlet kurumları bu gurup insanları dinliyecektir onlara güvenecek onlarında bu terör hakın da düşüncelerini alacaktır. Bu insanları ötelerseniz, bu insanları kurumlarınıza inancının emrettiği şekilde giyiminden dolayı toplum dışına iterseniz, sizler ülke içindeki insanların bir arada yaşamalarına zemin bulamazsınız. Bu gün bu bölgelerin ağır şartlarında yaşamlarını devam ederken, buradaki topluluğu birleştiren tutkalı inaç birliği oduğunu da düşünelim. Çünkü alimin bir güzel sözü var.( Bazı bağlar olmazsa, ağaçtan orman, hayvandan sürü ve insandan toplum olmaz.) Bizleri bir arada tutan bu meziyetlerimiz olan hususlara sahip çıkmamız lazımdır.Bunlar bu toplumun birleştirici olan mayasıdır Bunlar sırasıyla vatan, bayrak inaç, dil , kültür bağlarıdır, bu hususları yok sayamazsınız. Bu mozayiklere sahip olan , bu halkla birlikte bir yuvarlak masa etrafında toplanıp, bu terör belasını haftalarca bu masada enine boyuna yatırıp, tartışacaksınız, ve bu toplantıda alınan uzlaşma kararlarını uygulamaya koyacaksınız.. Bu konu tartışılırken, siyasi ve diğer şahsı düşüncemiz ve hamesetlerimiz için rant sağlamak için yapmıyacağız. Ülkemizi bu terör belasından bir an önce kurtarmak için, tüm birlikte bu durum için canla başla çalışarak çaba sarfetmeliyiz.
Bizler bu vatanın içinde çoluk çocuk ve tanıdık ve doslarımız la birlikte güzel bir yaşamın devamını sürdürebilmemiz için, yaşadığımız vatanımızın toprakrarını tüm düşmam tuzaklarından korumamız boynumuzun borcudur. Bizler bizimle birlikte rengi, dili, ırkı, inancı farklı olanlar olabilir. Ama hepimiz bu farklılıklar içinde, birliğimizi teşkil eden ülkenin bayrağı ve toprağına kötü gözle bakanların ve bu vatan hudutlarında bizlerin güvenliğini sağlı yan mehmetciklerimize zarar verenlere gereken dersi , birlikte vermemiz lazımdır. Bu iç ve dış düşmanlarla iş birliği içinde olan kişileri en kısa zamanda, bunların kurum ve kuruluşlarda makamları ve rütbeleri çalışma konumları ne olursa olsun, bunları bu hizmet verdikleri yerlerden en kısa zamanda tasfiye etmemiz lazımdır. Gerekli yasalar bu hainler için hemen devre konulmalı, gerekli ağır cezalara çarptırılmalıdır. . İnsan sevdiği insanı her zaman ülkeyi zor şartlara sokacak tavırlarına alet etmemesi lazımdır. Devlete hainlik et, evet ben layik ve Atatürk cüyüm de, bu tavırını yemezler. Dürüst ol, Atatürk bu milletinde atasıdır, yalnız senin atan değildir ki, sen atamın yemek içmesini kendine referans olarak almışsın, ama ben atamın düşüncelerini, fikrini ülkem için yeniliklerini kendime baz olarak almışımdır.
Çanakkale de Dumlupınar da, Sakarya da ve diğer şavaşlar da beklide senin ailenden iştirak etmiyen olmuştur olabilir ama benim dedem ve ailemden bu savaşlarda düşmanla çarpışmıştır. O yüzden bu hamaset düşüncelere haiz olan insanlar ülkenin servetini haksız bir şekilde yemesini bilirler ama bu ülkenin bir derdi ve sorununda elini taşın altına konmasını da bilmesi lazımdır. Aziz vatanı için aziz canını da feda etmesini bilmesi lazımdır. Bu düşünce içinde vatanımıza sahip olmamız lazımdır. Şehit babası, şehidin cenaze töreninde, iç ve dış düşmanlara, böyle haykırıyordu, orda ki devletin ileri gelenleri o şehidin acısını paylaşmak için o şehit babasına taziyelerini iletirken, şehit babası oğlum vatan feda olsun, vatanım sağ olsun, bin tane çocuğum daha olsa bu vatan için fedaya hazırım. İşte bu vatan için şehit düşen bu kahramanın, kahraman babasının ağzından vatan için söylenen iç ve dış düşmanların yüreğine hançer gibi saplatan onları kahreden ,cümleler dökülüyordu o mübarek ağzından. Düşman bunu bilsin, vatan için aziz canını veren nice , karaman şehitler ve o şehidi yetiştiren nice kahraman insanlar durdukça bu ülkeyi kimse bölmeye cesaret yetmez.
Bu ülkenin başına müsallat olan, bu terör belasını, bu şekilde hep birlikte elimizi taşın altına koyarak, bu terör belasını büyük bir çalışma azmimizi ortaya koyarak bitirebiliriz.
Halk arasındada bir laf var (Hırsız içerden olursa, öküzü paça dan çıkarır.) bizlerin için de, bu örgütü besliyen, istikbaratını sağlıyan ve dış dünyaile temas kuran , düşman taşarönları ve maşacıları vardır. Önce bunları tasfiye etmek lazımdır. Bu düşüncede olanların çoğalmasına en kısa zamanda , mani olmak lazımdır. Devletin hiçbir kurumu biri birden, üstün değildir, hepsi bir tarağın dişleri gibidir, dişlerin den biri görev yapmasa, tarak tam görevini yapmamış olur ve o tarağın çalışmasından randıman alınmaz.
Bu yüzden devletin tüm kurumları düşmana karşı birlik ve dirliklerini ortaya koymaları lazımdır. Bu bütünlüğümüzü ve kardeşliğimizi ortaya koymadık ca, bizler devlet olarak , böyle olaylarla çok karşılaşırız.. Yerinde devlet olarak kararlığımızı ortaya koymamız lazımdır.
Önerilerimiz, hudut boylarındaki karakollarımızın, yeniden gözden geçirmeiz lazımdır. Bu yerlerin ve yapısı ayrıca hava birliklerinin ,araçlarının inip kalkmasına müsait ve uygun yerlerin yapılması, ayrıca yapılan karakolar, arazi şartlarına uyum ve aktif olması gerkir. Bu karakollar, sık sık denetime ve teftişe tabi tutulması gerekir, bu karakolların konum şekline göre o araziye küçük ve büyük silahlar yerleştirmek lazım. O karakollar da görev yapan askerlerin, her hangi bir harekat durumunda, düşmana karşı savunma mevzilerine sağlıklı bir şekilde intikal etmesini sağlı yan koşullar oluşturmak. İyice eğitilmiş , o arazi içindeki karakollara, her hangi bir ihbar haberi aldığında, gece ve gündüz demeden, en kısa bir şekilde intikal etmek ve verilen ihbari başarılı bir şekilde yerine getirdikten sonra, hiç bir zayat vermeden, sağlıklı bir şekilde birliğine dönmek için orada uzun zaman görev yapmış ve o bölgeyi iyi tanıyan ve o arazilerde rahatlıkla arazi koşullarına uyum sağlı yan eğitimli uzman askerlerden teşekkür edilmesi gerekir.O bölge görev yapan, güvenlik kuvvetleri, o halkın dilini öğrenmesi gerekir ki buda istikbarat yönünden, orda görev yapan güvenlik kuvvetlerinin işini kolaylaştırır.. Görev yaptığı o hudut yerlerinde, tedbiri kıyafet giyiyerek halkın arasına karışması gerekir,o bölge insanının düğünlerine ve ibadet yerlerine giderek, o insanlarla haşır neşir olması için orda ki insanın güvencini kazanması gerekir. O bölgedeki halkın can ve malını koruması ayrıca, buradaki asker bir sağlık ekibiyle halkın yaşamlarını sürdüğü haneleri, ev ev dolaşarak o ailelerin çocuk ve kendilerinin, sağlık durumlarını kontrol dan geçirerek .bu bölgedeki insanların sağlık analizini yaparak büyük salgın hastalıklarında önüne geçmiş olur. Devletin askerinin bu olumlu tavrı , orda ki halk tarafından memnun karşılaştığı için, devletine karşı güvenini de artırır ve oradaki devlet aleyhine bir olumsuz durum fark ettiği an, orda görevini icra eden devletin güvenlik kuvvetleriyle paylaşır. Devlet o halk içinde ülkemizi yıkmak için ,iç ve diş işbirlikçi olarak çalışan o insanların seneryolarını boşa çıkarmak için, bu hain kişileri tesbit edebilmelini, bu aldığı sağlıklı istikbaratı ilgili kurumlarına bildirmesi sağlı yan sağlıklı bir istikbarat ekibini kurması gerekir. O köye kim gelip kim gidiyor, devletin haberi olması lazım Bu istikbarat ekibi, iç ve dış mihrakçıların şüphe edemiyecek,şekilde halkın öğretmeninden, muhtarından, imamından ,esnafından seçilmesi lazımdır.. Devamlı halkın mezrasında, köyünde, ilçesinde ve ilinde onların lisanı bilen bu istikbaratcı lar dan olması lazımdır. Bu şahıslar, devletle her an temas içinde olmaları lazımdır
Devletimiz bu bölgelere fabrika değil, oraların şart ve koşullarına uygun işleri olan hayvancılığı ve tarımcılığı kalkındırmak , bu hususta devlet onlara verdiği teşfik pilimleriyle o bölgedeki halkın yanında olmasını göstermesi lazım.
O bölgeleri yabancı turislere kapalı tutulması lazım. Çünkü dışardan ajan olarak,gelen insanlar, türist kılığıyla o bölgeler hakın dan bilgi edinip ve orda bazı kişileri para karşılığı kendi işlerinde maşa olarak kullanmak için, insan kullanmaktadırlar.. O bölgeleri karıştırmak için, her türlü karanlık oyunlarını gerçekleştirmek için, oradaki insanların üzerinden, devlete karşı nefret tohumları ekip, o halkı devlete karşı karşıya getirmek istiyorlar.
O bölgenin yol ve içme sularını bir an önce halletmesi lazım. Oralara ki insanların eğitim yönünden ihtiyaçlarının giderilmesi lazımdır.O yörelerdeki çocukların batıda askerlik görevi yaptığı zaman, o insanları iyice vatan sevgisini verebilecek eğitimlerden ve seminerlerden geçirmek lazım.
Orda ki insanları dışlamıyacaksınız, derdini sabırla dinliyeceksiniz ve sorununa bir çözüm bulmaya çalışacaksınız.. Orda ki insanların devlet kurumlarına gidip çıkmalarında, giyim ,kuşamlarına karışmıyacaksınız. Konuştuğu dil ve inancına saygı göstereceksiniz. Orda ki insanları kazanmak için, devlet üstüne düşen ne tür görev varsa, eksiksiz yerine getirmesi lazımdır. Bu hususları devletimiz harfiyen yerine getirmesi gerek, bu yukardaki hususları devletimiz yerine getirdiği zaman, oradaki halk biliçli olarak, aralarında barınmak istiyen, devlete karşı, komplo hazırlamasına zemin hazırlamak istiyenleri barındırmaz, düşmanlar barınamadığı gibi bu bögeleri terk eder.. İşte bundan sonra devletimiz huzuru ve güveni, istikrarını elde etmiş olur.
Bu iş için yapılan hizmet, ülkenin bu bölgesini kalkındırmış oluruz. Bu bölgedeki insanları kazanmış oluruz. Bu insanları bu iç ve dış düşmanların tuzağına terk etmemiş oluruz. Oraya yaptığımız yatırım, boşa gitmemiş olur, Bu bölgelerde küçük ve büyük baş hayvanlarının geliştirmesi, orda ki insanlara iş ve aş temin ediği için, bizlerde ülkemizde bu hayvan etini ucuza yemiş oluruz, hem bazı tahıl ürünlerini hakımıza ucuza mal etmiş oluz. O bölgedeki insanlarda oralarda hayatlarını kolaylaştırmış oluruz. O bölgedeki olumsuz havayı ve derdi kederi bu hizmetlerle yok etmiş oluruz. Orda ki yaşı yan halk devletine güvenmiş olur, devlette orda ki vatandaşına güven duymuş olur. Hiçbir kimse devlet ve budaki halkın arasına girmemiş olur. Çünkü oradaki halk buna müsaade etmez.
Bu ülkesini ve halkını seven bir vatandaşın, devletine karşı, bu terör hususundaki düşünceleri. Bizlerde bu çorbada, bir tuzumuz olsun anlayışıyla, Yaşadığım bölgenin sorunlarını, bildiğim için, devletimizin bu terör belasını bitirmek amacıyla, aldıkları tedbirlerde, yukarda bahsettiğim konuları da dikkate alırlarsa, kendimi mutlu hissedeceğim.
Hepinizi seviyorum, her zaman ülkem ve ülke insanım kazansın, sağlıkla kalın hoşca kalın.
Ekleyen :    Habip YILMAZ
Tarihi : 23.06.2010
Cumhuriyet’in Başyazarı, Ulu Çınarı, Duayeni, Sevgili İlhan Selçuk’un Anısına
O, Cumhuriyet okulunu aydınlık saçan hocası,önderi,aydınlanmacı felsefenin filozofuydu..O Cumhuriyet’in bilge kalemiydi..
Cumhuriyet Gazetesi bizim kütüphanemizdi. Evimiz, yuvamız okulumuzdu..Onu okuyarak yetiştik…Edebiyattan-kompozisyon derslerinden onun köşe yazılarını okuyarak, yazılı, sözlü sınavlarda onun makalelerinden alıntılar yaparak başarılı olduk, bilinçlendik..Onun yazılarıyla meslek yaşamımızı sürdürdük.. Onun yazılarını okuyarak örgütlendik.. Onun yazılarıyla “Cumhuriyet Okurları” topluluğuna katıldık..Onun yazılarıyla solcu olduk, devrimci olduk..Halktan yana, yoksuldan yana, emekçiden yana olduk… Onun yazılarıyla güzel yurdumuzun yeraltı yerüstü kaynaklarının peşkeş çekilmesine karşı çıktık… Onun yazılarıyla Amerika’nın 6.Filosuna defol dedik..
Onun yazılarından esinlenerek, 12 Eylül,12 mart darbecilerinin neden darbe yaptıklarını; emekçileri solcuları, devrimcileri, Atatürkçüleri, yurtseverleri, darağaçlarında astıklarını, zindanlara atıp,işkencelerden geçirdiklerini öğrendik… Onun kitaplarını okuyarak Ziverbey’de nasıl işkence yapıldığını öğrendik … Onun yazılarıyla öğrendik derin devleti-devlet terörünü-Susurluğu… Onun yazılarıyla öğrendik Uğur Mumcunun, Cumhuriyet yazarlarının niçin katledildiklerini… Onun yazılarıyla öğrendik Faili meçhul cinayetleri, yargısız infazları..Onun yazılarıyla öğrendik 1 Mayıs, Sivas Madımak, Çorum, Maraş, Gazi Mahallesi katliamlarının iç yüzünü… Onun yazılarıyla öğrendik terör belasının ABD’nin güdümünde iç ve dış güçlerce ülkemizde hortlatıldığını…
O, sosyal demokrattı, solcuydu, yurtseverdi, devrimciydi… Başvurulan bilge kaynağımızdı..Gündüzleri aydınlatan güneş, gece karanlıklarında parıldayan aydı, kutup yıldızıydı..
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet okulundan bir yıldız daha kaydı..Ama ışık saçarak,iz bırakarak kaydı…Yok olup sönmedi bu karanlıkları aydınlatan yıldız..Sadece iz bırakarak yer değiştirdi..Onun aydınlık” PENCERESİNDE” yarım asra yakın tutuşturduğu aydınlık meşalesi asla sönmeyecektir. Çünkü 12 Mart darbecileri, bu ışığı Ziverbey zindanlarına atarak söndürmeye çalıştılar, ama söndüremediler…Bu günün AKP iktidarı yine bu aydınlatan cumhuriyet ışığını söndürmek için Ergenekon operasyonlarıyla Silivri toplama kampında onun saçtığı ışığı söndürmek için çok çaba harcadı..Bizzat başbakan özel kurdurduğu Silivri mahkemesinin “Ergenekon savcılığını” da üstlendi…Özel yargıçlarıyla bu ışığı söndürmeye çalıştılar..Ama başaramadılar.. onun aydınlığını karartamadılar…
Ama bir şeyi başardılar: Bu ışık saçan büyük çınarı salladılar, hırpaladılar, örselediler, incittiler,dallarını kırdılar, fiziki yapısına zarar verdiler…Sağlıklı yaşamını bozdular… Bu tarihi çınarın devrilmesinden onların mutlu olacaklarını düşünüyorum..Eğer birazcık insan olma özelliklerinin hepsini yitirmemişlerse; yüreklerinde,vicdanlarında az da olsa bir sızı hissederler mi acaba diye de düşünüyorum… Türk Basınının bu yiğit bu aydınlık saçan kalemine bu acıları çektirenler tarih sahnesinde hak ettiği yeri alacaklardır…Bu böyle biline…
Sevgili İlhan Selçuk, günlerce Cumhuriyet gazetesindeki “PENCERENDEN” Atatürk devrimlerinin, layık Cumhuriyetin sosyal hukuk devletinin yok edildiğini, tehlikenin ayak seslerini duyarak kapımıza dayandığını “TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?”diyerek bizlere seslendin…Uykudan uyanmamızı, nöbette beklememizi istedin…Atatürk’ten bu yana Cumhuriyette Cumhuriyetin tehlikede olduğunu hiç bu kadar keskin yazmamıştın…Geç olsa da anladık, bilgeliğiniz,önderliğiniz, kaleminizin keskin gücü sayende “TEHLİKENİN FARKINA” vardık…
Atatürk’ten sonra gelen iktidarlarca Cumhuriyetimiz hiç bu kadar yıpratılmamış, altı oyulup dinamitlenmemişti..
Sevgili ulu çınarım, sevgili bilgem,Atatürk’ten devralıp bugün genç kuşaklara bıraktığın aydınlık meşalen elden ele taşınacak, hiç söndürülmeyecektir…Söz veriyoruz..Bu söz cumhuriyetçilerin ortak andıdır..
Cumhuriyetin duayeni ulu çınarı,sevgili İlhan Ağabimiz,
Hep yazılarınızda umudumuzu yitirmememizi tembihlerdin..Bu ülkede namusluların en az namussuzlar kadar cesur olmasını istedin..Atatürk’ün devrimci yolunda senden devraldığımız meşalenle hep aydınlığa yürüyeceğiz, yürümek değil koşacağız…Başaracağız…Bu iktidarın, tarihin karanlık çöplüğüne gömüleceği günler çok yakın..Emekçilerin iktidarını kuracağız..Sizler bu ülke için görevlerinizi fazlasıyla hakkıyla yaptınız...Uğurlar olsun… Işıklar içinde rahat uyuyun ebedi uykunuzda..Ruhunuz şad olsun… Habip YILMAZ-Emk.Eğitim Müfettişi-İzmir
Ekleyen :    neslihan
Tarihi : 14.06.2010
foçaya hayranım ama kötü bakılıyor.işte buna üzülüyorum.deniz kenarları pislik içinde,güneşlenmek için 1 saat temizlemek gerekiyor.görüntü olarak kirlilik oluşturuyor.birde turist geliyor ülkesine dönünce belediyenin işçilerinin açıp kapatmadıgı çukurları ,temizletmedigi kıyı şeridini,çogu astım olan bir bölgede sırf polen döken agaç bulundurmasını,sagdece yaşlılar varmış gibi çocuklara ait alan olmayışını,yolların çok bozuk oluşunu,söylerler her halde.harika evler harika sokaklar var ama bir okadar da bakımsız foça çok üzülüyorum foça için yazık oluyor foçaya.
Ekleyen :    Hasan VAROL
Tarihi : 09.06.2010
Hasan VAROL diyor ki:
07 Haziran 2010, 16:21
ATAM TA UZAKLARDAN,MİSAFİRİN VAR;
Atam sen gittin gideli, neler oldu neler. Kurduğun partinin ne tüzüğü kaldı, ne ilkeleri ve nede ilkeli yöneticilerin var artık, hepsi seninle beraber tarih oldu. Eğer o kurduğun partiye bıraktığın iş bankası olmasaydı, o partinde tarih olacaktı, o kurduğun partiye bağlı , iş bankası olmasaydı, hiçbir kimse bu partiye sahip çıkmıyacaktı. Şimdi bir Gandi Kemal KILÇDAROĞLU diye bir zatı şahane,bu partinin başına geçen bir başkan var. Ne çözüm üretebiliyorlar nede bir atılım gösterebiliyorlar, etrafıdaki oy veren insanları kaybetmemek için, senin layık sistemin ve ismini kullanarak, bu partiye oy veren insanları durdurmaya çalışmaktalar. Bu partide bir sürü profesör insan var ve ayrıca kendilerince, sözde karyerli insan dolu, ama inanıyorum, sağ olsaydın , hoca olup bunların hiç birine profesörlük begesini vermezdin. Bir iş yerin olsaydı,İş veren konumunda olsaydın, bunların hiç birine iş vermez açlıktan öldürürdün, ama sana dua etsinler, senin ismini her sıkııştıklarında, kullanarak ülkemde lüks bir hayat sürmektedirler.Dara düştüklerinde layiklik ve atatürkcülük elden gidiyor, yargarayı basıp, ortalığı germeğe çalışıyorlar. Ülkemde yoksulluk almış başını gitmektedir, onların umurları değildir, onlar Avrupa , Amerikalarda aile talukatıyla birlikte gezip tozmaktalar.
Avrupanın medeni diye yemek ,içmek, tepişmelerini ve bizim kültürümüze uymuyan giyim kuşamlarını kendilerine ilke edinmişlerdir. Senin bize bıraktığın ,ilim ve irfanından çok uzaklarda yaşamaktadırlar. Sizler rahmete gittiğiniz an ülkede başka, bir hava esmeye başladı. Senin resimlerin tüm resimi dairelerden indirilip, milli şefin resimlerini astılar, ülkemde kullandığımız paranın üzerinden resmini kaldırıp, milli şefin resmini koydular, halkın inancıyla uğraştılar, okunan ezanlarını, türkçe vermeye başladılar. Halkın ibadet yerlerini, hayvan ahırına çevirdiler. Atam bu iki yüzlü insanlar, halkımıza çok zülüm ettiler. Bir kalksaydın atam, o günkü bırakdığın ülkeyi ne hale getirdiklerini bir görseydin.Senin bıraktığın eserleri nasıl kafalarına göre dizan etmişlerdi., iyiki görmedin atam, inan kahrolurdun, bunlara nalet okurdur. Bunlar şimdi bıraktığın hazınelerinle yaşıyorlar. Seni sevdiklerinden değil, senin onlara bıraktığın mal , mülk ve paralarla hayat sürmektedir. Avrupanın kokmuş ahlakını kendilerine rehper etmişlerdir.Ama onların ilim irfanından haberleri yok, çünkü batının ilmini almamışlardır.Tam bir ilticacı ve geri kafalı tutumlarıyla bu ülkeyi, senin bırakdığın yerden, kendi kafaların yapısana çevirdiler. Ortalığı gergin bir havaya sokmak, için senin anıt mezarına koşuyorlar. Timsahın dökdüğü göz yaşları ile ,orda türk halkına karamsar tablolar çizmektedirler, halkın kafasını karıştıracak beyanatlar vermektedirler. Halbuki sen şöyle sölmiştin(Benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.:)
Ama bu gün bir şeyler oldu, 23 NİSAN 1920 Yılında ülkemin çocuklarına bir bayram bıraktın. Türkiye de ve dünyada yaşıyan çocuklar 23 NİSANDA Türkiye ye gelip bu bıraktığın çocuk bayramını birlikte kutluyorlar.
Kurduğun Türkiye Cümhurriyet’inde ki bir gurup ülkesini karşılıksız seven kalderenler, ülkemin en ünlü ünüversitelerinden mezun olup, aldıkları diplomalarla, dünyanın ucra yerine dağılarak, orda türk okulları kurup, o okullarda türk dilini , kültürünü, medeniyetini ve her sabah istiklal marşımı söylüyerek, türk bayrağını göklere yükselere çekmekteler. Orda ki çocuklar şarkılarımızı söylüyor,Erzurumdan,diyarbakırdan, kayseriden, aydından, konyadan ve muştan oyunlarımızı oynamaktalar. Bizden birileri olmuş casına, o ülkelerde, bu gönüllü yiğitler destan yazıyorlar, batı şaşkına dönmüş, bunlar ne biçim bir insandır, hayatın bağrında, eylenmenin zamanında bulunan bu gençler, kendilerini bu işe neden feda etmişler, o ülkenin burokratları toplantılarında ve seminerlerinde bunları konuşuyor, ve bu gençleri, kendi ülkelerinin gençlerine örnek gösteriyorlar.
Atam bu senin ilmin ve fikrin , ülkenin inanç ve kültürleriyle yetişen, bu pırlanta gençler, her yılın 31 MAYIS da dünyanın değişik yerlerinden, türk okullarının yetiştikleri çocuklar kurduğun ülkeni ziyaret edip, ülkelerine gittikleri zaman, Türkiye nin büyüklüğünden, medeniyetinden ve insanlığından bahsediyorlar. Eğer sağ olsaydın bu gençlerle iftihar eder, alınlarından öperdin , ve diğerdin evet yetiştiğim nesil işte bu. Dünyaya bu gençlerle meydan okurdun. Çünkü bu gençler çalıp çırpmayı bilmezler. Dürüs ilkeler içinde yetişmişler, hem arzuları ülkelerinin, yükselmesi için çalışmaktır. Ülke insanlarının mutluluğu onun mutluluğu, ülke insanlarının mutsuzluğu onun mutsuzluğu gibi bilirlerdi. İşte bu kalderenleri yetiştirdikleri dünya çocukları, ülkemizi ziyarete gelip, aldıkları eğitimin semeresini ,ülke insanlarımıza göstermeye geldiler.
31 MAYIS 2010 tarihin den de yüz yirmi ülkeden, misafirin vardı atam, eğer sağ olsaydın bu gençlerin anlından öperdin, onlarla iftihar ederdin.
Bu 8.ci uluslar arası çocukları, Türkiye nin değişik ilerindeki gösterdiği, bu gösterileri bir görseydin, bu gençlerle ne kadar iftihar etsen de, azdır diyerdin.
Sen rahat uyu atam, bıraktığın ilmine, irfanına bu gençler gönüllerinden sahiplenmiş. Onlar bu bayrağı daha yükseklere taşımak istiyorlar ve tüm güçleriyle çalışıyorlar.
Ama bıraktığın o parti mensupları, ne yazık ki, bu gençlerin bu çalışmalarına tahamüleri yok. Bu gençlerin bu güzel yaptığı işleri bırak takdir etmek, hep köstek oldular.
Sen rahat uyu atam, ülkende öyle güzel gençler yetişiyor ki, canını feda edecek şekilde, ülkesine hizmet ediyor. Bu gençler olduğu müddetçe bu ülke, dünya yaşadık ca pay dar olacak.
Sen rahat uyu atam, bu yıl yüz yirmi ülkeden misafirin var. Saygılarımla.
Ekleyen :    Remzican ERGİN
Tarihi : 04.06.2010
18 Haziranda okullar kapanıyor çok üzülüyorum sınıfımızdan ayrılacağız ve seneğe bölüm seçip arkadaşlarımızdan ayrılacağız :(
Ekleyen :    sadetin
Tarihi : 12.05.2010
foçabelediye:2 -Aydınbelediye:0


helal be foçam.....
Ekleyen :    zuhal özügül
Tarihi : 08.05.2010
Kocaman bir alkış!
Belediye Meydanında,palmiye ağacının önünde MOTOSİKLET PARK YASAĞINI görünce(iyi göremedim diye tekrar baktım)nihayet diye düşündüm. İnşallah bu bir başlangıçtır. Şimdi sıra piknik yerlerinde ATEŞ YAKMA YASAĞI''NDA.Bu önlemi alanları kutlarım.
Ekleyen :    NURİ KAYNAR
Tarihi : 05.05.2010
FOÇA SU SPORLARI DERNEĞİ 2. BAŞKANI HALUK YALÇINDAĞ (63) DATCA AÇIKLARINDA GEÇİRDİĞİ KALP KRİZİ SONUCU HAYATINI KAYBETMİŞTİR. HİSARÖNÜ MARTI MARİNDA''DAN ARKADAŞININ SAFİR ADLI TEKNESİYLE BİRLİKTE AÇILAN YALÇINDAĞ, PALAMUTBÜKÜ AÇIKLARINDA KALPKRİZİ GEÇİREREK FENALAŞMIŞ, OLAY YERİNE GELEN SAHİLGÜVENLİK VE SAĞLIK EKİPLERİ YALÇINDAĞ''I DATCA DEVLET HASTAHANESİNE KALDIRMIŞTIR. MERHUMA ALLAH''TAN RAHMET ACILI AİLESİNE BAŞSAĞLIGI VE METANET DİLERİZ.
HALUK AGABEY, TEKNEN BENDE EMANET. ÖMRÜMÜZ VE GÜCÜMÜZ YETTİĞİNCE ONA İYİ BAKACAĞIZ. (ASUMAN NURİ KAYNAR S/Y NOA NOA)








  .:: Yazarlar
Hepsi Hikaye
Tarık Dursun K.   
Kör Nefis, Kör Gırtlak
  .:: Felsefe Yazilari
Büyük Ayı'nın Soluk Yıldızı   
Oğuz ÖZÜGÜL   
FREUD’UN GÖRÜŞLERİ ÜSTÜNE – II
  .:: Kitap Yazilari
Zuhal ÖZÜGÜL   
Jose Saramago ile “Memleket Meselelerine” Nasıl Gelinir?
  .:: Gezi Yazilari
yol öyküleri   
Işık Teoman   
Chios’uzonuza…
  .:: Sinema Yazilari
Güzin TÜMER   
İZLEDİKLERİM/ TEMMUZ 2010
Esin ÇAKIR   
BOŞ EV
  .:: Yazilar
NefesTen   
Azime AKBAŞ YAZICI   
O yolda…
Ahmet Zeki YEŞİL   
ORMANIN BİRİNDE
Delice   
Tülin DURSUN   
SAĞ TOPUK DAHA YÜKSEK OLSUN MUSTAFA AMCA
Siyaz'ın Yedinci Katı   
Nurdan Çakır TEZGİN   
GDO mevzuatında ipin ucu kaçmış!
Zuhal ÖZÜGÜL   
FOÇA KAZILARI
Ne Söylesem Bir Eksik   
Erol ÇINAR   
Cansız Beden
Maskeci   
Tuncay ARSLAN   
KIVIRCIK ALİ /ÇAĞRI
  .:: Mizah
Çenesuyu   
Ahmet Zeki YEŞİL   
EYLÜL’DE GEL SEVGİLİ
Zuhal ÖZÜGÜL   
ORUÇLUYUM, ORUÇLUYUZ…
Foça Belediye Meydaninda satilik tas ev

Bize Gelen Yayinlar
ELİMSENDE
şairin duası şairin dini
Üç Dilek
Ölüm Teğet Geçti
Platon'un Parmenides Diyalogunun Yorumu (141e - 142a)
Gönlümün Bir Parçası
Toplu Öyküler 2
Karanfilli Hikaye
Toplu Öyküler 1
Bir Gün Bir Issız Adaya Düşerseniz
Herodot'tan Malaparte'ye II. Cilt
Bir Gün Bir Issız Adaya Düşerseniz
Herodot'tan Malaparte'ye I. Cilt
Söz Sanatları
insanlarımdan dünya manzaraları
Aliağa: Cumhuriyet Dönemi
İran Gezi Rehberi
Çıplak Zebra
Hıristiyanlığın Özü
Sabun Adam
Beneksiz Mantar
Palyaço Kral
Küskün Koca Ağaç
Şarkıyla Sallanan Salıncak
Tarihi şiirlerle şiir tarihi
Tarık Dursun K.
Kutup
Sabah Olmasın
Feklavye
Dulevi
Benim Dedem Bir Tane
Bahriyeli Çocuk
Dünyanın Köftesi Değişik Ülkeler, Değişik Köfteler
Sokrates'ten Önce Felsefe
Varlık ve Öz
Sofistlerin Çürütmeleri Üzerine
Geleceğin Felsefesi
Geleceğin Aşk Dünyasından
Thomas More ve Ütopyası
Protreptikos (Felsefi Düşünmeye Çağrı) ve Evren Üstüne
Ethica: Etik Üzerine Dersler
OLMAYANA Dizeler
Isırgan Otlarım Hüzün Gülüm
Sesin Kabuğu
Aynı Düşün İçinde
Kıpırtı


Oztürk Pen


www.ascifok.com
www.mudanyamudanya.com
Reha-Necla Midilli Vakfi
focep
focep


4 GECE
4 DÜŞKIRAN
4 ÖLÜ DEĞİL YAŞAYAN
YENİ FOÇALILAR DERNEĞİ

4 YENİ FOÇA’DA DİNLENMEK
4 GÜN GELİR
4 SEVGİ HARMANI :YENİ FOÇA

Gökyüzünden Foça'nin video görüntüsü

Levent Oktay

   Hava Durumu   
IZMIR

  .:: Nöbetçi Eczane
FOÇA

4 Sude Eczanesi
8127867
Küçükdeniz Sahil Cad. No:9


YENIFOÇA

4 Kıvanç Eczanesi
8146158
Eski Belediye Altı No:33/A

  .:: Anket
Gezilerinizde konaklama için tercih ettiginiz tesisler?
Pansiyonlar
Oteller
2-3 Yildizli Oteller
4-5 Yildizli Oteller
Butik Oteller
Apart Oteller
Tatil Köyleri

Sonuçlara bak




* Yazıların sorumluluğu yazarına aittir.
* FocaFoca'da yer alan yazı ve görsellerin, herhangi bir biçimde alınarak basılı ve/veya internet ortamında basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
* Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. focafoca.com harici linklerin sorumluluğunu almaz
* "Otel Arama" ve "Otel Rezervasyonu" hizmeti, Amsterdam / Hollanda merkezli Avrupa'nın lider online otel rezervasyonları şirketi booking.com tarafından sağlanmaktadır.

* Yasal Uyarı
    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)   


Tasarım ve Uygulama FocaFoca.com